Ekonomist Güldem Atabay’dan süresiz nafaka iptali tepkisi

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka iptalini Demokrat Gündem Gazetesi'ne değerlendirdi.

Ekonomist Güldem Atabay'dan süresiz nafaka iptali tepkisi

DEMOKRAT GÜNDEM-DOSYA HABER-İKİNCİ BÖLÜM-Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz nafaka” uygulamasını iptal etmesinin ardından gözlerin çevrildiği Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ekonomi kurmaylarından kapsamlı bir yasal ve mali reform önerisi geldi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ekonomist Güldem Atabay, yüksek mahkemenin tanıdığı 9 aylık yasal sürede TBMM gündemine gelecek yeni mevzuat için temel kriterlere dikkat çekerek, yoksulluk nafakasının salt hukuki bir metin değil, toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı ekonomik kırılganlığı dengeleyen bi “sosyal koruma mekanizması” olduğunu söyledi.

Ekonomist Güldem Atabay'dan süresiz nafaka iptali tepkisi

“BOŞANMA SONRASI YOKSULLUK RİSKİ OLDUKÇA YÜKSEK”

Türkiye’de kadınların önemli bir bölümünün evlilik süresince çocuk, yaşlı ve engelli bakımını üstlenerek işgücü piyasasından uzaklaştırıldığını belirten Güldem Atabay, boşanma sonrasındaki mali dengesizliğe dikkat çekti.

Kadınların kariyer fırsatlarını kaybetmelerinin faturasının boşanma aşamasında tek taraflı kesilemeyeceğini ifade eden Ekonomist Güldem Atabay, yapısal analizini şu sözlerle aktardı: “Uzun yıllar evlilik içinde ücretsiz bakım emeği vermiş, çalışma hayatından kopmuş, ileri yaşta olan veya düşük gelirli kadınlar açısından boşanma sonrasında yoksulluk riski oldukça yüksektir “

“HAKİME ESNEKLİK TANINMALI, ŞİDDET FAKTÖRÜ UNUTULMAMALIDIR”

TBMM Adalet Komisyonu’nda hazırlanacak yeni mevzuat modeline ilişkin teknik çözüm önerilerini de sıralayan Atabay, katı ve mekanik süre kısıtlamalarına karşı çıktı.

Sistemde her somut olayın kendi dinamikleriyle değerlendirilmesi gerektiğini savunan Atabay, yeni modelin yasal kriterlerinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle sıraladı: “Türkiye’de AK Parti düzeninde, İstanbul Sözleşmesinin kaldırıldığı, mevcut kanunların dahi uygulanmadığı kadına katliam yapıldığı bir dönemin içindeyiz. Bu nedenle adı “süresiz nafaka” olan ve esasta boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek genellikle de kadın olan tarafa ödenen nafakanın iptal edilmesi kabul edilemez. Bugün çok kısa süren evliliklerde bile kadın can güvenliği endişesiyle boşanmak isteyebilmektedir”

“ÇÖZÜM NAFAKAYI SONLANDIRMAK DEĞİL, KADIN İSTİHDAMI”

Kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanmasının önündeki engeller kaldırılmadan atılacak adımların sahada karşılık bulmayacağını vurgulayan Atabay, açıklamalarını şu çağrıyla tamamladı: “Kadınların istihdama erişiminin sınırlı olduğu, kreş hizmetlerinin yetersiz kaldığı, bakım yükünün büyük ölçüde kadınların üzerinde bırakıldığı bir ülkede nafakanın sınırlandırılması tek başına çözüm üretmez, aksine kadın yoksulluğunu derinleştirir.

Sosyal devletin temel görevi kadınları nafakaya muhtaç bırakmak da değildir; boşanma sonrasında yoksulluğa düşmelerini engelleyecek kurumsal mekanizmaları kurmaktır. Bu nedenle işine gelene kadar; kadın istihdamını artıracak, kamusal bakım hizmetlerini yaygınlaştıracak ve ekonomik eşitsizlikleri azaltacak politikalar geliştirmek gerekir. 

Mesele, nafakanın kaç yıl süreceği değil; boşanma sonrasında ekonomik olarak kırılgan hale gelen bireylerin nasıl korunacağı. Kısa süren evliliklerde boşanmanın nedeni kadına şiddet olduğunda, boşanmayla anne-baba evine dönmesi engellenen, iş bulması zor olan eğitimsiz kadınları nafaka hakkından mahrum bırakmak dsoğru değil.  Adil ve çağdaş bir hukuk düzeni, hem hakkaniyeti gözetmeli hem de özellikle kadın yoksulluğunun derinleşmesine izin vermemeli. Türkiye özelinde mevcut kanınlar değişmeden uygulaması güçlendirilmeli.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: TKDF Başkanı Canan Güllü’den AYM’nin ‘süresiz nafaka’ kararına sert tepki: ‘Kadınlar yoksulluğa terk edilecek’

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Anayasa Mahkemesi ‘süresiz nafakayı’ iptal etti: Gözler gerekçeli karar ve Meclis’te

Demokrat Gündem

Exit mobile version