Huriye Serter: 'Büyük bir hayalimizi gerçekleştirdik'

Türkiye genelinde faaliyet yürüten sekiz iş kadını derneği bir ilki başararak Girişimci İş Kadınları Federasyonu (GİFED) çatısı altında birleşti. Bu birleşmenin fikir öncüsü GİFED Kurucu Başkanı Huriye Serter, kadınların iş yaşamında karşılaştığı zorlukların çözümünde anahtar rol üstlenecek olan GİFED'in misyon ve vizyonunu Anadolu kadınlarının sesi olmak olarak özetledi. Kendisi de iş kadını olan Huriye Serter, […]

Huriye Serter: 'Büyük bir hayalimizi gerçekleştirdik'

Türkiye genelinde faaliyet yürüten sekiz iş kadını derneği bir ilki başararak Girişimci İş Kadınları Federasyonu (GİFED) çatısı altında birleşti. Bu birleşmenin fikir öncüsü GİFED Kurucu Başkanı Huriye Serter, kadınların iş yaşamında karşılaştığı zorlukların çözümünde anahtar rol üstlenecek olan GİFED'in misyon ve vizyonunu Anadolu kadınlarının sesi olmak olarak özetledi.

Kendisi de iş kadını olan Huriye Serter, “Büyük bir hayalimizi gerçekleştirdik. Bazılarının ‘Yapamazlar’ dediği şeyi başardık. Türkiye’de bir ilkiz. Sorumluluğumuz çok büyük. Sorumluluğumuz ağır, o sorumluluğun bilinciyle yürüyoruz, yürüyeceğiz, büyüyeceğiz, güçleneceğiz. GİFED aslında bir Anadolu Kadın Hareketi aynı zamanda. Anadolu’da yaşayan, arada kaybolup gitmiş, karar verici mekanizmalarda bulunan çok sayıda güçlü, kararlı kadın var. Onların ve çalışmalarının ön plana çıkarılması, diğer kadınlara da el uzatmak istiyoruz” diye konuştu.

DEMOKRAT GÜNDEM-  ABD'de siyahilerin özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Martin Luther King'in 'Bir hayalim var…' diyerek başladığı önemli konuşmasını hepimiz biliriz.
İzmir İş Kadınları Derneği'nin (İZİKAD) başkanlığını başarıyla yürüten iş kadını Huriye Serter de, 'Hayalimdi..' diyerek kadınların iş ve sosyal yaşamlarında karşısına çıkan engellemeler ve zorlukların çözümünde daha güçlü bir ses çıkmasını sağlamak için Türkiye'de ilki gerçekleştirerek, her biri kendi alanında önemli çalışmalar yapan sekiz iş kadınları derneğiyle birlikte Girişimci İş Kadınları Federasyonu'nu (GİFED) kurdu.

İzmir dışındaki kentlerde faaliyet yürüten 8 derneği çatısı altında toplayan GİFED'in çatısında, Anadolu İş Kadınları Derneği (İŞKAD), Adana İş Kadınları Derneği, Aydın İş Kadınları Derneği (İŞKAD), Afyonkarahisar İş Kadınları Derneği (AFİKAD), Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD), Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği (GİKAD), İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD), Kadın İşveren ve Sanayiciler Derneği (KAİSDER) ve Kocaeli İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (KOİDER) dernekleri bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerde Swiss Otel'de kamuoyuna tanıtılan GİFED'in çatısında şimdilik sekiz dernek bulunuyor. “Hayalimdi. İZİKAD başkanlığım döneminde bunu yönetimle paylaşmıştık. Arkadaşlarımız da bu fikri benimsedi ve sahiplendi. Sonunda Türkiye'de bir ilki başardık, ilk kez iş kadınları örgütlenerek, GİFED çatısı altında birleşti. Girişimci iş kadınlarının ulusal ve Uluslar arası alanda seslerinin daha gür çıkması için yola çıktık. Kent, bölge ve ülke ekonomisi için önemli ve güzel projelere imza atacağız” diyen Girişimci İş Kadınları Federasyonu'nun (GİFED) Kurucu Başkanı Huriye Serter ile buluştuk. Kendisiyle GİFED'in çıkış hikayesinden başlayıp ülkemizdeki kadınların karşılaştığı zorlukların neler olduğundan GİFED ile neler yapacaklarına kadar bir dizi konuyu konuştuk.

