Demokrat Gündem Demokrat Gündem
Demokrat Gündem
İzmir booked.net
+15°C
  • Demokrat Gündem EURO : 18.5020
  • Demokrat Gündem DOLAR : 17.9689
  • Demokrat Gündem STERLİN : 21.8895
Haberler / Röportajlar

Başkan Sandal ile A'dan Z'ye: 'Kentin tamamını planlıyoruz'

08.06.2022 12:47:52

Bayraklı Belediye Başkanı sayın Serdar Sandal ile makamında bir araya gelip Bayraklı, İzmir ve genel siyasete dair bir söyleşi gerçekleştirdik. Tüm sorulara içtenlikle yanıt veren Başkan Sandal, kentin tamamını planladıklarını, bu anlamda Türkiye'de bunu yapan tek belediye olduklarını belirterek, “Yüzölçümünü yüzdesel olarak bu kadar revizyona tabi tutan ve oranı bizden daha yüksek bir belediye yok. Kentin neredeyse tamamının planlarını eksiksiz yapıyoruz” dedi. Sayın Sandal ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin tamamını aşağıda okuyabilirsiniz.

DEMOKRAT GÜNDEM-Depremin en fazla etkilediği ilçe olan Bayraklı'da süreci iyi bir şekilde yöneten, depremzedelerin sorunlarının çözümü noktasında gösterdiği yapıcı tavır ve açıklamalarıyla dikkat çeken Bayraklı Belediyesi Başkanı Serdar Sandal, depremzedelerin düşük faizli uzun geri ödemeli kredi talebinin gerçekleşmesi için de yoğun çaba harcadı.

İzmirli depremzedelerin kurduğu İZDEDA'nın düşük faizli kredi taleplerinin hala yanıtlanmamış olmamasından, 117 vatandaşın hayatını kaybettiği, 20 bin insanın etkilendiği süreçte İzmir'in afet bölgesi ilan edilmemesine kadar sürece ve son duruma dair sorularımızı yönelttiğimiz Başkan Serdar Sandal, “Depremin üzerinden 1,5 yıla yakın bir süre geçti. O talep bir buçuk yıldır ileriye sürülüyor. Ve tüm yetkililerle de görüşülmüş. İlgili bakanlıklara, kanaat önderlerine, temsilcilere aktarılmış. Bugüne kadar gerçekleşmemişse oyalanıyor mu oyalanmıyor mu, yapacaklar mı yapmayacaklar mı, benim cevap verebileceğim Bir şey değil. Herşey ortada” dedi.

KULAĞIMIZA GELEN BİLGİLER VAR ANCAK...

Rezerv alanda yapılan 3 bini aşkın konutun depremzedeler yerine ihaleyle talep edene satılacağı şeklinde kendilerine gelen duyumlar olduğunu vurgulayan Başkan Sandal, böyle bir durumun olması durumunda demokratik tepkilerini ortaya koyacaklarını söyledi. Sandal, “Şimdi önemli olan rezerv alanda yapılan 3 bin küsur konut var. o konutlarda depremzedelere kesinlikle verilmeli. Kulağımıza gelen negatif bilgiler var ama gerçekle ilgileri olduğunu düşünmüyorum. İhaleyle talep edilene satılacağı şeklinde. Ama biz kamunun böyle bir yanlışın içinde olacağını düşünmüyoruz. Çünkü o konutlar depremzedeler için yapıldı. Ağır, orta, az hasarlı binası olan vatandaşlarımıza satılmak üzere yapıldı. Umarım orda bir aksilik yaşamayız. Demokratik tepkimizi ortaya koyarız aksi durumda” açıklamasını yaptı.

