Başkan Gümrükçü'den siyaset ve yerel yönetim değerlendirmeleri

Pandemi, deprem ve sel gibi doğal afetlerin vatandaşlar başta olmak üzere belediyeleri ve diğer kurumları ekonomik açıdan olumsuz etkilediğini ifade eden Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, “2022 yılı belediyeler, kurumlar hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti için kritik bir sene. Kaynakları doğru kullanıp personel-maaş-hizmet dengesini iyi oturtabilmek lazım. Dalgalı bir denizdeyiz. Kaptanların kabiliyeti bu yıl ortaya çıkacak” […]

Başkan Gümrükçü'den siyaset ve yerel yönetim değerlendirmeleri

Pandemi, deprem ve sel gibi doğal afetlerin vatandaşlar başta olmak üzere belediyeleri ve diğer kurumları ekonomik açıdan olumsuz etkilediğini ifade eden Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, “2022 yılı belediyeler, kurumlar hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti için kritik bir sene. Kaynakları doğru kullanıp personel-maaş-hizmet dengesini iyi oturtabilmek lazım. Dalgalı bir denizdeyiz. Kaptanların kabiliyeti bu yıl ortaya çıkacak” dedi. 

DEMOKRAT GÜNDEM-RÖPORTAJ HABER-İKİNCİ BÖLÜM-Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ikinci bölümünde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Ege Şehir Planlama ve İZBETON aracılığıyla başlattığı kentsel dönüşüm çalışmalarını, belediyelerin ekonomik kriz koşullarında artan istihdam baskısıyla nasıl baş ettiğini, belediye başkanı-örgüt uyumunun önemini, sahada vatandaşın taleplerinin neler olduğunu, yeniden aday olmayı düşünüp düşünmediğini, belediye başkanlarının görev sürelerini konuştuk. 

“VATANDAŞI MÜTEAHHİDİN İNSAFINA BIRAKMAYAN BİR İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VAR”

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, Güzeltepe'de olduğu gibi kentin birçok noktasında başlattığı kentsel dönüşüm çalışmalarını İZBETON aracılığıyla yapması vatandaşların müteahhidin insafına bırakılmaması ve ortaya çıkan kent rantından yararlanması açısından önemli olduğunu belirten Başkan Gümrükçü, “Büyükşehir Belediyemizin Ege Şehir Plan ve İZBETON üzerinden kentsel dönüşüm sürecine müdahil olması vatandaşlarımızın hak kaybı yaşamaması açısından önemli. Yurttaşları müteahhitlerin insafına terk etmeyen bir İzmir Büyükşehir Belediyesi var. Ben de bu modeli doğru buluyorum” dedi. 

“BELEDİYEDE ÇALIŞMAK SOSYAL KURTULUŞ YOLU OLDU”

Belediyelerin istihdam kapısı olarak görülmesinin başkanlar üzerinde yarattığı baskıyı da değinen Başkan Gümrükçü, “Eskiden devlet memurluğu bir kurtuluş yoluydu. Şimdilerde ise belediyede çalışmak sosyal kurtuluş anlamına geliyor. Birçok insan bir iş değil, hayat garantisi peşinde. Ancak belediyelerin imkanları, hizmet alanı ve çeşitliliği kısıtlı. Dolayısıyla her meslek sahibi yurttaşımıza iş belediye dünyasında imkanı yaratamıyoruz. İş arayan yurttaşlarımıza elimizden geldiğince özel sektörle iş birliği yaparak yardımcı oluyoruz” değerlendirmesini yaptı. 