""

GİFED Başkanı Huriye Serter ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi:

DEMOKRAT GÜNDEM- Sizi İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) ve İzmir Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Başkanı olduğunuz dönemden bu yana tanıyoruz. Bu fikrin ortaya çıkış hikayesini bizimle paylaşabilir misiniz?

HURİYE SERTER: İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) başkanlığnıın son yılında İzmir Kadın Kuruluşları Birliği’nin (İKKB) başkanlık görevi teklifini naçizane kabul ettim. Başkanlık dönemim pandemi dönemine denk geldi ancak yine de arkadaşlarımızla birlikte güzel çalışmalar yapıyoruz. Online da olsa biraraya geldik sürekli.

GİFED’e gelince. 2016 yılında İZİKAD’ta yönetim kurulunda başka neler yapabiliriz diye düşündük, büyük bir hedefimiz olmalı dedik. Böyle bir federasyonu kurmak hayalimdi. Türkiye’de bugüne kadar hiç yapılmamış çünkü. İş kadınları başka federasyonların içinde var olmuşlar ancak kendi federasyonlarını kurmamışlar nedense. Arkadaşlarımıza fikrimi açtım. 'Ben dedim oldu’ demek istemiyorum, sadece bir öneride bulundum. Genel kurulda tüm arkadaşlarımız da sahiplendi. Bilirsiniz sahiplenenler işi büyütür, parlatır, bir noktaya taşır. Sonrasında oy birliğiyle federasyon kurmaya karar verdik.

Önce Ege Bölgesi ile sınırlayarak başlama kararı almıştık. Sonra o dönemin Dernekler Müdürü Turgay Esen eye gittik. ‘Ege Bölgesi’ni kapsayan bir federasyon kurmak istiyoruz’ dedik. Kendisi, ‘Hüriye hanım güzel projeler yapıyorsunuz. Neden Ege ile sınırlıyorsunuz kendinizi. Türkiye çapında da kurabilirsiniz’ dedi. ‘Neden olmasın, biz yaparız’ dedik. İzmir rol model bir kent. Bu konuda da rol model olabiliriz diyerek işe koyulduk. Sonra Aydın’dan başlayarak iş kadınları derneklerinin yönetici ve üyeleriyle birebir görüşmelere başladık. Fikirlerini aldık, tanıdık, tanıştık, kendilerine ‘Böyle bir hayalimiz var, ortak olur musunuz, birlikte olmaya ne dersini?’ diye sorduk. ‘Tabi, neden olmasın, yönetimimizle değerlendirelim’ yanıtını verdiler. Aydın ile başladık, ardından Adana, Gaziantep, Ankara, Kocaeli, Afyon’daki dernek başkan ve yöneticileriyle yine birebir temaslar yaparak konuşup anlaştık. Sonunda 8 kenti kapsayan GİFED’i kurduk. Bizim çok büyük bir şeydi. Büyük bir hayalimizi gerçekleştirmiştik. Bazılarının ‘Yapamazlar’ dediği şeyi başardık. Türkiye’de bir ilkiz. Sorumluluğumuz çok büyük. Sorumluluğumuz ağır, o sorumluluğun bilinciyle yürüyoruz, yürüyeceğiz, büyüyeceğiz, güçleneceğiz. Hep birlikte olacağız. Birşeyi kurmak, oluşturmak değil yürütebilmek ve sürdürülebilir olmanın öneminin farkındayız tabiki.
 

D.G: GİFED oluşumunda bulunan dernekler Anadolu kentleri ağırlıklı. Bir anlamda Anadolu kadın hareketiyiz demiştiniz.

H.S: Evet, çok haklısınız. GİFED aslında bir Anadolu Kadın Hareketi aynı zamanda. Anadolu’da yaşayan, arada kaybolup gitmiş, güçlü-karar verici mekanizmalarda bulunan çok sayıda güçlü, kararlı kadın var. Onların ve çalışmalarının ön plana çıkarılması, diğer kadınlara da el uzatmak istiyoruz. Olay bu. Kuruluş amacımız da bu. Örnek teşkil etmek istedik. Uluslararası alanda da sesimiz bu sayede daha gür çıkacak. Cılız sesler değil güçlü bir ses olmak istiyoruz. GİFED’in kuruluş felsefesini kısaca bu şekilde açıklayabilirim.
 