YÜZÖLÇÜMÜNÜ YÜZDESEL OLARAK BU KADAR REVİZYONA TABİ TUTAN BAŞKA BELEDİYE YOK

K sınırlarının belirlenmesi, yüzde 20'lik emsal artışı, revizyon imar planlaması gibi çalışmalar hakkında bilgi veren Bayraklı Belediyesi Başkanı Serdar Sandal, iddialı konuştu: “İddialı söylüyorum, İzmir için söylemiyorum, Türkiye için söylüyorum; Yüzölçümünü yüzdesel olarak bu kadar revizyona tabi tutan ve oranı bizden daha yüksek bir belediye yok. Kentin neredeyse tamamının planlarını yapıyoruz, eksiksiz. Bir mahalle, bölge, semt değil kentin tamamının planlarını yapıyoruz.”

BÜYÜKŞEHİR İLE BİRLİKTE DİLBER APARTMANI'NDA KOOPERATİF MODELİYLE...

Bayraklı Belediyesi Başkanı Serdar Sandal, inşaat maliyetlerinin artması ve Türkiye'de yaşanan enflasyon yüksekliği başta olmak üzere ekonomik kriz ortamının kentsel dönüşüm sürecini yavaşlattığını vurgulayarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hayata geçirecekleri bir çalışmanın müjdesini de verdi. Sandal, bu müjdeyi, “Onunla da ilgili yine elimizi taşın altına koyuyoruz. Büyükşehir belediyemizle birlikte Dilber Apartmanı'nda bir kooperatif modeliyle bu işi çözeceğiz. Sanıyorum onunla ilgili açıklamayı Tunç Başkanımız daha detaylı yapacaktır. Ofisleri hazırlandı, kooperatif kuruldu, sözleşmeler yoğundu, geçen cumartesi imzalandı sanırım. Böylece bu süreci halletmiş olduk” şeklinde ifade etti.

OLMAZSA OLMAZIMIZ, GÖNLÜMÜZÜN ADAYI KEMAL KILIÇDAROĞLU'DUR

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Türkiye için bir şans' olduğunu kaydeden Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “Bir vekil seçmiyoruz, bir yerel yönetici seçmiyoruz. Bir kamu kurumunun başına birini istemiyoruz. Devleti yönetebilecek birini istiyoruz. Burada da referanslarımız var. Bir defa herkesi kucaklayacak, kimseyi ötekileştirmeyecek, yeni bir barış iklimi oluşturacak ama bunun yanında devleti tanıyacak, birikimi olacak, akil adam olacak. Kriterler bunlar. Bu kriterler genel başkanda mı var? Bence var ve zaten biz bugün yeniden güçlendirilmiş parlamenter sistemden söz edebiliyorsak Kemal Bey'e borçluyuz. Temel paradigmaların yüzde 30 sosyal demokrat oy, yüzde 70 muhafazakar oy, bu paradigmayı kırmışsak Kemal Kılıçdaroğlu'na borçluyuz. Partiyi ana muhalefet stratejisinden toplumsal muhalefet stratejisine taşımışsa bunu biz Kemal Bey'e borçluyuz. Partililer olarak bizim gönlümüzün adayı ve olmazsa olmazımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur” ifadelerini kullandı.

SAYIN SERDAR SANDAL İLE RÖPORTAJIN SATIR BAŞLARI:

DEMOKRAT GÜNDEM-Depremin en çok etkilendiği ilçelerin başında geliyorsunuz.

