Bakanlık tarafından valiliklere gönderilen 2022 Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele başlıklı genelgeyi değerlendiren Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, plandaki hedeflerin bütüncül bir kadın politikası olmadan gerçekleşmesinin zor olduğunu söyledi. Güllü, “Taşıma suyla değirmen dönmez. Şiddet projelerle önlenemez. Bu bir kadın politikası gerektirir. Türkiye’de şiddeti önleme iradesinin, ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ felsefesinden uzak eğitimini düşünenlerin bu şiddeti önlemeyi düşünmediklerini söylemem gerekecek. Böyle saçmalıklarla gün kaybetmenin, böyle saçma argümanlarla ortaya çıkmanın sıkıntıları çok fazla can sıkıcı” dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, İçişleri Bakanlığı’nca 81 il valiliğine gönderilen, ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadoele-2022 Faaliyet Planı’nı değerlendirdi.
Valiliklere gönderilen genelgede 5 milyon erkeğin eğitilmesi, elektronik kelepçe sayısının bin 500’e çıkarılması, 5 milyon KADES uygulaması indirme sayısına ulaşılması, kadın konuk evi sayısının arttırılması, 110 bin kolluk personeline eğitim verilmesi gibi hedefler öne çıkıyor.
CANAN GÜLLÜ İSTANBUL VE BM CEDAW SÖZLEŞMELERİNE DİKKAT ÇEKTİ
TKDF Başkanı Canan Güllü, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin, ‘projelerle’ değil toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan, kadına şiddeti önleme iradesini ortaya koyan, bütüncül politikalarla ve İstanbul Sözleşmesi ve BM CEDAW Sözleşmesi gibi uluslararası metinleri esas alarak mümkün olabileceğini söyledi.

ŞİDDET PROJELERLE ÖNLENMEZ, BİR KADIN POLİTİKASI GEREKTİRİR
Türkiye kadın hareketinin en önemli aktivistlerinden biri olan TKDF Başkanı Canan Güllü, “Taşıma suyla değirmen dönmez. Şiddet projelerle önlenemez. Bu bir kadın politikası gerektirir” dedi.
SÖZÜ UZATMAYA GEREK YOK, ŞİDDETİ ÖNLEMEYİ DÜŞÜNMEDİKLERİNİ SÖYLEMEM GEREKİYOR
“Ben güven mekanizmasını kaybettiğim için atılan adımların her birinde aslında bir bütüncül politika olmadığını gözlemleyebiliyorum” diyerek açıklamalarını sürdüren TKDF Başkanı Canan Güllü, “Bütüncül politika nedir? Önleme iradesini ortaya koymaktır. Önleme iradesini ortaya koyarsınız, Ulusal Eylem Planınızı kadına karşı şiddetin önlenebilmesi amaçlı İstanbul Sözleşmesi’ne bağlardınız. Ulusal Eylem Planınızı Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme (CEDAW) Sözleşmesi’ne bağlamanız lazım. Tüm bunlardan yola çıkarsak, aslında sözü uzatmaya gerek yok. Türkiye’de bir şiddeti önleme iradesinin, ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ felsefesinden uzak eğitimini düşünenlerin bu şiddeti önlemeyi düşünmediklerini söylemem gerekecek” ifadelerini kullandı.
HANGİ METODOLOJİ İLE 5 MİLYON ERKEĞE EĞİTİM VERECEKLER?
Kadına şiddeti önlemedeki en önemli metinlerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkan Türkiye’de, bakanlığın böyle bir planla sonuç almasının mümkün olmayacağını kaydeden TKDF Başkanı Güllü, “İçişleri Bakanlığı Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiş bir iktidarın bakanlığı. Dolayısıyla kadına karşı şiddetin önlenmesi metodolojisini kabul etmemiş bir iktidarın bakanlığı, şimdi hangi metodoloji ile Türkiye’de 5 milyon erkeğe eğitim vereceklermiş bunu sormak lazım. İkincisi Türkiye nüfusunun yarısı erkek. Yani 41 milyonunun erkek, 41 milyonunun kadın olduğunu biliyoruz. Biz 5 milyon eğitim çıktısı ile düşünürsek, ‘bu gidişte nüfus artması sabit kalırsa 8 yılda eğitimi tamamlamış oluruz’ diye düşünme mantığını ortaya koyuyor. Peki bu süreçte ölen kadınlar için ne yapılacak ve yeni yetişecek neslin öldürme psikolojisini neyle çözmeyi düşünüyorlar?” diye sordu.
BÖYLE SAÇMALIKLARLA GÜN KAYBETMENİN SIKINTILARI ÇOK CAN SIKICI
“Böyle saçmalıklarla gün kaybetmenin, böyle saçma argümanlarla ortaya çıkmanın sıkıntıları çok fazla can sıkıcı” diyen TKDF Başkanı Canan Güllü, belediyelerin konuk evi açabileceği maddesinin olduğu plandaki sözkonusu maddeyi ise şöyle değerlendirdi: “Evet bu plan içinde belediyelerin sığınak açmasını ama belediyelerin açarken sığınaklarının konuk evi değil kadının şiddetten kaçtığı bir sığınak olması felsefesinin yaygınlaşması lazım. Burada sadece belediyeler değil Aile Bakanlığı’nın da açması lazım.Taşıma suyla değirmen dönmez. Şiddet projelerle önlenemez. Bu bir kadın politikası gerektirir. Geçtiğimiz gün parlamentoya sunulan, şiddeti önlemek amaçlı ceza yasasındaki taslak değişim maddeleri ile ilgili pişmanlığı öne çıkarmaları, ısrarlı takipteki bakış açısıyla kadının kadına şiddet uyguladığı süreçleri başka türlü anlamamıza sebep olabilecek bir manaya getirmeleri, her şeyden öte hala ciddi bir iradesizlik ortaya koymaktadır.”