""

“BELEDİYEDE DENGEYİ BOZULURSA MAAŞ ÖDEYEMEYECEK NOKTAYA GELEBİLİR”

İktidar partisinin işçi-memur maaşlarına yaptığı zammın ardından gözlerin çevrildiği asgari ücretin üzerinde ücret veren CHP'li belediyelerdeki son durumu da değerlendiren Başkan Gümrükçü, “Bizim şu anda toplu sözleşme görüşmelerimiz devam ediyor. İşçilerimize zam vereceğiz. Dolayısıyla personel sayısı değişmese de bütçedeki maaş oranı ciddi oranda yükseliyor. Bu dengeyi doğru kuramazsak birincisi vatandaşlarımız hizmetlerden mahrum kalır. İkincisi, personellerimize maaş ödeyemeyecek noktaya gelebiliriz” uyarısında bulundu. 

"BAŞKANLARIN HİZMET SÜRESİ YA 7 YIL OLMALI YA DA…"

Sahip olduğu 20 yılı aşkın örgüt deneyimi ile aslında genel siyasette olmayı düşündüğünün altını çizen Gümrükçü, “Başladığımız işleri tamamlamak ve hayalini kurduğumuz Çiğli’yi inşa etmek için ikinci dönemde yeniden adaylığı düşünüyorum. Başkanlık hizmet süresinin 7 yıla çıkarılmasını ya da iki dönem üst üste yapılması gerektiğini düşünüyorum. Tabi bu durum her yıl vatandaşın güven oyunun alınması şartı ile gerçekleştirilmeli” diye konuştu.

“YURTTAŞIN GÜVEN OYUNA SUNULAN BAŞKANLIK SİSTEMİ GELMELİ”

Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü konuyla ilgili şu tespit ve önerilerde bulundu: “Belediye başkanlığı hizmet süresi ya tek dönem olmak şartıyla 7 yıla çıkarılmalı ki  iki senede işler oturtulacak beş sene hizmet edilecek. Ya da beş seneden iki dönem üst üste olması lazım. Ama mevcut siyasi konjonktürü göz önünde bulundurduğumuzda iki dönem üst üste kuralının siyaseten pek verimli olmadığı da ortada. Yeniden seçilme, atanma telaşına giriyor makamlarda oturanlar. İkinci dönem aday olduğunuzda seçim kazanmanızın riskli olduğu yerler de var. Dolayısıyla bu belediye başkanlarında hem bir atanma hem de seçilme stresi yaratıyor. Dolayısıyla o süreler vatandaşın hizmet alma sürelerinden biraz düşüyor. Aynı zamanda belediye başkanı iki dönem olduktan sonra üçüncü, dördüncüyü de talep etmeye başlıyor. Böylece yerine birini yetiştirmek yerine kendim olabilmek için ne yapmalıyım, rakiplerimi nasıl egale ederim üzerine bir sisteme dönüşüyor. Bu, bazen hizmetin öne çıkmasıyla bazen başka şekilde oluyor. Belediye başkanını geri çağırma hakkı da dahil olmak üzere 7 yıllık bir görev tanımlaması yapılırsa, ara ara yurttaşın güven oyuna sunulan bir belediye başkanlığı uygulaması olursa ve görev süresi tek dönemle sınırlanırsa bu yurttaşın hizmet alma kapasitesini artıracaktır.”

BAŞKAN UTKU GÜMRÜKÇÜ İLE YAPTIĞIMIZ SÖYLEŞİNİN İKİNCİ BÖLÜMÜNDE YÖNELTTİĞİMİZ SORULAR VE YANITLARI: 

DEMOKRAT GÜNDEM-İzmir'de en büyük eleştiri konularından biri de kentsel dönüşüm çalışmalarının azlığı veya yetersizliği şeklinde. İzmir Büyükşehir Belediyesi taşın altına elini sokarak İZBETON aracılığıyla kentin birçok noktasında dönüşüm çalışmaları başlattı. Bu süreci siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