Depremin en etkili olduğu tek alan Bayraklı. Yaşadığımız acıyı hafifletmeye çalışmak acıyı hafifletmiyor. Daha önceden provasını, deneyimini yaşadığımız Bir şey değil sonuçta deprem. Bir anda gerçekleşti, avuçlarımızın içinde bulduğumuz bir süreç. Ama gerek enkazın kaldırılması gerek o gece çadırların kurulup ihtiyaçların karşılanması, daha sonraki süreçlerde 20 bine yakın yurttaşımız sokakta idi. Onların ihtiyaçlarının çözülmesi bizim temel sorumluluklarımızdan bir tanesi idi. Bu anlamda koordinasyonumuzda büyükşehirimiz ile beraber ve gelen yardımlarla hiç yalnız bırakılmadık. Hem diğer belediyelerimiz hem kamu özellikle enkaz kaldırılma sürecinde elbirliğiyle çalıştık. Biz de işi disipline edip daha kontrollü, bilinçli bir çalışma yaptık. Çadır sürecinde öyle bir noktaya geldik ki her çadırın olduğu noktalarda iletişim noktaları kurduk, telefon numaralarımızı astık. İhtiyaç ne olursa olsun yarım saat sonra vatandaşlarımıza ulaştırdık. Bu Türkiye'de bir ilk. Çadırların bir ay gibi bir sürede kaldırılması ve herhangi bir sorun yaşanmadan bu sürecin tamamlanması, oradaki yurttaşlarımızın geçici konutlara yerleştirilmeleri, ihtiyaçlarının çözülmesi, ev malzemelerinin karşılanmasına kadar orada da yanlarında olduk. Yani 400'e yakın aile Bayraklı Belediyesi tarafından, sponsorlar desteğiyle yerleştirildi. Yine büyükşehir belediyemiz Uzundere konutlarını ve Hilton Oteli'ni açtı ve bu süreci tamamladık.

BAKANLIKLARIN SORUMLULUKLARI VAR

Bunlar da tüm Türkiye'ye örnek olacak işler. Çok afet yaşadık. Enkaz süreci dışında neredeyse biz kendi yurttaşımızla baş başa kaldık. Ne arayanımız ne soranımız. Bizim aslında daha farklı, daha büyük yaptığımız işlerden bir tanesi K sınırları. Bu zamana kadarki yaşanmış afetlerde yerel yöneticilerin ellerini taşın altına koyup aldıkları bir çözüm değil. Bu da bizim ve büyükşehir belediyemizin gayreti ve başarısı. Daha sonra yüzde 20'lik imar artışı. Tabi ki bugüne kadar depremle ilgili bekleyen en önemli sorun. Can, mal kayıpları ve psikolojik tahribatı kast etmiyorum tabiki. Sadece depremin fiziki boyutuyla ilgili konuşuyorum. Temel sıkıntı ihtiyaç duyulan kredinin zamanında ve uygun faizle verilmemesi. Şu an maliyetlerin alıp başını gitmesi, faiz oranlarının tırmanması vatandaşı zor durumda bırakıyor. Aslında burada nasıl ki çöp vergisini biz topluyorsak ve çöpten biz sorumluysak, parkından biz sorumluysak yani yasalarla tanımlanmış görevlerden biz sorumluysak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın da İçişleri Bakanlığı'nın da sorumlulukları var. sorumlulukların toptan yerine gelmesi lazım.

D.G: Ekonomik koşullar nedeniyle yüksek inşaat maliyetleri sözkonusu. Vatandaşın mağduriyeti artıyor. Bu durum kentsel dönüşüm sürecini de yavaşlatacak gibi görünüyor.

BÜYÜKŞEHİR İLE DİLBER APARTMANI'NDA KOOPERATİF MODELİYLE BU İŞİ ÇÖZECEĞİZ

S.S: Bazen vatandaş bu noktayı kaçırabiliyor. Faiz bizim meselemiz değil mesela. Kredi miktarı da bizim meselemiz değil. Maliyetlerin bu kadar artması da bizim yaptığımız Bir şey değil. Şimdi temel sorun tam da bu noktada kilitleniyor. Onunla da ilgili yine elimizi taşın altına koyuyoruz. Büyükşehir belediyemizle birlikte Dilber Apartmanı'nda bir kooperatif modeliyle bu işi çözeceğiz. Sanıyorum onunla ilgili açıklamayı Tunç Başkanımız daha detaylı yapacaktır. Ofisleri hazırlandı, kooperatif kuruldu, sözleşmeler yoğundu, geçen cumartesi imzalandı sanırım. Böylece bu süreci halletmiş olduk.

D.G: Deprem sonrası afet bölgesi ilan edilmemesini sıkça vurguladınız...

