Savaş nasıl biter?

ABD/İsrail vs İran savaşını değerlendirmeden önce, tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatından duyduğumuz üzüntüyü bu satırlarda da paylaşalım. Evet belki olaylara tepeden bakması ile bazı kesimlerce sevilmese ya da bazı tarihçiler tarafından teorik alt yapısı çokça eleştirilse bile, gerçekleri ifade ediş tarzı ile uzun süre belleklerimizde yaşamaya devam edecek. Rahmetli İlber hocanın öğrenimin bir dönemini rahmetli ünlü […]

Savaş nasıl biter?

ABD/İsrail vs İran savaşını değerlendirmeden önce, tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatından duyduğumuz üzüntüyü bu satırlarda da paylaşalım. Evet belki olaylara tepeden bakması ile bazı kesimlerce sevilmese ya da bazı tarihçiler tarafından teorik alt yapısı çokça eleştirilse bile, gerçekleri ifade ediş tarzı ile uzun süre belleklerimizde yaşamaya devam edecek.

Rahmetli İlber hocanın öğrenimin bir dönemini rahmetli ünlü tarihçi Halil İbrahim İnalcık ile birlikte geçirdiği Şikago Üniversitesinden iki uluslararası ilişkiler profesörü bu yazının ilham kaynağını oluşturdu. Realist ekolü temsil eden bu profesörlerin ismini hemen bu noktada verelim: Prof. Robert Pape ve Prof. John Mearsheimer. 

Malum, ABD İsrail ikilisinin İran’a saldırması ile başlayan savaş beraberinde çok sayıda spekülasyonu, dezenformasyonu kaçınılmaz olarak getirdi, getirmeye de devam edecek. Özellikle İran’ın beklenenden sert direnişi, attığı güdümlü füzelerle İsrail’i ve ABD’nin bölgedeki üslerini, bölge ülkelerdeki stratejik hedefleri vurması ve nihayet Hürmüz Boğazını geçişlere kapaması, savaşı sadece bölgesel bir savaş olmaktan çıkardı, bütün dünyanın ekonomik çıkarlarını etkileyen, küresel boyutta algılanan bir savaş noktasına getirdi. Herkesin kulağı bu savaşın galibi kimden ziyade, bu savaş ne zaman biter sorusuna takılmış vaziyette.

 Prof. Pape’in inceleme konusu, İkinci Dünya Savaşından bu yana hava saldırıları. Diğer ifadesi ile hava saldırılarının maliyeti ve amaçlanan hedefe ulaşmada ne kadar yardımcı oldukları. “Eğer havadan yapılan saldırılar karadan yapılacak bir harekatla desteklenmez ise hiçbiri başarılı olmamıştır!” mealinde konuşuyor Prof. Pape. 

Bu noktada anladığımız, İran’ı istediğiniz kadar yüksek teknolojili akıllı silahlarla vurun, evet bu İran’da ciddi hasarlara yol açar, sizde büyük mali kayıpların nedeni olur ama savaşın amacı olarak ilan ettiğiniz rejim değişikliğine yol açamazsınız. Humeyni’den sonra on yıllarca Molla rejimini yöneten baba Hamaney saldırılar sonucunda öldürüldü. Peki yerine geçtiği varsayılan (Sağ mı? Ölü mü? Yaralı mı? bilemiyoruz) Mücteba Hamaney rejimin devamı değil mi? Hamaney olmasa da bir başka isim rejimin devamını sağlamayacak mı? Diğer ifadesi ile kara harekatı olmazsa İran’daki rejim gerçekten değişir mi?

Havadan yapılan harekatın yerdeki yansımalarına da ayrıca dikkat etmek gerekiyor. Rejim muhalif saydığınız ve bel bağladığınız binlerce İran vatandaşı yapılan saldırılardan zarar görmedi mi? En basitinden yüz küsur kız öğrencinin ve eğitmenin hayatını kaybettiği cinayet saldırısı sizce rejim karşıtlarının mı? yoksa istemeseler de nihai analizde rejimi destekleyecekleri İran milliyetçiliğinin mi? kar hanesine yazılır. Kara harekatı için oynamaya çalıştığınız Kürt kartı bu noktada iflas etmedi mi?

Sahi rejim değişikliğinden hedefiniz ne?

Bu noktada ABD ve İsrail’in hedefleri çelişiyor mu?

