CHP Konak İlçe Yöneticileri zaman zaman Kemeraltı girişinde pankartlı basın açıklamaları yapıyor, halkı bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye çalışıyorlar.
Tabii ki bu etkinliklerini o sırada geçenler görüyor, bazı gazetelerde de birkaç satır çıkıyor…
Yani hedefe tam ulaşılamıyor.
Perşembe günü yine sahada idiler…
Tabii ki ellerinde yine pankartlarla, ‘Milletimizin yoksulluğu, topraklarımızın kuraklığı kader değil.’ diyerek gerçekten emek verilerek hazırlanmış bir bildiriyi de okudular.
Ben buradan CHP’liler sesleneyim;
Bakın nerede hak aradıysanız, orada büyük farkla seçimi hep AKP kazandı.
Soma’ya bakın, Sakarya’ya bakın, Karadeniz’e bakın…
Yani hesap ve kitabı buna göre yapın…
Bir anımsatma daha yapayım;
Bir yanılgıdır gidiyor?
PKK destekçisi HDP’li seçmen kesinlikle ve kesinlikle yerel seçimlerde CHP’nin adaylarına İzmir dahil oy vermedi…
AKP’nin düşen oylarını onlar doldurdu…
Ama fırsatları değerlendirmeyi biliyorlar…
CHP’liler tuzağa düşüyor…
Sandık sandık, mahalle mahalle, kent kent incelensin benim söylediğim ortaya çıkacaktır.
Zaten bu konuyu seçimlerden sonra açıklayan birkaç araştırmacının söyledikleri de nedense dikkate alınmadı.
Söyleyene ve söyletene bir bakın anlarsınız…
Şimdi güncele gelelim:
*- SORUMLUSU KİM?
Çiftçi mazotçuya borçlu, gübre satana borçlu, yemciye, tohumcuya borçlu, Tarım Kredi Kooperatiflerine borçlu, Ziraat Bankası’na borçlu… Çiftçinin traktörüne, tarlasına, ineğine haciz yağıyor.
Henüz bu hafta içinde Yozgat Yerköy’den acı bir haber aldık.
Bir çiftçimiz, Osman Yılmaz, pancarı tarlada kalınca, 25 bin lira borcunu ödeyememiş, traktörüne haciz konmuş.
Osman Yılmaz bunun yükünü taşıyamamış, kalp krizi geçirerek vefat etmiş.
Şimdi bu ölümün sorumlusu kim?
Bugün çiftçi inim inim inliyorsa, tarlalar, traktörler hacizliyse, çiftçi girdi maliyetiyle ürün fiyatı arasına sıkışmışsa, kanunların emrettiği desteği alamıyorsa, bunun sorumlusu kim?
*- TERK EDİLİYOR
Çiftçimiz tarımı terk etmeye başladı.
2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan tarım alanımız, 2019’da 23 milyon hektara düştü.
3,5 milyon hektar, yani 3 Trakya büyüklüğünde alan ekilemiyor.
Çiftçi tarımdan koptu, 2011 yılında Çiftçi Tarım Bağkurlu sayısı 1 milyon 121 bin kişiyken, 2020 yılında bu sayı 556 bin kişiye düştü.
Çiftçinin hakkını savunan yok, yasa var uyan yok!
2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun 21. Maddesinde ‘tarımsal desteklemelere ayrılacak pay gayri milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz’ düzenlemesi getirilmişti.
Ancak aradan geçen 14 yılda tarımsal desteklemelere bütçeden ayrılan pay hiçbir zaman yüzde 1’i bulmadı.
Çiftçimiz şu anda 211 milyar lira hükümetten alacaklı.
Bu para neden çiftçimiz için harcanmadı?
Tarım Mahsulleri Ofisi kurulmuş Tarım Kooperatifi var ama çiftçiye yardım etmiyor.
Çünkü Ziraat Bankası, tarım kooperatiflerini çiftçi kuruluşları olarak kabul etmiyor.
Çiftçimin takibe düşen kredi miktarı 5 milyar 288 milyon lira.
Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçiye kullandırdığı kredi miktarı 2020 yılının ilk 9 ayında 7,7 milyara ulaştı.
*- NEREDEN NEREYE?
Çin’in bu atağı beni kara kara düşündürmeye başladı.
16 şehidimizin hemen ardından Çin’in BM’deki Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang, uluslararası topluma Irak’a yardımları yoğunlaştırma çağrısında bulundu.
Geng Shuang BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı ‘Irak konulu’ sanal toplantısında Irak’ın siyasi olarak kritik bir aşamada bulunduğunu, ekonominin ve insani durumun ciddiyetini koruduğunu kaydetti.
Durdular durdular da Irak şimdi mi, Çinlilerin ya da diğer ülkelerin aklına geldi.
Aslında konuşmaları en iyi okuyacak olan bizim Dışişleri Bakanlığımız ve konunun uzmanları olacaktır.
Çünkü konuşmayı irdeleyince, istediğiniz yöne doğru çekebilirsiniz.
Ama bizim hep ağzımız sütten yandığı için yoğurdu üfleyerek yemek mecburiyetinde olduğumuz için tedbirlerimizi şimdiden almalıyız.
Çünkü biz başta PKK olmak üzere tüm terör odaklarını, çöreklendikleri noktalarda imha etmeye, yuvalandıkları yerleri başlarına yıkmak için and içmiş durumdayız.
Bunda birlik ve beraberliğimiz kesin…
Çin’in bu çağrısından neden işkillendiğimi daha önceleri yazmıştım…
Suriye konusunda yaptıkları açıklamaları anımsıyorum…
Bizden yana değildi…
Yunanlılarla yaptıkları ekonomik anlaşmaları da anımsıyorum…
Yani siyaseten güven alamıyorum, nedense…
Çin’in BM’deki Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang’ın konuşmasından bir kesit daha sunayım, yanılıp yanılmadığımı siz söyleyin?
*- SANKİ KENDİ SORUNLARINI ÇÖZDÜLER
Irak’taki siyasi süreç ve milli dayanışma için uygun bir ortam teşkil edilerek, ülkenin terörizm tehditlerinin üstesinden gelmesine desteğin sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Geng Shuang, Irak’ın Covid-19 salgınıyla mücadelesine, ekonomik büyümesine ve halkın yaşamını iyileştirmesine de yardım sağlanması gerektiğini söyledi.
Çin’in, Irak’ın yeniden yapılanması ve gelişmesine uzun süredir çeşitli yollardan güçlü destek sağladığına işaret eden Geng Shuang, yakında Irak’a Covid-19 aşısı bağışlayacaklarını belirtti.
*- BİR ÇİNLİLER EKSİKTİ
Geng, Çin’in uluslararası toplumla birlikte, Irak hükümeti ve halkının meydan okumaları göğüslemesine ve barış, istikrar ve kalkınmaya mümkün olduğu kadar erken bir tarihte kavuşmasına katkı sağlamaya devam edeceğini söyledi.
Uluslararası ilişkilerde karşılıksız, menfaatsiz böyle istekler olur mu?
Çin kendi içindeki dibindeki sorunları çözemiyor, ama bizim bundan böyle güvenliğimiz için belki de sık sık operasyon yapacağımız komşumuz Irak’a sözde sahip çıkıyor…
Anlamak oldukça zor…
Belki de, ‘Amerika ile Rusya’nın olduğu yerde ben de olmalıyım!’ diye düşünüyorlar…
Şimdi bir de başımıza bunlar, yani Çinliler geliyor…
Ufukta yine fırtınalı, kara günler görünüyor gibi…