Ayşe Barım davasında şok mütalaa: 30 yıldan müebbete

Gezi eylemlerini organize ettiği iddiasıyla yargılanan ID İletişim'in sahibi Ayşe Barım hakkında savcı mütalaasını açıkladı.

ID İletişim’in sahibi ünlü menajer Ayşe Barım hakkında yürütülen Gezi Parkı davasında savcılık, esas hakkındaki mütalaasını sundu.

İddianamede “yardım” kapsamında 30 yıla kadar hapsi istenen Barım için duruşma savcısı, “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçuna doğrudan iştirak ettiği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Karar duruşması yarın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Gezi Parkı eylemlerinden 12 yıl sonra, eylemlerin “planlayıcı ve yönlendirici” aktörlerinden biri olduğu iddiasıyla 28 Ocak’ta tutuklanan ve 248 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Ayşe Barım’ın yargılandığı davada kritik bir viraj dönüldü. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan mütalaa, Barım hakkındaki suçlamaların boyutunu en üst seviyeye taşıdı.

“SANATÇILAR ETKİ GÜCÜ OLARAK KULLANILDI”

Duruşma savcısı celse arasında sunduğu mütalaasında, Gezi Parkı eylemlerinin tesadüfi bir protesto değil, planlı ve sistemli bir organizasyon olduğunu savundu.

Mütalaada, Ayşe Barım’ın ajansına bağlı toplumda yüksek görünürlüğe sahip oyuncu ve sanatçıları, sahip oldukları etki gücü nedeniyle eylemlere yönlendirdiği iddia edildi. Barım’ın süreci hem sosyal medyada hem de sahada aktif olarak yönettiği öne sürülürken, eylemlerin asıl amacının demokratik protesto süsü verilerek ülke genelinde kaos yaratmak ve hükümeti devirmek olduğu ileri sürüldü.

“ETİKETLER VE SAHADAKİ FAALİYETLER EŞGÜDÜMLÜ”

Savcılık, Barım’ın menajerlik şirketine bağlı sanatçılarla Gezi Parkı’nda organize şekilde buluştuğunu ve bazı isimlerin burada önceden hazırlanan bildirileri okuduğunu tespit etti.

İddiaya göre; ID İletişim’e ait kurumsal hesaplar ile sanatçıların kişisel hesaplarından yapılan #occupyturkey ve #DirenGeziParkı paylaşımları eşgüdümlü bir stratejinin parçasıydı. Savcılık, bu faaliyetlerin terör örgütlerinin (PKK/KCK, DHKP-C, MLKP vb.) eylem yapması için uygun zemin hazırladığını iddia etti.

ANA SANIKLARLA “SİSTEMLİ İRTİBAT” İDDİASI

Mütalaada Barım’ın, Gezi Davası’nın ana figürlerinden olan firari Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile doğrudan irtibatlı olduğu savunuldu.

Barım’ın bu isimlerle kurduğu yoğun iletişim kayıtlarının “hayatın olağan akışına uygun açıklanamadığı” belirtilerek, menajerin “irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi” konumunda bulunduğu öne sürüldü. Sanatçıların “kendi irademizle katıldık” şeklindeki ifadelerine rağmen, savcılık organizasyonun Barım tarafından yapıldığında ısrar etti.

YARGITAY KARARI DAYANAK YAPILDI

Savcılık, mütalaasında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023 yılına ait emsal kararını da dayanak gösterdi. Söz konusu kararda Gezi Parkı eylemlerinin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs” suçunu oluşturduğunun hüküm altına alındığı hatırlatıldı.

Demokrat Gündem

Exit mobile version