Deniz Yavuzyılmaz ile A’dan Z’ye: ‘Partinin de devletin de kozmik odasındayız’

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) Kamu Denetimi ve Yolsuzluklarla Mücadeleden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili olan aynı zamanda TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu Grup Sözcüsü Deniz Yavuzyılmaz, meclisteki gizemli çalışma odasının kapılarını açtı; "Voltron" modelini anlattı. Masalardan sandayelere tıka basa dosya dolu odasında Demokrat Gündem'e açıklamalarda bulunan Yavuzyılmaz, "Suç duyurularımız, hazır dosyalarımız masada. Ameliyatı nasıl yapacağımızı biliyoruz" ifadelerini kullandı. Deniz Yavuzyılmaz, İzmir, Aydın ve Çeşme otoyollarına konulan gizli "özelleştirme maddesinin" durduğunu iddia ederek, "Bize tutunacak dal verin dediler, 'şu anda' ücretsiz diyerek açık kapı bıraktılar. AKP’nin İzmir milletvekilleri açıklama yaparken sadece İzmir Çevre Otoyolu üzerinden cevap vermeye çalışıyorlar. Oysa ortada İzmir-Aydın Otoyolu var, İzmir-Çeşme Otoyolu var. Onlara hiç girmiyorlar bile. Çünkü onların zaten özelleştirme paketinde olduğunu artık kendileri de kabullenmeye başlamış durumdalar" ifadelerini kullandı.

Deniz Yavuzyılmaz ile A'dan Z'ye: 'Partinin de devletin de kozmik odasındayız'

DEMOKRAT GÜNDEM-RÖPORTAJ HABER-TBMM’deki milletvekili odaları genellikle siyasi kabullerin, tebrik çiçeklerinin ve misafir ağırlama koltuklarının yer aldığı steril alanlardır.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın odasına adım attığınızda, kendinizi bir siyasetçinin ofisinden ziyade, devletin mali röntgenini çeken gizli bir laboratuvarda gibi hissediyorsunuz.

Deniz Yavuzyılmaz ile A'dan Z'ye: 'Partinin de devletin de kozmik odasındayız'

Koltuklarda, raflarda, yerlerde, hatta Yavuzyılmaz’ın el çantasında bile tıka basa duran yüzlerce soru önergesi, suç duyurusu ve araştırma dosyası var. Burası, her gün binlerce parçası birbirine karışan devasa bir puzzle’ının doğru parçalarını bulmaya adanmış bir ‘kamu denetim üssü’ gibi.

Deniz Yavuzyılmaz ile A'dan Z'ye: 'Partinin de devletin de kozmik odasındayız'

Yavuzyılmaz, son dönemde özellikle İzmir halkını doğrudan ilgilendiren İzmir Çevre Otoyolu, İzmir-Aydın ve İzmir-Çeşme otoyollarının ihale şartnamelerine gizlendiğini belirttiği “özelleştirme maddesini” belgeleriyle ortaya çıkararak iktidarı bir “suçüstü yakalama” sarmalına soktuğunu kaydediyor.

Bakanlığın ve Karayolları’nın “Şu anda ücretsiz işletiliyor” açıklamasının arkasındaki çelişkiyi deşifre ettiğini dile etiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz ile meclisteki bu kapalı kutu çalışma sistemini, denge-denetleme mekanizmasının işlemesi adına yaptıkları çalışmaların işleyiş biçimini, adliye koridorlarına taşınan yolsuzluk dosyalarının perde arkasını konuştuk.

İlginizi çekebilir: CHP’li Yavuzyılmaz’dan yeni belgeler: ‘Yalan diyenler baksın’

GENEL YAYIN YÖNETMENİMİZ GAZETECİ HALİDE DEMİR POLATLI’NIN SAYIN DENİZ YAVUZYILMAZ’A YÖNELTTİĞİ SORULAR VE YANITLARI

Soru: İzmir otoyollarının özelleştirilmesi konusunda ne söylüyorsunuz?

Deniz Yavuzyılmaz: Ben araştırmadığım, bilmediğim ve belgelemediğim bir konuyu kamuoyuyla paylaşan biri değilim. Bildiğim her şeyi de ilk seferde tüm belgeleriyle açıklayan biri değilim. Belgeleri AKP’nin vereceği reaksiyona göre açıklayacak şekilde tutuyorum. Dolayısıyla biz “İzmir Çevre Otoyolu AKP’nin özelleştirme kapsamına alındı” derken bazı belgelere dayanarak bunu yaptık.

AKP ise öyle bir hava estiriyor ki sanki böyle bir şey hiç yokmuş gibi davranıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı “Şu anda ücretsiz olarak işletiyoruz” dedi. Dikkat edin, “şu anda” diyor. Yani yarın ücretli hale getirilmesinin önünü kapatmıyorlar.

Bir de “İzmir Çevre Otoyolu’nun özelleştirilmesi diye bir şey yok” diyorlar. Ama daha önce Resmi Gazete’de yayımlanmış belgeler var. İzmir Çevre Otoyolu’nun özelleştirme kapsamına alındığına dair belge ortada. Yani daha önce zaten bunu yapmışlar. Biz bunu gündeme getirince şimdi “Olur mu öyle şey?” diyorlar. Ama daha önce zaten yapmışsın.

Soru: İhale belgelerinde tam olarak ne gördünüz?

Deniz Yavuzyılmaz: Daha önceki yıllarda yapılan ihalelerde olmayan bir “özelleştirme maddesi” 2026 yılındaki ihalelere konuldu. Bakın burada ikinci bölge müdürlüğü otoyolları diyor. Bunun içinde İzmir Çevre Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ve İzmir-Çeşme Otoyolu var. Şimdi “Biz bunları özelleştirmeyeceğiz” diyen bir AKP var ama aynı zamanda ihaleye özelleştirme maddesi koyuyorlar.

Eğer özelleştirmeyi planlamıyorlarsa bu madde burada neden var? Kesin olan şu: İzmir Çevre Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ve İzmir-Çeşme Otoyolu’nun ya tamamı ya da bir kısmı özelleştirilecek. AKP’nin planı bu.

Soru: Bu açıklamalarınızın ardından Karayolları’ndan ve AK Partili vekillerden açıklamalar gelmişti, sonrasında nasıl bir süreç yaşandı?

Deniz Yavuzyılmaz: Biz bu konuyu gündeme getirdik. Sonrasında çıkıp “Hayır, özelleştirme yok” demek zorunda kaldılar. Diğerlerinde tam anlamıyla o reaksiyonu vermediler, veremediler. O yüzden AKP’nin İzmir milletvekilleri açıklama yaparken sadece İzmir Çevre Otoyolu üzerinden cevap vermeye çalışıyorlar.

Oysa ortada İzmir-Aydın Otoyolu var, İzmir-Çeşme Otoyolu var. Onlara hiç girmiyorlar bile. Çünkü onların zaten özelleştirme paketinde olduğunu artık kendileri de kabullenmeye başlamış durumdalar.

İzmir Çevre Otoyolu konusunda ise Karayolları Genel Müdürlüğü’ne adeta “Bize de tutunacak bir dal verin” dediler. Karayolları da aslında açıklama yapma isteği duymadığı halde kısa bir açıklamayla “Şu anda ücretsiz işletilmektedir” dedi. Ben orada biraz kendilerinin de durumun farkına vardığını hissettim. Çünkü bu bir suçüstü haliydi. O nedenle Karayolları üzerinden böyle bir açıklama yaptırdılar.

Bizim yaptığımız şey AKP’nin özelleştirme planını ortaya koymak oldu.

Şimdi mücadelemiz şu: Yeni genel seçimlere kadar İzmir Çevre Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ve İzmir-Çeşme Otoyolu’nun hangilerini ya da tamamını özelleştirme kapsamından çıkartabilecek miyiz?

İzmir halkıyla birlikte bunun mücadelesini veriyoruz. Nasıl ki bugün toplumun karşısına çıkıp “İzmir Çevre Otoyolu’nun özelleştirilmesi diye bir şey yok” demek zorunda kaldılar ve geri adım niteliğinde açıklamalar yaptılar, aynı açıklamaları İzmir-Aydın ve İzmir-Çeşme otoyolları için de yapmalarını bekliyoruz.

“Yüz tane puzzle’ı aynı anda yapmak gibi”

Soru: Meclisteki çalışma sisteminiz tam olarak nasıl işliyor?

Deniz Yavuzyılmaz: Ama bizimkisi daha farklı. Biz daha çok devletin işleyiş mekanizmasını çalışıyoruz. Yani yıllardır çalıştığımız kısım bu. Daha çok mecliste partiler tabii iktidar milletvekilleri ve muhalefet milletvekilleri olarak aslında ayrılıyor ama aslında milletvekillerinin görev aldıkları meclisteki komisyonlarla birlikte de bu dağılım biraz değişiyor.

Şöyle değişiyor, birçok komisyon kanun yapıcı komisyon. Yani nedir? Bir kanun teklifi değerlendiriliyor. Saraydan daha çok AKP çalışarak oradan getiriyor. Ama neticede o kanun teklifi üzerinden bir değerlendirme yapılıyor.

Benim çalıştığım alan ben bir denetim komisyonundayım, KİT Komisyonu diye. KİT Komisyonu Kamu İktisadi Teşebbüsleri diye uzun halde adı olan komisyon. Türkçesi de devlete ait kurum kuruluş ve şirketlerin denetlendiği komisyon.

Şimdi denetim komisyonunda dolayısıyla muhalefet partisinin milletvekili denetçi konumunda olduğu için aslında iktidarda oluyor.

Soru: Denge-denetim mekanizması açısından bu konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Deniz Yavuzyılmaz: Bu şuna sebep oluyor; yani sizi muhalefet duygusuna alışmamanızı sağlıyor. O nedenle daha atak oluyorsunuz, daha fazla hesap soruyorsunuz, daha fazla peşinden gidiyorsunuz. Yani daha çok böyle olan olayların peşinden giden değil de aslında Türkiye’de olan biteni daha çok ortaya çıkarmak ve onlarla yeni bir gündem oluşturmak üzerine bambaşka bir yol oluyor.

Belgeli siyaset işin bir tarafında. O da sağlanmış oluyor çünkü neticede yaptığınız bütün araştırmalarda kamu kurum ve kuruluşlarıyla bir aradasınız. Ama puzzle’ın parçaları gibi düşünün; aynı anda yüz tane puzzle yaptığınızı düşünün ama puzzle’ın parçaları birbirine karışmış.

Hepsi binlerce parça. Maharet doğru parçaları alıp doğru puzzle’a yerleştirmek ve o puzzle’daki görüntüyü görmek veya görebilecek bir durum ortaya çıkarmak.

Çok açık bir şekilde biraz daha böyle partinin kozmik odasında çalışıyoruz gibi. Aynı zamanda da devletin de kozmik odasının içindeyiz.

“Voltran Gibi Bir Takım Çalışması Yürütüyoruz”

Soru: Bu kozmik odadaki çalışma sistemi pratik olarak nasıl ilerliyor?

Deniz Yavuzyılmaz: Bizim yaptığımız çalışmalar gizlilik esasıyla yürüyor. Yani o nedenle o gizlilik sebebiyle sadece çalıştığımız anda değil onun dışındaki tüm sürelerde de yani 24 saatin nasıl kullandığımızla ilgili kendine has bir gizliliği var.

O yüzden çok açık bir şekilde biraz daha böyle partinin kozmik odasında çalışıyoruz gibi. Aynı zamanda da devletin de kozmik odasının içindeyiz işin bir tarafı.

Dolayısıyla bir ekip çalışması, takım çalışması. Takımın içindeki herkesin her şeyi bilmediği ama sadece çalıştığı konunun derinlemesine bilen insanlar. Yani böyle hani diyebilirim ki Voltron diye bir çizgi film vardı. İşte o beş tane aslan var. Onlar birleşerek böyle Transformers gibi bir şey yapıyor. En son bir kılıç çıkarıyorlar falan.

Yani öyle bir çalışma modeli bizimkisi. Çok yoğun. Yani gündemden bağımsız yoğunuz. Çünkü biz gündeme tam bağımlı hareket eden çalışma kolu değiliz. Biz var olan gündemi değiştirme gücünü ortaya çıkartması gereken ekipleriz.

Soru: Belgeler ve araştırmalar konusunda kamuoyuna yansımayan nasıl bir mutfak süreciniz var?

Deniz Yavuzyılmaz: Birçok konuyu ilk kez belgelerini ortaya çıkardığımızda paylaşmış olmuyoruz. Yani bir konu bizim tarafımızdan çalışılıyor. Belgelerine parça parça ulaşıyoruz. Sonra kendi güvenlik prosedürümüzden geçiriyoruz. Çünkü belgelerin organik belgeler olması lazım.

Ve sonrasında da bunu harekete geçiriyoruz. O bizim artık kendi laboratuvar koşullarımızdaki denetleme mekanizmamız var kendi içimizde. O da yıllar içinde gelişen bir durum.

Neticesinde de aradan belki dosya tamamlanıyor, aylar geçiyor, ondan sonra konu gündeme geliyor. Türkiye gündemi böyle giderken bir noktaya geldiğinde bizim zaten hali hazırda çalıştığımız gündemle yan yana geliyor. Öylelikle de konu zaten bizim tarafımızdan bazen “Nasıl bu kadar çok şey biliyorlar?” diye değerlendiriliyor. Sanki bir anda o bilgiye ulaşmışız gibi algılanıyor.

“Ertesi gün ameliyatı yapacak hazır dosyalarımız var”

Soru: ‘Çok maaşlı bürokratlar’ gibi sansasyonel başlıklarda neden her şeyi aynı anda ve tek seferde açıklamıyorsunuz?

Deniz Yavuzyılmaz: Tabii onun da bir siyaseti var. Her şeyi açıklamak marifet değil. Marifet bir strateji dahilinde bu konularla ilgili çalışmaları topluma sunmak. Yani hepsinin topluma bir şey ifade etmesi gerekiyor. Biz bu araştırmaları yapıyoruz.

Yarın bir gün Cumhuriyet Halk Partisi iktidara gelirse bu doğrultudaki adımları atacak hazır bir kadrosu var gibi. Devleti yönetmeye hazırız inancını güçlendirecek bir çalışmayı partimizin bu alanda çalışan kolu olarak yapıyoruz.

Tabii yani bir yerinde o da var. Burada suç duyurularımız var, hazır dosyalar var. İktidara geldikten bir gün sonra, yani gece geldik, yetkiyi aldık, Türkiye’yi yönetme yetkisini aldık; hemen ertesi gün harekete geçebiliriz. Yani ameliyatı nasıl yapacağımızı biz biliyoruz.

Ama dediğim gibi bizimkisi çok kapalı bir çalışma alanı. Çünkü mevcut Türkiye’de AKP’li yöneticiler kim, kimle, ne yapıyor; bu 23 yıllık derinlikte ne kadar kim kimle ne yaptı…

O konular böyle bir beyin ameliyatı gibi. Veya bir kalp ameliyatı gibi. Her müdahalenizin başka bir sonuç doğurabileceği, o nedenle çok sistemli, düzgün, sırayla ve dikkatli çalışmanız gereken bir alan. Hastayı yatakta bırakmamak için. Çünkü 23 yılda oluşmuş acayip bir ağ var.

“Ekonomi kanser oldu, çözüm tercih meselesidir”

Soru: Türkiye ekonomisinin şu anki yapısal durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Deniz Yavuzyılmaz: Ben buna enkaz demekten çok üzülerek “kanser hastalığı” diyorum. Şu anda ekonomi Türkiye’de kanser olmuş vaziyette. Bunun bazı aşamaları var. Birinci derece, ikinci derece, üçüncü derece diye giden aşamalar. Bir yerden sonra kemoterapiyle müdahale etmeye çalışıyorsunuz.

Radyoterapi kısmı var. Çeşitli ilaçlar var. Sonra biraz daha böyle tıbbi aromatik çözümler, yurt dışından biri gelse de ekonomiyi bilen biri kurtarsa gibi beklentiler oluyor. Türkiye AKP’den kurtulamadığı sürece bu kanserin derecesi artarak devam edecek.

Ama tamir edilir tabii ki. Çünkü Türkiye’de ekonominin bu halde olması bir tercih meselesi. Türkiye’de oluşan değeri ve sermayeyi topluma da yayabilirsiniz. Topluma yaydığınız sermaye birikimiyle birlikte elden ele para değiştikçe vergi alır, o vergileri hizmete, yatırıma, girişimcileri desteklemeye dönüştürebilirsiniz.

Ya da AKP’nin yaptığı gibi toplumun geneline bu parayı yaymayıp onları isyan sınırının bir tık altında tutarsınız; parayı da kendinize yakın şirketlerde toplarsınız. Sonra da o şirketlerden ihtiyaç duyduğunuzda pay alıp siyasetinizi finanse edersiniz. AKP’nin sistemi bu.

Soru: Vergi politikalarıyla ilgili temel eleştiriniz ve CHP’nin buradaki vaadi nedir?

Deniz Yavuzyılmaz: Vatandaşımız cep telefonu alıyor. Cep telefonunun Türkiye’ye geliş fiyatı veya üretim maliyetinin üzerine bir o kadar daha vergi geliyor. 64 bin liranın üzerine 67 bin lira vergi geliyor. Vatandaşımız “Ben şu anki fiyatının yarısına cep telefonu almak istiyorum” diyorsa Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) oy verecek. “Ben araba satın alacağım ama bu kadar vergi ödemek istemiyorum” diyorsa yine çözüm belli.

Çünkü vatandaştan bu kadar vergi alınmasının temel felsefesi; alınan vergileri vatandaşa hizmet olarak geri döndürmek. AKP ise bu vergileri vatandaşa geri çevirmek yerine kendi yandaş şirketleri üzerinde topluyor. Dolayısıyla biz o kaçağı engellediğimiz anda vatandaşımız aynı yaşam standardıyla, hatta daha yüksek yaşam standardıyla daha az vergi ödeyerek yaşayabilecek.

SÖYLEŞİMİZİN SONUNA GELDİK; OKUMA SABRINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ…

İlginizi çekebilir: Özgür Özel Buca’da raketleri eline aldı: Gençlerle masa tenisi ve langırt molası

Deniz Yavuzyılmaz ile A'dan Z'ye: 'Partinin de devletin de kozmik odasındayız'
Demokrat Gündem

Exit mobile version