AKBABALAR DA VAR, SİVRİSİNEK OLAN TROLLER DE…

Aklımdan geçenleri ‘utanıyorum!’ diye yazanlar oldu… Dedikleri gibi, ‘İnsan sıcak, sıcacık evinde yemek yerken utanır mı?’ Oluyor, işte! İnsan karnı doymuş, bir şekilde sıcacık yatağına girip, uykuya dalmadan önce, aklına getirip, yatağından ve kendinden utanır mı? Utanır tabii, insan olanlar! Ziynet Hanım da yazmış; ‘Biz uyanırken uyanamayanlar, Biz yemek yerken yemeyenler, Biz uyurken uyumayanlar… Biz […]

Aklımdan geçenleri ‘utanıyorum!’ diye yazanlar oldu…

Dedikleri gibi, ‘İnsan sıcak, sıcacık evinde yemek yerken utanır mı?’

Oluyor, işte!

İnsan karnı doymuş, bir şekilde sıcacık yatağına girip, uykuya dalmadan önce, aklına getirip, yatağından ve kendinden utanır mı?

Utanır tabii, insan olanlar!

Ziynet Hanım da yazmış;

‘Biz uyanırken uyanamayanlar,

Biz yemek yerken yemeyenler,

Biz uyurken uyumayanlar…

Biz su içerken su içemeyenler, arayanlar bulamayanlar…….

Sabır sabır sabır!…

Akıl sağlığımız tehlikeye girdi…’

 

*- FOTOĞRAFLARINI DA GÖRDÜM

10 ili sarsan büyük depremin ardından İzmir yaraları sarmak için seferber oldu.

Yazmıştım;

‘Yardımları sadece ve sadece valiliklere ve belediyelere verin…’ diye..

Tekrarlıyorum;

Sakın maddi yardımda bulunmayın!

Çünkü dolandırıcılar, sahtekârlar, bilgisayar heckerleri ve sahte hesaplar var…

Normal zamanlarda bunlar PTT ve vergi dairelerinin internet sitelerinin aynısını yapıyor ve size paranızı gerekli yere gönderdiğinizi sanıyorsunuz ama alakası yok…

Organize grupların eline geçmiş oluyor, size ‘Borcunu yatır’ ya da ‘icra takibi’ geldiğinde gerçeği öğreniyorsunuz…

Ya da ‘Para gelmedi!’ notunu alınca…

Durum aynı…

Bir de kendilerine pay çıkaranlar var…

Geçenlerde AKP’li bir arkadaşım, ‘Akbabalar işbaşında!’ yazmıştı…

Sıkıntılarını dile getirenlere bunu söylüyordu…

Çünkü, bizim de inandığımız ve inanmak zorunda olduğumuz bazı yetkililer 'Yardımlar her noktaya ulaştı!’ ve ‘Ulaşılamayan yer yok!’ açıklamasını yapıyordu.

Ama bazı televizyonlar ve internet siteleri ise ‘Allah aşkına yardım!’ diye feryatları videolarıyla veriyordu.

Doğru!

Böyle bir felaket görülmedi.

Akbabalar var…

Kötü niyetliler de…

Kendilerine sözde menfaat yaratanlar da…

Meslektaşlarımdan öğrendim;

Fotoğraflarını da gördüm;

Hem Büyükşehir'den hem Valilikten toplanan yardım paketleri milyonları aşarken AKP (M) İlçe Başkanlığı'nın paylaştığı fotoğraf gündem oldu.

İzmir’in bu ilçesinden ‘İzmir Valiliği’ yazılı pankart indirilmiş, yerine bu ilçenin AKP teşkilatının yardımı pankartı asılıp, hatıra fotoğrafı çektirilip, paylaşılmış…

Akıl alacak gibi değil!

İşte gerçek ortada…

Fatih Altaylı bakın ne diyor?

"Şimdi çıkacaklar ve diyecekler ki, 'Tüm önlemler alındı. Gerekenler yapılıyor.

Devletimiz gücünü her yerde gösteriyor'.

Ne kadar Bakan ya da Bakmayan var ise bölgeye koşacak.

Peki bu mudur!

Enkaz kaldırmak ve ölü toplamak mıdır devletin işi?’

Bakalım Fatih Altaylı’ya troller ne cevap verecekler?

 

*- ‘SU’ DA BÜYÜK İHTİYAÇ

Ben de uyarıyorum;

‘Deprem Bölgesine Su Götürün,

Deprem Bölgesine Su Götürün,

Deprem Bölgesine Su Götürün…’

Şu anda en önemli acil ihtiyaç su!

