BİR BENZERİ DE İNGİLTERE’DE

Hemen her gün en azından birkaç tane yeni kurulan ya da kurulu bulunan ‘Grup platformlarına’ davet ediliyorum. Bir zamanlar meraklısı idim, çünkü en yeni ve taze denilen haberleri duyuyor, öğreniyordum. Bir süre sonra televizyon ya da gazetelerde okuyunca, görünce ‘Ben biliyorum!’ deyince yanımdakiler şaşırıyorlardı. Sonuç; Az önce ‘Tepecikliler Grubu Platformu‘ nda Sedat Perçinbilgi’nin  ‘Kemer +Tren […]

Hemen her gün en azından birkaç tane yeni kurulan ya da kurulu bulunan ‘Grup platformlarına’ davet ediliyorum.

Bir zamanlar meraklısı idim, çünkü en yeni ve taze denilen haberleri duyuyor, öğreniyordum.

Bir süre sonra televizyon ya da gazetelerde okuyunca, görünce ‘Ben biliyorum!’ deyince yanımdakiler şaşırıyorlardı.

Sonuç;

Az önce ‘Tepecikliler Grubu Platformu‘ nda Sedat Perçinbilgi’nin  ‘Kemer +Tren İstasyonu –Tepecik’ başlıklı yazısını ve davetini okudum,

Ben Bornovalıyım ama Tepecik’ten ‘Yeni adıyla Yenişehir) gerek okul, gerekse Türkiye’nin en eski kulüplerinden ‘Ülküspor’ ve hemen bitişiklerindeki ‘Hilalspor’ ve İzmir’in Eşrefpaşa, Gögüs Hastalıkları ve SSK Tepecik Hastanesi’nin sayısız tanıştığımız sağlık çalışanı ile ahbaplığımız bulunuyor.

Sedat Perçinbilgi, ‘Merhaba Tepecikli kardeşlerim; ‘Biraz eski günlere gidelim!’ dedim’ diyerek şunları yazmış:

‘Tepecikli bir kardeşiniz olarak Kemer tren istasyonunun bende anıları çoktur.

Çocukluğumuzda ve Gençlik yıllarında düğünlerde ailecek Demirspor lokaline giderdik, tabiki mahalle komşularımız büyüklerimiz ile birlikte Alsancak’tan son tren ile birlikte mahallemize dönerdik.

Anıları anmak güzeldir.

 

*- TARİHİ BİLGİ

 

İzmir- Aydın demiryolu hattı Anadolu’da ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti topraklarında gerçekleştirilmiş ilk demiryolu hattı.

Hat, o zamana kadar Osmanlının görmediği ölçüde büyük yatırımı ve çağının en modern teknolojisini temsil ederken, İzmir’i Batı Anadolu’ya bağlamakla kalmıyor, ihraç edilen tarımsal ürünlerin değerini ve üretimini de artırıyordu.

Ege ekonomisi için milat niteliği taşıyan İzmir-Aydın demiryolunda ilk tren 28 Aralık 1860 da çalışmaya başladı; hat daha sonra Denizli ve Eğirdire kadar uzatıldı.

Kemer tren istasyonu Türkiye’nin ilk tren istasyonlarından biri.

İzmir-Aydın demiryolu inşaatına 1856 yılında başlandığına göre ve bina haliyle bir ara durak olarak Alsancak’tan daha mütevazi ölçülerde ve küçük olduğu için Alsancak garından daha önce tamamlanmıştır.

Basmane ve Alsancak’tan gelen demiryolunun kesiştiği yer olan Hilal mevkii dünyada iki tane olan yerden biridir.

Diğeri bir benzeri de İngiltere’de bulunuyor.

Raylar birbirini dik açıyla kesiyor ve demiryolcu dilinde buraya tekatu halk arasında da ‘takatuka’ deniyordu.

Yani, bu istasyon yine ‘ana’ olarak kullanılmalı ve tarihi değeri de gelecek kuşaklara anlatılmalıdır’ diyor Tepecikli Sedat Perçinbilgi kardeşimiz…

 

*- SU AKAR YOLUNU BULUR

 

Şimdi de Başkente, yani Ankara’ya gidelim ve İlknur Tosun’u dinleyelim.

‘Toplantıya gideceğim.

Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş.

O anlatıyor ben dinliyorum.

Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar.

Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım.

Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya!

‘Taksici üstünü arıyormuş’ gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için ‘bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz!’

Tam o sahne olacak.

Şoför, ‘para üstü var mı? ‘diye aranmaya başladı.

‘Üstü kalsın kardeşim’ dedim.

 

*- BÖYLELERİ DE VAR

 

Döndü bana doğru

‘Vaktin var mı ağabey?’ dedi.

‘Evet!’ dedim (tek ayağım hala dışarda)

Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan.

Önde bir büfe var.

Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi.

Bana 25 Krş. uzattı.

Belli ki para bozdurmuş.

‘Birader!’ dedim, ‘9.75 değil, 10.50 yazsa ister miydin 50 krş. benden?’

– Ne alacağım ağabey 50 krş.u

– Peki niye gittin 25 krş. için o kadar uğraştın, ‘üstü kalsın’ demiştim.

Döndü bana, attı kolunu arkaya :

– Vaktin var mı ağabey?

– Var!

– Çek kapıyı o zaman!…

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.

5 dk .konuştuk.

İngiltere’de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım.

O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.

 

*- BEŞ KARDEŞ

 

Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz.

Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.

Durumumuz hiç iyi olmadı.

Akşam yer sofrasında yemek yerdik.

Yemek bitince babam bize  ‘Durun kalkmayın!’ derdi.

Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.

‘Aha’ dedim, ‘Bizim meslek’, seminerci!..

 

*- BABANIN ANLATTIKLARI

 

– Ne anlatırdı baban?

– Hayatta nasıl başarılı olunur?

O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.

– Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp ‘Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın!’ diye anlatırken, biz de gülerdik.

Annem kızardı, ‘Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır’ derdi.

 

*- ZENGİN KOMŞU

 

Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin.

Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı.

Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık.

O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık çünkü bize bahşiş verirdi.

Babam eve gelince ayağa kalkmazdık.

Çünkü hediye, para falan hak getire.

 

*- BABALAR ÖLÜNCE

 

Ağabey biz babamı kaybettik.

Altı ay içinde yandaki baba da öldü, yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı.

Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?

– Ne bıraktı?

– Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı:

‘Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın…’ falan filan.

Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane.

Ailesi dağıldı.

Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki:

‘Asıl mirası bizim baba bırakmış!’

Hepimiz ağladık.

5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık.

Her şeyimiz var Allah’a şükür.

 

*- ASIL BOMBA

 

Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:

– Dur ağabey, asıl bomba şimdi.

– Nedir bomban?

– Nerede oturuyoruz biliyor musun?

O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık.

5 kardeş orada oturuyoruz.

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras.

Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız.

Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.’

Ama gerçek, ama hikaye!

Ama okuyanı duygulandıran bir yazı…

Belki bir alıntı, belki tanınmış bir yazardan alıntı..

Ne olursa olsun, insanı insan olarak tanıtmış Ankaralı okuyucumuz…

Acaba kendine ders çıkaranlar olmuş mudur?

Ana fikir taksiciler üzerine kurulmuş, ama şimdi biz aynı hassasiyeti tüm sektörlerden, tüm esnaf ve sanatkârlarımızdan bekliyoruz!

BİR BENZERİ DE İNGİLTERE'DE
Yaşar Eyice

Exit mobile version