UTKU GÜMRÜKÇÜ: Türkiye kamu idaresi eliyle kentsel dönüşüm çalışmasını aslında İstanbul’da Kiptaş’tan öğrendi. Sonrasında sayın Cumhurbaşkanı TOKİ kurumunu kurarak bu anlayışı devam ettirdi. Dolayısıyla bunlar normal süreçler. İzmir’de de büyükşehir belediyemizin ama Ege Şehir Plan üzerinden ama İZBETON üzerinden sürece müdahil olması, vatandaşların hak kaybı yaşamaması açısından önemli. Belki bürokratik yapılar süreci biraz yavaşlatıyor olabilir ama sonundaki memnuniyeti artıracağından eminim. Yurttaşları müteahhitlerin insafına terk etmeyen bir İzmir Büyükşehir Belediyesi var. Ben de bu modeli doğru buluyorum.Süreçlerde rant zaten var. Kentler zaten rant üreten yapılar. Rantın nereye aktarıldığıyla ilgili bir başlık var. Sosyal demokratlar kent rantını en geniş yurttaş kesimine aktaran, aktarmayı hedefleyen dünya görüşüne sahip insanlardır. Dolayısıyla kamu eliyle kentsel dönüşüm noktası vatandaşın yararına oluyor.

“BELEDİYEDE İŞE GİRMEK SOSYAL KURTULUŞLA EŞANLAMLI OLDU”

D.G: Sokağı, halkı dinlemek önemli. Siz pandemi öncesinde de vatandaşla yüz yüze görüşüyordunuz. Sonrasında bir kesinti oldu. İnsanlar size ne anlatıyor, ne istiyor?

U.G: Eskiden devlet memurluğu bir kurtuluş yoluydu. Şimdi belediyede iş sahibi olmak bir sosyal kurtuluşla eş anlamlı. Birçok insan bir iş değil, hayat garantisi peşinde. İş arayan yurttaşlarımıza biz elimizden geldiğince özel sektörle işbirliği yaparak yardımcı oluyoruz. Ama belediyenin imkanları kısıtlı. Hizmet alanı, çeşitliliği kısıtlı. Dolayısıyla her meslek sahibi yurttaşa iş verebileceğimiz iş alanları zaten belediyelerde yok. Ve belediyede bir büro ve saha dağılımı var. Büroda az, sahada daha çok personel ihtiyacı var. Tırnak içinde söylüyorum hayat garantisi yaratmak isteyen birçok insan büroda çalışmak istiyor. Bu bir çelişki. Belediyeler zaten istihdam sorununu çözemezken bu bir tersine baskıyla da karşı karşıya kalıyor.

“EKONOMİK KRİZ BELEDİYEYE YÖNELİK İSTİHDAM BASKISINI ARTTIRMIŞ DURUMDA”

D.G: İşe alınmayla ilgili size hiç baskı oldu mu?

U.G: Ben Çiğli’de CHP İlçe Başkanlığı yaptım. Ben ilçe başkanıyken on bin üyesi vardı CHP’nin. Dolayısıyla bu 10 binin en az 3 binini birebir de tanırım. Onların emeğini, çabasını, partiye katkılarını da görmüş, değerlendirmesini yapmış birisiyim. Bunun dışında Millet İttifakı ile kazandık. Dolayısıyla ittifak ortakları var. Sonrasında bu kenti yönettiğinizde bana oy verdi, vermedi diye değil de bütün kenti kucaklamak için hizmet etmeniz lazım. Ekonomik kriz özellikle belediyeye yönelik istihdam baskısını çok arttırmış durumda. Aynı zamanda da ekonomik olanaklarını belediyenin sınırlamış durumda. Her yıl toplu sözleşmelerle enflasyon oranına yakın bir zam veriyor belediyeler. Yılbaşı itibariyle memur zammı belli oldu. Bizim şu anda toplu sözleşme görüşmelerimiz var, işçiye zam vereceğiz. Dolayısıyla personel sayısı değişmese de bütçedeki maaş oranı ciddi oranda yükseliyor her sene. Ve bu dengeyi bozarsa belediye; birincisi vatandaşa yapacağı hizmetlerden olur. İkincisi, maaş ödeyemeyecek noktaya gelebilir şu son şartlarda.