Çoğunluğu yabancı şirketlerin elinde olan ve neredeyse akaryakıttan, yani enerjiden bile daha pahalı olan, neredeyse her hafta zam yapan su şirketlerinden de, çok büyük müteahhit ve iş insanlarından tık çıkmıyor…

Ama küçük işletmeler, sıradan vatandaşlar birlik ve beraberliğe inanmış bir durumda yardım için adeta çırpınıyor.

İşte bir örnek;

İzmirli Oğuzhan Uğur, ‘DİKKATİNİZE!’ diyerek şunları yazmış;

'1 mühendis, 9 elektrik teknikeri, 3 jenaretör, projektör, kablo, elektrikli ısıtıcı teknik ve enerji desteği için Hatay yolundayız bizi koordine edecek yetkililere ulaşmaya çalışıyoruz…’

Belirtildiğine göre,

10 dakikada bir askeri helikopterle askerler geliyor.

Ayrıca 40 yakın stk, yüzlerce iş insanının yolladığı araç gereçler de mevcut.

Hakkaniyetli olalım.

Bu kadar insan emek veriyor burda.

Her konuda “Ahbap yapıyor” demek doğru değil hiç değil!

Lütfen insan emeğini es geçmeyelim

Ben yanıtını, hepimizin takdirini kazanan Haluk Levent’in ağzından vereyim:

‘Tırlarla yardım göndermek isteyenler var.

Hatay ve Adıyaman’a düzensiz gelen tırlar orta yere malzeme bırakıp gidiyor.

Gerçekten çok sıkıntı.

Ahbaplara da getiriyorlar tırları.

Kanunen biz alamıyoruz.

Lütfen AFAD Başkanlık ile görüşün…’

Yine tekrarlıyorum:

‘Dolandırıcılar, AFAD’a yapılacak deprem yardımlarını ele geçirmek için sahte yardım sitesi kurdu.

Bir değil birden fazlalar!

Aman ha sakın para göndermeyin!’

 

*- LAF ÜRETİLMİYOR

 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den öğrendiğime göre;

‘Son 48 saatte 46 TIR, 15 kamyon, 3 uçak, 1 gemi ile 180 bin battaniye ve yorgan, 140 bin parça giysi, 5 bin ısıtıcı ve soba gibi tonlarca insanı yardım malzemesini Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Adana, Malatya, Osmaniye, Adıyaman ve Şanlıurfa’ya gönderdik!’

Ayrıca 110’u arama kurtarma personelimiz olmak üzere; doktor, operatör, şoför, aşçı, psikolog ve veterinerden oluşan 332 personel, ve 133 aracımız deprem bölgesine ulaştı.

Elimizden gelen tüm desteği vermeye devam edeceğiz.’

Bunları söyleyen yalnız Tunç Soyer değil, tüm İzmir halkı…

Başkan Soyer’in şu sözlerini de unutmayalım.

‘Saha ziyaretimizde görüyoruz ki, durum düşündüğümüzden çok daha vahim.

Çok daha fazlasına ihtiyacımız var.

Desteğinizi esirgemeyin…’

 

*- HAYDİ GÖRELİM SİZİ

Ama İzmirlilerin de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den dilekleri var…

Ayben Hanım,

‘Yardımları göndermekle olmuyor.

Başında durup gerçekten ihtiyacı olanlara gittiğine görene kadar beklemek lazım.

Kimseye güvenmiyorum!’ diyor…

Bir başka İzmirli hemşehrimiz de aynı görüşte;

‘Başkanım gönderilen yardımlara ne olur sahip çıkın.

İhtiyacı olanların eline geçinceye kadar bırakmayın ne olur?’ diyerek adeta yalvarıyor.

Ha sahi bence ‘Akbaba’ ya da ‘trol’ olarak niteleyeceğim birisi de şöyle diyor:

‘Başkanın orada işi ne?

İzmir’in sorunları ile ilgilensin!’

Ben de bu vatandaşa soruyorum:

‘Sen Reis ilgilensin demek mi istiyorsun?’

Ya da ‘Birlik ve beraberliğe’ inanmıyor musun?

‘Herkes kendi başının çaresine mi baksın!

Hadi len sende!

 

*- HER ŞEYE RAĞMEN

Bu vatandaşa şu bilgiye de vereyim:

‘Hani kullanılamayan Hatay hava alanı var ya, şu anda CHP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin fen işleri molozları temizleyip,  pisti kullanılacak hale getiriyor.

Artık yardım uçakları rahatça inebilecek.

İskenderun Limanı’ndaki yangını yine CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı ile İzmir Büyükşehir’in itfaiye ekipleri söndürdüler.

Araya benim de birçok kişinin de dileğine yer vereyim:

‘Bugün üçüncü gün, dondurucu soğuklar sürüyor.