D.G: GİFED'in hayalleri neler?

H.S: Hepimizin ayrı ayrı hayalleri var. Bunları bir potada biraraya gelip planlı-programlı hale getirmek için sanırım Kasım ayında bir çalıştay da düzenleyeceğiz. Çalıştayda herkes ne düşündüğünü, hayallerinin neler olduğunu ortaya koyacak. Önem ve önceliğine göre ortaya çıkacak sonuçları bir liste haline getireceğiz. O öncelikler çerçevesinde yürüyeceğiz. Ortak bir dil, kurum kültürü geliştirmemiz önemli. Birarada olup birleşmemiz önemli. Önümüzdeki hafta eğitimlere, seminerlere de başlıyoruz. Kurumsal iletişim üzerine eğitim alacağız. Hepimiz farklı kentlerdeyiz, hepimizin farklı sesler çıkarması, açıklama yapması önemli ancak bir kurumsal dilin oluşması da önemli. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinden Aylin Göztaş hocamız bize seminer verecek. Yuvarlak masa toplantısıyla beyin fırtınası da yapacağız Kasım ayında yapacağımız çalıştayda. Aklımızdan, gönlümüzden geçen projeleri orda konuşup planlayacağız, paylaşacağız.

""

D.G: Kadınların çalıştıkları kurumlarda ya da iş kurduklarında karşılaştığı bir dizi sorun var.

H.S: Kadınların çok fazla sorunu var. Düşünsenize hala bir Kadın Bakanlığımız dahi yok. Anadolu’dan çıkan ışık şeklinde sesimizi, taleplerimizi, projelerimizi ortaya koyacağız. Tek hepimiz güçlü olsak da birarada olduğumuz zaman daha güçlü oluruz. Evde oturan, iş yaşamına atılmak isteyen kadınlarımıza da destek vermek istiyoruz. Hiçbir yetkinliği olmayan kadınlarımıza da el uzatacağız. Bu süreçte yanımıza güçlü kurumları da alarak yol alacağız. Bu kadar güçlü olmamızın, Anadolu’daki derneklerin pozitif bir nedeni firmalar ve yerel yönetimlerle ilişkilerimizin de güçlü olması. Öte yandan artık büyük şirketlerinde kadın çalışan konusuna ne kadar önem verdiklerini somut olarak da göstermeleri gerektiğine inanıyoruz. Çok konuşuluyor ama hep sözde kalıyor. Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, odalar, siyasi partiler, hükümet, yerel yönetimlerle ilişkilere büyük önem veriyoruz.
 

D.G: Kadınların ülkemizde siyasette de iş yaşamında da varlıkları hala istenen düzeyde değil.

H.S: Siyasette kadınların daha fazla görünür olmasını istiyoruz. Parlamentoda temsil edilen kadın oranı yüzde 17, belediye başkanlarının sadece yüzde 3.2’si, belediye meclis üyelerinin ise yüzde 10.7’si kadın. Bunlar çok düşük rakamlar. Avrupa ülkelerine baktığımızda sadece belediye başkanlıklarının en az yüzde 30’u kadınlarda. Belediye başkanlığını, milletvekilliğini hakkıyla, layıkıyla yapacak çok değerli, yetkin kadınlarımız var. Firmaların, kurumların yönetim kurullarında yer alabilen kadın sayısı da çok az. Yönetim kurullarında yer alan kadın sayısı yüzde 17. Tüm girişimcilerin sadece yüzde 8’i kadın. Daha fazla sayıda kadının girişimci olması, ekonomimize de katkı sağlayacak. Tüm kurumlarla birlikte hareket edip bu işin üzerine gidip gerçekten ilgilenmek lazım, -mış gibi yapmadan. Daha başta pes eden, ‘Benim çocuğum var işe almazlar, alsalar da yükseltmezler’ diyen kadınlarımızın da yanında olacağız. Onlara mentörlük yapacağız. Kadınlar adeta çocuğu olduğu için cezalandırılıyor, düşük ücretlerle çalışmaya mahkum ediliyor. O kadar çok sorun var ki. Şirketlerin karar mekanizmalarında kadınların olması başarıyı da arttırıyor. Yapılan çok sayıda araştırma da bunu gösteriyor. Devletin de bu konuda teşvik edici olması gerektiğine inanıyoruz. Örneğin yönetim kurullarında eşit sayıda kadın yönetici bulunduran şirketlere vergi indirimi yapılması gibi destekler, teşvikler anlamlı olur.

