*- SIRADAN DEĞİLLER!
İster gülün, isterseniz kendinize göre yorum yapın:
Şafak Costu anlatmış:
“Çocuklara tuvalet alışkanlığını öğretirken ‘tuvalet koçu’ tutulduğunu biliyor muydunuz?
Evet evet saka yapmıyorum ‘tuvalet koçu’ diye bir şey var.
Çoğu arkadaşım ‘eğitimli’ ve ‘modern!’ olduğu için tuttular.
Sıradan, cahil bir anne gibi davranamazlardı(!)”
Bir de Orhan Aydın’a kulak verelim:
‘Varank adlı zat bazı ülkelerdeki doğalgaz fiyatları ile ülkemizi kıyaslarken; insanlığın Euro, Dolar, Sterlin ile maaşlar ya da asgari ücretler aldığını var sayıp pahalılık işsizlik ve adaletsizlikle karşı karşıya bıraktıkları halkı aptal yerine koyuyor!’
*- KİM ÖDEDİ
Yıl: 1828–1829
Osmanlı tahtında Sultan 2. Mahmut oturuyor.
Osmanlı-Rus savaşı sürüyor.
Osmanlı ordusunun Tuna garnizonlarında ekmek yok! Çünkü ekmeği yapacak un yok, buğday yok!
Osmanlı, ünlü Yahudi banker Rothschild’e başvurur.
Rothschild, gerekli buğdayı satın alıp Osmanlı’ya verir.
Osmanlı devleti, aldığı buğdayın ancak yarı parasını ödeyebilir.
Yıl: 1834
Osmanlı tahtında Sultan 2. Mahmut oturmaktadır.
Yunanlar Osmanlı’ya başkaldırmış, savaşmış ve bağımsızlıklarını kazanmışlardır.
Ayrıca, Osmanlı devletinin Yunanlara tazminat ödemesi kararlaştırılmıştır.
Osmanlı’nın tazminat ödeyecek parası yoktur, hazine boştur.
Osmanlı yine banker Rothschild’e başvurur.
Rothschild’in bir temsilcisi İstanbul’a gelir, sözü edilen parayı öder, Osmanlı’ya borç yazılır.
Yıl: 1853–1856
Osmanlı tahtında Sultan Abdülmecit oturmaktadır.
Kırım Savaşı sürmektedir.
Osmanlı ordusunun silaha ve mühimmata ihtiyacı vardır, ama bunları alacak parası yoktur.
Osmanlı, yine banker Rothschild’e başvurur.
Rothschild aracı olur, Osmanlı’ya 10 milyon 514 bin 976 kuruş borç verip 40 bin tüfek, 2 bin şişhane, 10 milyon fişek ve 50 milyon kapsül alınır.
Yıl: 1855
Osmanlı tahtında Sultan Abdülmecit oturmaktadır.
Zaten kasasında parası olmayan Osmanlı’nın, Kırım Savaşı sırasında masrafları çok artmıştır.
Çok acele ve çok büyük paraya ihtiyacı vardır.
Osmanlı yine banker Rothschild’a başvurur.
Osmanlı, istediği borç karşılığı Mısır vergisi, İzmir ve Şam gümrüklerinin gelirlerini teminat olarak gösterir, yani ipotek ettirir.
Rothschild bu teminatlarla yetinmez. Çünkü Osmanlı devleti, aldığı buğdaydan kaynaklanan borcun yarısını hâlâ ödememiştir.
İşte bu nedenle Rothschild; İngiltere ve Fransa’nın kefil olması koşuluyla Osmanlı’ya borç vermeyi kabul eder.
Osmanlı devletine 5 milyon Sterlin borç verir.
Yıl: 1891
Osmanlı tahtında Sultan 2. Abdülhamit oturmaktadır.
Hazinede para yoktur.
Bir kez daha banker Rothschild’e başvurulur.
Rothschild; yüzde 4 faizle, ödeme süresi 60 yıl olan, 6 milyon 316 bin 920 Sterlin borç verir.
Yıl: 1894
Osmanlı tahtında Sultan 2. Abdülhamit oturmaktadır.
Hazine tamtakırdır.
Borç için yine banker Rorhschild’e başvurulur.
Rorhschild, yüzde 3,5 faizle 8 milyon 212 bin 340 Sterlin borç verir.
Borcun geri ödeme süresi 61 yıldır.
Osmanlı bu borcu yıllık 330 bin Sterlin taksitlerle ödemek üzere borç senetleri imzalar.
Tarih: 1 Kasım 1922
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Osmanlı saltanatına son verdi,
Tarih: 17 Kasım 1922
Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul’dan kaçtı.
Tarih: 24 Temmuz 1923
Lozan Antlaşması imzalandı.
Genç Türk devleti, Osmanlı devletinin borçlarını yüklendi.
Bu borçlar arasında banker Rorhschild’den alınmış borçlar da vardı.
Lozan Antlaşması’nın ilgili hükümleri gereğince, banker Rorhschild’den alınmış olan borçlar Rothschild Ailesi’ne ödendi.
Kamu maliyesi uzmanı Dr. Mahfi Eğilmez, Osmanlı’nın borçlarını hesapladı. 2013 yılının kurlarına göre, Osmanlı devletinin toplam borcu 500 MİLYAR DOLAR tutuyordu.
Bu borcu, büyük devrimci Atatürk’ün önderliğinde ‘Yeniden Doğan’ Türk milleti ödedi.
Bu yazının kısa özeti şudur:
Yıkılıp giden Osmanlı’nın 500 MİLYAR DOLAR borcunu, Osmanlı’nın aşağıladığı Türk halkı ödedi.
Genç Türkiye Cumhuriyeti
1923-1938 arası 15 Yıllık Kalkınma planıyla
Eğitim, Sağlık, İktisat ve Savunma Sanayi alanında yaptığı ilerici uygulamalarla, hem devasa borcunu ödedi, hem de Cumhuriyet tarihinin en parlak ekonomik dönemini bu yıllarda yaşadı.
Bu gerçeği, halkımız özellikle de gençlerimiz hiç akıllarından çıkarmamalıdırlar.
*- KIZ FUTBOL TAKIMI FIRTINA GİBİ
Konak Belediyesi Kız Futbol Takımları U13 ve U15 Kızlar İzmir’de Şampiyonluğa koşuyor.
Oynadığı maçlarda elde ettiği galibiyet ile şimdiden şampiyonluğunu ilan eden Konaklı Kızlar, Süper Lig yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Türkiye Futbol Federasyonu Kadın Futbol Ligleri Statüsünde düzenlenen 2021-2022 Futbol Sezonu Kızlar U13 ve U15 yerel müsabakaları olanca heyecanıyla sürerken Konak Belediyesi başarıdan başarıya koşuyor. U15 Kız Futbol Takımı bugüne kadar yaptığı üç maçın üçünü de galibiyetle tamamlarken U13 Kız Futbol Takımı çıktığı beş maçtan da sahadan galibiyetle ayrıldı. Farklı skorlarla puan hanelerini dolduran Konak Belediyesi U13 Kız Futbol Takımı böylelikle şampiyonluğunu şimdiden ilan etmiş oldu.
*- BAŞKAN BATUR, HEP DESTEK TAM DESTEK
Konak Belediyesi Teknik Direktörü Varol Karul, “Konak Belediye Başkanım Sayın Abdül Batur’un hem sporun içinden gelmesi hem de çocukları çok sevmesi en büyük avantajımız. Çocuklarımızdan hiçbir şeyi esirgemeyen, her zaman maddi, manevi destek veren Konak Belediye Başkanımız Sayın Abdül Batur’a teşekkür eder saygılar sunarım” dedi.
*- KARABURUN, ÜRÜNLERİ İLE MARKALAŞACAK
Karaburun Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan Kösedere Üzüm Şenliği’nin 13’üncüsü, İzmir’den ve yurdun farklı kentlerinden gelen binlerce ziyaretçinin katılımı ile gerçekleştirildi.
Sıcak havaya rağmen Kösedere Köyü’nün sokaklarını dolduran ziyaretçiler, üretici sohbetleri, atölyeler, yarışmalar, gösteriler, çocukları için düzenlenen etkinlikler, sergi ve konserler ile doyasıya eğlendi.
Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, “Yaşadığımız zengin coğrafya ve bize sunduğu çok çeşitli endemik bitki örtüsü; Karaburun’a özgü çok özel tarım ürünlerinin yetişmesini sağlıyor. Ürün çeşitliliğimiz ve tarımsal faaliyetlerimizin kültürel mozaiğimizle birleşmesi zengin bir mutfak kültürümüze ve dolayısıyla Karaburun’da gastronomi turizminin gelişmesine olanak sağlıyor. Bizlere düşen görev de bu bereketi gözler önüne sermek, bu bereketli topraklarda yetişen ürünlerimizi en iyi şekilde tanıtmaktır” dedi.
Antik çağlardan bu yana üzümüyle marka olmuş, İtalya’ya bile üzüm ihraç etmiş olan Karaburun’un; üzümün yanında keçi peyniri, kopanisti peyniri, nergisi, mandalinası, enginarı, karabaşotu, gastronomisi, sanatı ve tarihiyle marka olma yolunda ilerlediğine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
*- YERELDE KALKINMA MODELİ
“Üretimi önceleyen politikalarımızla, üretime dayalı büyüme modeliyle gelişim sağlamak zorundayız. Kooperatiflerimizle, organik tarım projeleri ile bu değerlerimizi de daha da arttıracak ve parlatacağız. Ne mutlu bize ki; İzmir gibi bir şehirde yaşıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyemizin öncelikli projelerindendir tarım ve kırsal kalkınma. Sevgili Tunç Başkanımızın da desteği ile bu özgün modeli Karaburun’da daha da geliştiriyoruz.”
*-