Demokrat Gündem
Demokrat Gündem
İzmir booked.net
+15°C
  • Demokrat Gündem EURO : 19.5366
  • Demokrat Gündem DOLAR : 18.6501
  • Demokrat Gündem STERLİN : 22.6852
Haberler / Röportajlar

Murat Aydın ile A'dan Z'ye: 'Büyükşehir kahve dedikodularının dile getirileceği yer değil'

11.06.2022 10:59:02

Deneyimi ve konulara hakimiyeti gözle görülür olan İBB CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın ile İzmir’in sorunları ve çözüm önerileri başta olmak üzere kentte muhalefette olan AK Parti-MHP kanadının eleştirileri, ülke gündemi, yerel ve genel siyasete dair pek çok noktada söyleşi yaptık.

DEMOKRAT GÜNDEM-RÖPORTAJ HABER-BİRİNCİ BÖLÜM- İzmir Büyükşehir Belediyesi CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın, Karşıyaka Belediyesi Meclis Üyeliği görevinin ardından yüklendiği yeni görevini iki ay gibi kısa bir süredir yönetiyor.

Yönetim tarzının birbirini dinleme, anlama çabası ve saygı üzerine kurulu olduğunu kaydeden İBB CHP Grup Başkanvekili Avukat Murat Aydın, büyükşehir belediye meclisinde hakaret, parmak sallama, bağırma gibi yakışıksız durumların olmamasını temenni ettiğini belirtti.

HERKES DİNLENİLMEYİ VE SAYGI GÖRMEYİ HAK EDER

İBB CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın, “Dünyanın en kötü ve ağır sözlerini bile en doğru ve nazik şekilde söylemeyi başarabilmeli insan. Hele politikacı ise. Parmak sallayarak, ona buna bağırarak, hakarete varan sözler kullanarak olmaz. Hiç tarzım değil. Meclislerde de buna benzer şeyler söylüyorum; birşeyi söylemenin bir sürü yolu var yani. Bir kere herkes muhataplarına saygı duymak zorunda. Saygı görmek isteyen önce saygı göstermeli kim olursa olsun. Konuşan kim olursa olsun, ne diyor diye dinlemek gerekiyor. Dinlediğiniz-aldığınız şey faydalıdır değildir, doğru bulursunuz bulmazsınız, o başka Bir şey. Herkes saygı görmeyi ve dinlenilmeyi hak eder. Herkese kendi görüşünüzü en açık ve nezaketli şekilde anlatmak gerekir” dedi.

BÜYÜKŞEHİR KAHVE DEDİKODULARININ DİLE GETİRİLECEĞİ YER DEĞİL

Türkiye’de siyaset dilindeki kirlenmenin mecliste yaşanmaması için elinden geleni yapacağını kaydeden İBB CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın, “Türkiye'de siyasetin dilindeki kirlenme her şeye bulaşıyor. Yani insan bir sözü söylerken arkası var mı, doğru mu, emin misin diye düşünmesi lazım. Emin değilse ihtiyatlı olmak lazım. Duyumu konuşmak zaten yanlış. Büyükşehri belediye meclisinde bir kez dile getirdim de. Muhalefet grubundaki arkadaşlar bazen, 'İşte böyle söyleniyor, böyle duyumlarımız var, deniyor' diyor. İBB kahve dedikodularının dile getirileceği yer değil. Orda bir meclis üyesi bir söz söylüyorsa, o sözünün dayanakları vardır, arkasında olmalıdır” ifadelerini kullandı.

EKONOMİYİ BATIRMASALARDI BİZ DE ZAM YAPMAK ZORUNDA KALMAZDIK

CHP Grup Başkanvekili Murat Aydın, akaryakıta ardı ardına gelen zamlan nedeniyle toplu ulaşımda zam yapma zorunluluğu duyduklarını vurgulayarak, “Ulaşım ücretsiz olmalı. Net. Fikrimiz bu. Ama bu koşullarla bunu sağlamak mümkün değil. Yıllardır hükümete söyleniyor, toplu ulaşımda akaryakıttan ötv almayın belediyelerden. Toplu ulaşıma harcadığımız akaryakıtı teknelerimize koyup gezmiyoruz. Teknemize koyduğumuzda ÖTV düşük. AK Partinin yönettiği belediyeler acaba ulaşım zammı yapmadılar mı? Konya Belediyesi ne kadar zam yaptı, bilmiyorum. Ya da TCDD zam yapmadı mı yani? Ülke ekonomisini batırmasalardı biz de zam yapmak zorunda kalmazdık” değerlendirmesini yaptı.

KÖRFEZ TEMİZLİĞİNİN TEK SORUMLUSU YEREL YÖNETİM Mİ?

AK Partili yöneticilerin sık sık dile getirdiği İzmir’deki koku problemine dair de konuşan Murat Aydın, “Bir sorunu inkar bizim yöntemimiz değil. Biz dolar 18 liraya gelip de ekonomi çok iyiye gidiyor diye masal anlatanlardan değiliz. Bu şehrin bir sorunu var, bu sorunu çözmek için de İBB ciddi harcamalar yapıyor. Arıtma, yağmur suyu kanalları için. Bakın İzmir Türkiye'de biyolojik arıtmada açık ara lider. Mesela Ankara'nın yüzde 7. Yeni devraldık biliyorsunuz Ankara'yı. Bütün arıtma sistemlerimizin atıklarının niteliği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetleniyor. Hepsi. İBB bu konuda onlarca ödül, takdir aldı. Yeterli mi? Değil. Halk sonuca bakar nihayetinde. Bir sorun var ve bu sorunu çözmek için gayret gösteriyoruz. Ama bu sorun bir günde oluşmadı, bir günde de çözülmeyecek. İki, İzmir Körfezi'nin temizliğinin tek sorumlusu yerel yönetim mi?” diye sordu.

CHP İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ GRUP BAŞKANVEKİLİ AVUKAT MURAT AYDIN İLE SÖYLEŞİMİZİN TAM METNİ:

DEMOKRAT GÜNDEM: Büyükşehir Belediyesinde grup başkanvekilliği göreviniz başladı. Deneyimli bir meclis üyesisiniz, bu tarafta olmak nasıl? Mecliste grubunuzu temsil ediyorsunuz. Zaman zaman gerilimli meclisler oluyor. Yönetim anlayışınız nasıl?

MURAT AYDIN:  İnsanların diyalog kurarken birbirleriyle konuşması, açık fikirli olması lazım. Sözlerin önü arkası başka olduğu zaman birbirini anlayamaz insanlar. İletişimin temel prensibi nedir, ne söylediğiniz değil nasıl anlaşıldığınız önemlidir. Yani siz nasıl anlaşılmak istiyorsanız onu söylemelisiniz. Söylediğiniz sözü beğenmeyebilir, hatalı-yanlış-eksik bulabilir. Dünyanın en kötü ve ağır sözlerini bile en doğru ve nazik şekilde söylemeyi başarabilmeli insan. Hele politikacı ise. Parmak sallayarak, ona buna bağırarak, hakarete varan sözler kullanarak olmaz. Hiç tarzım değil. Meclislerde de buna benzer şeyler söylüyorum; birşeyi söylemenin bir sürü yolu var yani. Bir kere herkes muhataplarına saygı duymak zorunda. Saygı görmek isteyen önce saygı göstermeli kim olursa olsun.

HERKES SAYGI GÖRMEYİ VE DİNLENİLMEYİ HAKEDER

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bütün üyeleri, hangi partiden olursa olsun, İzmir halkının yararının peşindedir, böyle kabul etmek zorundayım. Böyle kabul ediyorum. Farklı niyeti olan varsa onun problemi. Böyle baktığınızda konuşan kim olursa olsun, ne diyor diye dinlemek gerekiyor. Dinlediğiniz-aldığınız şey faydalıdır değildir, doğru bulursunuz bulmazsınız, o başka Bir şey. Herkes saygı görmeyi ve dinlenilmeyi hak eder. Herkese kendi görüşünüzü en açık ve nezaketli şekilde anlatmak gerekir. Anlattığınız şeye inanıp inanmamak da muhatabınız için de geçerli. Sizin söylediğiniz her şeyi muhatabınız doğru bulmayabilir.

BÜYÜKŞEHİR MECLİSİ KAHVE DEDİKODULARININ DİLE GETİRİLECEĞİ YER DEĞİL

Türkiye'de siyasetin dilindeki kirlenme her şeye bulaşıyor. Yani insan bir sözü söylerken arkası var mı, doğru mu, emin misin diye düşünmesi lazım. Emin değilse ihtiyatlı olmak lazım. Duyumu konuşmak zaten yanlış. Büyükşehri belediye meclisinde bir kez dile getirdim de. Muhalefet grubundaki arkadaşlar bazen, 'İşte böyle söyleniyor, böyle duyumlarımız var, deniyor' diyor. İBB kahve dedikodularının dile getirileceği yer değil. Orda bir meclis üyesi bir söz söylüyorsa, o sözünün dayanakları vardır, arkasındadır. Valla bilmiyorum doğru mu ama böyle söyleniyor. Ben ortaya bir şey atıyorum, doğru olup olmadığını bilmiyorum demek. O zaman dünyanın en iyi ve kötü şeylerini yakıştırabilirim ben.

BAŞKAN 3 SAATTE 600 KİŞİYİ Mİ YIĞDI ORAYA?