İstihdam edilen kadın sayısına baktığımızda da, kötü bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz ne yazık ki. İzmir nüfusu kadar kadın maalesef kayıt dışı çalışıyor, çalıştırılıyor. Bu rakam yaklaşık 8 milyon. Acınacak bir durumdayız. İzmir nüfusu kadar kadını nasıl güvencesiz çalıştırıyoruz? Örneğin bir şirket 151’inci kadın çalışanı almıyor. Nedeni, 151’inci kadını aldığında kreş açmak zorunda olması. Ayrı bir bütçe ayırmak istemiyorlar. Tüm bu sorunları da bizden daha iyi kimse anlatamaz diye düşünüyoruz. Bu sorunların çözümünü erkeklere bırakacak ya da daha fazla bekleyecek lüksümüz yok. Konuşuyorlar konuşuyorlar ama yıllardır harekete geçilmiyor. Federasyonumuz bu konularda hükümete ve siyasi partilere ulaşıp ciddi çalışmalar yapacak. Tüm bunları da çalıştayımızda konuşacağız tabiki.
 

D.G: Üniversite okuyabilen, üniversiteden mezun olan genç kızların, genç kadınların da sorunları var.

H.S: Üniversite okuyan ya da üniversite mezunu genç kızlarımız ve genç kadınlarımızın da yanında olmak istiyoruz. Üniversite okuyan 10 kızımızdan 2’si iş bulabiliyor. Bitirip iş arayan kadınlarımız maaş konusunda pazarlık yapma hakkına bile sahip olmuyor. Aynı okulu bitiren erkeğin maaşı için pazarlık etme oranı yüzde 57’lerde. Genç bir kadının ilk maaşı için pazarlık etme oranı ise sadece yüzde 7. Bizim bir görevimiz onları cesaretlendirmek olmalı. Ailesinden, okulundan, işyerinden alamadığı cesareti o yeni mezun kızlarımıza vermek istiyoruz. Gerekirse birebir mentörlük, rol modellik yapacağız. Hem okurken hem mezun olduktan sonra girdikleri işte sosyal yaşamlarında varolabilmeleri, güçlenmeleri için ne gerekiyorsa yapacağız. Gençlere yeni bir şeyler söylememiz lazım. Geleceğe dair inançlarını diri tutmalıyız, birşeyler yapmalıyız. Onların teknolojideki gelişimleri için de birşeyler yapmalıyız.
 

D.G: Yerel yönetimlerle de işbirliği içinde olacak mısınız? Paydaşlarınız kimler olacak?

H.S: GİFED’in yolculuğunda yerel yönetimlerin de çok önemli bir payı olacak. Yerelde yaptığınız güzel işler bütün ülkede, hatta dünyada ses getirebilir. Yerel yönetimlerle de projeler üreteceğiz. Önemli paydaşlarımız arasında yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, firmalar ve sivil toplum kuruluşları olacak. Belediyelerde ya da kamu kurumlarında kadınlarla ilgili birimlerin sayısının ve niteliğinin artmasını istiyoruz. O birimlerin daha fazla hareketlilik kazanmasını istiyoruz. Örneğin Karşıyaka Belediyesi'nde Girişimcilik Merkezi kuruldu. Büyükşehirin de var. Bunlar çok kıymetli. Kadınlar artık sadece oya yapan, turşu-salça-takı yapmakla sınırlandırılmamalı. Tabi bunlar da yapılacak. Dijital dönüşüm içindeki bir dünya var karşımızda. Kadın potansiyelini harekete geçirmek sadece oya-takı-turşu-salça yapsın demek değildir.

