Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Mart 2026 enflasyon verilerinin ardından hazırladığı raporla asgari ücretli ve emeklinin yaşadığı reel gelir kaybını açıkladı.
Rapora göre, artan gıda ve barınma maliyetleri karşısında çalışanların alım gücü yılın ilk çeyreğinde dramatik bir şekilde düştü.
ALIM GÜCÜ NASIL ERİDİ?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan Mart 2026 verileri, yıllık resmi tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 seviyesine ulaştığını göstererek sabit gelirliler için alarm zillerini çaldırdı.
Kağıt üzerindeki maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında hızla eridiğini ortaya koyan bu tablo, DİSK-AR’ın yaptığı güncel hesaplamalarla somut bir alım gücü kaybına dönüştü.
Mart 2026 itibarıyla çalışan ve emekli kesimin bütçesindeki derinleşen kayıplar, geçim sıkıntısının boyutlarını gözler önüne seriyor.
Yapılan araştırmaya göre, asgari ücretli bir çalışan Ocak ayından bu yana geçen kısa sürede alım gücünden 2 bin 819 TL kaybederken, en düşük emekli aylığı alan vatandaşların cebindeki para reel değerinden 2 bin 8 TL eksildi.
Gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde seyretmesi, dar gelirli hanelerin temel ihtiyaçlara erişimini her geçen gün zorlaştırırken, uzmanlar maaşların reel değerindeki bu hızlı aşınmanın “çalışan yoksulluğu” riskini tetiklediği uyarısında bulunuyor.
GIDA FİYATLARINDA ’50 KAT’ ARTIŞ
Raporda, 2005 yılından bu yana süregelen fiyat artışlarındaki dengesizliğe dikkat çekildi. Genel fiyat seviyesi 2005’ten bu yana 33,6 kat artarken, temel ihtiyaç olan gıda fiyatlarındaki artışın 50,6 kata ulaştığı vurgulandı.
Bu durum, maaşının büyük bölümünü gıdaya ayıran yoksul kesimi “enflasyonun ana hedefi” haline getirdi.
GELİR GRUPLARI ARASINDAKİ UÇURUM
DİSK-AR tarafından hazırlanan güncel rapor, enflasyonun toplumun farklı kesimleri üzerindeki yakıcı etkisini “sınıfsal fark” analiziyle gözler önüne serdi.
Harcama kalıpları üzerinden yapılan detaylı inceleme, gelir grupları arasındaki derin uçurumu ve hayat pahalılığının düşük gelirli haneleri nasıl bir kıskaca aldığını çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki en düşük gelir grubunu oluşturan yüzde 20’lik kesim, toplam milli gelirden yalnızca yüzde 6,3 oranında pay alabiliyor.
Kısıtlı imkanlarına rağmen, bu gruptaki haneler yaşamlarını sürdürebilmek için bütçelerinin yüzde 30,4’ünü doğrudan gıda harcamalarına ayırmak zorunda kalıyor. Gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde seyretmesi, bu kesimin temel ihtiyaçlara erişimini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Tablonun diğer ucunda yer alan en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesim ise toplam gelirin yüzde 48,1’ine sahip bulunuyor.
Gelir dağılımındaki bu baskın pay sayesinde, bu grubun toplam harcamaları içerisinde gıdaya ayırdığı pay yalnızca yüzde 12,8 seviyesinde kalıyor.
DİSK-AR’ın verileri, yüksek enflasyon ortamında dar gelirlinin bütçesinin neredeyse üçte birinin temel gıdaya gittiğini, yüksek gelir grubunun ise bu artışlardan çok daha sınırlı düzeyde etkilendiğini kanıtlıyor.
‘ZORUNLU HARCAMALAR GIDAYI YUTUYOR’
Bültende yer alan en acı tespit ise dar gelirlinin hayatta kalma stratejisi oldu. Kira, konut ve ulaşım gibi “ertelenemez” harcamaların payı arttıkça, işçi ve emeklilerin temel besin maddelerinden kısmaya başladığı ifade edildi. Raporda, “Düşük gelirliler gıdadan kısıp kira ve ulaşıma harcıyor; halk büyük bir çaresizlik içinde” denildi.
Siyasi ve ekonomik çevrelerde Mart ayı verilerinin ardından asgari ücrete “ara zam” tartışmalarının yeniden alevlenmesi bekleniyor.
İlginizi çekebilir: Hürmüz Boğazı kilitlendi: Enerji fiyatları zirveye demir attı