Demokrat Gündem
Demokrat Gündem
İzmir booked.net
+15°C
  • Demokrat Gündem EURO : 10.0909
  • Demokrat Gündem DOLAR : 8.3016
  • Demokrat Gündem STERLİN : 11.7504

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

28.04.2021 08:58

Nihayet yazdığımıza, önerimize geldiler.

Birçok kişinin kısıtlamada ‘sokağa çıkma hakkını’ kötüye kullandığını ısrarla söyledim, hatta örnekler de verdim.

Ama nedense hiç kimse düne kadar önemsemedi.

Benim ısrarla belirttiklerim, belli yaştakilerin eşleriyle ya da çocuklarıyla ellerine file ya da pazar çantası alarak evlerinin çevresinde yürümeleri değil.

Akılları sıra kurallara meydan okuyorlar, bunlar.

Örneğin emekli doktorlar…

Örneğin emekli polisler…

Örneğin emekli gazeteciler…

İlk aklıma gelenler…

Medyadan emekli olduğum için tabii ki bizimkileri daha iyi biliyorum..

Sokağa çıkma günü çektiği görüntüleri paylaşıyor…

Çünkü gazetecilere de ‘sokağa çıkma serbestisi’ var…

Bir şekilde aldığı kartı ile sokağa çıkıyor…

Bakkala falan gitmiyor…

Kentin bir ucundan diğer ucuna gidiyor, özel aracı ile…

Hasbelkader durduran bir görevliye yani polis memuruna da ‘Ben gazeteciyim!’ diyor, devletin verdiği kartı gösteriyor, kendisi için ‘Yeşil ışık’ yaktırıyor…

Nerede çalışıyor?

Hiçbir yerde!

Sadece kendini tatmin etmek ve devletin ya da kurumların imkânlarından yararlanmak için ‘bedava’ hatta üstüne para vererek, (Yani yemek falan ısmarlayarak) sözde bir dergi ya da aylık haftalık adı sanı duyulmamış bir gazeteye fotoğraf vererek kendini tatmin ediyor.

Zaten hep söylüyor ve yazıyorum:

‘Sarı basın’ dediğimiz bu dolandırıcı takımının gazeteleri bir tane bile satmıyor.

Bir tane bile abonesi yok…

Ama ortalıkta fink atıyor, gerçek habercilerin ve gazetelerin, portalların haklarını yiyorlar…

81 ile genelge gönderildi bu son sokağa çıkma yasakları ile ilgili…

Belirtilen ve duyurulan şu:

‘Sokağa çıkma muafiyetini kötüye kullananlar hakkında ise idari ve adli yaptırımlar uygulanacak…’

Hele şükür uyandılar…

Bu asalak tipler de artık hadlerini bilirler…

Doğru, dürüst, duyarlı, dost gazete ve gazetecilerin aralarına artık ‘duayen’ ya da başka isim ve sıfatlarla katılamazlar…

Aklı sıra çevresindekilere de hava atamazlar…

Ancak bu yetmez!

Bunlara bu imkânı yaratanlar, yani koruyucuları da gerekli idari ve adli yaptırımlar uygulanmalı maddi cezaları kesilmelidir, garibanlara olduğu gibi…

 

*- YUSUF BEY’İN TEKLİFİ

Bunları neden yazdım?

Kasımpaşalı olana ve çevresi geniş olan, eski erkek mankenlerden olan komşum Yusuf Bey’e takıldım:

‘Artık kış partisi, yaz partisi, bahara merhaba gibi neredeyse her hafta sonu düzenlediğin etkinlikleri yapamıyorsun…’

Güldü;

‘Ama sen de evden çıkmıyorsun!’ dedi.

Doğru 2019’un 11 Mart tarihinden bu yana kesinlikle evden çıkmayarak, kimseyle görüşmüyorum…

Yetkililerin tüm kararlarına uyuyorum…

Beş metreden yaptığımız bu konuşma sırasında bir de öneride bulundu:

‘Benim aracın serbest izni var, istersen sana vereyim!’

