Demokrat Gündem Demokrat Gündem
İzmir booked.net
+15°C
  • Demokrat Gündem EURO : 17.5018
  • Demokrat Gündem DOLAR : 16.7456
  • Demokrat Gündem STERLİN : 20.2682

YANLARINA KÂR KALMAMALI, MUTLAKA HESAP SORULMALI

18.06.2022 19:13

Üretici gibi, ‘Esnaf’ da siyasilerin öncelikle baş tacıdır…

Küçük kentlerde her ailenin özellikle belediyelerde, resmi dairelerde mutlaka bir çalışanı vardır.

Ama müdürdür, ama şofördür, ya da işçi!

Daha geniş düşünürsek, mutlaka ve mutlaka bir şekilde hepimiz kamudan bir şekilde yararlanmanın yollarını ararız…

Belki de buna alıştırıldık…

Ya da kolayımıza geliyor, emek harcamadan kazanç sahibi olmak…

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır hafta sonunda memleketi Bornova’nın eski köylerini, şimdi ise mahalle olan Doğanlar ve Mevlana’da esnaf ziyaretlerinde bulundu.

CHP Genel Merkezi tarafından organize edilen saha çalışmasına CHP İzmir İl ve Bornova İlçe örgütü yöneticileriyle birlikte katılan Sındır, ‘İktidara geldiğimizde ilk bir hafta içerisinde esnafımızın bankalardan, esnaf kefaletten çektiği kredilerin faizlerini sıfırlayacağız. Esnaf devletin ana omurgasıdır. Küçük esnafı bitirmeye çalışmaktan vazgeçin. Esnaf yoksa sokakta yaşam yok. İktidarımızda esnafı ayağa kaldıracağız, Türkiye ayağa kalkacak’ dedi.

Güzel bir yaklaşım…

Ama madalyonun bir da arka yüzü var.

Halkın bunlara ‘Kazıkçı’ ya da ‘Pahalıcı’ gibi sıfatlar taktıkları.

Şimdi bir zamanımızdan bir de çok önceki yıllardan iki örnek vereceğim:

Bakalım siz ne diyeceksiniz?

 

*-  KÜÇÜK GÖRÜNEN BÜYÜK KAZIK

 

Haftanın son çalışma günü bir esnafa, daha doğrusu bir meslek sahibine işim düştü.

Bunun için 4 parçadan oluşan bir ürün aldım.

110 lira ödedim.

Bu zamanda normal geliyor bu rakam…

Ama aynı ürün, aynı emek, aynı gidere sahip bir meslektaşı ise bu hizmetin karşılığı olarak sadece 75 lira alıyor…

Aynı şehirde iki ayrı dükkandaki tarife…

Bu işlerden biraz anlıyorum, maliyet hesaplarını da biliyorum.

Yani 10 liralık ürüne, dükkan kirasını, emeği, kazancı, elektrik su giderlerini de koyalım, olsun olsun 25 lira olsun…

Kazanç yüzde kaç?

Biri ile diğeri arasında bu kadar fark olur mu?

Söylediği şu:

‘Semt farkı var, dükkân kirası farkı var!’

İşte insanları ‘kazıklamanın bir yolu!’

Bir de ‘Vergi veriyorum!’ diyorlar…

Sanki başkası vermiyor?

Esnaf odaları da biz de bar bar bağırıyoruz, ‘Esnaf yanıyor!’ diye…

Bunlar gibi ‘Haksız kazanç’ elde edenlere, mecburiyet karşısında kendisinden alışveriş etmek isteyen bu tiplere ne demeli?

‘Ahilik nedir?’ diye sorun bakalım bilecek mi?

Önceki yıllarda bazı esnaf kasanın bulunduğu yere şu yazıyı çerçeveletip asıyorlardı:

‘Müşteri velinimetimdir!’

Acaba hangi kitapta ‘Velinimet çarpılacak!’ yazıyor…

Kadıncağız ağlayarak anlatıyordu:

‘Çocuğuma 20 lira verdim, şeker almaya gönderdim. Çocuk üzüntülü bir şekilde geri geldi. Şeker 25 lira olmuş…’

Bu da ayrı bir konu…

Doğruluk başka bir şey, kandırmak, karşındakini aldatmak, bir şekilde piyasanın dalgalanmışından yararlanmak…

 

*- DÖRT MİSLİ OLUR MU?

 

Şimdi 40 yıl önceye gidelim…

Çocuk ‘aldatıcı reklamın’ etkisiyle ‘Şeker’ ya da ‘Çikolata isterim!’ diye tutturdu.