""

“DÖRT YÖNETİMİ İYİ YAPARSANIZ BAŞARILI OLURSUNUZ”

D.G: CHP’li belediyelerde asgari maaş üstü ücretler vardı. Şimdi son zamların ardından belediye çalışanlarının durumu ne olacak peki? Bütçe, gelir-gider dengesi bu artışları yapmayı sağlayabilecek mi?

U.G: Biz zaten 5 bin liraya çekmiştik maaşları. Burada birkaç şey öne çıkıyor. Bir, mevcut istihdam sayısını koruyabildiğin kadar korumak, yani sayıyı artırmamak. İki, emekliye ayrılacakları teşvik ederek işgücünü yenilemek için bir çalışma yapmak. Üç, belediyenin gelirlerini vergilendirilmemiş gelirlerini sistem içine alarak yeni kaynaklar yaratarak, belediye gelirlerini artırmak. Dört, maaş ve hizmet için gerekli tutarları bütçede doğru tahmin edip ona göre sınırlandırmak gibi öncelikler var. Zaten belediyede 4 ayrı yönetim şekli var; gayri menkul yönetimi. Ekipman yönetimi. İnsan kaynakları yönetimi. Mali hizmetler yönetimi. Bu dördünü düzgün oturttuğunuzda ve bunu iyi işleyen bir halkla ilişkiler sistemi ve hızlı cevap verebilmek için bir dijitalleşme ile birleştirdiğinizde başarılı olursunuz. Bunun altısını birden yapmazsanız başarısız olursunuz. Biz de altısıyla ilgili bir süreç başlattık. Kurumsal kapasite geliştirmede çok büyük yol kat ettik. O sayede zaten Çiğli Belediyesi şu an hem özel sektöre hem işçisine borcu olmayan bir 3 yılı geride bırakmış durumda.

“DALGALI DENİZDEYİZ, KAPTANLARIN KABİLİYETİ BU YIL ORTAYA ÇIKACAK”

Tabi bu yıl hepimiz için kritik. Tüm belediyeler, kurumlar hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de kritik. Kaynakları doğru kullanıp halka hizmet edebilmek ve personel-maaş-hizmet dengesini iyi oturtabilmek lazım. Dalgalı bir denizdeyiz. Kaptanların kabiliyeti bu yıl ortaya çıkacak. 

“YÖNETİCİLER HAKKANİYETLİ DAVRANMALI”

D.G: Örgüt ile belediye başkanı uyumu önemli. Örgütten gelenlere öncelik veriyor musunuz?

U.G: Çok var. Bunların hepsi baskı yaratıyor belediye başkanı üzerinde. Hatta doğru çalışma ve karar almayı etkileyebilecek noktaya gelebiliyor bazen. Ama iyi yönetici pay eder, hakkaniyetli davranır, ayağını yorganına göre uzatırsa bu süreçleri atlatabilir. Biz de kötü bir sınav vermedik bu üç yılda gördüğümüz kadarıyla.

“ÇİĞLİ'DE TARTIŞMA YAŞANMAMASININ NEDENİ İŞTE BU”

D.G: Meclis üyelerinden tutun da ilçe başkan ve yönetime kadar örgütün desteği de önemli. Sizin yaptıklarınızı onlar da halka anlatabiliyor mu, anlatıyor mu? Yeterli mi sizce?

U.G: Biz CHP örgütüyle etle tırnak gibiyiz. Meclis grubumuz, ilçe yönetimimiz ve belediye başkanları arasında büyük bir uyum var. Mahalleleri, sahayı bölüşmüş durumdayız. Ben her saha gezisine çıktığımda ilgili mahalledeki sorumlu meclis üyesi arkadaşlarım da bana eşlik ediyor. Halk toplantılarına katıldığımda onları da baş köşeye oturtuyorum. Yurttaşlarımıza da mahallenin sorumlusu bu meclis üyesi arkadaşımızdır diyoruz. Dolayısıyla onları da karar alma ve sorumluluk sürecine dahil ediyoruz. Meclis üyelerimizi bir yerel parlamenter ve milletvekili gibi değerlendiriyoruz. Bunu sadece CHP’ye değil bütün meclis üyelerimizle yapıyoruz. Kararlarımızın yüzde 99’u zaten oy birliğiyle geçiyor. Ana sorunlar komisyonu kurduk. Konuları önce orada konuşuyoruz, sonra meclise getiriyoruz. Birçok ilçede yaşanan meclisteki tartışmaların Çiğli’de yaşanmamasının sebebi de budur. Bunun yanı sıra her partiden meclis üyemizle kurduğumuz ortak Whatsapp gruplarımız var. 

