Partisinin İzmir İl Başkanlığı binasının açılışından sonra yeniden İzmir’e gelen DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, iki gün sürecek ilçe kongreleri ve ilçe binaları açılışı şeklindeki yoğun programı kapsamında Kiraz ve Ödemiş'in ardından bugün de Narlıdere ve Balçova'da. Narlıdere İlçe Kongresi'nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ülke ve siyaset gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Babacan, "Bu hükümetin artık hiçbir başarı hikayesi kalmadı. Anlatacak başarı hikayesi kalmayanlar artık kaybetmeye mahkumdur. Milletimize korku salanlar kaybetmeye mahkum. Gönül rahatlığıyla diyoruz ki, bu kabusa nokta koymaya, ekonomiyi ayağa kaldırmaya, ülkemizi sapasağlam temellere oturtmak için geliyoruz" dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı’nın kongre maratonu tüm hızıyla sürüyor. Ödemiş’te dün başlayan kongre ve sandık mesaisi bugün Narlıdere ile devam ediyor.
Mevcut başkan Esin Şahin’in tek aday olduğu DEVA Partisi Narlıdere İlçe Kongresi’nde Şahin’in yeniden göreve devam etmesi bekleniyor.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de dün Kiraz ilçe binasının açılışını gerçekleştirdikten sonra Ödemiş İlçe Kongresi’ne katılmıştı. İki günlük yoğun İzmir programının bugünkü bölümünde Narlıdere İlçe Kongresi’ne de katılan Ali Babacan, burada yaptığı konuşmada, ülke ve siyaset gündemine dair tespitlerini yaptı.
ANLATACAK BAŞARI HİKAYESİ OLMAYANLAR….
Babacan, “Yeni sistemde bir takım direktörü aynı zamanda hakem ve düdük elinde. Maç uzadıkça uzuyor. Acaba zaman kazanır da maçın kaderini değiştirebilir miyiz diye. Ama olmayacak. Yapamayacaklar. Ülkeyi yöneten zihniyetin bu ülkenin sorunlarını çözecek bir zihniyet olmadığını gayet iyi anladık. Bu hükümetin artık hiçbir başarı hikayesi kalmadı. Anlatacak başarı hikayesi kalmayanlar artık kaybetmeye mahkumdur. Milletimize korku salanlar kaybetmeye mahkum. Gönül rahatlığıyla diyoruz ki, bu kabusa nokta koymaya, ekonomiyi ayağa kaldırmaya, ülkemizi sapasağlam temellere oturtmak için geliyoruz” dedi.

BABACAN’DAN ŞEFFAF İHALE ELEŞTİRİSİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlarının ihaleleri şeffaf yapması şeklindeki telkinini eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Sayın Erdoğan daha dün belediye başkanlarına hitaben, ‘İmar düzenlemelerinde şaibeye yer verecek şekilde iş yapmayın. İhaleleri şeffaf yapın, canlı yayınlayın’. Siz onları kendinize doğrudan kurumlarda, bakanlıklarda bir önceden uygulasanıza. Milyar dolarlık aklınıza hangi proje geliyorsa, bunların ihalelerinin canlı yapıldığını görmedim. Kendiniz önce başlayın bir. Bundan sonra benim yaptığım yaptıracağım bütün ihaleler herkese açık olacak, davet usulünü kaldırıyorum, herkes gelsin, yarışma olsun. Önce kendiniz yapmaya başlayın ondan sonra belediyelerden isteyin. Böyle bir mantık var mı?” diye sordu.
3 YAŞINDA ZORUNLU EĞİTİM, HER YIL BİRDEN FAZLA ÜNİVERSİTE SINAVI
Konuşmasında eğitimin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Genel Başkan Ali Babacan, zorunlu eğitimi 3 yaşında başlatacaklarını ve üniversite sınavların yılda birkaç kez yapacaklarını belirtti. Babacan, “12 yıllık eğitim hayatını bir defalık açılan kapıya teslim etmenin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Üniversite sınavlarını yılda birkaç kez yapacağız. Sınav gününde hastalanan sıkıntı çeken öğrencilere ikinci üçüncü hak mutlaka verilmelidir. Üniversite sınavlarının alternatifleri de olmalı. Gençlere hiçbir alanda şans dahi tanımayan bu yönetim zihniyetini mutlaka değiştirmek gerekiyor. Ülkenin zenginleşmesinin ve sürdürülebilir başarı hikayesi yazmasının en önemli yolu gençlerin iyi eğitilmeleri. Zorunlu eğitimi 3 yaşında başlatacağız. Ana sınıfından itibaren ikinci dil öğrenimi olmalı. Çocuklarımızın bilgi ve becerilerini kendi başlarına geliştirebileceği kapıları onlara açmamız lazım” ifadelerini kullandı.
KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
Narlıdere ilçe başkanımız Esin hanıma ve görev alan-alacak olan yol arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Böylesine güçlü gençlerin ve kadınların yüksek oranda temsil edildiği bir teşkilat yapısını gerçekleştirdiği için il başkanımıza da özellikle teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Biz İzmir’e iyi alıştık. Bir ay içinde 2. İzmir programımız. İzmir’de DEVA’ya alışmış, alışıyor. Caddelerden sokaklardan geçerken bizlere olan ilgi ve alaka, her semtte çok güzel. Yoğun sevgi ve coşkuyla karşılanıyoruz. Daha sık sizlerle beraber olacağız ve farklı programlar yapacağız.
Kiraz ilçemizle başladık, orada ilçe hizmet binamızın açılışını gerçekleştirdik. Arkasından ilk ilçe kongremizi gerçekleştirdik. Ödemiş’teki kongre gerçekten Anadolu’nun başka yerlerinde yaptığımız il kongresi coşkusu ve katılımındaydı. Bugün de Narlıdere’deyiz. Güzel İzmirimiz’de sizlerle birarada olmak benim için ve yardımcılarımız için büyük mutluluk. Sağolun varolun.
2018 yılında yapılan 24 Haziran seçimlerinin 3. Yıldönümü. Aradan tam 3 yıl geçti. Anayasa değişikliği ile kuvvetler ayrılğı ilkesi büyük yara almıştı. Bütün yetki tek elde toplandı hem yasama organı yani kmeclis, yani yargı tek kişinin ağır bir etki ve tahakküm alanı haline geldi. Her türlü keyfilik sıradan hale geldi. O gün bugündür de ülkemiz belini doğrultamıyor.

DENGE VE DENETLEME MEKANİZMASI TAMAMEN ORTADAN KALKMIŞ DURUMDA
Denge ve denetleme mekanizmaları tamamen ortadan kalkmış durumda. Bu sistemin mucidi sayın Erdoğan, yeni sistemle beraber sözümona istikrar, ekonomik büyüme ve huzur gelecekti. Hepsinin hesabını birazdan tek tek anlatacağım. Huzur gelmiş mi gelmemiş mi, g2örüyorsunuz. Sayın Erdoğan o günlerde, şu kardeşinize yetkiyi verin faiz ve enflasyonla nasıl mücadele edilir görün diyordu, koalisyonlar bitecek diyordu. Sonunda milletimiz yetkiyi son defa sayın Erdoğan’a verdi. Madem çok istiyorsun, tek adam tek adam diye, al bir deneyelim, görelim dedi. Son bir şans verdi. Çünkü artık bu maçın sonu belli. Bu dönem kapanıyor. Kendisi de farkında. Uzatma dakikaları oynanıyor.
İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER BASKI ALTINDA
Yeni sistemde bir takım direktörü aynı zamanda hakem ve düdük elinde. Maç uzadıkça uzuyor. Acaba zaman kazanır da maçın kaderini değiştirebilir miyiz diye. Olmayacak. Yapamayacaklar. Ülkeyi yöneten zihniyetin bu ülkenin sorunlarını çözecek bir zihniyet olmadığını gayet iyi anladık. Artık ülkemizde hukuk ayaklar altında. İnsan hakları, özgürlükler baskı altında. Yasakçı zihniyet dirilmiş durumda. Her bahaneyle vatandaşların hayatına kısıtlama getiren, hayat tarzına müdahale etmeye çalışan zihniyetin tezahürünü her gün görüyoruz.