Siz değerli siyasiler, aldığınız aylıkların içinden, geçiminiz için “asgari ücret” kadar olanını alıp, bir yıllık aylığınızı deprem görenlere bağışlar mısınız?

Haydi görelim sizi benim imanlı, aziz milletvekillerim…’

 

*- TARİH’TEN BİLİYORUZ

Tarih kitaplarımızda Babil Kralı Hammurabi’yi okumuştuk.

Onun, yani Hammurabi Yazılı Kanunlarını da biliyoruz.

Bakın M:Ö. 1972 yılında ne demiş?

‘Çürük yapılan ev yıkılırsa ve ev sahibi ölürse, evi yapan usta öldürülsün!’

Amma gaddarmış değil mi?

Acaba biz, havaalanını, hastaneyi, devlet otoyolunu sağlıklı yapmayan, bunun için dolar üzerinden para olan müteahhitlere, ya da emrinde çalışanlara, göz yumanlara ne gibi bir kanuni yaptırımı uygulayacağız?

Bekleyip göreceğiz!

 

*- ÇARÇABUK!

Sevgili okuyucularım:

‘Kurtarma hizmetleri zamanla oturacak’ diyerek beklemek herhalde bizlere yakışmaz!

Kurtarma ile barındırma ivedi durumdur.

Çarçabuk başlar, çarçabuk biter.

Saniyelerin kıymeti vardır.

Depremzedeler için de en önemli desteklerden biri de ‘moral’ desteğidir.

Bu yüzden siyasi partilerin başkanları da, milletvekilleri de, belediye başkanları da, yani seçilmişler de orada halkın yanında olmalıdır.

Oluyorlar da…

Yalnız olmadıklarını hissettiriyorlar…

Ama bazı istem dışı olaylara rastlanıyor.

Az önce birinin, yani AKP’li dostların ifadesine göre, bir ‘Akbaba’ ya da ‘bozguncu’ İzmir Büyükşehir Belediye Başkanına ‘Senin orada ne işin var!’ dedi…

Herhalde bunu AKP’li  önceki bir kadın milletvekilinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çıkışından esinlenerek söylemiştir.

AKP’li eski vekil, ‘Senin burada ne işin var?’ diye İmamoğlu’na çıkış yaparak, Türkiye’yi gezmesine de tepki gösterdi.

İmamoğlu da, ‘Hanımefendi, sizin her halde aklınız başınızda değil!’ dedi.

Bu arada yine bir uyarı yapayım:

‘Yardım kolisi hazırlayanların dikkatine;

Yağmur ve kar gönderilen konileri ıslatıyor.

Kolilerinizin içine çöp poşeti koyup yardımlarınızı içine koyun, ağzını sıkıca bağlayın…’

 

*- EN ÖNEMLİLERDEN

Aklımdan geçen çok konu var…

Ama bunlardan en önemlisini şimdilik vereyim:

Görüntüleri görmüşsünüzdür.

Bir noktada yağma ve hırsızlık başladı.

Bunun önüne, askerle mi, polisle mi, zabıta ile mi ne ile olacaksa mutlaka ele alınmalıdır.

Hatayspor Asbaşkanı Ethem Sunar:

‘Suriyeliler yağmaya başladı; tehditlerle, korkutarak insanların ellerindeki malzemeleri çalıyor.’ Diyor.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan,

‘Sığınmacıların yoğun olduğu Kilis, Hatay, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa gibi kentler ile Güney Anadolu’da, Çukurova’da Ulusal Güvenlik sorunu doğmuştur.

Yarısı yok olan Hatay’da Hatay dışına göçler başlayınca, Hatay, Kilis’de Suriyeliler bu kentlerin egemeni olacaktır.’ diyerek yetkilileri uyarmaya çalışıyor.

Bu konuda feryat figan edenlere mutlaka kulak vermeliyiz.

Yazımı 1999 yılından bir anıdan söz ederek bitireyim:

‘Yıl 1999.

Gölcük depremi için CB Süleyman Demirel gelmişti.

Halkın içinden yaşlıca, yoksul bir nine gelip Demirel’in yakasından tutup,

"Bunlar hep sizin yüzünüzden oluyor.” diye bağırdı.

İşte olayın tanığı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan aklından geçenleri şöyle dillendiriyor:

“Hah! İşte halk kurtuluyor. Sonunda sorgulamaya başladılar.”

diye sevinmiştim.”

Ben de trollere yani sivrisineklere sesleniyorum:

‘Burada herkesin olduğu gibi senin bile hakkını arıyorum.

Adamına değil, yurduna, yurttaşların hizmet et…’

AKBABALAR DA VAR, SİVRİSİNEK OLAN TROLLER DE...
Yaşar Eyice

Exit mobile version