""

D.G: GİFED'in logosunun anlamı nedir? Bir hikayesi var.. 

H.S: GİFED’in logosunun  anlamlı bir hikayesi var. Logomuz Anadolu topraklarında yaşayan Hitit Kraliçesinin hikayesinden yola çıkarak hazırlandı. Barışın simgesi olan Anadolu'da 13. yüzyılda yaşamış olan Hitit Kraliçesi Puduhepa. Hitit Hükümdarı 3. Hattuşili'nin eşi ve Hitit İmparatorluğu'nun Kraliçesi olan Puduhepa (Barış Kraliçesi olarak da bilinir), Hititler ile Mısır arasında imzalanan ve dünyanın ilk barış anlaşması olarak da bilinen Kadeş Barış Anlaşması'nda mührü bulunur.  Yani ilk barış anlaşmasının altında da aslında bir kadın emeği var. Biz de o mührü ve anlaşmanın örneğini bize getiren Çorum İş Kadınları Derneği’nin kıymetli yöneticilerinden alıp modernize ettik ve GİFED’in logosu ortaya çıktı.
 

D.G: Son dönemde kooperatifçilik, kadın emeğinin kooperatifler eliyle üretilip satılması popüler. Bu konuda İzmir'de de büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin de desteğiyle önemli adımlar atılıyor. Kooperatiflere bakışınız nasıl, ekonomik özgürlüğünü elde etmek isteyen kadınlar için bir kurtuluş reçetesi olabilir mi?

H.S: Kooperatifçilik önemli tabiki. Biz de 23 iş kadını arkadaşımızla Ar-Ge Kooperatifi kurduk, ekolojik girişimler kooperatifi diye. Hepimiz iş kadınıyız, üreten kadınların ürünlerini satın alıp başka ürünlere dönüştürüp pazarlayacağız. Güzel fikirlerimiz var. Kooperatifçilik ardık yaygınlaşıyor, büyüyor. Ancak içinin ne kadar dolu olduğunu henüz istatistiki verilerle tam olarak bilmiyoruz. Bence kendi aralarında da bir network ağı olmalı. Kamu kurumları da kooperatiflerden alış veriş yapmalı. Kadından almalı, memleket kurtulmalı diye düşünüyoruz. Bu konuda büyükşehir belediyemizin çok güzel çalışmaları, kooperatiflere anlamlı katkı ve destekleri var. Bence belediyeler de daha fazla destek vermeli, rol model olmalılar. Kadınlar kalkındığında o kent de kalkınır o toplum da kalkınır. Kadın ekonomik olarak güçlendiğinde ailesindeki kız çocuğu da erkek çocuğu da daha iyi eğitim ve yaşam olanaklarına kavuşacak. Bir yandan da kadınların eğitilerek yeni dijital dünyaya entegre olmaları lazım. Yoksa mavi yakalı olarak çalışan kadınların çoğu yeniden evlerine dönmek zorunda kalabilir bu hızlı dijital dönüşüm karşısında.

""

D.G: Kadınlar sizin de belirttiğiniz gibi iş yaşamında engellemelerle karşılaşıyor. Yönetici kademelere gelebilen kadınlardan 'erkek gibi kadın' olmaları bekleniyor.

H.S: Erkek gibi kadın gibi sözcükler doğru değil. Kadın erkek kız demeden insan olarak insani niteliklerimizi yükselterek birlikte hareket etmek gerekiyor. Ataerkil ilkelerin yoğun ve baskın olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Kız çocukları daha küçükken erkek çocuklarına özenerek büyütülüyor. Erkek çocuk da kız çocuk da kız bebek oyuncakla oynayabilmeli. Bir erkek çocuk da eline kız bebek oyuncağı ile oynamalı. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi bu yaşlarda verilmeye başlanmalı. Neden kadın da çalıştığı işten evine geldiğinde erkeğin oturup televizyon izlemesine ses çıkarmamalı? Temizlik, yemek yapmak erkeklerin de yapabileceği işler. Genç kuşaklarda bu yanlış algılar yavaş yavaş değişiyor Allah’tan. Görev paylaşımı yapıyorlar, birlikte çocuk büyütüyorlar. Bunlar önemli. Yeni kuşaklardan ümitliyim. Kadınlardan kadın kimliklerinden ödün vermek zorunda olmadan, yaptıkları işle, nitelikleriyle bir yerlere gelebilir, çok da başarılı olur.
 