İKTİDARIN NE KADAR BÜTÇE AYIRDIĞI, KONUT YAPTIĞI AŞİKAR

S.S: Bir daha sesleniyorum ben, afet bölgesi ilan edilmedik. 117 canımızı kaybettik, 20 bin insan sokakta kaldı. Afet bölgesi ilan edilmedik. Şimdi afet bölgesi diyorum ama vatandaşın anlayacağı dille ifade ettim. Kanunen bunun adı Afete maruz bölge vesaire olabilir. Bunu söyleyince bazı siyasiler afet bölgesi diye bir tanım yok diyorlar. Ama vatandaşın anladığı dilde anlatmak lazım. Biz burada akademik bir tartışma yapmıyoruz. Veya doğrusu ne ise. Yani Karadeniz'de yaptığınızı burada da yapabilirdiniz. Karadeniz'de yaptığınızdan elbette rahatsız değiliz. Teşekkür ederiz. Ama mesele İzmir olunca bu mesele birazcık daha, yani kamunun Elazığ'a, Van'a, Malatya'ya ne kadar bütçe ayırdığı, konut yaptığı ve İzmir'de ne yaptığı aşikar. Bu eksiğimizin bir an önce de giderilmesini talep ediyorum.

D.G: K sınırlarının belirlenmesi, imar planı revizyonları, emsal artışı... Yoğun bir çalışma içindesiniz. Nasıl bir Bayraklı hayal ediyorsunuz?

KENTİN TAMAMINI PLANLIYORUZ

S.S: İddialı söylüyorum, İzmir için söylemiyorum, Türkiye için söylüyorum; Yüzölçümü yüzdesel olarak bu kadar revizyona tabi tutan ve oranı bizden daha yüksek bir belediye yok. Kentin neredeyse tamamının planlarını yapıyoruz, eksiksiz. Bir mahalle, bölge, semt değil kentin tamamının planlarını yapıyoruz.

D.G: Kentsel dönüşüm, ihtiyaç. Ekonomik kriz etkiliyor, süreci uzatacak gibi görünüyor.

S.S: Bu süreç bugünden yarına bir öneriyle, ya da bizim önerimizle düzenlenebilecek bir süreç değil. Bu anlamda piyasa uzmanlarının yorumcularının ya da bazen yurtdışından bazı finans-ekonomi piyasası kurumlarının açıklamalarını dinlediğimizde endişelerimiz biraz daha artıyor. Umarım bu senaryoların hiçbiri gerçekleşmez. Dolar 22, mazot 35 lira olacak diyorlar. Biz bütçemizi yaptığımızda 430 milyon bütçeyle 52 milyon dolar alıyorduk. Şu an 30 milyonun altında alıyoruz. Ve bütçenizi denk yapmak zorundasınız. Geliriniz 52 milyon ise giderinizin de 52 milyon olması gerekiyor. Yani bütçenizin yüzde 60'ı gitti. Siz bir bütçe hazırlıyorsunuz, ben burayı bu parayla götürürüm diyorsunuz, yarısı gitmiş durumda şu an. Ve daha risklerimiz var. Enflasyonun artmasından kaynaklı toplu iş sözleşmeleriyle işçilere vereceğiniz oran da artmış durumda. Ki belediyelerin bütçelerinin yüzde 70'i personel maaşı. Böyle bir ortamda çalışıyoruz.

D.G: Mali disiplin, tasarruf tedbirleri uygulamaya koymuştunuz. Son durum nedir?

S.S: Mali disiplin alanında da örnek bir belediyeydik biz. Çünkü mali disiplini doğru planlamadığınız sürece diğer işleri yapabilme şansınız yok. Ama bir de borç yükümüz var. mesela 102 milyon banka kredisi. Sanıyorum bunun 92'sini ödedik, önümüzdeki ay bir 5 daha ödeyeceğiz. Ciddi bir yük yani.

D.G: Emsal artışı kararının uygulandığı ilk ilçe. Sizce Bayraklı'nın talepleri tam olarak karşılandı mı?

