Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan fon soruşturması mesajı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu temaslarının ardından Türkiye’ye dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uçakta gündemdeki en sıcak gelişmeleri değerlendirdi. Piyasaları meşgul eden fon soruşturmasında ekonomiye yönelik bir risk bulunmadığını vurgulayıp sorumlulardan hesap sorulacağını bildiren Erdoğan; Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden F-35 sürecine, Karadeniz’de tıkanan tahıl koridorundan terörün tasfiyesine kadar kritik başlıklarda net mesajlar verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması mesajı

Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu temaslarını tamamlayarak ABD’den yurda dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Son günlerde kamuoyunu ve finans çevrelerini meşgul eden fon soruşturmasına dair net bir çerçeve çizen Erdoğan, yaşanan sürecin ülke ekonomisine veya finansal sisteme yönelik bir tehdit oluşturmadığını söyledi.

Soruşturmanın kararlılıkla yürütüldüğünü belirten Erdoğan, “Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur” ifadelerini kullandı. Sürecin adli ve idari boyutuyla tavizsiz ilerleyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur” uyarısında bulundu.

“Hukuk Önünde Hesap Sorulacak”

Sermaye piyasalarındaki güven ortamının korunması için gerekli talimatları verdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer bir sorunun tekrarlanmaması adına tüm hukuki ve idari tedbirlerin süratle alınacağını ifade etti.

Olayın münferit bir alanda kaldığını ve yargının hassasiyetle hareket ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu.

Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır… Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir.

Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız” dedi.

Hürmüz Krizinde Seyrüsefer Uyarısı ve Karadeniz’de İkinci Tahıl Hamlesi

Bölgesel gerilimlerin küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemi trafiğinin sert biçimde düşmesine sebep olan kriz hakkında net uyarılarda bulundu.

Meselenin bölgesel bir gerilim olmaktan çıkıp küresel bir enerji krizine dönüştüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hürmüz’deki tablo bu meselenin artık sadece İran ile Amerika arasındaki bir mesele olmadığını gösteriyor. Biz bu konudaki tavrımızı en net şekilde ortaya koyduk. Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız.

Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır. Çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa’yı, Asya’yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor” açıklamasını yaptı. Çözümün askeri tırmanışta değil diplomaside aranması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır” ifadesini kullandı.

Karadeniz’de yeniden tırmanan ticari gemi saldırıları ve limanlarda bekleyen tahıl gemileri konusunu da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz Tahıl Girişimi benzeri bir güvenlik mekanizmasını yeniden canlandırmak için harekete geçtiklerini açıkladı.

Karadeniz’in bir çatışma alanına dönüştürülmesini kabul etmediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı son görüşmenin ayrıntılarını paylaşarak, “Karadeniz bu savaşın bir cephesi değildir, asla olmamalı… Karadeniz’de ticari gemilere saldırıyı kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik. Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz. Konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile bir kez daha ele aldım ve kendisinden aldığım cevap da olumlu” sözleriyle yeni bir sürecin sinyalini verdi.

F-35 Programında Trump İradesi, KAAN Önceliği ve Terörün Tasfiyesi

Savunma sanayii diplomasisi ve ABD ile ilişkiler hususunda ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen temaslara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-35 sürecinde olumlu bir aşamada olunduğunu kaydetti.

Müttefiklik ilişkilerinin ivme kazandığını dile getiren Erdoğan, “Sayın Trump ile bu konuyu NATO’da da görüşmüştük. Kendisi Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz. Bu konuda temaslarımızı sürdürüyoruz. Netice alacağımıza inanıyorum” dedi.

Türkiye’nin asıl stratejik gücünün yerli üretim olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin iç güvenliği ve “Terörsüz Türkiye” hedefine dair yasal ve saha süreçlerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis bünyesinde oluşturulan çerçevenin titizlikle uygulandığını vurguladı.

Örgütün fiilen silah bırakmasının esas olduğunu belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye bizim için malum günübirlik bir mesele değil. Bu, Türkiye’nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması meselesidir… Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerekir. Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir. Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor… Hasılı kelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkevi’nde yapılan görüşmeye de atıfta bulunan Erdoğan, Sincar ve Başika hatlarında Irak merkezi hükümetinin otoritesinin sağlanacağını bildirerek terör yerine Kalkınma Yolu Projesi ve ticarete odaklanacaklarını kaydetti. Yunanistan ile ilişkilere de değinen Cumhurbaşkanı, “Türkiye Yunanistan’ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir. İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir” dedi.

“5 Ülkenin İradesi Yıkılmalı”: BM Reformu ve Gazze Diplomasisi

BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında küresel yönetim krizine dikkat çektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin kaderinin 5 daimi üyenin veto yetkisine bırakılamayacağını tekrarladı.

Bloomberg’deki makalesinde de vurguladığı radikal reform ihtiyacını dile getiren Erdoğan, “Bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrabı ve huzuru koruyabilmesi… mümkün değildir… Bunun için diyoruz ki; veto mekanizması kaldırılsın; sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var” uyarısında bulundu.

Gazze’deki insanlık dramına ve Şarm El-Şeyh sürecinin devamı niteliğindeki zirvelere de temas eden Erdoğan, İsrail’in barışı baltalayan tutumuna karşı küresel baskı kurulması gerektiğini belirterek, “İsrail’e, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, bu plana uymak zorunda olduğunu öğretmelidir. Sadece ‘Gazze’de savaş dursun’ demek yetmiyor. Savaşın yeniden başlamasını engelleyecek mekanizmaları kurmamız, Gazze’nin imarını hızlandırmamız ve Filistinlilerin siyasi geleceğini güvence altına almamız gerekiyor” vurgusunu yaptı.

New York’taki temasları kapsamında Vietnam’dan Ukrayna’ya, İngiltere’den Irak’a kadar 15’ten fazla devlet ve hükümet başkanıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması ve Antalya’da ev sahipliği yapılacak COP31 İklim Zirvesi’ne dair değerlendirmeleriyle sözlerini tamamladı.

Mekke Savunma İttifakı’na yönelik dış baskılara tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temelleri atılmıştır… Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir” dedi.

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nde 100 bin katılımcıyı ağırlayacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İklim değişikliğiyle mücadele artık söz değil, icraat gerektiriyor. Felaketler sınır tanımıyor, yangın, sel ve kuraklık ülke ayrımı yapmıyor… İnanıyorum ki Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 zirvesi bu uzun yolda önemli bir kavşak olacak” ifadeleriyle küresel eylem çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması mesajı
Demokrat Gündem

Exit mobile version