Kentin merkezinde 28 yıldır çözülemeyen ve “Basmane Çukuru” olarak anılan arazi için TMSF ile yürütülen uzlaşma süreci, İzmir siyasetinde geçmiş ve şimdiki yönetimleri karşı karşıya getirdi.
Geçtiğimiz günlerde eski belediye başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, mevcut yönetimin TMSF ile vardığı mutabakatı “zaafiyet” ve “TMSF’ye kıyak” olarak nitelendirmesinin ardından, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır kapsamlı bir açıklama yayımladı.
“Geri değil, ileri bir adım atıldı”
Başkan Vekili Yıldır, Kocaoğlu’nun “çırak çıkma” benzetmesine katılmasına imkan olmadığını belirterek, protokolün hukuki tekniklerini paylaştı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, mecliste oybirliğiyle kabul edilen taslağın, Kocaoğlu dönemindeki 2009 ve 2014 protokollerinin bir devamı ve “ayrılmaz parçası” olduğunu savundu.
Başkan Vekili Yıldır, yazılı açıklamasında, “İmzalanacak protokol, hâlihazırda %11 oranındaki belediye mülkiyet payının %30 olarak TMSF Kurulu kararı ve imzası ile sağlama bağlanması şartını içeriyor. Aziz Başkanımızın bahsettiği önceki mutabakattan geri bir adım atılmadığı gibi, aksine o mutabakat TMSF imzasıyla güvenceye alınıyor” ifadelerini kullandı.
“TMSF’ye kıyak değil, esnafa fayda”
Kocaoğlu’nun “TMSF’ye kıyak çekiliyor” yönündeki eleştirisine de yanıt veren Yıldır, TMSF’nin bu süreçteki rolünün sadece bir “amme alacaklısı” (kamu alacaklısı) olduğunu hatırlattı.
Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, bu protokolün asıl faydasının borç yükü altındaki EGS ve Güç Yapı ortağı olan 1000’e yakın İzmirli esnaf ve tacire dokunacağını ifade etti.
Yıldır’dan diyalog çağrısı
Açıklamasında, Kocaoğlu’nun “harici kaynaklardan bilgi edinmek yerine belediye yönetimiyle doğrudan iletişim kurmasının” daha sağlıklı olacağını belirten Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, şu başlıkların altını çizdi: “Protokol meclisten tüm partilerin onayıyla geçti. Belediye hakları artık kişilerin inisiyatifine değil, TMSF Kurul kararına bağlı. Belirsiz süreçlerin yerini somut bir çözüm takvimi aldı.”
Ne olmuştu?
Basmane Çukuru, 1990’lı yıllardan bu yana hukuki ihtilaflar, imar planı iptalleri ve ortaklık yapısındaki krizler nedeniyle İzmir’in en büyük kentsel düğümlerinden biri haline gelmişti.
Yeni protokolün, arazinin Ticari ve İktisadi Bütünlük kapsamında satışının önünü açarak belediyeye ait bölümde kültürel ve sosyal tesisler inşa edilmesini sağlaması hedefleniyor.
AÇIKLAMANIN TAM METNİ ŞU ŞEKİLDE:
“Basına ve Kamuoyuna
Başkanlarımızdan Sayın Aziz Kocaoğlu’nun Basmane Arsası’na ilişkin TMSF ile sulh protokolü imzalanmasına yönelik basında yer alan eleştirilerinin, kendisinin eksik bilgilendirilmesinden kaynaklandığını değerlendiriyorum.
Hukukî süreci yakından takip eden Başkan Vekili olarak, Aziz Başkanımızın ve İzmir kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi maksadıyla bu açıklamayı yapmayı gerekli buldum.
Aziz Başkanımızın, Belediyemiz ile TMSF arasındaki “niyet protokolü” için “Benim imzaladığım protokol geçmişten gelen hakları belirliyor, her koşulda mevzunun atasını da geçmişini de bağlıyor, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin imzaladığı yeni protokol ‘çırak çıkma’ protokolüdür, zafiyete neden olan ve TMSF tarafına kıyak çeken bu anlaşma gözden geçirilmelidir” yorumu, eksik veya yanlış bilgiden kaynaklanmış olmalıdır.
Zira şimdi Belediye Meclisimizde kabul edilen niyet protokolü taslağı, evvelce imzalanan 2009 ve 2014 protokollerinin “eki ve ayrılmaz parçası” olarak düzenlenip imzalanıyor. İmzalanacak protokol, hâlihazırda yüzde 11 oranındaki Belediyemiz mülkiyet payının yüzde 30 olarak TMSF Kurulu kararı ve imzası ile sağlama bağlanması şartını içeriyor.
Yani, Aziz Başkanımızın bahsettiği önceki mutabakattan geri bir adım atılmadığı gibi, aksine, o mutabakatta atıfta bulunulan “iktisadî ticarî bütünlük” TMSF Kurul kararı ve imzası ile sağlama bağlanıyor.
Önemle belirtmek gerekir ki, TMSF’nin bugüne kadarki rolü, Basmane Arsası’ndaki diğer pay sahipleri Güç Yapı ve EGS Ortak Girişimi’nin “amme alacaklısı” sıfatından kaynaklanmaktadır.
Yani, Aziz Başkanımızın bahsettiği o günkü mutabakatın ve bugünkü protokolün tarafları Güç Yapı ve EGS Ortak Girişimi ile Belediyemizdir; dolayısıyla, “TMSF tarafına kıyak çeken anlaşma” ifadesi yanlıştır, yanlış bilgiden kaynaklanmış olmalıdır.
İmzalanacak protokol, İzmir’de kolektif girişimle kurulup gelişen ve fakat sonra biriken amme alacağı sebebiyle borca batık duruma gelen Güç Yapı Anonim Şirketi’nde ve EGS Gayrimenkul Anonim Şirketi’nde pay sahibi 1000’e yakın İzmirli esnafı ve taciri doğrudan ilgilendirmektedir; eldeki protokolün Belediyemiz dışında sağlayacağı fayda, TMSF’den ziyade bu esnaf ve tacirin lehine olacaktır.
Haber içeriğindeki diğer hatalara değinmeyeceğim ama Sevgili Aziz Başkanımızın yorumlanmış harici kaynaklardan bilgi edinmek yerine doğrudan bizlerle iletişime geçmesinin hatalı bilgileri engelleyeceğini düşünüyorum.
Bu anlamda;
- Belediye Meclisimizden oybirliği ile geçmiş,
- TMSF’nin amme alacaklısı sıfatı ile muvafakat ettiği,
- Aziz Başkan dönemindeki 2014 protokolünü eki ve ayrılmaz parçası yapmış,
- İzmir Büyükşehir Belediyesinin hakkını TMSF Kurul kararı ve imzası ile güven altına almış, 2014 ve öncesi dönemdeki gibi süreci diğer tarafların inisiyatifine terk etmemiş,
- Diğer imzalanan tüm protokolleri kapsayan ve ek olarak bir yol haritasına sahip,
- İzmir halkının hukukî haklarını koruyan ve sonuca ulaşması için gerekli güvenceleri oluşturmuş bu niyet protokolünün Basmane Arsası’na atfedilmiş sorunları önce kamu sonra Belediye lehine çözeceğini biliyorum.
Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım. -Zafer Levent Yıldır-İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili”
İlginizi çekebilir: Güneş ve sudan 40 milyon liralık tasarruf
