DEMOKRAT GÜNDEM- İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde medya sektörünün kanayan yaralarına parmak bastı. CHP tarafından düzenlenen ve Ege Bölgesi’nden çok sayıda gazetecinin katıldığı buluşmada konuşan Gappi, dijitalleşmenin getirdiği kaos ortamında gazetecilik tanımının silikleştiğine dikkat çekti.
Gazeteciliğin sadece bir meslek değil, hakikat arayışı olduğunu vurgulayan Gappi, “Bize istikameti olmayan laf değil, somut formüller lazım” diyerek hem iktidara hem de yerel yönetimlere çözüm çağrısında bulundu.
“ÇAYCIYA, PİLAVCIYA GAZETECİ DER OLDUK”
Dijitalleşmeyle birlikte gazetecilik mesleğinin içinin boşaltıldığını savunan Gappi, sektördeki nitelik kaybını şu çarpıcı sözlerle anlattı: “Öyle bir dünyaya geldik ki, artık 5N1K değil, ‘5N1M’ (Menfaat) dönemi başladı. Maalesef bugün çaycıya, pilavcıya, dedikoducuya, fenomenlere ve güç sahiplerini yere göğe sığdıramayan yandaşlara ‘gazeteci’ diyoruz. Kime çalışıyorum? Kimden finans sağlayacağım? Kimden haber kopyalayacağım? Artık sorular bunlar. Oysa gazeteci, karşısındaki güç ne kadar büyük olursa olsun, kimsenin alkışlayıcısı değildir. Gazeteci, hakikatin pusulasıdır.”
“KAMU KAYNAKLARI KİME AKIYOR?”
Yerel medyanın gelir modellerindeki adaletsizliğe dikkat çeken Gappi, isim vermeden yerel yönetimleri ve kamu kurumlarını eleştirdi. “Deli deliden, imam ölüden hoşlanır” atasözüyle gönderme yapan İGC Başkanı, “Eleştirdiğimiz yapıların çoğu maalesef yerel yönetimler ve kamu kaynaklarıyla besleniyor. ‘Bu internet siteleri nasıl yaşıyor?’ diyorsunuz. Mantar gibi çoğalan, gazeteci kimliği olmayan bu yapılara bakıyorsunuz ki kaynaklar yerelden akıyor. Çünkü kriter yok. Kamunun kaynağını eline geçiren, kendine en yakın olanı destekliyor. Oysa gerçek gazetecilik yapanla tabela medyasını ayırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“YEREL MEDYAYI ‘TAŞRA’ GÖZÜYLE BAKMAYIN”
Yerel basının “taşra” muamelesi görmesine tepki gösteren Gappi, İzmir basınının ulusal çapta ses getiren haberlere imza attığını hatırlattı. Gappi, “İzmir’deki davaların ve yolsuzlukların çoğunu İzmir basını ortaya çıkarıp tüm Türkiye’ye duyuruyor. Artık ‘taşra’ diyerek sevimli gözle bakılacak bir yerel basın yok; ulusala kafa tutan güçlü bir yapı var” dedi.
“İZMİR MODELİ: EĞİTİM, İSTİHDAM VE SENDİKAL HAKLAR BİR ARADA”
Sektörün kronikleşen sorunlarına karşı “İzmir Modeli” adını verdikleri bir yol haritası izlediklerini belirten Gappi, çözümün yalnızca sorunları dile getirmekten değil, somut kurumsal yapılar inşa etmekten geçtiğini vurguladı. Bu vizyonun ilk ayağı olarak Uluslararası Basın Akademisi’ni kurduklarını hatırlatan Gappi, “Yapay zeka ve dijital medya eğitimlerini 5 yıl önce başlatarak sadece İzmir standartlarını değil, dünya standartlarını yakalamayı hedefledik” dedi.
İstihdam konusunda da cemiyetin elini taşın altına koyduğunu ifade eden Gappi, Türkiye’de kendi yazılı gazetesi olan tek meslek örgütü olduklarının altını çizdi. Gappi, bünyelerindeki 9 Eylül Gazetesi sayesinde 27 gazeteciye istihdam sağladıklarını ve gazetenin genç meslektaşları için adeta bir “okul” misyonu üstlendiğini belirtti.
Gappi, yerel basının ekonomik bağımsızlığı ve çalışan hakları konusunda ise İzmir’in öncü rolüne dikkat çekti. Belediyelerin meclis karar özetlerinin yayınlanmasıyla yerel basına ek gelir sağlayan modelin İzmir’de bir ilk olduğunu, ancak bu uygulamanın son günlerde sekteye uğratıldığını dile getiren İGC Başkanı, sendikal mücadele vurgusu yaptı. Türkiye’de yerel medyada sendikalı çalışmayı başlatan ilk ilin İzmir olduğunu hatırlatan Gappi, “Asgari ücretin biraz üzerindeki maaşlarla bu sektör var edilmeye çalışılıyor olsa da, biz sendikal mücadeleden ve hak arayışından asla vazgeçmeyeceğiz” mesajını verdi.
“10 OCAK BAYRAM DEĞİL, MÜCADELE GÜNÜDÜR”
Konuşmasının sonunda 10 Ocak’ın bir bayram değil, mücadele günü olduğunu vurgulayan Gappi, cezaevindeki gazetecileri hatırlattı. “Enver Aysever, Merdan Yanardağ ve daha niceleri sadece düşünceleri nedeniyle cezaevindeyken, hangi bayramdan söz edebiliriz?” diyen Gappi, sözlerini Hasan Tahsin’in mirasına atıfta bulunarak tamamladı, “Hasan Tahsin’in kentindeyiz. Onun sözüyle bitirelim: ‘Fikri isyanlarımızı kalemlerimizle tanzim etmeye, her ne olursa olsun devam edeceğiz.’ Biz mecburuz, bu mesleği onuruyla yapmaya mecburuz” dedi.
