DEMOKRAT GÜNDEM- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), parti programı çalışmaları kapsamında başlattığı “Yerel Medya Buluşmaları”nın ilkini İzmir’de gerçekleştirdi.
CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle düzenlenen toplantıda Türk basınının içinde bulunduğu durumu sert sözlerle eleştirdi.
Medya sektörünün ‘anormalliklerin normalleştiği’ bir süreçten geçtiğini vurgulayan Bulut, İletişim Başkanlığı, RTÜK ve Basın İlan Kurumu’nu hedef alarak bu kurumları “basın üzerindeki şeytanın üç bileşeni” olarak nitelendirdi.
“10 OCAK KUTLANACAK BİR GÜN DEĞİL, SORUNLARIN HATIRLANDIĞI GÜNDÜR”
Konuşmasına 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün mevcut şartlarda kutlanacak bir gün olmaktan çıktığını belirterek başlayan Bulut, “Maalesef bugün sorunların hatırlatıldığı bir gün olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu buluşmayı 10 Ocak’ta yapma gerekçemiz de buydu. Yerel medyanın sorunlarını, Ege Bölgesi’ndeki temsilcilerle tartışarak parti programımızın medya ayağını oluşturacağız. Buradan çıkacak sonuçları alıp, hükümet programımıza ekleyeceğiz” dedi.
“MEDYA, HAVUZ MEDYASINA DÖNÜŞTÜ: GAZETECİLİK DEĞİL TANITIM YAPILIYOR”
Basının “dördüncü kuvvet” olma vasfını yitirdiğini ve denetim mekanizmasının çöktüğünü ifade eden Bulut, havuz medyası diye nitelendirdiği durum ile medya sektörüne dikkat çekti.
Bulut, konuya dair, “Basın maalesef normalleşti; havuz medyası normalleşti, tarafgirlik normalleşti. Bir gazeteci arkadaşım dün dedi ki; ‘Televizyonda birini görünce artık ne söyleyeceğini biliyorum.’ Bu bir gazetecilik faaliyeti değil, bu bir tanıtım faaliyetidir. Hükümetin yaptığı işleri kayıtsız şartsız destekleme, bir algı operasyonu varsa ona dahil olma faaliyetidir. Televizyona çıkanlar, sanki sabah vahiy gelmiş gibi aynı cümleleri kurar hale geldi” diye konuştu.
“ŞEYTANIN ÜÇ BİLEŞENİ BASINI KUŞATTI”
Medya üzerindeki ağır baskıyı “şeytanın üç bileşeni” metaforuyla özetleyen Burhanettin Bulut, İletişim Başkanlığı, RTÜK ve Basın İlan Kurumu’nun (BİK) kuruluş amaçlarından saparak iktidarın sopası haline geldiğini savundu.
İlk olarak İletişim Başkanlığı’nı hedef alan Bulut, kurumun başındaki ismin atandığı günden itibaren bir devlet memuru gibi değil, siyasi parti temsilcisi gibi davrandığını iddia etti. İletişim Başkanlığı’nın asıl görevinin basının özgür çalışmasını sağlamak olduğunu hatırlatan Bulut, “Ancak bakıyorsunuz, Fahrettin Altun bir parti temsilcisi gibi tweet atıyor. Oraya atanmanın kriteri artık liyakat değil; iktidara övgü düzmek ve algı operasyonunun parçası olmak haline gelmiş durumda” ifadelerini kullandı.
Eleştiri oklarını RTÜK’e de yönelten CHP Genel Başkan Yardımcısı, kurulun denetim mekanizmasının “hikmetse” yalnızca muhalif kanallara işlediğini iddia etti. Halk TV ve TELE1 gibi kanalların sudan sebeplerle kapatıldığını vurgulayan Bulut, RTÜK’ün birincil görevinin ekran karartmak değil, yayıncılıktaki kurumsal hafızayı korumak olması gerektiğinin altını çizdi.
Bulut, yerel basının ekonomik can damarı olan Basın İlan Kurumu’nun (BİK) ise bir sansür aygıtına dönüştüğünü öne sürdü. Kurumun yerel gazeteleri “küçültelim, daha kolay denetleyelim” mantığıyla birleştirmeye zorladığını belirten Bulut, “Yerel medyaya kaynak aktarması gereken kurum, ne yazık ki sansürün bir parçası oldu. Artık BİK, ilan keserek gazeteleri terbiye etmeye çalışan bir yapıya bürünmüştür” diyerek tepkisini dile getirdi.
“YALAN HABER YAPANLARA DOKUNULMUYOR”
İBB soruşturması ve CHP kurultayı döneminde yapılan yalan haberleri hatırlatan Bulut, dezenformasyon yasasının muhaliflere karşı sopa olarak kullanıldığını ancak iktidar medyasının yalanlarına göz yumulduğunu savundu.
Bulut, “İBB soruşturmasında ‘2 milyon dolar bulundu’ dediler, iddianamede çıkmadı. ‘1200 telefon dağıtıldı’ dediler, o model telefon o tarihte üretilmemiş bile. Bu yalanları söyleyenlere, kişisel haklara saldıranlara hiçbir soruşturma açılmadı. TRT bile bu suçlara ortak oluyor, vergilerimizle yayın yapıp seçimde paramızla reklamımızı bile yayınlamıyor” diye konuştu.
“BU İTİRAZI HEP BİRLİKTE YÜKSELTMELİYİZ”
Bulut konuşmasını, gazetecilere ve sivil toplum örgütlerine “birlikte mücadele” çağrısı yaparak, “Bu anormalliklere itiraz etmek sadece bir siyasi partinin görevi değil. Başta o mesleğin sahiplerinin itiraz etmesi gerekiyor. Biz bu itirazı sizlerle birlikte yükselteceğiz. Umarım sorunları çözerek 10 Ocak’ı gerçek bir kutlama gününe çevirebiliriz” dedi.