TAMAMEN KENDİ ZİHNİNDE ÜRETTİĞİ BİR TEORİ
Faiz ve enflasyon nasıl düşer gösteririm diyordu. MB’nin politika faizi şu anda yüzde 19. Bütün piyasa bunun üzerinde oluyor. Vatandaşa yansıyan yüzde 307lara varıyor. Yüzde 19 bugün Avrupa’nın en yüksek 7. Faizi. Ne diyordu? Faiz sebep, enflasyon sonuç diyordu. Rasyonaliteden uzak, tamamen kendi zihninde ürettiği bir teori. Bu yanlış teoriyi ısrarla ve inatla sisteme dayattığı için bugün enflasyon, kur ve faiz yükseldi. Bunun böyle üçlü yaşandığı ülke de dünyada pek yok.

BÖYLE YAĞMA YOK!
Bir zamanların yüzde 8-9 iken faizler, o dönemin tertemiz bürokratlarını vatan hainliğiyle suçlayan sayın Erdoğan bugün yüzde 19 faizi sadece izliyor. Bugün faiz neden yüzde 19? Sizin teziniz doğru ise, faiz sebep enflasyon sonuç ise, MB’ye söyleyin hemen faizi indirsin. MB bağımsız iken, bu kurum bağımsız derken, bir şey yapamıyordu, ancak yuhalatıyordu, çünkü biz engelliyorduk. Biz ayrıldıktan sonra alan tamamen kendinde. MB başkanları için, ‘Bu laf dinlemiyor’ diyordu. Yeni atadığını görevden aldı, bir daha atadı. Yol geçen hanına döndü. Koskoca kurum şamar oğlanına döndü. Sonuç ortada. Eğer bu tez doğru ise söyleyin hemen MB faiz indirsin. Teziniz yanlış ise, bu ülkede bu kadar yoksulluk oluştuysa, paramız değer kaybettiyse, tezim yanlışmış deyip milletten özür dileyin. Böyle yağma yok. Her türlü hatayı, yanlışı yap, sorun çıkınca kenara çekil. Böyle ülke yönetmek diye bir şey yok.
TAM BİR MİRAS YEDİLİK YAPTILAR
Madem tek yetkiyi çok istiyordu, tek imza tek yetki sahibi aynı zamanda tek sorumluluk sahibi. Enflasyon, faiz, kur bu kadar yüksek ise bunun sorumluluğu tek kişidedir, o da sayın Cumhurbaşkanındadır. Bugün itibariyle Erdoğan sebep, yüksek faiz-kur-enflasyon sonuçtur. Başka kimsede aramasın. MB7nin 130 miyar dolar rezervini cayır cayır satarken kimseye sordu mu? Bu milletten gizledi. O döviz rezervini damla damla biriktirmiştik. Bu ülkenin alın teriydi o rezerv. Kolayına birikmedi. 27 milyar dolardan 136milyar dolara çıkardık. Tam bir miras yedilik yaptılar.
NİYE ŞEFFAF YAPMIYORSUNUZ?
11 yıl boyunca MB’nin toplam piyasa müdahalesi sadece 8.5 milyar dolardır ve her bir müdahale aynı gün MB’nin sitesinde yayınlanmıştır. Açın bakın hala onlar durur. Bu satış yönündeki müdahaleler. Alım operasyonları yapıldı tabi ki. Aşırı oynaklık için müdahale yapılmıştır. Hepsi de yayınlamıştır. MB doğrudan kendisi yapmıştır. Bunlar ne yaptı? Gizli yaptı. MB7nin hazine ve kamu bankaları içine sokarak işin dolambaçlı yollardan yaptılar. Niye şeffaf yapmıyorsunuz? Az buz para değil. 130 milyar dolardan bahsediyoruz. Piyasanın bilmesi lazım. 8.60 lık kur piyasanın kendi dengesi ile mi yoksa MB döviz müdahalesi yaptığı için mi duruyor? Bunu bilmek halkın hakkı. Bunu siz gizleyemezsiniz.
TABİ Kİ HESAP SORULUR
Pandemi diyor. Yerel seçimlerden önce satmaya başladılar bunu. Yerel seçimlere giderken gizli saklı döviz satarak, akraba bakan, bak ne güzel ekonomiyi yönetiyoruz diye milleti aldatmak için sattılar dövizi. Hepsini biliyoruz. Rakamlar açıklanmadığı için en direkt hesaplarla ancak bulunuyor. Biz nereye gitti bu döviz diye sorduktan sonra konuşmaya başladılar. Tabiki hesap sorulur. Bu ne vurduymazlık, hesap vermezliktir. Bundan kaçamazsınız. İstikrar getirecekti değil mi? Allah aşkına ülkede istikrar mı kaldı ya? Hukuki istikrar mı kaldı ülkede. Çetenin mafyanın cirit attığı bir ülke oldu.
SIKIŞINCA DEVLET MESELESİ, BEKAA DİYORLAR
Siyaset, üst düzey bürokrasi, çete, örgüt, mafya ve medyanın bazı mensuplarının içinde olduğu tam bir menfaat şebekesi. Aralarındaki çıkar çatışması nedeniyle bu on serilik videolar yayınlandı. Paylaşıma devam etseydiler, haberimiz olmayacaktı. Konuşulanlar Euro, dolar ha. Kirli işlerin hepsini Euro, dolarla yapıyorlarmış yerlilikten bahsedenler. Yerlilik millilik bu mu ya? Sıkışınca da devlet meselesi, bekaa diyorlar. Mesele vatansa gerisi teferruat diyorlar. Gerisinin içinde hukuk, adalet, Anayasa var. Sen bu ülkenin Anayasasını, yasasını nasıl teferruat olarak görürsün. Amaç başka. Bu pisliğin, kirliliğin üstünü örtmek için kullanılan ifadeler bunlar. Bu kadar kutsal kavramları nasıl bu kadar ucuz harcarsınız? Böyle bir şey olur mu? Bekaa çete, mayfa ile iş tutarak sağlanmaz. Bu ülkenin bekası hukuksuzlukla sağlanmaz. Hukukla sağlanır hukukla.

SİYASİ RANT PAYLAŞIMININ ÜZERİNİ KAPATMAK İÇİN BEKAA DİYORLAR
Atatürk, yıl 1920. Birinci meclis toplandı. Birinci meclis temsil gücü yüksekti. O mecliste her şey tartışıldı. Ortak akıl, istişare oldu. Savaşın ortasında. Kurtuluş Savaşı’nın ortasında istişare, ortak akıl, hukuk var hukuk. Cephede asker savaşıyor, biz burada neyle uğraşıyoruz denmiş. Cephede bizi zafere götürecek olan mecliste oluşturacağımız hukuktur denmiş. Bunlar çıkmış diyorlar ki devlet, hukuk meselesi. Her türlü yanlışlarının, mali-maddi ve siyasi rant paylaşımının ve o rantın üzerini kapatmak için bekaa, devlet diyorlar. Hepsi üç kağıt, yalan inanın. Böyle bir şey yok.
BU NASIL HUZUR, BU NASIL İSTİKRAR?
Huzur gelecek yetkiyi bana verin demişlerdi. Sokak ortasında siyasetçiler, gazeteciler şiddet görüyor. Geçen hafta bu kente bir siyasi parti binasına saldırıda genç bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu nasıl huzur, bu nasıl istikrar? Siyasal şiddete karşı alan açan, müsamahakar bir dil kullanıyorlar. İkizdere’de bir siyasi parti lideri şiddetle karşılaştığında bu daha iyi günlerin diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu ülkenin tüm siyasi partilerin güvenliğini sağlamakla yükümlü kişi cumhurbaşkanı. Ama taraflı olunca diğer partilerin genel başkanlarını hısım belleyince ülkenin geldiği durum böyle. Üstelik tarafsızlık yemini ederek başlıyor. Yaptığı yemine var, tarafsızca görevimi yapacağım diye başladı. Şu anda tarafsız olduğunu iddia etmek mümkün mü şu anda?
EKONOMİ DİP YAPTI DİP
Ülke şahlanacak diyordu. Ne oldu? Ekonomi dip yaptı dip. İşsizlik şu anda rekor seviyede. Özellikle genç işsizlik. Gençler iş bulamıyor. Ev gençleri diye bir toplum kesimi oluştu. İş aramaktan dahi vazgeçen bir genç kesim oluştu. Lise öğrencileri ben üniversiteyi bitirince iş bulamayacağım diye bugünden kaygılanıyor.
11 YERDEN MAAŞ ALANLAR VAR
Bizimle mukayese edilemeyecek ülkelerden gidip dolar istemeye başlamışlar. Swap anlaşması borç anlaşması demek. Emanet döviz alıp karşılığında başka bir emanet veriyorsunuz. Bu anlaşmalarla brüt döviz rezervi 90 milyar. Diyecekler ki, diyelim ki çırpına çırpına 10 milyar buldular, rezervi 100 milyara çıkardık diyecekler. Swap sadece brüt rezerve destek verir. Net rezervi değiştirmez. Yine eksi olacak. Gene eksi 60 milyarda kalacaklar. Daha fazla borçlanarak döviz rezervi sorunu çözülmez. Dürüst ve işin ehli insanları göreve getirmekle olur. Hala şahlanmaktan bahsediyorlar. Etraflarında şahlanan birkaç kişi var ama vatandaş aç. On yerden maaş alan var. 1600 emekli maaş ile geçinmeye çalışanlar var iken, 3-5-11 yerden maaş alanlar var. Huzur hakkı diyorlar buna. Millet huzursuz, millet aç ama bunlar çifter çifter maaş almakla meşgul. Yazık günah değil mi? Milletin huzurunu bozuyorlar. Huzur hakkı diye gördükleri bu milletin vicdanını yaralıyor. Halk yoksullaşmış, bu onların huzurunu bozmuyor ve umurlarında değil.
TARAFLI CUMHURBAŞKANLIĞININ YOKSULLUKTAN BAŞKA BİR SONUCU OLMADI
Taraflı cumhurbaşkanlığı sisteminin yoksulluktan başka bir sonucu olmadı. Mutlak yoksulluk tekrar ülke gündemine geldi. Biz sıfırlamıştık. Göreli yoksulluk azalmıştı. Bu yoksulluk hükümetin şöyle kar zarar hanesine baktığınızda zarar hanesine yazmamız gereken bir konu. Son işlem gününe bakalım, seçimlerden önce, dolar kuru 4.70, eoru kuru 5.5. gece saatlerinde baktığımda ne olmuş? Dolar 8,64, Euro 10,31. Yani cebimizdeki para yarı yarıya değer kaybetmiş. İşte alı yetkiyi paramızı pul etti. Milli paramız yarı yarıya değer kaybetti. Hazinenin borcu iki yılda ikiye katlandı. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan toplam borçlanmanın iki katı. Çalışanların alın teri, MB rezervini yok ettiler, yedek akçeleri yok ettiler, zarar. Varlık Fonu kurdular. 65 milyar lira borca batmış durumda fon. Bir de ek dışarıya borçlandılar, 13 milyar bugünün parası. 78milyar lira varlık fonu borçlanmış durumda. 5 yıl direndiler. Ne yapmaya çalışacaklarını biliyordum, onun için engelledim. Hiçbir denetime tabi değil. iki satır var. Bu fonu kimse denetleyemez diyor. Ülkenin cumhurbaşkanı bu fonun başına kendisini atadı. Bu devlete yazık dedim kararnameyi görünce.
BU SİSTEM VE KÖTÜ YÖNETİM ÜLKEMİZE PAHALIYA PATLADI
Zengin yoksul arasındaki fark 26 katına dönüştü. bizim dönemimizde hem topyekün kalkındık, ortalama milli gelirimiz 3500 dolardan 12600 dolara çıktı, gelir dağılımı düzeldi, zengin yoksul fark azaldı. Bunlar uçan kuşu borçlandırdılar memleketi. Bu sistem, taraflı partili Cumhurbaşkanlığı sistemi ve bu kötü yönetim ülkemize pahalıya patladı. Bu sistemin hiç mi karı yok. İnanın sıfır. Çıkıp bizim dönemdeki başarıları anlatıyor. Bu ülkenin ekonomisi dürüst ve işin ehli insanlarla, hukukla yönetildiği zaman bu ülke başarılı oluyor. Ben ekonomistim diyorsanız, ki diyor, hadi düzeltin. Niye düzeltemiyorsunuz? Demek ki bu başarı sizin değilmiş. Bu başarı hukuka bağlı bir yönetim kadrosunun başarısıymış. Bu başarı liyakata dayanan kadroların başarısıymış. Hesap açık, ortada. Ben yaptım diyorsa yeniden yapsın da görelim. Yapamaz.
ANLATACAK BAŞARI HİKAYESİ KALMAYANLAR KAYBETMEYE MAHKUMDUR
Bu hükümetin artık hiçbir başarı hikayesi kalmadı. Anlatacak başarı hikayesi kalmayanlar artık kaybetmeye mahkumdur. Milletimize korku salanlar kaybetmeye mahkum. Gönül rahatlığıyla diyoruz ki, bu kabusa nokta koymaya, ekonomiyi ayağa kaldırmaya, ülkemizi sapasağlam temellere oturtmak için geliyoruz.
SİZ ÖNCE BAKANLIKLARDA, KURUMLARDA ÖNCEDEN UYGULASANIZA
Sayın Erdoğan daha dün belediye başkanlarına hitaben, ‘İmar düzenlemelerinde şaibeye yer verecek şekilde iş yapmayın. İhaleleri şeffaf yapın, canlı yayınlayın’. Siz onları kendinize doğrudan kurumlarda, bakanlıklarda bir önceden uygulasanıza. İmar değişikliğiyle bu ülkenin şehirlerinin ne hale geldiğini görmüyor musunuz? Kural dışı yapılan işlemlerin çoğuna bakın merkezi hükümet birimleri eliyle yapılmıştır. İstanbul’un belediye başkanı gibi her türlü konuya müdahale etti. Hepsini biliyor hepsini. İstanbul’daki bütün bu çarpık, dikey yapılaşma kendi bilgisi dahilinde oldu. Şimdi belediye başkanalrına bunu yapmayın diyor. Göreceğiz.
ÜLKENİN İTİBARINI AYAKLAR ALTINA ALIYOR
İmar rantlarıyla ilgili yasa tasarısını hazırladığımızda, parsel bazlı imar değişikliğini yasaklamak için tasarı hazırladığımızda niye bizi engelledi? Dedi ki, bu dediklerini yaparsak il, ilçe başkanı bulamayız. Peki soruyorum sayın Erdoğan’a, DEVA Partisi 81 ilçe başkanını, 651 ilçe başkanını nasıl buldu? Bir ülkede haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik bitecekse ülkenin başındaki kişinin masaya yumruğunu vurması lazım? Öyle lüzumsuz, ey naralarıyla deyip de sonra onların peşine düşün, şu ilişkiyi nasıl düzeltirim diye uğraşıyor. Ülkenin itibarını ayaklar altına alıyor. Yumruk hukuk, adalet için masaya vurulacak, vurulmalı.
ÖNCE KENDİNİZ YAPMAYA BAŞLAYIN, SONRA BELEDİYELERDEN İSTEYİN
İhaleleri canlı yayınlayın diyor. Balık baştan kokar değil mi? Milyarlarca dolarlık en büyük ihaleler çağrı usulüyle yapılıyor, rekabet ile yapılmıyor. Hafta sonu olmayan projenin üzerinden geçecek köprünün ihalesi var. Ya da İzmir Bursa otoyolu. Milyar dolarlık aklınıza hangi proje geliyorsa, bunların ihalelerinin canlı yapıldığını görmedim. Kendiniz önce başlayın bir. Bundan sonra benim yaptığım yaptıracağım bütün ihaleler herkese açık olacak, davet usulünü kaldırıyorum, herkes gelsin, yarışma olsun. Önce kendiniz yapmaya başlayın ondan sonra belediyelerden isteyin. Böyle bir mantık var mı? Laf laf. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
ZORUNLU EĞİTİMİ 3 YAŞINDA BAŞLATACAĞIZ
Artık bunların alışkanlıklarından vazgeçmeleri mümkün değil. kaç yılın yanlışlarını lafta örtemezsiniz. Ekonomik büyümenin formülü hukuk ve adaletten geçiyor. Bir de eğitim. Bakanlığımın son zamanlarında adeta çırpındım. Gençlerimizin bilgi ve beceriyle donatılması. Önce eğitim dememiz lazım. Ülkenin zenginleşmesinin ve sürdürülebilir başarı hikayesi yazmasının en önemli yolu gençlerin iyi eğitilmeleri. Zorunlu eğitimi 3 yaşında başlatacağız. Ana sınıfından itibaren ikinci dil öğrenimi olmalı. Çocuklarımızın bilgi ve becerilerini kendi başlarına geliştirebileceği kapıları onlara açmamız lazım. Bir yandan uzman eğitmen kadrolarından oluşan komisyonların müfredat çalışması yapması gerekirken, diğer yandan öğretmen istihdamında gerekli adımların atılması gerekiyor. Telafi Bilim Kurulu oluşturulacak ve bir miktar kaynak aktarılacak. Önerilerimiz web sitemizde yayınlanacak.
ÜNİVERSİTE SINAVLARINI YILDA BİR KAÇ KEZ YAPACAĞIZ
Gençler üniversite sınavı var. Son iki yıldır onların neler çektiğini görüyoruz. Uzaktan eğitimin olduğu dönemde hazırlanmak zorunda kaldılar. Evinde internet bağlantısı olmayan, ya da bir tablet-bilgisayardan ayrı ayrı ders takip etmeye çalıştı yoksul aile çocukları. Gençlerimize başarılar diliyorum. Üniversite sınavını yılda bir kere tanınan bir şans olmaktan çıkaracağız. 12 yıllık eğitim hayatını bir defalık açılan kapıya teslim etmenin yanlış olduğunu düşünüyoruz. Üniversite sınavlarını yılda birkaç kez yapacağız. Sınav gününde hastalanan sıkıntı çeken öğrencilere ikinci üçüncü hak mutlaka verilmelidir. Üniversite sınavlarının alternatifleri de olmalı. Gençlere hiçbir alanda şans dahi tanımayan bu yönetim zihniyetini mutlaka değiştirmek gerekiyor. Yolumuzla gençlerle devam etmeliyiz.
ARTIK İZMİR’İN, TÜRKİYE’NİN DEVA’SI VAR
İl il ilçe ilçe gezeceğiz. Uğradığımız mahalle kalmayacak. Devletin kanallarını, radyo kanallarını izleyen vatandaşlarımız doğruları tam anlayamayabiliyor. Çözümün temsilcisi biz. Hem kendimiz ayrıştırmayacağız hem toplumu kutuplaştırmayacağız. Artık İzmir’in Türkiye’nin DEVA’sı var. Vakit demokrasi, atılım vaktidir.
SEDA KAYA ÖSEN: ÜLKEMİZ YANGIN YERİNE DÖNÜŞMÜŞTÜR
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Seda Kaya Ösen, Narlıdere İlçe Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada,
“Kongremizi demokrasi şölenine çevirmek için bir aradayız. Tüm Türkiye’de olduğu gibi bugün Narlıdere’de birlik ve dayanışmanın en güzel örneğini vererek, birlikte üretmek-yönetmek anlayışını hayata geçirip DEVA’nın gücüne güç katmak için buradayız. İlk ilçe teşkilatlarımızdan biridir Narlıdere. Demokrasimizi güçlendirmek, insan haklarına saygılı, adalet bilinci gelişmiş, daha huzurlu ve gelişmiş bir ülke yapmak istiyoruz. Sorunları aşmak için yeni bir vizyonla, yeni strateji, plan ve programlar hazırlıyoruz. Özgürlük, eşitlik, adalet anlayışıyla hareket ediyoruz. Temel hak ve özgürlükleri, etnik köken, din-dil-ırk ayrımı gözetmiyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüğü açık ve demokratik toplumun vazgeçilmezidir. Devletin görevi her alanda özgürce düşünmenin ve düşünceyi ifade etmenin önündeki engelleri kaldırarak açık toplum şartlarını oluşturmaktır. AK Parti iktidarı 19 yıl sonunda ülkemizi tek adamın iki dudağı arasına hapsetmiş, emeği, üretimi, yerlerde süründürmüş, eğitimi-kültürü-sanatı çölleştirmiştir. Bu iktidar yargıyı kendine bağlı kılmış, eğitimi yap-boza dönüştürmüş, üretim yerine gelir eşitsizliğini arttıran ranta, borca dayalı ithalat ve sıcak para politikalarıyla yeraltı ve yer üstü kaynaklarımızı, çevre-doğa-tarih ve kültürel değerlerimizi katleden yağma politikalarıyla ülkemizi yangın yerine dönüştürmüştür” şeklinde bir konuşma yaptı.
Kongreyi CHP, HDP, Demokrat Parti, İYİ Parti Narlıdere ilçe başkanlarının yanısıra Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin de izledi.