S.S: Taleplerin karşılanıp karşılanmadığı noktası birazcık da ilgili yasa ve yönetmeliklerle ilgili. Yani sizin yaptığınız iş, yani bizim K sınırları olsun yüzde 20'lik emsal artışı olsun, tüm yasa ve yönetmelikleri zorlayarak maksimum noktada yapabileceğimiz ve vatandaşın da azami şekilde yararlanabileceği şekilde. Onun dışında herşeyin ucu açık.

D.G: İzmirli depremzedelerin düşük faizli kredi talepleriyle ilgili süreç henüz sonuçlanmadı.

YAPACAKLAR MI YAPMAYACAKLAR MI; HERŞEY ORTADA

S.S: İZDEDA talepleri. Olmayacak da olmayacak da. Depremin üzerinden 1,5 yıla yakın bir süre geçti. O talep bir buçuk yıldır ileriye sürülüyor. Ve tüm yetkililerle de görüşülmüş. İlgili bakanlıklara, kanaat önderlerine, temsilcilere aktarılmış. Bugüne kadar gerçekleşmemişse oyalanıyor mu oyalanmıyor mu, yapacaklar mı yapmayacaklar mı, benim cevap verebileceğim Bir şey değil. Herşey ortada. Şimdi önemli olan rezerv alanda yapılan 3 bin küsur konut var. o konutlarda depremzedelere kesinlikle verilmeli. Kulağımıza gelen negatif bilgiler var ama gerçekle ilgileri olduğunu düşünmüyorum. İhaleyle talep edilene satılacağı şeklinde. Ama biz kamunun böyle bir yanlışın içinde olacağını düşünmüyoruz. Çünkü o konutlar depremzedeler için yapıldı. Ağır, orta, az hasarlı binası olan vatandaşlarımıza satılmak üzere yapıldı. Umarım orda bir aksilik yaşamayız. Demokratik tepkimizi ortaya koyarız aksi durumda.

D.G: Cumhurbaşkanının deprem konutlarının teslimiyle ilgili törende yaptığı açıklama sırasında alanı terketmiştiniz. Nedenlerini açıklamıştınız gerçi... Kendinizi yeterince ifade edebildiniz mi?

S.S: Orda bir yanlış algılanma oldu. Ben sayın Cumhurbaşkanına tepki göstermedim. AK Parti Genel Başkanına tepki gösterdim, ikisi arasında fark var. sayın Cumhurbaşkanı buraya geldiğinde iner karşılarız. Bir talimatı var mı diye sorarız, bize Bir şey sorarsa da arz ederiz. Devletin cumhurbaşkanı o. ben de kentimize geldiğinde izin alıp çıkabilirdim, törene katılmayabilirdim. Ama Cumhurbaşkanı ilçemize gelmişse, depremle ilgili bir açılış varsa, bizim orda olmamız asli görevimiz. Biz de depremle ilgili anlatılan süreç, kamu yatırımlarına kadar oradaydık, hiçbir tepkimiz yok. Ama iş Cumhurbaşkanlığı kimliğinden siyasi parti genel başkanlığı kimliğine gidip yüz yıllık bir siyasi hareketin genel başkanına, onun üyelerine Bir şey söylendiğinde o zaman ben de belediye başkanı olarak değil CHP üyesi olarak tepkimi vermek zorundayım.

D.G: Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Kurum da AK Partili diğer yöneticiler de İzmir'in 'yerinde saydığını' belirtiyor. CHP'li yöneticiler de başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer olmak üzere İzmir'in ödediği vergi oranında yatırım ve hizmet almadığını belirtiyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

EVET İZMİR YERİNDE SAYIYOR; YÜRÜMEK OYSA DURMAKDAHA HAYIRLI OLMUŞ O ZAMAN

S.S: Evet orda şöyle bir kabulden yola çıkalım, İzmir yerinde sayıyor. Yerinde saymayıp ilerleyen kentler hangileri? İstanbul mu? Sayın Cumhurbaşkanı 'Biz bu kenti mahvettik' dedi. Ankara mı? Neresi? Ortada bir kayıp yok. Yürümek oysa durmak daha hayırlı olmuş o zaman. Ama ben durduğu kanaatinde değilim. Önemli olan kentin altyapısıyla ilgili çalışmalar. Bugün Tunç Soyer önderliğindeki büyükşehir bu anlamda bence iyi işler yapıyor.