Hangi anne baba bu isteğe ‘Hayır’’ diyebilir…

Birinci dükkandaki çocuğun istediği ürün o günün parasına göre 1 lira 25 kuruş’ idi..

200- 250 metre ileride, yol üzerindeki diğer dükkana girildi…

Aynı ürün alındı, çocuğa verildi…

Kasadakine ‘Borcumuz ne kadar?’ diye sorulduğunda şu yanıt alındı:

‘Beş lira!’

Buna ne denir?

Aynı ürün, aynı fabrikanın malı, aynı cadde üzerinde farklı uzaklıktaki iki dükkândaki satış fiyatları…

 

*- BİR YOLUNU MUTLAKA BULUYORLAR

 

Peki ne yapılabilir?

Söyleyeyim, bir örnekle anlatayım:

Yine aynı zamanda Çeşme’deki ünlü bir ‘Tatil Merkezinde’ işim gereği gazeteleri almak istedim.

Üzerlerinde, ’25 kuruş’ yazıyordu…

Satıcı ‘Bir lira’ dan verdi günlük gazeteleri…

‘Bu nasıl olur?’

Aynı zihniyet karşıma çıktı, ‘Buraya dünyanın kirasını ödüyorum!’

Doğruluk derecesini bilmiyorum…

Bilemem de…

Sözleşmeyi görmedim ki!

Peki ne yaptım?

Olayı gazetelerin yöneticilerine ve dağıtım şirketine bildirdim…

Hemen müfettiş gönderdiler…

Şikâyetin haklılığını görünce, ‘Hemen bu dükkân kara listeye alındı ve ne gazete ne de dergi verilmedi…’

Ama bunlara ‘yasak’ işlemiyor ki…

Kandırmak, aldatmak, haksız kazanç kanlarına işlemiş…

Dışarıdaki bakkaldan 10’ar tane gazete alıp yine yüksek fiyatla tatilcilere satmaya devam etti…

Yeri gelmişken söyleyeyim:

Dört genç Alaçatı’da ünlü bir mekânda yemek yemiş 4 bin lira hesap ödemiş…

Yani adam başına ‘Biner’ lira..

Plajlara girmek adam başı 600 lira…

Otopark ücreti ne kadar bilmiyorum…

Bildiğim öncelik lüks otomobillere ve sürücülerine…

Fırsatçılık diz boyu…

 

*- İŞTE YAŞAMIN GERÇEĞİ

 

Şimdi bir de madalyonun ön yüzüne bakalım…

Kayıtlara göre, ‘30 bin esnaf iflas etti!’

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon nedeniyle esnafın iş hacminin düştüğünü ifade ederek sözlerine başlayan CHP’li Millletvekili Prof.Sındır, ‘Esnaf ekonomik hayatın ve sosyal yaşamın olmazsa olmazıdır.

Yıllardır üvey evlat muamelesi gören esnafımızın sorunları görmezden gelindi.

2022’nin sadece ilk üç ayında 30 bin esnaf iflas etti.

Artan maliyetler, yükselen fiyatlar, vatandaşın düşen satın alma gücü nedeniyle müşteriler azaldı esnafımız zarar üzerine zarar etti. Bugün KOBİ’lerimizin sıfır faizli krediye ve acilen hibe desteğine ihtiyacı var. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle esnaflarımızdan yaşamlarına son verenler oldu, herkesin yüreği kanadı ama AKP iktidarı yaşanan acıları görmezden geldi. 

Sandık gelecek, iktidar değişecek esnafımızın yüzü işte o zaman gülecek.

Söz veriyoruz; iktidara geldiğimizde ilk bir hafta içerisinde esnafımızın bankalardan, esnaf kefaletten çektiği kredilerin faizlerini sıfırlayacağız’ dedi.

Çok doğru bir teşhis ve karar…

Ama şu da olmalı…

‘Çürük dişler’, ‘karanlık kişiler’, ‘Halkı kazıklayanlar’, ‘Haksız kazanç sağlayanlar’ da mutlaka ve mutlaka şimdiden tespit edilmeli..

Bunlara gerekle işlem de ilk bir hafta içinde yapılmalı…

İsimleri açıklanmalı…

Ve de gereken neyse, bir fazlasıyla yapılmalı…

Öyle ağır cezalar gelmeli ki, vatandaş ‘Oh olsun’, ‘Beter olsun’ diye göbek atsın…

İyi ile kötü arasındaki fark böylece ortaya konmalı…

Bunu esnaf dernekleri, odaları da biliyordur…

Çünkü şikâyetler onlarda birikiyor…

Ellerinden de bir şey gelmiyor…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş