Partisinin İzmir İl Başkanlığı binasının açılışından sonra yeniden İzmir’e gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iki gün sürecek ilçe kongreleri ve ilçe binaları açılışı şeklindeki yoğun programı kapsamında ilk olarak Kiraz'a ardından Ödemiş’e geldi. Ödemiş İlçe Kongresi'nin açılışında konuşan Ali Babacan, iktidar partisine sert eleştirilerde bulundu. Ülkede yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk ve hukuksuzluğun temel sorun olduğunu, hukukun tesis edilmemesi durumunda ekonominin düzene konulamayacağını söyledi. MB faizinin neden düşmediğini ısrarla soran Babacan, "MB’nın faizi niye hala yüzde 19. Neden düşürmüyorsunuz? MB başkanları laf dinlemiyor diye değiştiriyor. Bu da laf dinlemiyorsa, otur kendin yap. Niye indirmiyorsun? Bunun tek yetkilisi de tek sorumlusu da Cumhurbaşkanının kendisidir. Niye inmiyor?" dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-Partisinin Ödemiş İlçe Kongresi’nin açılışında bir konuşma yapan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çiftçinin, üreticinin, halkın her kesiminin büyük ekonomik sıkıntı içinde olmasına karşın iktidarın tüm sorunlardan bihaber olduğunu savundu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, MB faizinin hala yüksek olması başta olmak üzere Kanal İstanbul projesinde ısrar edilmesi hakkında sert açıklamalarda bulundu. Babacan’ın iki günlük İzmir programında kendisine Genel Başkan yardımcıları Sadullah Ergin, Sanem Oktar, İdris Şahin, Aysun Hatipoğlu, Kerem Altun da eşlik etti.

FAZİN YÜKSEK OLMASININ TEK YETKİLİSİ DE SORUMLUSU DA…
Merkez Bankası faizinin yüksek olmasının tek sorumlusunun hükümet olduğunu savunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Haziran seçimlerinde ilk defa partili, taraflı bir cumhurbaşkanı görevine başladı. Partili ve taraflı. Hemen arkasından en yakın akrabasını ekonominin başına koydu. O gün bugüne MB’nin tam 130 milyar dolarlık döviz rezervini cayır cayır sata sata tükettiler. Siz kötü yönetin, döviz kurunun kontrolünü elinizden kaçırın, dünyanın yedinci en yüksek faizini uygulayın, çiftçimiz ne yapsın? MB faizi yüzde 19 olunca, piyasa alıp başını gidiyor. Yüksek faiz ve döviz kurunun tek suçlusu var. O da bugünkü hükümet. MB’nın faizi niye hala yüzde 19. Neden düşürmüyorsunuz? Laf dinlemiyor diye değiştiriyor. Bu da laf dinlemiyorsa, otur kendin yap. Niye indirmiyorsun? Bunun tek yetkilisi de tek sorumlusu da Cumhurbaşkanının kendisidir. Niye inmiyor? İndirsin. İndiremiyorum. Yüksek faiz gerekiyor diyorsa da çıksın bunu açıklasın. Gerekmiyorsa da indirsin. Niye yapmıyor? Milletimiz uyandı artık. Milletimizin artık gözü, gönlü, ufku açık. Saklayamazsınız” diye konuştu.
KANAL İSTANBUL PROJESİNDEN NE RANT ÇIKAR NE RANT!
Kanal İstanbul Projesi’nin sadece rant amaçlı olduğunu da belirten Ali Babacan, “26’sında temel atma töreni olacak. Olmayan törenin üzerinden geçecek köprünün temeli. 500 bin kişilik şehir kuracağız diyorlar. İstanbul’a 500 bin kişilik şehrin katkısı ne olacak diyoruz. Söylemiyorlar ama gözlerinde dolar işaretleri var. Rant var rant. Bir emsal değişikliğinden, bir AVM’den ne rant çıkıyor. 500 BİN Konutluk projeden ne rant çıkar ne rant. Kim bilir kimler paylaşacak” dedi.
ÖZGÜR VE ZENGİN BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ
“İzmir’in de Türkiye’nin devası sizlersiniz, gençlersiniz. Kongremiz İzmir’de yaptığımız ilk kongre aynı zamanda. Hayırlı uğurlu olsun diyorum şimdiden. Bizler yeni bir siyaset anlayışıyla yeni bir kadroyla yola çıktık. Siyasete ilk defa DEVA çatısı altında başlayan, ilk defa siyasete adımını DEVA Partisi ile beraber atan çok sayıda arkadaşımızla beraber, tecrübeli arkadaşlarımızla da beraber omuz omuza vererek bu yola çıktık. Türkiye’de siyaset yepyeni bir soluk kazandı partimizle. Kurulduğumuz ilk günden bugüne çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özgür ve zengin bir Türkiye istiyoruz” diye sözlerine başlayan Ali Babacan, muhalefetin sadece eleştirmekle yetindiği eleştirisinde bulundu.
‘TEK TEK ÇÖZÜMLERİ ÜRETİYORUZ’
Babacan, “Problemleri, sorunları kuşkusuz bileceğiz, dinleyeceğiz. Ama bizim asıl farkımız çözüm üretmek çözüm. Sorunları sıralayıp çözüme gelince iktidar olunca konuşuruz onları diyen bir siyasi parti değiliz. Sorunları doğru tespit etmekle yetinmeyip tek tek çözümleri üretiyoruz. Laf üretme kısmı var bir de iş üretme kısmı var siyasetin. Biz iş üretiyoruz. Neyi ne kadar sürede yapacağımızı bütün açıklığıyla ortaya koyuyoruz. Eylem planlarımızı paylaşmaya başladık. 360 günde yapacaklarımızı şimdiden hazırlayıp paylaşıyoruz. 20 başlıkta 400 eylemimizi hazırladık. Eylem planlarımızı hem belli bir takvime bağlıyoruz hem de bütçesini, hesabını kitabını yapıyoruz. Boş konuşmak, atıp tutmak yok. Ne söylediysek analizini iyi yapıp ondan sonra konuşuyoruz” diye konuştu.

ALİ BABACAN’IN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI ŞU ŞEKİLDE:
ŞAHSİ BEKAALARI İLE MEŞGULLER, ÇÖZÜM ÜRETEMİYORLAR
İktidar partilerine bakıyoruz, onlar kendi dertlerine düşmüş. Bu memleketin derdiyle dertlenmiyorlar artık. Tamamen kendi siyasi ikballeri, şahsi bekaaları ile meşguller. Onun için çözüm üretemiyorlar, sorunlara çare bulamıyorlar.
DÖVİZ REZERVİNİ CAYIR CAYIR, SATA SATA TÜKETTİLER
Her adımda çiftçimizle karşılaştık, üreticilerle sohbet ettik. Hepsi çok dertli. Maliyetler almış başını gitmiş. Geçen yıl bugünlerle bu yılı mukayese ettiğimizde, gübre fiyatları en az ikiye katlamış durumda. Üç katına kadar fiyatı artan gübreler var. Çiftçimiz pazarda küçük poşete beş şişe tarım ilacı koymuş, 350 lira verdim, nasıl para kazanacağım, bu ilacı dökmezsem de nasıl kazanacağım dedi. Yem maliyetleri en az ikiye katlamış. Geçen hafta Kars’ta idik. Yüzlerce km öteden saman geliyor, o geniş meralar, yaylalar hayvanların yemi yüzlerce kilometre öteden geliyor. Nereden nereye gelmiş hayvancılık? Mazot fiyatları almış başını gitmiş. Bütün bu artışların kök sebebi, şu andaki hükümetin döviz kurlarının kontrolünü kaybetmesi. İşin özünde bu var. Kayıp bakan var ya, akraba bakan, ben döviz kuruna bakmıyorum diyordu, o gün bugündür de gören olmadı. Sen bakmıyorsun da çiftçi bakıyor. Mazot, ilaç, yem, gübre, enerji hepsi döviz. Sen bakmaya bakmaya ne hale getirdin ülkeyi? 