D.G: İzmir'de son günlerde yine İzmir Körfezi'nin temizlenmesi, koku sorununa dair AK Partili yöneticilerden birbiri ardına eleştiriler geliyor. Büyükşehir yetkilileri de yapılan çalışmalara dair açıklamalar yayınlıyor. Süreci takip etmişsinizdir...

BİZ DE BÜYÜKŞEHİR DE TUNÇ BAŞKANIMIZ DA FARKINDA VE...

S.S: Dönem dönem koku oluyor. Dereler temizlendiğinde. İlgili kanalları temizlediklerinde oluyor. Dönem dönem sonuç itibariyle problem tespit edilmiş mi, akademik kurullar kurumlar devrede mi? Bunun üzerinde bir üst akıl mı var? Acaba İzmir Körfezi Marmara Denizi'ne mi döndü? Marmara'da koparılmayan kıyamet İzmir Körfezi üzerinde niye bu kadar yüksek şiddetle koparılıyor? Gerçek açık. Tabi ki İBB de bizler de sayın Tunç Başkan da meselenin farkında. Çözümün de farkında. Sanıyorum Manisa'dan Gediz ile ilgili, bu nehirlerin temizlenmesi gerekiyor. Bir defa kirletmeyi bırakacaksınız, temizlemeden önce. Kirletecek faktörlerin önüne geçebilecek tedbirleri alacaksınız. Bu konuda belediyenin bir eksiği var mı?

D.G: Belediye başkanı-örgüt uyumu sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun da üzerinde önemle durduğu ve sıkça vurguladığı bir konu. Bayraklı'da önceki dönem ilçe başkanıyla yaşanan tartışmalar medyaya da yansımıştı. Şimdi yeni bir ilçe başkanı. O sürece dair ve örgüt-başkan uyumunun önemi hakkında düşüncelerinizi merak ediyoruz...

ÖRGÜT VİCDANİ KANAATİNİ KULLANARAK BU KANGRENİ TEMİZLEDİ

S.S: Örgütün çalışmalarına çok etkili bir şekilde müdahale etmedik, karışmadık. Kendi mahalle seçimimde bile iki tane liste vardı. Arkadaşlar geldi, konuştular. Her iki listeyi zarfa koyup birlikte attım. Karışmadım yani. Ama siyasal örgütlerin asli görevleri partiyi büyütmektir. Partideki ideolojik derinliği üyelere taşımaktır. Şimdi bu misyonunu yitirdiğiniz an, bu defa kendi kişisel kariyeriniz ya da etkilendiğiniz arkadaşların kişisel kariyeriyle ilgili bir pozisyon alırsanız hem örgüte hem belediyeye bir katkınız olmaz. Bir belediye düşünün, borçlu devralınmış, kurumsal kimliği oluşmamış, ekonomik krizin-pandeminin-depremin olduğu bir yerde bir belediye başkanınız CHP'li bir belediye başkanınız bir iş yapmak istiyor, sizin ise asıl işiniz belediye başkanını eleştirmek oluyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir akıl tutulması yok. Önce örgüt vicdani kanaatini kullanarak bu kangreni temizledi. Mesele o. Çok güzel olacak herşey.

YENİ BAŞKAN 500 YENİ ÜYE KAZANDIRDI, SAYI BİNE ÇIKACAK

Yeni arkadaşımız, genç arkadaşımız şu an, sanıyorum 500 civarı başka siyasi partilerden, ağırlığı da Adalet ve Kalkınma Partisi'nden olmak üzere Bayraklı'daki aileleri CHP'ye kazandırdı. Daha yeni. Siyasi çalışma dediğiniz budur. Kısa süre sonra bu sayı bine çıkacak. Geometrik olarak katlanacak. Geldi geleli tüm mahalleleri geziyor, dolaşıyorlar, görev bölümlerini yapıyorlar. Henüz eşlik edemedim, ama edeceğiz.

