İzmir booked.net
+15°C
  • Demokrat Gündem EURO : 8.9804
  • Demokrat Gündem DOLAR : 7.5231
  • Demokrat Gündem STERLİN : 10.4287

MÖSYÖ PARDAYYAN SİZİ ÇOK SEVDİM

21.02.2021 09:43

Şimdilerde “Yaşar Aksoy Sokağı” diye isimlendirilen Kar­şıyaka 1850 Sokak’taki (Lise Yolu) evimizdeyiz, ilkokul beşinci sınıfta filanım, ilk kez Mösyö Pardayyan ile tanıştım..

Pardayyan, bir Fransız şövalyesi idi..

Kılıcını mutlaka, “Ahlak, dürüstlük, namus ve Fransa” için kullanan bu müthiş kahraman şövalye, daima ezilenler­den, yoksullardan, zayıf olanlardan yanaydı. “Ahlak ve dü­rüstlük”, haklıdan ve zayıf olandan yana ola­rak biçimlenmişti bu şövalyenin hiç dinmeyen serüvenlerle dolu yaşam kavga­sında..

Michel Zevaco (1860-1918) gibi usta bir romancı, böylece dünyanın en delikanlı karakterini yarattı.. Michel Zevaco, Pardayyan’ı tam on ciltte yazıp bitirdi. Jean Paul Sartre’ın bile Le Matin gazetesindeki köşesinde övdüğü bu hayali kahra­man, gerçekte her insanın içinde olan iyilikçi kahra­man meleği kışkırtıyor ve Pardayyan herkesin aşık olacağı bir ilah olarak ortaya çıkıyordu. Hatta dünyadaki insanlar, “Pardayyan’ı Oku­yanlar-Pardayyan’ı Okumayanlar” diye ikiye ayrılıyordu. Pardayyan’ı Okumayanlar, pek önemsizdi..

Pardayyan’ı Okuyanlar ise yeniden ikiye ayrılıyor­lardı: “Pardayyan’dan Yana Olanlar-Kraldan Yana Olanlar” diye..

Kimse, Kral’dan yana olmuyordu ki..

Herkes Pardayyancı idi..

Ben de öyle..

O, bize şövalyeliği öğretmişti..

Pardayyan ciltleri tam on cilt idi..

Pardayyanlar, Pardayyan’ın Aşkı, Pardayyan ve Fausta, Pardayyan’ın İntikamı, Pardayyan Ergizisyonla Boğuşuyor, Pardayyan’ın Zaferi, Pardayyan’ın Oğlu, Pardayyan’ın Mil­yonları, Pardayyan‘ın Kızı, Pardayyan’ın Sonu..

Gerçekte dört Pardayyan vardı.. Baba Pardayyan, asıl Pardayyan, Pardayyan’ın oğlu ve yeğen Pardayyan.. Bu kah­raman insanlar ve aynı karakteri paylaşan aile çevreleri, zalim Kral’a, zalim Kraliçe Katerin dö Medici’ye ve Engi­zisyona karşı kelle koltukta savaşıyorlardı. Cesaret, bunla­rın ruhunu zaptetmişti. Dürüstlük, ahlak ile cesaret birleş­miş bir çocuk doğurmuştu, ismi Pardayyan’dı..

Paris’te, Seine nehrinin kıpkızıl kan aktığı, Amiral Kolinyi ve arkadaşlarının yok edildiği meşum ve melun Sen Barthelemy Katliamı’nda, Pardayyanlar’ın kafaları kesi­lecek onbinlerce Protestanı korumak için verdikleri des­tansı müca­dele, hiç aklımdan çıkmaz..

Romanda Pardayyan ölünce, ağlamıştım galiba.. Ama kitabın sonundaki bir söylem, bana Pardayyanlar’ın hiçbir zaman ölmeyeceğini hep anımsatmıştır:

“- Hayır, Mösyö Pardayyan ölmüş olamaz!.. O kıratta bir adam ölemez! Ona Azrail bile el sürmekten çekinir. Hayır alice­nap ve Şövalye Pardayyan, kahramanlar kahramanı Pardayyan ölmedi! Bir gün hiç ummadığınız bir sırada kimbilir yine hangi uzak ve ef­sanevi maceradan dönüp aramıza katılacaktır!”

 

Bu on cildi, ilkokulda satır satır okumuştum.. Tam ta­mına ihtilal yılı, 1960 idi.. Çocukluk arkadaşlarım Ahmet ve Ayşe Çığ’ın sevimli babası, komşumuz Hava Albayı İhsan Çığ amca, okumaktan yıpranmış ilk cildini bana verip mutlaka okumamı istemişti. İlk sayfada kendimi kaptırdım, hemen bi­tirip yan eve geçip ikinci cildi istedim, haftalar süren bir ke­yif içinde tam on cildi bitirdim. Muhsin Ba­tur’un iyi arkadaşı olan İhsan amca beni kutlamış elimi sıkmıştı. Sonra ilk cildi bir daha istedim.. Hemen verdi, ilk cildi bir kez daha okuyup giz­lice üstüne yattım, geri ver­medim. İlk cildi, Hava Albayı Muh­sin Batur da (daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanı Or­gene­ral) okumuş ve bir te­şekkür yazısını ilk sayfaya yazıp altını imzalamıştı.. Kitap çalma huyum ta o günlerden kalma ga­liba.. Pardayyan’ın o ilk cildini hala hatıra olarak saklarım. Murat Sertoğlu çevi­risi ile 1944 yılında Güven Kitabevi tara­fından basılan bu kitap kütüphanemin başköşesindedir ve be­nim çocukluk hayallerime giden kapının gizemli anahtarı­dır. Daha sonra Pardayyanlar’ın gıcır gıcır tam takım ciltlerini de satın al­dım.

“Nisan Kitap” dergisi, Haziran 1984 tarihli bir Parday-yan Özel Sayısı yayınlamıştı, nefis bir derleme olarak hala arşi­vimde saklarım. Emre Kongar, Ahmet Altan, Talat Güreli, Ömer Madra, Sevin Okyay, Eray Canberk, Mehmet Güreli çok tatlı yazılar yazmışlar kendi Pardayyanları üze­rine.. Dünyada iki tür insanlar vardır ayrımını da Ahmet Altan yaptı, oradan hep aklımda tutarım şu sözlerini:

“İnsanlar ikiye ayrılır, Pardayyan’ları okuyanlar ve okuma­yanlar. Pardayyanları okuyanlar gizli bir örgütün üyeleridir, kendi­lerine özgü dilleri, işaretleri, zevkleri vardır.. Pardayyan-lar’ın ara­sında gurbette yaşarlar ve hep birbirlerini ararlar. Pardayyancıların iki büyük özelliği vardır. Birinci özellikleri ki­taplarla olan ilişkile­rinde ortaya çıkar. Kitaplarla seksüel değilse bile sansüel bir ilişkileri vardır. Onları alırler, koklarlar, okşarlar, her sözcüğünden, her cümlesinden ayrı hazlar çıkartarak, oku­manın başka hiçbir şeyde bulunmayan zevkini içlerine sindirerek okurlar.

İkinci özellikleri ise, yabancılara asla söylenmeyen bir sırdır. Her Pardayyancı, derin bir reveransla selam verdiğinde uçları yere değen uzun tüylü bir şapkası olsun ister. Reveranstan sonra şapka­sını başına geçirdiğinde, tüylerin omzuna değdiğini duy­mak, rüz­garda rengarenk tüylerin uçuştuğunu görmek ister. Onlar için bu uzun tüylü şapka bir yaşama biçimidir aslında.

Küçük bir çocuk, okuma macerasını Pardayyanlarla baş­larsa, bu maceradan ömrü boyunca kurtulamaz artık. Kitapların insana nasıl inanılmaz bir zevk verdiğini öğrendiğinden, hep o zevkin pe­şinde koşar. Olmayan şapkasının olmayan tüylerini uçuşturarak kitaplardan kitaplara, sayfalardan sayfalara, kahra­manca koşturur durur. Kitapların yaşamdan daha zevkli oldu­ğunu öğrenmiştir. Üs­telik kitaplar yaşamdan daha gerçektir. Ya­şam bir düştür, gerçekdı­şıdır, uydurmadır. Yaşamda bir Pardayyan bulamaz bir çocuk, ya­şamda böyle bir gerçek yoktur ama kitaplarda vardır.

Pardayyanlarla başlar macera, sonra Lermontov okunur belki. Peçerin’e hayran olunur. Sonra Dostoyevski, Tolstoy, Balzac.. Akar gider kitaplar.. Bir Pardayyancı bir şeyler öğren­mek için okumaz kitapları. Onun için kitaplar, başka hiçbir şeyin veremeyeceği kutsal zevkin kaynağıdır. Kitapları zevk almak için okur. Biraz sevişmeye benzer bu okuyuş.

Yalnız çocukların yol arkadaşıdır Pardayyan. Issız, terke-dilmiş, azarlarla, tehditlerle ve tehlikelerle dolu bir dünyada güç­süzlüğün ve çaresizliğin zavallılığını yaşayan çocuğu bir anda güçlü bir kahra­man yapan sihirli şapkadır o.

Her çocuk kahramandır. Herkesten ve her şeyden korkan bir kahraman tabii. Pardayyan kendisini okuyan çocuğa kahramanlı­ğın somut biçimini gösterir. Çocuğun minik elini tutar ve ona nasıl bir kahraman olması gerektiğini öğretir. Pardayanları oku­yan çocuğun kahramanlık düşlerinde artık parıltılı bir örnek var­dır. Pardayyan çocuklara bir alçak, bir kalleş, bir iftiracı, bir ya­lancı olmamayı da sıkı sıkıya öğretir..”

 

Ahmet Altan pek güzel anlatmış..

Dedim ya, hem yaşam mücadelemde, hem gazetecilik ve yazarlık yaşamımda, Pardayyan’ın silahlı güçleri ara­sında bir nefer olabilmeyi istedim. Çünkü bacak kadar ço­cuk iken onun silahlı birliğine katıldım, vargücümle kötü­lere karşı dövüş­tüm.. Pardayyancılık, kanıma işledi. Belki hayat boyu bana maddi olarak pek bir şey kazandırmadı ama, dünya edebiya­tını okuduğumda, her büyük yazarın ve her büyük roman kahramanının birer gizli Pardayyan olduğunu hayretle fark ettim. Biz, şövalyeliği Mösyö Par-dayyan’dan öğrendik efem!..

Seni çok sevdik Pardayyan.. Okumayan varsa, hemen  Mösyö Pardayyan ile tanışsın artık..

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş