Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen hapis cezası kararını Yargıtay'ın onaylamasının ardından örgüte yaptığı çağrı sonrası Bursa yerine İstanbul Maltepe'de ikincisi yapılacak olan Milletin Sesi Mitingi başladı.
DEMOKRAT GÜNDEM-Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın yasak ve baskılarla ülkeyi yönetmeye çalıştığını belirterek, sıranın parti kapatmaya geldiğini belirtti.
PARTİ KAPATMAYA HAZIRLANIYORLAR, ÜLKE ELDEN GİDİYOR, BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ
Kemal Kılıçdaroğlu, “O ve sarayı giderse kaos olur algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Sudan sebeplerle evleri basıyorlar, insanları tutukluyorlar, okulları basıyorlar, liseli çocukları okullarından alıyorlar. Yeşili, doğayı savunan aktivistlere ağır hapis cezaları verdiriyorlar. Hapse atılan siyasetçiler, gazeteciler, siyaset yasakları. Şimdi bir adım daha atıp partileri kapatmaya hazırlanıyorlar. Konserleri yasaklıyorlar. Kürtçe müziğe bile dayanamıyorlar. Saray ve şürekasının dilinden düşmeyen bir kelime var, o yasak şu yasak bu yasak. Biz kullanışlı aparatlarla mücadele edeceğiz, kavga edeceğiz. Sonuna kadar edeceğiz ve kazanacağız. Biz kazanacağız. Ülke elden gidiyor, birlikte mücadele etmek zorundayız” dedi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Haramilerin saltanatı yıkılıyor. 5 yıl önce bu meydandaydım. Bu meydanda milyonlarla buluşmuştum, o gün bu meydanda kimse bu yürüyüşün son olduğunu düşünmesin, bu yürüyüş bizim ilk adımımız demiştim. Bu yürüyüşümüzün finaline yaklaşıyoruz. Az kaldı. Bu kentin meydanlarında, sokaklarında, tarlalarında, üniversitelerinde özgürce kucaklaşacağız. Meraklanmayın, az kaldı.
KORKU İKLİMİ YARATMAK İSTİYORLAR
Halkımızın çığlığını dinlediniz. Birileri ülkeyi zifiri karanlığa koymak istiyor, korkuyla sindirmek istiyor. Bu korku ikliminin aparatlarını hepimiz biliyoruz. Yargı, mafya, uyuşturucu baronları, paramiliter yapılar, bşeli çeteler, yandaş medya, insan ve silah kaçakçıları, hepsi ama hepsi birlikte çalışıyor. Tek amaçları, korku iklimini yaratmak ve bu iklimden nemalanmak.
ŞİMDİ PARTİLERİ KAPATMAYA HAZIRLANIYORLAR
O ve sarayı giderse kaos olur algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Sudan sebeplerle evleri basıyorlar, insanları tutukluyorlar, okulları basıyorlar, liseli çocukları okullarından alıyorlar. Yeşili, doğayı savunan aktivistlere ağır hapis cezaları verdiriyorlar. Hapse atılan siyasetçiler, gazeteciler, siyaset yasakları. Şimdi bir adım daha atıp partileri kapatmaya hazırlanıyorlar. Konserleri yasaklıyorlar. Kürtçe müziğe bile dayanamıyorlar. Saray ve şürekasının dilinden düşmeyen bir kelime var, o yasak şu yasak bu yasak.
ELEŞTİRMEKTEN KORKMAYACAKSINIZ
Biz ise gençlerden Atatürk'ün dediği gibi, fikri vicdanı hür bir nesil bekliyoruz. Nerede bir yanlış görürseniz, bizi özgürce eleştireceksiniz. Eleştirmekten korkmayacaksınız, çekinmeyeceksiniz. Saray rejiminde bolca uyuşturucu, uyuşturucu baronlarıyla kol kola olanlar var. memleketi uyuşturucu bataklığına çevirdiler. Her gelir grubuna göre pazarlanan uyuşturucu var bugün. Kadın cinayetleri, siyasilere suikast hazırlıkları. Biz kullanışlı aparatlarla mücadele edeceğiz, kavga edeceğiz. Sonuna kadar edeceğiz ve kazanacağız. Biz kazanacağız.

550 BİN GENCİMİZ YURTDIŞINA GİTTİ BİLE
Ülkemiz ağır bir ekonomik buhranın içinde. Hakka, hukuka, adalete sırt çevirmenin sonucudur. Bu ekonomi adaletsiz yönetimin sonucudur. Milyonlarca aile geçinemiyor. Enflasyon yüzde 150'lere dayanmış, onlar emeklinin bayram ikramiyesine tek kuruş zammı dahi çok görüyorlar. Sonuç, yüzbinlerin tiranlıktan kaçmaya çalışması. En değerlimizi gençlerimizi kaybediyoruz. Gençlerin yüzde 70'i yurtdışına gitmek istiyor. 550 bini gitti bile.
UZUN ZAMANDIR DEĞİŞİM RÜZGARI ESİYOR, TÜRKİYE DEĞİŞİME HAZIR
20223, YOK efendim 2071, dış güçler, Almanlar bizi kıskanıyor, yok efendim anlaşmalarda gizli maddeler var. bunların tamamı yalan, yalan ve yalan. Söyleyecekleri elle tutulur hiçbirşey kalmadı artık. Ama az kaldı. Uzun zamandır değişim rüzgarları esiyor. Türkiye değişime hazır. Çiftçimiz bu değişime hazır. İşçisi, memuru, esnafı, sanayicisi, tüccarı bu değişime hazır. Bu değişime gençler hazır, kadınlar hazır. Bizler bu değişime hazırız. Kollarımızı sıvayıp hemen çalışmaya başlamak zorundayız. Ekonomiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Suç işleri bakanından yetkiyi elinden aldığımız an beşli çetenin tamamının defterini dürmek zorundayız.
BU BEŞLİ ÇETELERİN KURDUĞU DÜZENİ BOZACAĞIZ
Biz bu beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız. Kan emicileri sırtımızdan söküp atacağız. Belediyelerimize baskı kurup halka hizmetini engellemek istiyorlar. Ama başkanlarımız tüm baskıları, kumpasları boşa çıkararak halka hizmetlerini sürdürüyorlar ve sürdürecekler. Bu düzen haramilerin düzenidir. Milyonların sesi olmak için bir hafta süreyle karanlıkta kaldım. O zaman söylemiştim, tekrar edeyim, ben neoliberalimze karşıyım. Halkı sömüren sömürsün, piyasa kendi dengesini bulur söylemine karşıyım.

SUÇLA MÜCADELEYE İNANIYORUM
İnsanların geçim kaynaklarını korumak ve yeni fırsatlar yaratmak için devletin müdahil olması gerektiğine inanıyorum. Evet, vergide indirim istiyorum. Ama sürdürülebilir olması lazım. Mali sorumluluğa inanıyorum. Toplanan verginin hesabı vatandaşa verilmeli. Suçla mücadeleye inanıyorum.
BU GAZETECİLERİN TIRNAĞINA ZARAR GELİRSE KENDİNİZİ UNUTUN
İki kadın gazeteci sadece işlerini yaptıkları için tehdit ediliyor. Paramiliterlere, uyuşturucu baronlarına, müptezellere, SADAT'a, olur da bu onurlu gazeteclierin tırnağına zarar gelirse, siz kendinizi unutun.
DAVULLA ZURNAYLA GÖNDERECEĞİZ ÜLKELERİNE
Türkiye'ye gelen kaçakların, özellikle Afganların ve suriyelilerin ülkelerine gönderilmesine inanıyorum. Sınır namustur. Sınırları koruyamayanlar devleti yönetemezler. 8 miloyn insanı başımıza indirdiler ve ülkemiz artık bu yükü taşıyamıyor. Bu nedenle gitmek zorundalar, gidecekler. Davullu, zurnayla kendi istekleriyle göndereceğiz ülkelerine. Biz ırkçı değiliz, karşıyız. Sığınmacıların can ve mal güvenliklerini sağlayacağız.
EY MUHAFAZAKAR GENÇ KADIN, BU SENİN DE SORUNUN
Demokrasi ve adalet mücadelesini kimseyi dışlamadan, ötekileştirmeden hep birlikte bu mücadeleyi vermeliyiz. İnsanca yaşayacağız, kardeşçe bölüşeceğiz. Genç muhafazakarlarla sesleneceğim. Bu sorunlar hepimizin sorunları. Ey muhafazakar genç kadın, bu senin de sorunun. İl başkanımıza siyaseti yasaklayan zihniyet senin İstanbul Sözleşme'ni de yok ediyor. Canan başkanın başına gelen, sen ses çıkaracaksın, sesini yükselteceksin. Çünkü aynısı sana da yapılacak. Bak SADAT'çılar seni dinlemezler. O toplantılarda vatana ihanet konuşuluyor. Kayıtsız kalamazsın. Muhafazakar kardeşim, bu seçimde kayıtsızım diyemezsin.

İKTİDAR OLDUĞUMUZDA ASLA DEĞİŞMEYECEĞİM
Bazıları hala öğretilmiş çaresizlikle bir partinin ve bir parti liderinin halkını dinlemesini zayıflıkmış gibi algılıyor. Bir liderin kibar olmaması gerektiğini söylüyorlar. Dostlarım biz birlikte oluyoruz, birlikte iktidar oluyoruz. İktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim. Ben neysem oyum. Kibar olmayı, dinlemeyi, anlamayı değiştiremem, değiştirmeyeceğim. Tam aksine inadına koşacağım. Unutmayın iyi insan olmayı zayıflık olarak gösterenler yani bir yüzükle yola çıkanlar bugün milletin celladı haline geldi. Onlar saraylarda fink atıyorlar, millet ise aç. Kendi celladınızın seçmeyin. Bu şov dünyası değil, bu bir demokrasi arayışı. Ciddi olmak, vicdanımızın sesini dinlemek, ahlaklı olmak zorundayız.
EVET HATALAR OLDU AMA HATALARIMIZDAN DERS ÇIKARMASINI BİLEN BİR PARTİYİZ
Geleyim ikinci konuya. CHP de geçmişte şöyle yaptı böyle oldu. Evet hatalar oldu. Biz bugün mükemmel parti iddiasında değiliz. Ama biz hatalarımızdan ders çıkarmasını bilen bir partiyiz. Allah da şahidim ki, kendimizi düzeltmek için çok çaba harcıyoruz. Tam anlamıyla mükemmel olmasak da mükemmel bir göreve talibiz. Milleti huzura kavuşturmak. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, saygın bir ülkeyi yeniden inşa etmek. Herkes için adalet istiyorsanız bize katılın. Barış akademisyenleri, harp okulu öğrencileri serbest kalsın diyorsanız bize katılan. Çevreyi, doğayı önemsiyorsanız bize katılın. Çocuklarınızı bu güzel ülkede tutmak istiyorsanız bize katılınn. 128 milyar doların kimlere satıldığını bilmek ve öğrenmek istiyorsanız bize katılın. Vergilerin nerelere harcandığını öğrenmek istiyorsanız bize katılın.
SÖZ VERİYORUM, SÖZ VERİYORUM
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken yepyeni ve tertemiz bir sayfa atmak için zifiri karanlığı aydınlığa kavuşturmak için bu ülkenin bütün onurlu insanlarının hakkını ne pahasına olursa olsun sonuna kadar savunacağım. bu ülkeden çalınanları tavizsiz geri alacağıma milletimin huzurunda bir kez daha söz veriyorum, söz veriyorum.
ÖNCE VATANDAŞLAR KONUŞTU
Tüm Türkiye'den parti örgütlerinin kaldırdığı otobüslerle alana akın eden vatandaşlar ve partililer öğlen saatlerinden itibaren alanı doldurmaya başladı. Önce vatandaşların konuşacağı Milletin Sesi Mitingi başlamadan önce sahneye CHP parti disiplin kurulu, Parti Meclisi üyeleri, belediye başkanları sahneye çıkarak vatandaşları selamladı.
Gezi Direnişinde yaşamını yitirenlerin ve tutukluların aileleri vatandaşları selamlayıp konuşma yaptı.
NUSRET GÜLLÜ: GÖZÜMÜZ AÇILDI, ARTIK DUR DEMENİN ZAMANI KALDI
Sahneye çağrılan kağıt toplayıcısı olan vatandaş Nusret Güllü, “Selamün Aleyküm. Şirinevler'de 25 yıldır ikamet ediyorum. Davul zurna çalıyordum bitti, çekceğimizi de davulumuzu da elimizden aldılar. Pazarlarda attıkları atıkları topluyorduk, şimdi domates 25 lira oldu, onları da atmıyorlar. Yapacak birşeyimiz kaldı. Artık dur demenin zamanı kaldı, gözümüz açıldı” diye konuştu.
NAZİFE CANOĞLU: BEN HAYATTA NE BÖYLE ZAM NE BÖYLE PAHALILIK GÖRDÜM
65 yaşında çalışmak zorunda kalarak bulaşık yıkayan Nazife Canoğlu da sahneye geldi ve “Sadece yaşadığım on seneyi üç dakika anlatacağım. Ben 70 yılından beri Türkiye'de yapmadığım tek bir hırsızlık, her yola başvurdum. Namusumu şerefimi koruyarak fakat bu demek değildir ki, herşeyim bitti, benim gibiler karaya kuma vurdu. Neden diye sormuyoruz. Biz koyun gibi bir milletiz. Irk ayrımı yapmıyorum afedersiniz. İki senedir bana gelen yardımlarla ayakta duruyorum. Eşim emekli, 3 bin lira maaşı var. 1600 lirası kira, 1000 lirası faturalar, gerisini siz hesap edin. Her iki kalçamda platin var. Beni idama götürseler, aynı laflarımı başımıza gelenleri söyleyeceğim. Türk vatandaşının halini hatırını soracak bir devlet istiyoruz biz. İstediğimiz bu. Biz garibanların bizi sormasını, kapımızın çalınmasını istiyoruz. Bu sene tamamen karaya vurmuş durumdayım, artık burama kadar geldi, yeter diyorum, bir ekmek 5 lira, biz bunu alamıyoruz. Akşamdan sabaha zam olur mu? Bütün hükümetlerin gününü yaşadım. Ama ben hayatta ne böyle zam ne böyle pahalılık gördüm. Ben yaşamak istemiyorum, yeter. Gelin seçelim. Doğru yolumuzu kendimiz bulalım. Kendi hakkımızı lütfen kendimiz arayalım. Biz bunları başa getiriyorsak şayet, kim geliyorsa başa bizim hakkımızı korusunlar Allah aşkına” ifadelerini kullandı.
FATİH ULUDAĞ: EN KÖTÜ ZAMANLARI YAŞIYORUZ
Kasap Fatih Uludağ da sahneye gelerek, “20 yıldır kasabım. En kötü zamanı yaşıyorum. İhtiyacı olanlar geldiğinde dükkanımıza ustalarımız, geri çevirme derdi. Şu zamanda ihtiyaç sahibine bir parça et koyamıyoruz. Çünkü kar edecek derken, bir sonraki eti zamlı alıp zarar ediyoruz. Elektrik faturaları ödeyemiyoruz” dedi.