2018’de seçim oldu mu? Oldu. Haziran seçimlerinde ilk defa partili, taraflı bir cumhurbaşkanı görevine başladı. Partili ve taraflı. Hemen arkasından en yakın akrabasını ekonominin başına koydu. O gün bugüne MB’nin tam 130 milyar dolarlık döviz rezervini cayır cayır sata sata tükettiler. MB döviz rezervi şu anda eksi 60’a indi. Geçen gün 100 milyar rezervimiz var diyor, Merkez Bankası (MB) sitesinde 90 yazıyor. Aynı MB7yi tam iki yılda 150 milyar dolar döviz borcuna soktuğundan neden bahsetmiyorsun? Benim 90 liram var diyor cüzdanını açıp diyor. Bu milletin, devletin parası. İki yılda çarçur ettiler ya. Biz teslim aldığımızda MB’nin döviz rezervi 27z milyar dolardı, 2002. Ben ekonomi bakanı olduğumda. Biz bunu aldık tam 136 milyar dolara çıkardık. O rezervler ihracatçımızın alın teriydi, ahçımızın-garsonumuzun-çiftçimizin alın teriydi. Döviz rezervleri bir ülkenin dışarıdan gelebilecek ekonomik dalgalara karşı en önemli savunma sistemidir. Olmayınca, eksiye düşünce dünya piyasalarından gelecek akımlara karşı korumasız kalırsınız. Ak akçe kara gün içindir, atasözü. Bunlar döviz rezervini tüketti. Arkasından ne yaptı?
ÜLKEDE YOKSULLUK HIZLA ARTIYOR
MB’nin yedek akçeleri var, her sene bunlar biriktirilir. Tam 65 milyar TL’lik yedek akçe. Bir günde sıfırladılar, harcayıp bitirdiler. Yıllarca biriktirmiştik. Bunlar pandemi öncesi oldu. Salgın gelip vurunca da pandemiyle ilgili vatandaşımızın çektiği sıkıntıyı hafifletecek ellerinde kaynak kalmadı. Bunun için esnafımız, çiftçimiz, emeklimiz, dar gelirlimiz sıkıntı yaşadı. Gençlerimiz işsiz kaldı. Bunların hepsini biliyoruz. Fakat maalesef şu anda ülkeyi yönetenlerin bu gerçeklerden tamamen koptuğunu görüyoruz. Açlık mı var, biraz da siz doyurun diyor cumhurbaşkanı geçen gün. Konteynırlardan yiyecek, gıda toplayan vatandaşları bizzat gördüm gittiğim yerlerde. Türkiye’de artık mutlak yoksulluk var, Dünya Bankası da diyor. Maalesef bunlar Türkiye’ye mutlak yoksulluğu tekrar getirdiler. Ülkede yoksulluk hızla artıyor. Zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor.

BU ÜLKEYİ ARTIK TANIMIYORLAR, BİLMİYORLAR
Bu ülkeyi artık tanımıyorlar, bilmiyorlar. Sayın Erdoğan gelse şu Ödemiş’in pazarında 15 dakika dinlese memleketin durumundan biraz haberdar olacak. Yapmıyor, yapamıyor. İktidar milletvekillerinin bile buluşacak konuşacak durumları kalmadı. Verecek yanıtları, çözümleri yok. Gerçekten Türkiye her alanda büyük zorluklar yaşıyor. Biz vatandaşların sorunlarına kulak vererek çözüm önerilerini anlatmayı ilke edindik. Bizim gündemimizde yakıcı sorunlarımıza acil ve somut çözümler üretmek var. Boş sloganlardan, hamasetlerden uzak durup tüm mesaimizi ülkemizin sorunlarını çözmeye vakit ayırmak var. Milletimizle konuşuyoruz, sorunları biliyoruz, çözümlerimizi sunuyoruz. İşte DEVA Partisinin farkı bu.
YÜKSEK FAİZ VE DÖVİZ KURUNUN TEK SUÇLUSU VAR
Çiftçimizle ilgili hacizleri kaldıracağız. Nasıl yapacaksınız diyorlar. Ziraat Bankası ile ben ilgileniyordum. O dönemde çiftçi borçlarımızın tam yüzde 99’u tam ve gününde ödeniyordu. Traktöre, tarlaya haciz yoktu. Herkes hayret ediyordu. Çiftçimiz dürüst, borcuna sadık, yeter ki ürünü para etsin, para kazansın. Bugün onların zarar etmesi onların suçu değil. Çiftçimizin zarar etmesinin tek sorumlusu bugün ülkemizi yönetenler, başkası değil. Siz kötü yönetin, döviz kurunun kontrolünü elinizden kaçırın, dünyanın yedinci en yüksek faizini uygulayın, çiftçimiz ne yapsın? MB faizi yüzde 19 olunca, piyasa alıp başını gidiyor. Yüksek faiz ve döviz kurunun tek suçlusu var. O da bugünkü hükümet.
BÜTÜN GÜÇ VE YETKİ ELİNDEYKEN, NEDEN FAİZ DÜŞMÜYOR?
Yeni sistemde sorumlu tek kişi, tek imza. Çok istedi. Bütün yetkiyi bana verin, faiz ve enflasyon nasıl düşecek görün dedi. Ne oldu? Enflasyon, faiz, döviz kurları aldı başını gitti. Arada ezilen kim? Çiftçimiz, esnafımız, işsiz kalan gençlerimiz. Bütün bu olanlarda tek sorumlu var. O tek yetkiyi üzerinde toplayan var ya, aynı zamanda tek sorumluluğu. Kaçacak yer yok. Problemleri gözden görmeyince ortadan yok olmuyor. Bir iki bakan değiştirmekle, MB başkanlarını değiştirmekle sayın Erdoğan kurtulamaz. MB başkanını beğenmiyorsa, otursun kendisi yapsın. Örneği var. Varlık Fonu kurdular. Bir ülkenin cumhurbaşkanı kendi kuruluşunun başına kendisini atadı. Bu ne garabettir dedik Resmi Gazete’de okuyunca. Atanan Cumhurbaşkanı, atayan RTE. MB başkanı da olabilir. Ne uğraşıyor. Şamar oğlanına çevirdi MB başkanlarına. MB yol geçen hanına döndü. Benim başkan desin. Faizi indirdim desin, bitirsin. Bütün güç ve yetki elindeyken faiz neden düşmüyor? Tertemiz bürokratları vatan haini diye yuhalatan kendisi değil miydi? Bütün yetki şimdi elinde. Niye yapmıyor? Soruyorum ben buradan; sayın cumhurbaşkanına, MB’nın faizi niye hala yüzde 19. Neden düşürmüyorsunuz? Laf dinlemiyor diye değiştiriyor. Bu da laf dinlemiyorsa, otur kendin yap. Niye indirmiyorsun? Bunun tek yetkilisi de tek sorumlusu da Cumhurbaşkanının kendisidir. Niye inmiyor? İndirsin. İndiremiyorum. Yüksek faiz gerekiyor diyorsa da çıksın bunu açıklasın. Gerekmiyorsa da indirsin. Niye yapmıyor? Milletimiz uyandı artık. Milletimizin artık gözü, gönlü, ufku açık. Saklayamazsınız.
MAZOTTAKİ ÖTV’Yİ ÇİFTÇİYE AYNEN İADE EDECEĞİZ
Mazottaki ÖTV. Biz ÖTV’yi çiftçimize aynen iade edeceğiz. Gübre maliyetinin yüzde 50’sinin tam yarısını devlet olarak biz karşılayacağız. Yem. Çeşit çeşit. Yemde de yüzde 50’ye varan desteklerle yanlarında olacağız.
KANAL İSTANBUL’DA NE RANT VAR NE RANT!
Bir başka önemli sorun. Tarımda kuraklık. Susuzluk her yeri yakıp kavuruyor. Küçük Menderes’teyiz. Suyu 250 metreden çıkarıyoruz diyorlar. Her sene daha aşağı iniyoruz. Yer altı sularımız kuruyor. Acil sulama sistemine ihtiyaç var. Hesap ettik. Tam 22 milyar dolar tutuyor. Ülkedeki bütün tarımsal sulama projelerini alt alta yazın, toplamı 22 milyar dolar. Kanal İstanbul ne kadar tutuyor? En az 20 milyar dolar. Diyoruz ki, aceleniz ne? Tarımın suya ihtiyacı var. Madem paranız var. Kanal İstanbul’a kalkışacak kadar kaynak bulacağınızı söylüyorsunuz. O kaynağı derhal ama derhal sulama yatırımlarına sevk edin. 26’sında temel atma töreni olacak. Olmayan törenin üzerinden geçecek köprünün temeli. 500 bin kişilik şehir kuracağız diyorlar. İstanbul’a 500 bin kişilik şehrin katkısı ne olacak diyoruz. Söylemiyorlar ama gözlerinde dolar işaretleri var. Rant var rant. Bir emsal değişikliğinden, bir AVM7den ne rant çıkıyor. 500 BİN Konutluk projeden ne rant çıkar ne rant. Kim bilir kimler paylaşacak. Maalesef bu rant paylaşanlar var ya, hukuksuzluk yapanlar, suç örgütleriyle, mafyayla, çetelerle işbirliği yapanlar var ya, son videolara bakın, konuşulan paralar ya dolar ya Euro, hiç TL geçmiyor. Siz memleketi parsel parsel paylaştırın suç örgütleri arasında. Hani millilik, yerlilik? Bizim yerli paramız TL değil mi? Ne oldu yerli milli paramıza. Yerli paramızı pul ettiler. Kendi aralarındaki işleri hep dolarla, euroyla yapıyorlar.
BUNLARIN ARTIK HAKLA, HUKUKLA İŞLERİ KALMAMIŞ
Sorunlar çok ama sorunların temelinde ne var biliyor musunuz? Tam da temelinde hukuksuzluk, adaletsizlik var. Kendini Anayasa ile hukukla bağlı hissetmeyen bir yönetim zihniyeti var. Kök sebeplere inince. Hukuku işletmiyorlar, kurumları zayıflatıyorlar, böylece güveni yok ediyorlar. Yatırım azalıyor sonuçta. Vatandaşın cebi küçülüyor. Bakın bizim devraldığımızda kişi başına düşen milli dolar 3500 dolardı, biz bunu 12 bin 600 dolara çıkardık. O yıl dedik ki, on yılda milli geliri ikiye katlarız dedik. 2023 için 25 bin dolarlık milli hedef koymuştuk. Şu andaki hükümetin hedefi ne kadar biliyor musunuz? 10 bin dolar. Geçen yılki rakamı biz 14 yıl önce yakalamıştık. Emeklimiz gidip tatil yapıp geliyordu. Reçete çok basit. Ekonomiyi düzeltmenin yolu hukuk devletinden geçer. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; bürokrasiye ve siyasi kadrolara sesleniyorum; herkes masasının üzerini, duvarlarına büyük puntolarla yazsın bunu. Sabah akşam bunu tekrar etsinler, ancak öğrenirler. Masanın üzerine, duvarlara hukukun önemini yazın. Çok sıkıntılı bir durumdayız gerçekten. Maalesef yapmıyorlar. Çünkü bunların artık hakla, hukukla işleri kalmamış.
MEŞHUR 3Y İLE MÜCADELE İÇİN GELMİŞLERDİ
İlk dönemlerinde meşhur 3Y vardı. Benim de bakan olduğum dönemde. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklara karşı mücadele için yola çıktık. AK Parti’ye gönül vermiş vatandaşlarımız bunlar 3Y ile mücadele etsin diye destek verdi. Geldiğimiz durumu görüyorsunuz. Yoksulluk, yolsuzluk ortada. Ve yasaklar. Bu yasaklar hayatın9 her alanına kademe kademe girdi. Son günlerde yasaklar ortada görünmüyordu. Geçen açıklanan müzik yayını yasağı. Gerekçesi pandemi imiş. Sizin bu müzisyenlerle ne alıp veremediğiniz var? Bir tanesinin elinden tuttunuz mu? Kaç kişi kendi canına kıydı. Gidip de başkasından istemeye çekindikleri için kendi canına kıyanlar oldu. İnanılır gibi değil, hepsi açlığa mahkum edildi.
BAŞKA İNSANLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLAMANIZA İZİN VERMEYECEĞİZ
Kusura bakmasınlar diyor. Esas siz kusura bakmayın. Bu toplum birbirine saygı duymayı sizin yasaklarınızla öğrenmeyecek. Sizin yasakçı zihniyetinizin çok üstünde bu toplumun birbirine saygısı. Yıllarca özgürlük mücadelesi veren insanlardan aldığınız yetkiyle başka insanların özgürlüğünü kısıtlıyorsunuz. Biz buna izin vermeyeceğiz. Neymiş gürültü, ses? Koronadan önce bu ses yok muydu? Virüs ile mi geldi? Yasaklara göz yummayacağız. Yasaklarla ülkenin yönetilmesine katlanmayacağız. Adil, şeffaf, demokratik düzeni kuracağız. Önce güveni tesis edeceğiz, ardından top yekun zenginleşeceğiz. Ülkeyi mafya ve suç örgütlerinin cirit attığı yer olmaktan kurtaracağız.
VAKİT DEMOKRASİ VAKTİ
Bir ülkenin siyasi iradesinin tepesindeki İçişleri, Adalet bakanlığı sağlam dursun, bunlar iş yapamaz. 90’larda mafya, suç örgütü, çete yaşamıştık. Bir süre bunlar faal olamadılar sonra. Ama yeniden dirildiler, geniş bir alan açıldı bunlara. Hukukun üstünlüğünü sağlayıp ekonominin çarklarını döndüreceğiz hemen. DEVA iktidarında bu verimli topraklarda fakirlik, işsizlik, yoksulluk değil bereket, bolluk, refah artacak.. Bizler il il, ilçe ilçe gezip hakikatin sesi olacağız. Bu milletin aklıyla, onuruyla, gururuyla alay eden zihniyeti herkese anlatacağız. Toplumun gerçek gündeminden asla sapmayacağız. Vakit demokrasi vaktidir. Artık İzmir’in, Türkiye’nin DEVA’sı var.
SEDA KAYA ÖSEN: ELİMİZİN TAŞIN ALTINA SOKMALIYIZ
DEVA Partisi'nin Ödemiş İlçe Başkanlığı'na Halil Karakaş seçilirken, kongrenin açılışında konuşan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Seda Kaya Ösen, “Ödemiş’te bugün genel başkanımızın katılımıyla ilçe kongremizi demokrasi şölenine dönüştürerek gerçekleştiriyoruz. 20 ilçede DEVA’mız var. Pandemi koşullarına rağmen hem teşkilatlanmaya hem de halkımızın sorunlarına deva olmaya devam ediyoruz. Hepimiz ülkemiz ve kentimiz için elimizi taşın altına sokmalıyız. Canla başla çalışıp ülkemizin gelişmesine katkı koyacağız. Genç, pırıl pırıl bir parti olarak milletimizin dertlerine deva olmak var. Kurulduğumuz günden bugüne kimseyle polemiğe girmeden proje ve çözüm önerilerimizi anlattık. Milletimizi düşündük, düşünmeye de devam edeceğiz. Demokrasi milletimizin sesini egemen kılmaktır. Demokrasi halkın iradesinin, halkın egemenliğinin varlığıdır. İşte DEVA bunun için var. Her hemşehrimizin başının sıkıştığında geleceği, derdini anlatacağı yerlerdir. Ödemiş maalesef ekonomide hak ettiği yerde değil. Yem fiyatları yüzde 70 zamlandı. Sütün fiyatı geri çekilmeye çalışılıyor. Patates tarlada kazandırmıyor ama Pazar ve marketlerde tüketicinin elini yakıyor. Kendi kendini besleyen İzmir yakın gelecekte gıdada krizin alarmı veriyor. Tarımsal üretimi dışlayan politikalar nedeniyle yaşanan artışlar çiftçinin belini büküyor, traktörlere banka borçları nedeniyle haciz geliyor. Köylümüz ve çiftçimiz artık nefes alamaz hale gelmiştir. Üreticimize gelecek için sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.