“ÇİĞLİ’NİN KAVGAYLA GEÇİRECEK VAKTİ YOK”

D.G: Adalet ve Kalkınma Pagrusi'ne mensup meclis üyeleri de size sorunları iletiyorlar mı bu gruptan? Siz ne yapıyorsunuz iletimler karşısında?

U.G: Orada şurada çöp var, şu vatandaşın gıda yardımına ihtiyacı var, şu arkadaşın cenazesi var gibi anlık konularla ilgili durumları iletebiliyorlar. Biz de belediye olarak o sorunları çözebiliyoruz. Kapanmamış yolu gösteriyor, ihtiyaç sahibi bir vatandaşı yolluyorlar. Bazen biz arıyoruz. Çiğli’nin kavgayla geçirecek vakti yok. Yani Çiğli’de yaşayanların önemli bölümü dar ya da orta gelirli insanlar. İzmir’in dışında kalmış, İzmir’in imkanlarından tam nasiplenememiş, büyükşehir başkanımızın tabiriyle arka sıralarda kalmış bir ilçe. Dolayısıyla el birliğiyle çalışırsak, tramvay olur, afet bölgesi ilan edilmesi olur, birçok noktada halka hizmeti beraber yapabiliriz. Her partiden meclis üyemiz kim varsa mecliste onlarla uyumlu çalışıyoruz. Onun dışında millet ittifakını oluşturan siyasi partilerin ilçe başkanlarıyla da yılbaşından önce bir toplantı yaptık. Onlarla da periyodik değerlendirme toplantıları yapıyoruz.

“GÜNÜN 24 SAATİNİ YURTTAŞLARIMIZIN SORUNLARINA AYIRMIŞ DURUMDAYIM”

D.G: Başkan olduktan sonra hayatınızda neler değişti, değiştirdiğiniz yönleriniz neler oldu? Neleri değiştirip neleri değiştirmediniz?

U.G: En büyük değişiklik evden çıkma saatimde oldu. Başkanlık öncesinde  6, 7 gibi kalkar, kahvaltımı yapar, kendi işim olduğu için 8.30-9.30’da işyerine giderdim. Günün yarısını siyasete yarısını ticarete ayırırdım. Şimdi sabah altıda güneş doğarken evden çıkıyorum. Günümün 24 saatini yurttaşlarımızın sorunlarına ayırmış durumdayım. Kendime ayırdığımız zaman minimuma indi ve iş disiplinim yani kendi işimdeki disiplinimin iki, üç katına çıktı. Dolayısıyla yüksek performans isteyen bir iş bu.

“MUTLU VE HUZURLUYUM, TAKDİR PARTİMİZİN VE HALKIN OLACAK”

D.G: Siz örgütten gelen deneyimli bir siyasetçisiniz. Aslında genel siyasette ilerliyordunuz, milletvekilliği düşünüyordunuz. Zaman zaman haksızlıklara da uğradınız ama pes etmediniz.  Tüm bu süreçleri biz de izledik. Vekillik mi başkanlık mı? İyi ki de başkanlık oldu diyor musunuz?