Benim de fazlası ile desteklediğim bir görüşe göre, Molla rejimi olsun, ismi konmamış başka bir rejim olsun, ABD’nin esas derdi İran enerji kaynaklarının Çin’e erişmesinin önünü kesmek ABD’nin esas hedefi değil mi? Peki ya İsrail’in şu sıralarda Çin’e giden enerjiyle mi ilgisi daha fazla? Yoksa mitolojik vaat edilmiş toprak hedeflerine ulaşmak mı İsrail’in gerçek hedefi?

Dönelim Prof. Mearsheimer’ın: “ABD’nin bu savaşı kaybettiği şimdiden belli oldu” mealindeki söylemine.  

Bu savaşın gözle görülür meşru bir dayanağı yok. İran’ın nükleer tehdit oluşturduğuna yönelik gerekçelendirme çabalarının önündeki en büyük engel, daha önce Irak’ın işgali sırasında öne sürülen “Irak’ın kitle imha silahları” tezinin içinin boş çıkması. Dayanak yoksunluğu uluslararası toplumda giderek ABD İsrail karşıtlığı olarak da adlandırılabilecek, İspanya başbakanı Pedro Sanchez’de somut ifadesini bulan savaş karşıtlığı söyleminde vücut buluyor.

Peki bu savaş nasıl biter?

Bir ihtimal Trump İsrail’i bir kenara itip, mini bir zafer ilan eder diyenlerin sayısı az değil? İran’ı vurduk, nükleer tehdidi ortadan kaldırdık! Söylemi bu tür bir zafer ilanı için müsait. Arada perde arkası diplomasi ile mevcut ya da yeni molla rejimi ile Çin’e giden enerji yolları kesilir mi? Şu an için akıbeti meçhul bir soru.

Trump’ın her şeyi göze alıp, özellikle son günlerde gündeme daha fazla gelen ABD Deniz Piyadeleri ile İran’a çıkartma yapması ve havadan başlattığı işi karada bitirmesi olasılığı çok düşük ihtimal olarak algılanmaktadır. Bu durum İran’da kara savaşını göze almak ve çok sayıda ABD’li askerin hayatını kaybetmesine yol açmak anlamına gelecektir. ABD’ye gidecek her asker naaşı özellikle Kasım ayında yapılacak senato yenileme seçimlerinde Trump’ın çok fazla oy kaybetmesi anlamına gelecektir.

ABD yargı sisteminin Trump’ın önünü kesmesi ve hukuk yolu ile savaşa son verilmesi ihtimali son günlerde anlamını yitirmeye başlamıştır. Anlaşıldığı kadarı ile Trump’ı mağdur gösterecek bu yola başvurmaktan ziyade Kasım seçimlerini beklemek yeğlenmiştir.

Özellikle Hürmüz geçişlerinde önü tıkanan Trump’ın bir barış yolu ümidi ile uluslararası toplumun yetişmesi. Hürmüz geçişinin İran tarafından kapatılması özellikle dünya petrol fiyatlarının belirsiz bir süre ile aşırı yükselmesine yol açacak ve pandemiden bu yana zaten istikrarsız görünüm çizen dünya ekonomisinin daha da bozulmasına, ayrıca AB ülkeleri için tehdit olarak görülen Rusya’nın bu işten karlı çıkmasına yol açacaktır. (ABD Rus ambargosunu gevşetince ilk karşı çıkan ülkenin Almanya olduğu gözden kaçırılmamalı). Koşulların daha da kötüye gitmemesi için uluslararası toplumun ara buluculuğu ABD için de tercih nedeni olabilir.

Şimdilik son söz olarak bu savaşın bir an önce bitmesini ummak, ülkemize yapılan bütün tahriklere karşı sükuneti korumak ve her türlü barış girişimine katkıda bulunmak zarureti ile karşı karşıyayız.

Bu arada Galatasaray maçında Ulu Önderin “Yurtta sulh, cihanda sulh” pankartını açan Liverpool taraftarına bir Galatasaraylı olarak “asla yalnız yürümeyeceksiniz” demek ister ve teşekkürlerimi sunarım. Pankartı göstermekten itina ile kaçınan TRT yetkililerine de teessüflerimi bildiririm. 

Daha iyi günlerde buluşmak dileği ile…

Savaş nasıl biter?
Can Baydarol

AB Uzmanı-AB ve Küresel Araştırmalar Derneği (ABKAD) Başkanı

Exit mobile version