D.G: Bayraklı sırtları da yoğun olan bir kent. Sahaya ne sıklıkta iniyorsunuz, kent sakinlerinden aldığınız dönütler nasıl, özel anket çalışması gibi çalışmalar yapıyor musunuz memnuniyet oranları hakkında?

S.S: Bir belediye başkanının varlığı ya da yokluğu sokakta gezerken başkana söylenir. Sizinle fotoğraf çektiriyorlarsa, sarılıyorlarsa, gelip size dertlerini söylüyorlarsa, iyi dileklerini anlatıyorlarsa, ya da camdan-balkondan el sallıyorlarsa demek ki işler iyi gidiyor. En büyük anket bu. Onun dışındaki her mesele bizim için bağlayıcılığı olmayan ,sanal bir işlem. Yani bakıyorsunuz bir anket, en başarılılar vesaire. Biz o işlerde yokuz ve olmayız da. Sonuç itibariyle ben bir matematikçiyim. Anket sorunla ilgili size ipucu verir, sorunu asla tanımlamaz size. Manipülatiftir. Yani mesela bunun bir benzerini de Cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşmalarında görüyoruz manipülatif bir şekilde. Partiye oy vermeyecek insanlar CHP'nin adayını belirlemek üzere tercihte bulunuyorlar ve sanki partiye oy verecek insanların kanaati imiş gibi anlatılıyor. Biri on puan, biri beş, biri iki puan. Hep manipülatif işler. Partiye oy verebilecek kitle belli. Seçimde oy verebilecek insanlar belli.

D.G: Anaokullarına önem veriyorsunuz, önemli projeleri hayata geçirdiniz bu konuda. Sayın Kılıçdaroğlu da yoksul semtler başta olmak üzere ana okulu, kreşler açılması yönünde talimatta bulunmuştu.

KLASİK BİR KREŞ YAPALIM, ANNE BIRAKIP İŞE GİTSİN ANLAYIŞINDA DEĞİLİZ...

S.S: Mesele şu, sadece kendimizi ve bizden sonraki süreci kurtaralım diye siyaset yaparsak bizden sonrakilere kötü bir miras bırakırız. Bizden sonra gelecek kuşağı da bugünden kurgulamak lazım. Bir çocuğun asıl eğitiminin temelini ne ilkokul, ne ortaokul, ne lise belirler. Okul öncesi eğitim belirler. O yüzden çok önemsiyoruz okul öncesi eğitimi. Temel becerileri kazanmalarıyla ilgili çabamızın nedeni bu. O yüzden öğretmenlerimizi sınavla aldık. Sınavı Ege Üniversitesi ile yaptık. Mülakatını da yine üniversitelerden gelen akademisyenlere yaptırdık ki çocuklarımız doğru eğitimden geçtik. Klasik bir kreş yapalım, anne çocuğunu bıraksın işe gitsin, geldiğinde çocuğu sadece yemeğini yemiş olsun, iki tane resim karalasın gibi bakmıyoruz meseleye. Bizim kreşlerimizde çocuğun bütün ihtiyaçları karşılanıyor. Aileden ekstra kırtasiye, yemek parası istemiyoruz. Ücret politikamız da orda böyle. Asgari ücretin altında geliri olan hiçbir aileden ücret almıyoruz mesela. Şu an yüzü geçti öğrenci sayımız.

D.G: Biraz da genel siyaset konuşursak. Genel seçim sürecinde sonucu etkileyecek kilit partinin HDP olacağı belirtiliyor. Millet İttifakı'nın şansını nasıl değerlendiriyorsunuz, yoğun bir çalışma içindeler.

HDP POZİSYONUNU BU NOKTADA BELİRLERSE MEMNUNİYET DUYARIZ TABİ AMA..