Şaka mı, gerçek mi?

Bilmiyorum…

‘Olmaz!’ dedim…

Ama benim aracımın da ‘Bakanlıktan onaylı’ şimdi de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından hem de biri fotoğrafla iki kartım var…

Normal gönlerde bile konsülün altında durur…

Yani kimse bilmez…

Buna da bazılarına kapak olsun diye belirtiyorum…

Çünkü bizim gerçek ustalarımız bize böyle öğretmişlerdi…

Tabii onların arasından da ‘Rabbena hep bana!’ diyenler, onu bunu kandırıp aldatanlar çıktı…

Fakat nedense herkes bunları bilir fakat görmezden duymazdan gelirler..

Hatta bir şekilde mücadele edenlere de ‘Ne oluyor?’ diyerek aba altından sopa gösterir, ya da göstertirler

 

*- VALİ NE DİYECEK?

Usta Gazetecilerden Murat Eştürk sabah saatlerinde şu mesajı geçmiş:

‘İyi günler!

Malum 29 Nisan 17 Mayıs tam kapanma olacak!

İGC (İzmir Gazeteciler Cemiyeti) seçimi de 25 Mayıs’ta yapılacaktı.

‘Ertelenmesi gerekir!’ diye düşünüyorum.

Valilik bununla ilgili karar alabilir.’

Yanıtım şöyle oldu:

‘İlgilenmiyorum…

Katılmayı da düşünmüyorum.

Kesinlikle kalabalığa girmem!’

Ama bir grup var ki, hemen her gün bildiri yayınlayarak, yapacaklarını anlatıyor…

Ben de bir zamanlar hem İsmail Sivri, hem de Erol Akıncılar’ın (En fazla iktidarda olanlar) yönetimlerinde görev almıştım…

Bu arada da İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yapı Kooperatifi’nin son gazeteci başkanı olmuşum…

Üye sayımız 320 kişi idi…

Şimdi Cemiyet üyesi binin üzerinde bir şekilde devletten ‘basın kartı’ almış kişiler var…

Tabii ki gerçek haberciler, yani gençler devletin verdiği basın kartı sahibi olmadıkları için, bilinçli hazırlanmış tüzüğün etkisi ile üye değiller.

Üye olabilirler…

Nasıl mı?

Önceleri olduğu gibi olağanüstü tüzük kongresi yaparsın, birçok kentte olduğu gibi, bifiil habercilik yapanları üye olarak kaydedersin…

Bir satırlık, bir dakikalık bir iş…

Ama ‘olmaz!’ diyenler var…

Sebebi de basit; Yılbaşı ve Bayramlarda verilecek 150 TL’lik yardım paketlerinin paylaşımı…

Sayı artarsa, 150 tL. belki 125 TL’ye düşecek…

Basit hesap…

Ya da yılda bir gece kent dışında lüks bir otelde gece kalmalı yapılacak adı ‘balo’ olan gece yapılamayacak…

 

*- GÜZEL KOLTUK

Bakın bir başka hesaptan söz edeyim:

Yasaya göre;

Dernekler (cemiyetler), sendikalar, kooperatifler…

Yani ticaret kanununa göre yönetilen her kurum olağan genel kurullarını, her yıl, yeni yılın ilk üç ayında yapmak zorundadır.

Genelde Mart ayında yığılmalar olur…

Ama bu işin ustaları, genel kurul kararlarını mart ayının sonunda alırlar…

Böylece makamda yönetimde bir ay daha kalırlar.

İlk toplantıda hiçbir zaman ekseriyet sağlanmaz, ya da el altından haber salınarak, duyurularak ilk toplantının yapılmayacağı, ikinci toplantıda çoğunluk sağlanmasa bile yeni yönetimin seçileceği belirtilir.

Bilmem bir parça olsa da bilgi verebildim mi?

