DEMOKRASİ ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Ülkemizi 6 ayda bu kriz ortamından çıkaracağız. Enflasyonu en geç 2 yılda tek haneye indireceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İzmir ziyaretini eleştiren Babacan, "İzmir’e gidip gelmiş. Gören, duyan var mı? Çarşı pazar gezmiş mi? Taksiciyle sohbet etmiş mi? Yok. Halkla muhatap olmak istemiyor” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, İzmir'de partisinin Karabağlar 1'inci Olağan İlçe Kongresi'ne katıldı.
Karabağlar Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrede konuşan Ali Babacan, DEVA Partisi olarak taahhütlerini sıralayarak, "Ülkemizi 6 ayda bu kriz ortamından çıkaracağız. Enflasyonu en geç 2 yılda tek haneye indireceğiz. Lamı cimi yok, ötesi yok. İkinci seneyi bitirmeden tek haneye inecek. Daha evvel yaptık, yine yapacağız. Çok daha güzelini, en güzelini yapacağız. Tüm Türkiye'ye yayılmış DEVA kadrolarıyla yapacağız. Biz telefon, tablet, bilgisayar, tüm teknoloji ürünlerindeki vergiyi düşüreceğiz. Üstüne bir de o cihazlarda kullanmaları için tüm gençlere ücretsiz internet vereceğiz. Bunun da hesabını kitabını yaptık. Boşa atıp tutmak yok bizde" dedi.
Kongreye Babacan’ın yanı sıra İzmir İl Başkanı Seda Kaya Ösen, Karabağlar İlçe Başkanı Abdullah Kaya, Karabağlar Belediye Başkanı Muhittin Selvitopu, CHP Karabağlar İlçe Başkanı Mehmet Türkbay, DEVA Partisi il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı.

İZMİR’DE ÇARŞI PAZAR GEZMİŞ Mİ?
Babacan kongrede yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın İzmir ziyaretine değindi. Babacan, Erdoğan’ın ziyaretinde vatandaşlar ve esnaf ile bir araya gelmediğine dikkat çerek, “Halkla muhatap olmak istemiyor” diye konuştu.
Babacan, "Beştepe harikalar diyarı’nda birisi kalkıp ‘Yoksulluk yok. Açlık yok. Vicdansızlık yapmayın’ diyor. Çünkü görüp gezmiyor, ülkenin halini görmüyor. Evvelsi gün İzmir’e gidip gelmiş. Gören, duyan var mı? Çarşı, pazar gezmiş mi? Taksiciyle sohbet etmiş mi? Yok. Halkla muhatap olmak istemiyor" ifadelerini kullandı.
ERDOĞAN’IN EMEKLİLİK VAKTİ GELDİ
Babacan, Cumhurbaşkan Erdoğan'ın adaylık açıklaması konusuna da değinerek; "Bir de İzmir’de ‘Cumhur İttifakı’nın adayı benim’ demiş. Biz de yanıtı İzmir’den verelim. Erdoğan’ın iyi kötü bu ülkeye hizmetleri oldu. Ama artık emeklilik vakti geldi. Bu seçimi kim kazancak biliyor musunuz? En güzel yılları umutsuzlukla, kaygıyla geçen vatandaşlarımız kazanacak. Evladına harçlık veremediği için gizli gizli ağlayan babalar, marketten istediğini alamadığı için başı öne eğilen anneler, açlıkla sınanan emekliler, ürettikçe zarar eden çiftçiler, konserleri yasaklanan sanatçılar kazanacak. Bugünkü otoriter ittifakın görmezden geldiği milyonlar kazanacak bu seçimi. Siz görmezden gelinenlerin zaferlerini iyi bilirsiniz. 2002’de o sessiz yığının zaferiyle iktidara geldiniz. İşte şimdi de görmezden gelinenler kazanacak ve sizin emekliliğiniz başlayacak. Haksızlık, adaletsizlik son bulacak. Türkiye zengin ve özgür bir ülke olacak. Herkes nefes alacak. " dedi.

HER YERDE TABLO AYNI
Babacan Türkiye'de ekonomik sıkıntıların gittikçe ağırlaştığını vurgularak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete yüklendi;
“Gerçekten ülkem adına utanç duyuyorum. Bu ülkenin cumhurbaşkanı bu ülkede yaşanan açlığı yoksulluğu inkar ediyor. Bu ülkenin cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla her gün alay ediyor. Üstelik kabinedeki bakan da diyor ki ‘Dar gelirli vatandaşlar zorluk çekiyor ama zenginlerin hali yerinde.’ Daha da yoksullaştırdıklarını itiraf ediyorlar. Ama bunlar ne utanıyor, ne de yüzleri kızarıyor. Çünkü doğruyu söylememeye, gerçekleri inkar etmeye alıştırlar. Küçük dar bir grup için çalıştıklarını itiraf ediyorlar. Halktan kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu kadar pervasızlık olmaz. Gerçekten ülkede zulüm var.
Her gittiğim şehirde vatandaşlarımız yolumu kesiyor. Bolu’da boş cüzdan gösteren genç bir kardeşimizin, zamlardan nefes almayan teyzemizin, dükkanını kapatmak zorunda kalan bir esnafın feryadını dinledim. İskenderun’da pazarda yarım kiloluk sebeze meyve alışverişi yaparak sattığı ürünün masraflarını dahi karşılayamayarak hayat mücadelesi veren pazarcı esnafını dinledim. İstanbul Adalar’da emekli maaşıyla geçinmeyen vatandaşlarımızın çığlıklarını dinledim. Önceki gün Manisa’da, dün de Kuşadası’ndaydım. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin tablo aynı. Memleketin topyekün yoksullaşmasını iliklerimize kadar hissediyoruz ama vatandaşlarımızla her buluşmamızda buna şahit oluyorum ve çok üzülüyorum."
GECE YARISI YAPTIKLARI DENEYLERLE…
Sayın Erdoğan ülkeyi geceyarısı kararnamelerle yönetmeye alıştı ama kendine doğrudan bağlı ekonomik kurumlar da artık gece yarısı kararlarıyla ülkeyi yönetmeye çalşıyor. Bunlar gecenin karanlğında ülkeyi yönetmeye iyice alıştı. Merkez Bankası başkanları da, bakanlar da gece yarısı değişiyopr. Yaptıkları hiçbir işe yaramıyor. Çünkü Allah’ın verdiği aklı kullanmazsan, bilim dışına çıkmazsan sorunları çözemezsin. Ben bunları merak ediyorum gündüz ne yapıyorlar diye? Gündüz saatlerinin kıtlığı var da onun için bunları mi gece yayınlıyorsunuz. Bir şeyler açıklıyorlar, millet anlamıyor. Kendileri de neyi açıkladıklarının farkında değil. Gece yarısı yaptıkları deneylerle sadece ülkenin dengelerini bozuyorlar. Bu maç maç çoktan bitti, uzatmaları oynuyorlar. İstedikleri abukluklara devam etsinler hepsi nafile, beyhude olacak. Esnafa, vatandaşa, çifçtiye güven vermedikleri sürece, ülkeyi karanlıktan yönettikleri müddetçe ne yaparlarsa yapsın işlemeyecek.
GECE YARISI BOZDUKLARI EKONOMİYİ BİZ GÜNDÜZ DÜZELTECEĞİZ
İşte gece yarısı bozdukları ekonomiyi biz gündüz düzelteceğiz. Ülkeyi aydınlıkta şeffaf bir şekilde yönetecğeiz. Gece yarısı çıktıkları İstanbul Sözleşmesi’ne biz gündüz saatlerinde tekrar döneceğiz. Gece yarısı KHK ile işten çıkarttıkları, mahkemenin beraatine karar verdiği kim var kim yoksa yine gündüz saatlerinde görevlerine iade edeceğiz. Karanlığa sürükledikleri adaleti gün yüzüne çıkartacağız. Ülkemizi açık açık herkesin gözü önünde toparlayacağız. Çarşıda, pazarda, her sokakta vatandaşlarımızla dertleşiyorum. Sokaklar ‘Derhal seçim’ diyor. Sokaklar ‘demokrasi ve atılım’ diyor ama aynı zamanda ‘Derhal bugün’ diyor. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Dönülmez akşamın ufkundayız. 84 milyon elele vermiş, sandık gününü iple çekiyor. Ben de vatandaşlarımıza diyorum ki ‘Sandık günü geldiğinde oy pusulasını açın. DEVA’nın, ‘damla’nın altına ‘evet’ mührü basın. Sonra iş bizde diyorum. Biz yapacağız.

BABACAN: ENFLASYONU EN GEÇ 2 YILDA TEK HANEYE İNDİRECEĞİZ
Dış politikada, sonuç odaklı perspektifle bölgesel barışın ve istikrarın temsilcisi olacaklarını anlatan Ali Babacan, şahsi gündemlerle değil ciddiyetle hareket edeceklerini kaydetti. Babacan, "Biz olsak Türkiye'yi yalnızlaştırmazdık. Uluslararası hukukçulara Türkiye'nin haklı olduklarına dair raporlar yazdırıp masalarına koyardık. Diplomatik kararları işletirdik. Ben dışişleri bakanıyken ilişkileri geliştirdik, barışlar yaptık. Dünyanın neresinde bir sorun varsa Türkiye oradadır, diye algılanan bir ülkeydik. Türkiye'yi yere göğe sığdıramıyorlardı. Türkiye parlayan ülkeydi. O zamanlar hiç mi dış düşman yoktu? Ben bir bakan olarak hiçbir zaman düşmandan şikayet etmedim. İşini doğru yap, dost kazan. Sorunları çözmek için önce muhatabımızla konuşurduk. Yunanistan ve Türkiye, aralarındaki sorunları çözebilecek iki komşu ülkedir. Bizim dileğimiz sorunlarımızı barışçıl şekilde çözmektir. Biz Türkiye'ye dünyada dostlar kazandıracak bir kadroyuz. Haklı olduğumuzda zaten güçlüyüz. Kimse bizim yönetimimizde hakkımıza göz dikemez" diye konuştu.
Ali Babacan, konuşmasının sonunda en hızlı teşkilatlanan parti olduklarını belirtip, İzmirli seçmenlerden destek isteyerek, partililere rozet taktı. (HABER MERKEZİ- DHA)