Başkan 3 saatte 600 kişiyi mi yığdı oraya? Birşey söylüyoruz, bu söylediğimize cevap veremeyip, iyi ama şurada da deyip başka bir konuya geçiliyor. Böyle bir tartışma biçimi olamaz. Birbirini anlamaya çalışan bir konuşma biçimi böyle olamaz. Mesela Narlıdere Metrosu bitti mi bitmedi mi, çalışılıyor mu? Çalışılıyor diyorsunuz gösteriyorsunuz. 'İyi ama opera yürümüyor'. Operayı konuşacaksak onu konuşalım o zaman. Evet operada aksama var, doğru. Ekonomik krizde İBB de hepimiz gibi önceliklerini ve tercihlerini değiştiriyor doğal olarak. Nasıl siz, geçen sene yazı beş yıldızlı otelde geçirmeyi planlıyordunuz ama para sıkıntınız var ve vazgeçtiniz bundan, İBB de metro inşaatına para harcamayı opera inşaatından şu an için öncelikli görmüş olabilir ya da ödeme önceliklerini buna göre değiştiriyor olabilir. Mutlaka belli bir planlama dahilinde yürüyor ama bu birbiriyle ilintili şeyler değil. İkincisi de siyasi iktidarın sorumluluğundaki bu ekonomik krizin dışında imişiz gibi davranmak çok üzücü.

D.G: Toplu ulaşıma zam yapılması AK Parti tarafından eleştirildi, TCDD dava açtı...

AKARYAKITTA YÜZDE 200 ARTIŞ VAR; ESHOT ZAM YAPMAZSA…

M.A: 1 Ocak 2021'deki ortalama akaryakıt fiyatı ile yüzde 200 artış küsur artış var. ESHOT meselesi yüzünden araştırmıştım, açıklama da yapmıştım. Bilet fiyatlarına zam yapılıp yapılmasın. Toplu ulaşımın en önemli maliyeti akaryakıttır. ESHOT Genel Müdürlüğü ulaşımdaki biletten topladığı parayla giderini karşılamadığında İBB para ödüyor yani İzmir halkı ödüyor. Bu rakam kaç biliyor musunuz şu an? 20197 yılından bu yana 2 milyar 800 milyon para vermiş büyükşehir. İzmir'in en büyük ilçesi var, Buca-Karabağlar-Bornova, bu üç ilçenin bir yıllık bütçesinden fazla para bu. 3 büyük ilçenin bir yılda harcadığı tüm paradan fazla bir parayı İBB ESHOT'a verdi. Bu şu demek? İBB'nin kendi hazinesi mi var. İzmir halkından topladığı parayı verdi. Dolayısıyla ESHOT bilet fiyatlarına zam yapmazsa bu maliyet yine halktan çıkıyor. Başka bir yerden gelmiyor ki. Bu doğru Bir şey değil.

Ulaşım ücretsiz olmalı. Net. Fikrimiz bu. Ama bu koşullarla bunu sağlamak mümkün değil. Yıllardır hükümete söyleniyor, toplu ulaşımda akaryakıttan ötv almayın belediyelerden. Toplu ulaşıma harcadığımız akaryakıtı teknelerimize koyup gezmiyoruz. Teknemize koyduğumuzda ÖTV düşük. AK Partinin yönettiği belediyeler acaba ulaşım zammı yapmadılar mı? Konya Belediyesi ne kadar zam yaptı, bilmiyorum. Ya da TCDD zam yapmadı mı yani? Ülke ekonomisini batırmasalardı biz de zam yapmak zorunda kalmazdık.

D.G: İzmir Körfezi’nin temizlenmemesi, koku problemi olduğu eleştirileri hakkındaki tespit ve düşünceleriniz neler?

ARITMA TESİSLERİNİ BAKANLIK DENETLİYOR, ONLARCA ÖDÜL ALDI BÜYÜKŞEHİR

M.A: Bir sorunu inkar bizim yöntemimiz değil. Biz dolar 18 liraya gelip de ekonomi çok iyiye gidiyor diye masal anlatanlardan değiliz. Bu şehrin bir sorunu var, bu sorunu çözmek için de İBB ciddi harcamalar yapıyor. Arıtma, yağmur suyu kanalları için. Bakın İzmir Türkiye'de biyolojik arıtmada açık ara lider. Mesela Ankara'nın yüzde 7. Yeni devraldık biliyorsunuz Ankara'yı. Bütün arıtma sistemlerimizin atıklarının niteliği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetleniyor. Hepsi. İBB bu konuda onlarca ödül, takdir aldı. Yeterli mi? Değil. Halk sonuca bakar nihayetinde. Bir sorun var ve bu sorunu çözmek için gayret gösteriyoruz. Ama bu sorun bir günde oluşmadı, bir günde de çözülmeyecek. İki, İzmir Körfezi'nin temizliğinin tek sorumlusu yerel yönetim mi? Örneğin organize sanayi bölgelerinin atıklarının denetimi bizde değil. Sayın başkan ile Gediz gezisine ben de gittim. Kirlettiğini gördük fabrikaların.

İÇ KÖRFEZ NERESİDİR DİYE SORSAM GÖSTEREMEZLER; ELBETTE SORUN VAR VE…

İç ya da dış körfez. Ölçmüşler mi diyeceğim. Ölçmemişler. Söylüyorum. İç körfez neresidir diye sorsam gösteremezler. Hakikaten anlamsız bir tartışma. Diyelim ki iç körfezini kirletmesin. Peki, dış körfezini kirletsin. Ya onu da kirletmesin arkadaş!. Gördük gittiğimizde, Turgutlu OSB'nin atığı doğrudan sulama kanalına verilmişti. Dereye de değil. O sulama kanalındaki atık suyun karıştığı su tarlaya gidiyor, sebze sulamasında kullanılıyor ve biz onları yiyoruz. Buna bir sözleri yok mu? Yok mu yani? Bu ülke, şehir hepimizin. Elbette bir sorun var, bu sorunu çözmek için gayret gösteriyoruz. Ama yani bu sorun çözülmesin, daha da büyüsün de, biz buradan siyasi rant elde edelime gerek yok. Gayret ortada. Bu ekonomik krize rağmen İBB'nin yılda yaptığı yatırım miktarı ortada. Bunu söylediğimizde kızıyorlar ama İzmir halkı Türkiye'de en çok vergi ödeyen 3. şehir durumunda.

D.G: Tam bu noktada İzmir’in ödediği vergi oranında kamusal yatırım ve hizmet alamadığı yönünde eleştirileriniz var. AK Partili yöneticiler ise tam tersini belirtip, rakamlarla yapılan yatırım miktarlarıyla alakalı açıklamalarda bulunuyor.

KAMUSAL YATIRIMDA 71’İNCİ SIRADAYIZ, 35’E GETİRSİNLER BARİ

M.A: 71'inci sırada kamusal yatırım alıyoruz. Tabi ki İzmir gelişmiş bir kent. Bu gelişmiş kentin ürettiği zenginliğin tamamının bu kente dönmesi beklenemez. Biz üniter bir devletiz. Daha az gelişmiş kentlere vergilerin aktarılması, pozitif ayrımcılık yapılması çok gerekli. Ama bizi de 71'e atmasınlar da, 35'e getirsinler bari. Çok basit Bir şey söylüyorum, şehrin herhangi bir yerine gidin, bulunduğunuz yerde durun, 360 derece etrafınıza bakın. Gördüğünüz ya da göremediğiniz ileriye doğru yerleri düşünün, buralarda merkezi hükümet tarafından merkezi bütçeden yapılmış ne var, yerel yönetimler tarafından yapılmış ne var? Karşıyaka'yı örnek verelim. Karşıyaka'da son 20 yılda merkezi hükümetin yaptığı ne var? İki tane okul var, ben size söyleyeyim. Hastanemiz vardı yıktılar. DÜE'nün polikliniği vardı yıktılar. Neden? Müşteri garantili Çiğli Devlet Hastanesi'ne hasta gitsin diye. Stat mı yapmışlar? Hayır. Karşıyaka'da oturan birisi bütün Karşıyaka'yı tanısın, bunu her ilçedeki vatandaş yapsın, son 20 yılda merkezi hükümetin bütçesinden yapılan ne var, yerel yönetim tarafından yapılan ne var? Karşıyaka'yı söyleyeyim, yok. Deprem nedeniyle hasar görüp yenilenen okullar dışında hiçbir şey yok. Bir tane yeni okul yok. Karadavut İlkokulu yapıldı, onu da hayırseverler yaptı.

D.G: İzmir Depremi sonuçları itibariyle yıkıcı etkileri olan bir afet oldu. Sonrasında afet bölgesi ilan edilmesi, emsal artışı, kentsel dönüşüm, depremzedelere ucuz kredi verilmesi gibi bir dizi nokta tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor.

MAZERET FALAN ÜRETMİYORUZ, HAKKIMIZI TALEP EDİYORUZ

M.A: Deprem yaşadık. Depremde buraya yapılan yardım ve desteğin başka yerlerdeki yapılanlarla karşılaştırın mesela. Elazığ, Van, Karadeniz gibi. Etkisi bakımından daha yıkıcı, etkilediği insan sayısı bakımından daha fazla sayıda bir deprem yaşadık. Bakın, bütün tartışmayı nereden yaptılar, emsal artışı üzerinden. Peki burası neden afet bölgesi ilan edilmedi. Bakın Mansuroğlu'nda onlarca bina yıkılıyor şu an. Ama burası afet bölgesi değil hala. Afet bölgesi ilan etmediler. E şimdi insaf. Bunu söylediğimiz zaman, diyorlar ki, 'Mazaret üretiyorsunuz'. Mazeret filan üretmiyoruz. Hakkımızı talep ediyoruz. İzmir halkının haklarının peşindeyiz. Mazeret üretmediğimiz de şuradan belli. İzmir Büyükşehir Belediyesi 2019-202-2021 faaliyet raporlarına bakın, bizim doğrudan yatırımlara ayırdığımız para yüzde 35-42 arasında. Şu an Türkiye'de kamu eliyle en yüksek yatırım yapan kamu kurumudur İBB. Başka hiçbir kamu kurumu bütçesinin bu kadar yüksek oranını kamusal yatırıma ayırmıyor. O köprüler falan var ya, onlar kamu bütçesinden falan yapılmıyor.

NARLIDERE’DEKİ GECİKMEDEN BAHSEDİYORLAR; ŞEHİR HASTANESİ 4 YILDIR GECİKTİ, AK PARTİNİN ÖNÜNDE CAMİ VAR 1,5 YILDIR DURUYOR

Yap-işlet-devret. İzmirliler de ödüyor parasını o Çanakkale Köprüsü'nün parasını. Ama biz burada bir metre metro tüneli görmüyoruz. Konak Tüneli'ni örnek veriyor arkadaşlar. İnsaf. 20 yılda da bir tüneliniz olsun yani! Şurdan bakın, Bayraklı Şehir Hastanesi. Narlıdere Metrosu'ndaki 6-7 aylık gecikmeden bahsediyor arkadaşlar. Şurdaki şehir hastanesi 4 yıldır gecikmiş durumda. Arkadaşlar muhafazakar ya, şurda bölge adliyesinin orda yapılan bir cami var. o caminin inşaatı tam 1,5 yıldır durmuş durumda. Gidip baktılar mı mesela oraya? İzmir'e bir cami yapılacak, yapılsın, hala kaba inşatta. Ben her gün ordan geçiyorum. AK Parti il binasından bakıldığında da görülebiliyor orası. Bunu yapmışlar mı? Yapmamışlar. O zaman bize Bir şey söylemelerine gerek yok. İnsan bu ülkeyi bu kadar kötü yöneten bir siyasi partinin yerel temsilcileri olarak birazcık dilini ısırarak konuşur yani. Biz söz söylerken, 'ya ayıp ediyoruz-haksızlık ediyoruz-biz ne yaptık' diye bakar yani insan. Alsancak Stadı kaç yılda bitti? İBB kendisi sadece bir belediye olduğu halde Bornova Stadı'nı kendi yaptı. Alsancak Stadı ile Göztepe'deki stad, Konak Tüneli. Başka? Var mı?

YAP-İŞLET-DEVRET YATIRIMLARININ PARASININ BİZ HEPİMİZ ÖDÜYORUZ

Çiğli Şehir Hastanesi, biz ödüyoruz parasını, çünkü yap-işlet-devret modeliyle yapıldı. Bitmek bilmeyen Bayraklı'daki Şehir Hastanesi. Biz ödeyeceğiz parasını, yap-işlet-devret. Çevre yolunu zaten hiç saymasınlar. Yıllar yıllar önce yapıldı. Yeni otoyolu da saymasınlar, onu da biz ödüyoruz. Yap-işlet-devret. Hızlı trenin ne kadar hızlı olduğunu görüyoruz, daha Salihli'ye varamamışlar. Ee..! Halkapınar-Otogar bağlantısı zaten yok. Ne var söylesinler yani. Desinler ki, her yıl belli sürelerle Valilikte İl Koordinasyon ve Yatırım toplantıları yapılır ve belediye başkanlarımız da çağrılır. Bir baksınlar bakalım sayın Valinin açıklamalarına, rakamlar kaçmış kamusal yatırım olarak. İnsanın söylemeye dili varmaz. 50-100 milyon liralardan bahsediyoruz.

BÜYÜKŞEHİRİN SOSYAL YARDIMLARI DAHİ DAHA FAZLA

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal yardımları ondan daha fazla. Dağıttığı süt parası bile değil o. en çok vergi veren 3. ilden bahsediyoruz. Sonra diyorlar ki, cezalandırma yok. Nasıl yok? Gelin Samsun'a, Ordu'ya gidelim. Samsun'dan yola çıktığınızda 4 saat sonra Rize'ye varırsınız karayoluyla. Bu 4 saatlik yolda Samsun, Ordu, Trabzon, Rize havayolu var. 4 saatlik yolda. Ordu-Rize havaalanları dünyanın en pahalı yöntemleriyle, deniz dolgu yöntemleriyle yapıldı. Kaç yolcu inecek bakalım, göreceğiz. Kütahya'da hakimlik yaptım ben. Zafer Havaalanı. Yüzde 98 oranında taahhüdün altında. Tokat'a havaalanı açtılar. Siz burda İzmir Ankara hızlı trenini bitirememişsiniz. Tokat'a havaalanı yapıyorsunuz. Rize'ye yapıyorsunuz. Zafer havaalanını yapıyorsunuz. İşte tercih.

İZMİR CEZALANDIRILIYOR MU?

Siyaset basittir aslında. İki soruya cevap arar siyaset; parayı kimden alacaksınız ve bu parayı nereye harcayacaksınız? Bu iktidar parayı yoksuldan alıyor müteahhitlere veriyor. Bu arkadaşlar her mahalleye bir milyoner yaratanlardan. İzmir cezalandırılıyor mu? Ne söyleyebiliriz? Bakın yarın İzmir'den Ankara'ya uçakla gitmek isterseniz şu an bir uçakta yer var. o da 923 lira fiyatı. Çünkü İzmir'den Ankara'ya direkt uçuşların sayısı yarının altına indi. İzmir'den İstanbul'a da. İki sene önceki tarifelerle bugünkü tarifeleri kıyaslayın. Neden biz İzmir'den Ankara'ya gidemiyoruz. Yarın bir işiniz var, gitmek zorunda olsanız, bir uçak var ve 923 lira. Bunun bir anlamı var mı? Var.

D.G: İzmir'in size göre en önemli sorunları nedir peki?

İZMİR’E İSTİHDAM SAĞLAYAN YATIRIM YOK

M.A: Birincisi bence dünya ticaretindeki yerini kaybediyor olması. İzmir tarihi boyunca, bütün zenginliğini dünyayla entegre olmasıyla kazanmış bir şehirdir. Ve bu entegrasyonunu da yaslandığı Ege Bölgesi'ndeki ürünlerden alır. Ürünü limana t aşıyıp Uluslar arası satıp, ordan gelen ürünü ülkeye dağıtan bir liman şehridir. İzmir bunu kaybediyor. Neden? Türkiye kaybediyor. Çünkü Türkiye artık dünyadan entegrasyonunu koparıyor. Bu, İzmir için yoksulluk demektir.

BU ŞEHİR KENDİ ZENGİNLİĞİNİ DÜNYAYA SATARAK TİCARETİNİ YAPAMIYOR ÇÜNKÜ…

Bakın İzmir halkı belediyede, devlette iş bulmaya çalışan insanlardan oluşmazdı. Herkes kendi işini kurar, üretimini yapardı. Belediyede çalışmaya adam arar bulamazdınız. Şimdi İBB'de CV Bankası'nda 180 bine yakın iş başvurusu var. İBB'nin tüm çalışanları 30 bin civarında. Altı katı. Ne olacak? Kamusal yatırım yok, demin sattık. İstihdam yaratan. Hizmet sağlayan kamusal yatırım yok. Bu şehir kendi zenginliklerini dünyaya satarak ticaretini yapamıyor. Dövizin bu durumu. Uluslar arası piyadaki güven kaybımız. Hukuk, demokrasinin yarattığı güven kaybı. İzmir'i iyi yönetmelerinden geçtik, ülkeyi iyi yönetseler, İzmir kendi sorununu çözer. Bugüne kadar da hep öyle yaptı zaten İzmir. İş başvuruları için CV'ler geliyor, o kadar donanımlı CV'lerle karşı karşıya kalıyorum ki. Bu çocuk nasıl olur da iş bulamaz diyorsun bu ülkede. O kadar eğitimli, nitelikli ki, desem ki temizlik işlerine gir, girmeye razı. Çünkü işi yok. Bu büyük bir sorun. İşsizlik ikinci sorun yani. Bu sorun da İzmir'in Uluslar arası ticaret bağlantılarının kopmasıyla birebir bağlantılı.

‘YURTDIŞINDAYDINIZ AMA’ DİYORLAR; GEZMEYE GİTMİYOR Kİ ADAM

Bakın Büyükşehir Belediye Başkanı tam 3 yıldır İzmir'den doğrudan uçak seferlerinin sayısının arttırılması için canla başla çalışıyor. Ona ne? Ne gerek var değil mi? Belediye başkanı Uluslar arası direkt uçuş peşinde. Niye? Çünkü biliyor İzmir'in potansiyeli, zenginliği Uluslar arası ticari bağlarıdır. Bu yüzden bunun için uğraşıyor. Arkadaşlar meclise gidip ikide bir, 'Sayın başkanım yine yurtdışındaydınız ama' diyorlar. Gezmeye gitmiyor ki adam. Bu şehrin zenginliğini arttırmak zorundayız. Çünkü bir belediyeden beklenen ilk şey, şehrinin düzenidir. İkincisi, şehrinin gelirini arttırıcı faaliyetler yapmasıdır. Bırakın uluslar arasını biz ülkenin başkentine gidecek uçak bulamıyoruz ya! İstihdam, işsizlik ve İzmir'in ve Türkiye'nin dünyadan kopuşu. İzmir'in sorunları bu. Bu zenginliği burada üretmedikçe bundan herkes etkilenir. İBB 3 yıldır kruvaziyer turizminin gelmesi için boğuşuyor. Niye? Çünkü ordan bir gemi gelecek, insanlar inip alışveriş yapacak ki, esnaf para kazansın. Bu konuda destek var mı? Yok. Hala biz koku, stad, trafik az mı çok mu, Narlıdere Metrosu bitti mi bitmedi mi polemiği konuşuyoruz.

D.G: İzmir Büyükşehir Belediyesi finansal açıdan söylendiği gibi zor durumda mı?

FİTCH KREDİ NOTUMUZU YİNE 3A OLARAK AÇIKLADI, YANİ…

M.A: Diyorlar ki 'İBB batıyor mu?'. E geçen Fitch açıklama yaptı, yine bizim ulusal kredi notumuz 3A. Tüik rakamlarına benzemez. 3A almak TÜİK'te olduğu gibi rakamları gizleyerek, ikide bir de daire başkanlarını görevden alarak olan Bir şey değil o. 3A İBB'nin kredi notu. Uluslararası notu Türkiye'nin üzerinde olamayacağı için düşük. Çünkü bir kurumun kredi notu o ülkenin kredi notunun üstüne çıkamaz. O yüzden öyle. Ulusal kredi notumuz 3A. Her yerindeki bankadan istediği krediyi bulabilecek potansiyelde yani. İşte bakın, Türkiye'nin en büyük yatırımlarından olan Buca Metrosu için biz krediyi bulduk. Herkes bunu bilsin. Biz İzmir halkının haklarını savunmak için seçildik bütün meclis üyelerimiz ve belediye başkanlarımız. Bu haklarımızı savunacağız, söyleyeceğiz, kimse kusura bakmasın yani. Ve bize düşen şeyleri de bahane olarak değil yapmaya devam edeceğiz. Yeterli mi? Elbette yeterli değil. Her sorunu çözdü mü İzmir Büyükşehir Belediyesi? Hayır. Elbette değil.

KENDİ YÖNETTİKLERİ BELEDİYELERİN FİNANS DURUMUNA BAKSINLAR BAKALIM

Eleştirilecek noktalar elbette vardır. Dert üzüm yemek değil ki! Ne söyleyelim? Kendi yönettikleri belediyelerin finansal durumlarına baksınlar bakalım. Trabzon, Konya, Ordu büyükşehir belediyesinin kredi notu, finansal durumu nasıl diye baksınlar bakalım. Bunu gündeme getirdiğinizde 'Biz İzmir'i konuşalım' diyorlar. İzmir bir ada mı? Bir ada devleti mi? Sadece buradan ibaret mi İzmir? Merkezi hükümetin genel başkanlarının faiz ve enflasyon konusunda koyduğu neden-sonuç ilişkisi tuhaf, ne olduğu belirsiz ekonomi ilkeleri İzmir halkını etkilemiyor mu yani? İzmir halkı mazotu başka para birimiyle mi alıyor? Euro'yu 18 lirayla değil de başka bir rakamla mı çarpıyoruz? ESHOT'un arabaları başka birşeyle mi çalışacak? 25 lirayı geçti bakın akaryakıt ücreti.

D.G: İzmirliler ulaşım ve suya zammın anlattığınız gerekçelerinin farkında mı? Ya da yeterince anlatabiliyor musunuz?

M.A: İzmir halkı bunların farkında. İzmir halkı çaresiz. Yoksulluk içinde halk. Hiç değilse bu zamlar olmasın diyor. Çok doğru. Ben de ulaşımı ücretsiz kullanmak isterim. Kim zammı savunabilir ki, iyi Bir şey olduğunu söyleyebilir ki? UKOME ESHOT'ta yapılacak zamlara karar verirken, merkezi hükümetin atadığı bürokratlar karşı oy kullandı. Dediler ki, zam gerekmez. Tamam. Neden gerekmez? Biz halkı savunuyoruz dediler. Peki. Dolmuş ve taksi zamları oy birliğiyle geçti ama. Dolmuş ve taksiler akaryakıt kullanıyor da, otobüsler suyla mı çalışıyor acaba?

İNSAN ELEŞTİRİRKEN HİCAP DUYAR; BİR DAHAKİNE 100 LİRAYA ALABİLDİĞİ  BENZİNİ GETİRSİN

Bakış açısının çarpıklığı o kadar belli ki, aynı toplantıda aynı zatı muhteremler farklı kararlar alabiliyorlar. Bunları söylemek zorundayız. Bu şehrin insanlarının sorunları bunlar çünkü. Bir rakam diyorum hep, 100 liralık benzin alıyorum ben denirdi. Şimdi 100 liraya 5 liralık pet şişe doldurulamıyor. 4 litrenin altında alınıyor. Yılbaşından sonra bence 1,5 litreyi bile dolduramazsınız pet şişeyle. 100 liraya 5 litrelik pet şişeyi dolduramazsınız. AK Parti Grup Başkanvekili geçen meclise körfezden getirdiği suyu getirdi, valla bir dahakine de benzinlikten aldığı benzini getirsin. 100 liraya ne kadarlık benzin alınıyormuş göstersin bize yani. Daha ne söyleyelim yani? İnsan eleştiride bulunurken hicap duyar. Bütün ülkenin sorunu bu. İzmir halkının da sorunu bütün bunlar. İhaleler yapıyoruz, giren olmuyor, neden? Fiyat veremiyorlar. Bir sene sonra neler olacağı konusunda emin değil insanlar.

AK Parti'nin içerisinde siyaset yapanların önemli bir kısmı, önemli sanayici ve işadamları. KOBİ'leri, dükkanları var. kendi ticarethanelerinde işler iyi mi gidiyor? Sorsanız dünyada savaş var. nerede? Ukrayna-Rusya arasında. Ya Ukrayna'dan daha kötü durumdayız enflasyonda. Dünyada en yüksek 6. enflasyon bizde. Bu savaş nasıl bir savaşmış ya! Bize bir tane bomba düşmeden bütün ekonomik krizimize yol açıyor. Savaştan önce çok mu iyiydi ekonomimiz. Salgın döneminde esnafa yardım mı ettiler? Açıkladıkları ilk şey o dönem, konut satışlarıyla ilgili bir indirimdi. Neresini tutup söyleyeceksiniz ki?

HAZİRAN AYINDA İZMİR’DE DİLİMLE KARPUZ SATILIYOR; NE SÖYLEYELİM DAHA

İzmir Büyükşehir Belediyesi bugün merkezi hükümetin yapması gereken pek çok işi kendi yapmaya çalışıyor. Bu ülkenin insanları için artık et yemek, süt içmek bir lüks. Bırakın yoksulu. Şu an asgari ücret açlık sınırının altında. Yoksulluk sınırını hiç konuşmuyorum, oraya varanımız yok zaten. Açlık sınırının altında. Sonbaharda yaşayacağız bunu. Türkiye ciddi bir barınma kriziyle karşı karşıya gelecek. Bir yasa geçti meclisten, kredilerde sınır. Kimse onu uygulamayacak. Adam diyecek ki, 'Oturuyorsan otur, oturmuyorsan git'. Hangi kira sınırı uygulanabilmiş ki bu ülkede. Bakın üniversiteler açılacak. Yurt bulamayacaklar yine. Eskiden insanlar yoksul insanların kalabileceği gecekondular vardı. O da yok. Bugün İzmir'de 2-3 bin liranın altında kiralık ev yok. Asgari ücret ne kadar? Ne kadar yol parası, çocuğuna harçlık verecek, peki evine ne alacak? İzmir'de, haziran ayındayız, dilimle karpuz satılıyor yahu? Daha ne söyleyelim ya! Dilimle karpuz satıldığını gördü bu ülke, bu şehir. Turfanda değil. Haziran ayındayız. Orta boy bir karpuz 40-60 lira. Ne söyleyelim daha. Bizim bu tartışmayı yapmamızı önlemek için başka şeyleri gündeme getiriyorlar. Sayın genel başkanları halka küfür ediyor, buradaki yerel yöneticileri belediye başkanına hakaret ediyor. Neden? Biz bu polemiği yapalım diye. Hayır kardeşim. Bu şehirde, İzmir’de, haziranda karpuz dilimle satılıyor. Bu şehirde insanlar et alamıyor. Ortalama geliri daha yüksek olan bir şehirde yaşıyoruz. Başka kentleri düşünemiyorum bile. Bu şehirde insanlar sütü 25-30 liraya alıyor. Kimsenin et falan aldığı yok. Belli geliri olan insanlar için bile zor. Çok şükür gelirimiz var, markete gitmeye korkuyoruz, üç parça şey alıyorsunuz, 300 lira. Bunlar olmasa yolunu, metrosunu da yapar bu şehir. Bütün metroları, yolları İBB yapıyor.

İZBAN’DAN BAHSEDİYORLAR, ORAYA HER AY KİRA ÖDÜYORUZ, O HAT BU ŞEHRE LÜTUF FALAN DEĞİL YANİ

İZBAN'dan bahsediyorlar. Biz her ay DDY'ye kira ödüyoruz. Hani şu bizim ESHOT zammımız için dava açan Devlet Demiryolları'ndan bahsediyoruz. Her ay kira ödüyoruz. Parasıyla kullanıyoruz o hattı yani. O hat bu şehre lütuf falan değil yani. O şirketin yüzde 50 ortağıyız, İZBAN'ın, yani İzmir halkı ortak. Bu belediye o şirketin yüzde 50'sini finanse ediyor ve o hatta her ay kira ödüyor. Ankara, İstanbul'daki Ulaştırma Bakanlığı'nın yaptığı hatlara U harfi koydular değil mi? Hadi burada bir tane istasyona koysunlar bakalım? Var mı bir tane? Yapsınlar hadi. Aslanlar gibi buraya da U harfi koyduk, biz yaptık desinler. Var mı? Yok. O yüzden boş polemiklerle tartışmanın anlamı yok. Bu şehrin insanlarının ve belediyesinin ve bu ülkenin ekonomik sorunları, işsizlik, istihdam sorunları var. bu sorunları bir kenara bırakıp, ben sana bunu dedim, vay o da bana bu cevabı verdi. Böyle tartışıyoruz. Olmaz.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş

E-Bültenimize abone olmak için email adresinizi kaydedebilirsiniz.