New York merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, 2026 yılına ilişkin yayımladığı strateji notunda küresel piyasaları sarsabilecek üç kritik senaryoyu paylaştı.
Banka stratejistleri, işsizlikte yaşanabilecek sıra dışı gelişmelerden, hisse senedi ve tahvil piyasalarındaki denge değişimine ve enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ihtimaline kadar geniş bir risk ve fırsat alanına işaret etti.
“İşsiz üretkenlik artışı” senaryosu
Morgan Stanley’e göre ABD ekonomisi, enflasyon baskısı oluşturmadan büyümeyi sürdürebilecek bir “işsiz üretkenlik artışı” dönemine girebilir. Bu senaryo, geçmişte yaşanan “işsiz toparlanma” sürecinin daha güçlü bir versiyonu olarak tanımlanıyor.
Stratejistler, işgücü piyasasında yavaşlama yaşanırken artan verimliliğin ekonomik büyümeyi dengeleyebileceğini, ücret artışlarının sınırlı kalmasının ise enflasyonu baskılayabileceğini belirtiyor.
Bu koşulların, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine devam etmesi için alan yaratabileceği ifade ediliyor. Ancak bu tabloda çekirdek enflasyonun yüzde 2’nin altına gerileyebileceği de not ediliyor.
Hisse senedi–tahvil ilişkisi yeniden şekillenebilir
Morgan Stanley, yatırımcı davranışlarında alışılmış kalıpların bozulduğuna dikkat çekiyor. Normal koşullarda hisse senetleri ile tahviller ters yönde hareket ederken, 2025 boyunca her iki varlık sınıfında da eş zamanlı yükselişler görüldü.
Banka, bu durumu hisse senetlerinin “kötü haber iyi haberdir” yaklaşımıyla fiyatlanmasına bağlıyor. Ancak 2026’da enflasyonun Fed’in hedeflerine geri dönmesi halinde, bu ilişkinin yeniden tersine dönebileceği ve piyasalarda sert fiyatlamalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Enerji ve emtia fiyatlarında yeni zirveler ihtimali
Morgan Stanley’e göre emtia piyasalarında 2025’te başlayan yükseliş trendi, 2026’da daha da hız kazanabilir. Özellikle enerji fiyatları için yukarı yönlü riskler öne çıkıyor.
Fed’in faiz indirimlerine devam etmesi, buna karşın bazı merkez bankalarının sıkı para politikalarını sürdürmesi, doların küresel ölçekte zayıflamasına yol açabilir. Bankaya göre daha ucuz dolar, emtia fiyatlarını destekleyen temel faktörlerden biri olacak.
Bu sürece Çin ekonomisindeki toparlanma da eşlik edebilir. Nadir toprak elementleri, değerli metaller ve enerji alanında dünyanın en büyük üretici ve tüketicilerinden biri olan Çin’de iç talebin güçlenmesi, küresel enerji fiyatlarını yukarı taşıyabilir.
Morgan Stanley notunda, “Zayıf dolar ve Çin’de güçlenen tüketim hikayesi, benzin dahil olmak üzere enerji fiyatlarını yeni zirvelere taşıyabilir” değerlendirmesi yer aldı.
İlginizi çekebilir: Sadettin Saran’ın test sonucu pozitif çıktı