U.G: Tesadüfler silsilesi sonucunda ben genelde değil yerelde siyaset yapan biri oldum. 20 yıl boyunca milletvekili olmak için kendimi yetiştirmiş iken belediye başkanı olmadan 9 ay önce yerelde olduk. Belediye başkanı olmaktan mutluyum. Tabi bu koltuktan kaynaklı bir mutluluk değil. Bu, yaptığımız hizmetin yurttaşlarımızda karşılık bulup olumlu memnuniyetin tarafımıza iletilmesiyle kazandığımız huzurun bir yansıması. Bu makam boş oturulacak bir makam değil. Sahada gezip, kurduğunuz sistemle yurttaşlara hizmet üreteceğiniz makamlar. Orada ne kadar hizmet üretirseniz o da size mutluluk olarak geri dönüyor. Ben bu anlamda mutlu ve huzurluyum. Yani işimi iyi yapabildiğimi düşünüyorum. Tabiî ki bu konuda takdir partimizin ve halkın olacak beş yılın sonunda. 

“HİZMET SÜRESİ 7 YILA ÇIKARILMALI VE HER YIL GÜVEN OYU ŞARTI GETİRİLMELİ”

D.G: Başkanların görev süresinin 7 yıl olmasının avantajları neler olacaktır peki?

U.G: Başkanlar iki senede işi oturtacak, kalan beş sene hizmet edecek. Ya da iki dönem üst üste olması lazım ama iki dönem üst üste kuralı siyaseten pek verimli değil. Yeniden seçilme, atanma telaşına giriyor makamlarda oturanlar. Çiğli’de hiç yok zaten. Ensari Bey dışında, iki altıncı ayında kaybettik, vefat etti. İkinci dönem aday olduğunuzda seçim kazanmanızın riskli olduğu yerler de var. Dolayısıyla bu belediye başkanlarında hem bir atanma hem de seçilme stresi yaratıyor. Dolayısıyla o süreler vatandaşın hizmet alma sürelerinden biraz düşüyor. Aynı zamanda belediye başkanı iki dönem olduktan sonra üçüncü, dördüncüyü de talep etmeye başlıyor. Böylece yerine birini yetiştirmek yerine kendim olabilmek için ne yapmalıyım, rakiplerimi nasıl egale ederim üzerine bir sisteme dönüşüyor. Bu, bazen hizmetin öne çıkmasıyla bazen başka şekilde oluyor. Belediye başkanını geri çağırma hakkı da dahil olmak üzere 7 yıllık bir görev tanımlaması yapılırsa, ara ara yurttaşın güven oyuna sunulan bir belediye başkanlığı uygulaması olursa ve görev süresi tek dönemle sınırlanırsa bu yurttaşın hizmet alma kapasitesini arttıracaktır. Çünkü bu kurumda olan her sene güven oyu alması için çok çalışması gerektiğini bilir. Bu bir bağlayıcılık olur. Çünkü belediye başkanlarını denetleyen başka bir mekanizma yok. Yurttaş denetimi en önemli denetim mekanizmasıdır. İki, yerine birisini yetiştirmesi için süresi olur. Üç, ben burada 7 yıl hizmet ettim. 7 yılın sonunda kente şu konularda başarılı hizmetler sundum. Bundan sonra genel siyasette ya da büyükşehir belediyesinde beni değerlendirin deme durumu olur siyasetçilerin.

“İKİNCİ DÖNEM İÇİN ADAYIM”

Zaten dar bölge, daraltılmış bölge tartışması da var. O anlamda onun da içini doldurabilir. Mesela Çiğli 200 bin nüfusuyla milletvekili çıkarabilecek potansiyele sahip bir ilçe. Dolayısıyla burada 7 yıl başarıyla, layıkıyla belediye başkanlığı yapan, halktan her yıl güven oyu alarak hizmetini devam ettiren kişi, bu yedinci yılın sonunda başarılı olursa milletvekili seçilebileceğini de değerlendirir, ona göre hizmet eder. İkinci dönem için de belediye başkanlığına adayım. 

 

 

Başkan Gümrükçü'den siyaset ve yerel yönetim değerlendirmeleri
Demokrat Gündem

Exit mobile version