S.S: Türkiye'de yeni bir iklim oluşuyor. Aslında bizim Homeros Festivali'nde şair Adonis'in dediği güzel bir şey var; 'Bu işi önemsiyoruz' diyor, 'Çünkü bu ben ve ötekinin birlikte yaşamasıyla ilgili bir çaba ve bir gayret'. O yüzden yeni bir iklim yaratmak gerekiyor. Bu iklimde farklı siyasi partiler var; İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA vesaire, HDP var bi tarafında, bir tarafında AKP, MHP var. burada birilerini tanımlayıp onun üzerinden yeni bir alternatif yaratmak değil. Mesele şu, artık iş siyasal sürecin dışında başka bir mecraya dönmüştür. Ya bu sistemle devam edeceğiz ya da yeniden güçlendirilmiş parlamenter güçler ayrılığı ilkesine geri döneceğiz. Önemli olan vatandaşların siyasi yapısına, etnik-dini inanışına bakmadan ülkeleriyle ilgili bu tercihlerini önemsemek. Biz yelpazenin güçlendirilmiş parlamenter sistem, yeniden eski ayarlara ama düzenlenerek, temel hak ve özgürlüklerin kurulduğu, haktan-adaletten-hukuktan bahsedebileceğimiz, (çünkü geçmiş sistemde de eksikler vardı, eleştirilerimiz yoğundu). HDP pozisyonunu bu noktada belirlerse tabi ki memnuniyet duyarız. Burada bir sorun yok. Sonuçları kimin belirleyip belirlemeyeceğini ben bilmem.

SAYIN KILIÇDAROĞLU BU ÜLKE İÇİN BİR ŞANSTIR

D.G: Bayraklı'nın genel seçim sonuçlarına etkisi ne kadar olacak sizce?

S.S: Bayraklı HDP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın sayısının yoğun olduğu ilk 5 ilçe arasında İzmir'de. Bu hep gözardı edilir ama reeli budur bunun. Bizim herhangi bir siyasi partiye yönelik özel bir çalışmamız yok. Ben kimse yatağa aç girmesin diyorum, bunun için çalışıyorum. AKP'li, MHP'li, HDP'li benim için hiç fark etmez. Çocuk HDP'li de MHP'li de olabilir, bu bizi ilgilendirmez. Siz işinizi doğru yaparsanız zaten sonuç etki eder seçime. Vatandaş da sizin duruşunuzla, kimliğinizle, ahlakınızla, yaptıklarınızla bir algı oluşuyorsa zaten bu bir şekilde pozitif olarak yansır. Negatifseniz de negatif olarak yansır. Sayın Kılıçdaroğlu bu ülke için bir şanstır.

GÖNLÜMÜZÜN ADAYI KEMAL KILIÇDAROĞLU

D.G: CHP Lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olmasını ister misiniz ya da aday olmalı mı?

S.S: Bir vekil seçmiyoruz, bir yerel yönetici seçmiyoruz. Bir kamu kurumunun başına birini istemiyoruz. Devleti yönetebilecek birini istiyoruz. Burada da referanslarımız var. Bir defa herkesi kucaklayacak, kimseyi ötekileştirmeyecek, yeni bir barış iklimi oluşturacak ama bunun yanında devleti tanıyacak, birikimi olacak, akil adam olacak. Kriterler bunlar. Bu kriterler genel başkanda mı var? Bence var ve zaten biz bugün yeniden güçlendirilmiş parlamenter sistemden söz edebiliyorsak Kemal Bey'e borçluyuz. Temel paradigmaların yüzde 30 sosyal demokrat oy, yüzde 70 muhafazakar oy, bu paradigmayı kırmışsak Kemal Kılıçdaroğlu'na borçluyuz. Partiyi ana muhalefet stratejisinden toplumsal muhalefet stratejisine taşımışsa bunu biz Kemal Bey'e borçluyuz. Bizim gönlümüzün adayı ve olmazsa olmazımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur partililer olarak.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş

E-Bültenimize abone olmak için email adresinizi kaydedebilirsiniz.