D.G: Huriye Serter nasıl bir yönetici?

H.S: Duygusal bir yöneticiyim aslında. Ancak herkese farklı, istediği şekilde davranmaya çalışırım. Her insanın alınganlıkları, uç noktaları vardır. Kırarak dökerek bir yerlere gelebilirsiniz ancak oralarda kalamazsınız. Önemli olan takımınızla birlikte hareket etmek, onlarla bir yere gelebilmek, güzel projelere imza atmak. O zaman kendimi başarılı görebilirim. Bazen öyle anlar gelir ki, tek başınıza da o işi yapabilirsiniz, ama iş değil, herkesi dahil ederek, sorumluluk vererek, mutlu ederek birşeyler yapmak daha kıymetli. Akşam olup da evinize gidip gözlerinizi kapattığınızda ‘Bugün iyi şeyler yaptım, yanımda dostlarımla birlikte başardım’ diyebiliyorsanız mutlu bir şekilde uyursunuz. Bütün unvanlar gider, geriye sadece adınız kalır, kalacak. Kadınların hak ettikleri yerlere gelmesini çok istiyorum. Yaşadığım sürece de bu mücadeleyi, savaşı vereceğim. Takım arkadaşlarımla, dostlarımla güçlü hissediyorum kendimi.
 

D.G: İKKB'de başkanlık yaptınız. Belirttiğiniz gibi başkanlığınız pandemi dönemine denk geldi. Ama siz İKKB bileşenleriyle de pek çok projenin hayata geçmesi için çaba harcadınız.

H.S: İzmir Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) olarak Dijital Yerliler Akademisi kurduk. Burs verdiğimiz öğrencilerimizden oluşan bir akademi idi. Adını da onlar koydu. Bu öğrencilerimiz İKKB’deki kadınlarımıza teknoloji, bilgisayar eğitimi konusunda eğitimi verdi. İki kuşağı biraraya getirdik. Şimdi bu akademiye yeniden başlıyoruz. Nitelikli konuşmacılarımız da olacak. Gençleri kadın stk’larına monte etmek ve deneyimli stk yöneticileriyle biraraya getirip birbirlerinden beslenmelerini sağlamak amacını güdüyoruz burada.

Yine siyasette yer alması gereken kadın sayısını arttırmak için 18-30 yaş arası siyasette gelecek vaat eden kadınlarımız için, ki bu konuda bir parti ayrımı gözetmiyoruz, bir proje gerçekleştirdik geçen yıl. Donanımlı bir jürimiz de vardı. Bu genç kadınlara birebir mentörlük yaptık. İKKB çatısı altındaki 50 derneğimize duyurularımızı yapıp onların aday önerilerini alıp mentörlük yapıyoruz. Ardından jürimizle buluşturuyoruz. Bu eğitimleri alan kadınlarımız İKKB’nin bütün toplantılarını takip ediyor artık. Ardından jüri bir değerlendirme yaparak, birinci ikinci üçüncü olan kadınları belirliyor. Çoğu siyasi partilerde görevler alıyor. Amacımız onları görünür kılmak ve fark edilmelerini sağlamak. Yine Buca Belediyesi ile bir proje yürütüyoruz İKKB olarak. İki proje var. Bunlardan biri ‘Ben kimim?’ projesi. Diğeri ‘Seni duyuyorum’. Kadınların önce kendini, potansiyelini fark edip tanıması gerekiyor. Kendini tanımadan hedef koyamaz ve başarılı olamazsınız. Kız çocuklarının güçlendirilmesi, kadınlaın iş yaşamına katılması, kadın sağlığı, aile ve çocuk eğitimi, kadın ve siyaset, kadın hakları başlıkları altında da derneklerimizin vereceği eğitimlerle bilinçlendirme çalışmaları yürütüyoruz, bunları sürdürüyoruz. Ekim ayında yine başlıyor bu eğitimler. 

Huriye Serter: 'Büyük bir hayalimizi gerçekleştirdik'
Demokrat Gündem

Exit mobile version