Boşuna kadın oğluna, ‘Baş ol da isterse soğan başı ol!’ dememiş…

Koltuklar ne kadar kıymetli değil mi?

 

*- ESNAFIN FERYADI YA DA İSTEĞİ

Çalışmalarını yakından takip ettiğim ve gerçekten gerek efendiliğini, gerekse esnaf ve sanatkarların haklarını korumak için yaptığı çalışmaları takdir ettiğim İESOB Başkanı Zekeriya Mutlu 17 günlük Tam Kapama Uygulamasına ilişkin bir değerlendirmede bulunmuş…

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB) Başkanı Zekeriya Mutlu, ‘Vaka ve kayıp sayısının artması bizi de endişelendiriyor. Bu nedenle önlemlere büyük özveri ile uyuyor, işimizi kaybetme pahasına toplum sağlığı için üzerimize düşen ödevleri yerine getirmeye devam ediyoruz.’ diyor.

Ama acı gerçeği şöyle dillendiriyor:

‘Ancak gelinen noktada özellikle esnaf kesimi için yeni nakdi desteklerin düşünülmesi veya, Mart sonunda biten kira ve gelir kaybı desteklerin sürdürülmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra yasaklı günlerde büyük marketlerde ve şubelerinde (alkollü içeceklerde olduğu gibi) temel ihtiyaç dışı ürünlerin satışı yasaklanmalı, bu günlerde açamayan üyelerimize karşı haksız rekabet son bulmalıdır.

İşletmeler madem 17 gün kapalı olacak, o zaman bu sürece denk gelen çek-senet-elektrik-su-vergi gibi ödemelerin de faizsiz şekilde bir ay süreyle ertelenmesi uygun olacaktır.

Çünkü bu süreçte işletme ticari faaliyet yapamayacak, gelir sağlayamayacaktır.

Öte yandan önümüzdeki 17 gün Ramazan Bayramı’nı da kapsamaktadır. Bayram nedeniyle mal alan, yatırım yapan, borca giren işletmeler bulunmaktadır.

Dolayısıyla çalışması zorunlu durdurulan işletmelerin ödemelerinin de ertelenmesi doğru olacaktır’ dedi.

 

*- BEKLENTİLER

17 Mayıs’tan sonra salgının durumuna göre yeni stratejilerin geliştirileceğine işaret eden Mutlu, ‘Salgının hızı kesilse bile, üyelerimizin eski günlerine dönmesi çok zor olacaktır.

Bu nedenle esnaf sanatkârların yeniden ayağa kalkabilmeleri için bir kaç yıl geri ödemesiz, uzun vadeli, düşük faizli Toparlanma Kredileri ’ne ihtiyaç duyulmaktadır.

Neredeyse işyeri kirasına yakın bedellere ulaşan katı atık faturalarına da kesin bir çözüm getirilmelidir.

İşyeri uzun süredir kapalı olan küçük işletme veya su tüketimi olmayan esnaf katı atık bedelinden muaf tutulmalı ya da sembolik bir ödeme yapmalıdır.

Borçlar Kanunu’nda yapılan çalışmalarda, zorunlu olarak faaliyetleri durdurulan işletmelerin kapalı kaldıkları süre boyunca kira ödememesine,  hiç olmazsa kiranın bir bölümünden vazgeçilmesine yönelik öneriler de bulunmaktadır.

Kiralar nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar, gözlerden kaçsa da toplumda büyük sıkıntılar yaratmıştır. 40 yıldır aynı dükkânda çalışan esnaf bugün yıllardır uyum içinde olduğu mülk sahibiyle mahkemelik olmuş durumdadır.

Düzenlemenin bir an önce hayata geçirilmesi, bu konuda yaşanan ekonomik sıkıntıların sosyal bir soruna dönüşmesini de engelleyecektir’ diye konuştu.

Bakalım madalyonun bu kısmını gören olacak mı?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş