DEMOKRAT GÜNDEM- AYKUT POLATLI- İZDENİZ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, İzmir Körfezi kirliliğinden Alsancak Limanı’nın geleceğine, vapur iskelerinin mülkiyet sorununa ve navigasyon kanalının neden beklemede kaldığına kadar kritik tüm başlıkları masaya yatırdı. Güler’in merkezi hükümete yönelik notu kesin: “Sıfır.”
İzmir Körfezi her geçen yıl biraz daha gündemin merkezine taşınıyor.
Kimyasal kirlilik, tersane atıkları, yetersiz bütçeler, siyasi tartışmalar… Tüm bu başlıkların merkezindeki kurumlardan biri olan İZDENİZ AŞ’ın Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, gazetemizin yönelttiği soruları doğrudan yanıtladı.
Denizcilik dünyasının köklü isimlerinden biri olarak tanınan İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işkıhan Güler; körfezin mevcut durumunu, kirlilik kaynaklarını, liman politikalarını ve Büyükşehir Belediyesi ile merkezi hükümet arasındaki sorumluluk dağılımını tek tek değerlendirdi. Ortaya çıkan tablo hem çarpıcı hem de düşündürücü.

BELEDİYE 7-8, BAKANLIK SIFIR: KÖRFEZ İÇİN İKİ FARKLI PERFORMANS TABLOSU
Söyleşinin en dikkat çekici bölümü, merkezi hükümetin İzmir Körfezi’ne yaklaşımının değerlendirildiği bölüm oldu. Prof. Dr. Işıkhan Güler, konuyu iki ayrı perspektiften ele aldı: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfeze katkısı ve merkezi hükümetin tutumu. İki tablo arasındaki fark ise son derece çarpıcı biçimde ortaya çıktı.
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni değerlendirdi.
Büyükşehir Belediyesinin yasal sorumluluk alanının çok ötesinde çalıştığını belirten Güler, bu performansı 10 üzerinden notlandırarak, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, aslında üzerine düşenin fazlasını yapıyor. Sorumluluk alanı olmamasına rağmen, hem projelendirme hem de hayata geçirme anlamında 7-8 puan civarında bir çalışma yürütüyor. Kendi üzerinde sorumluluk alanı olmamasına rağmen bu düzeyde bir performans sergilemek gerçekten kayda değer” dedi.
Ardından sıra merkezi hükümete geldi. Güler, bu değerlendirmeyi de aynı 10’luk skalada yaptı; ancak vereceği not hiç beklenmedik oldu. Güler’in verdiği not ile ilgili ifadesi, “Bakanlık ya da merkezi hükümet üzerinden değerlendirdiğimizde, bana göre sıfır. Çok net söylüyorum: Sıfır” şeklinde oldu.
Bu değerlendirmeyi soyut bir eleştiri olarak bırakmayan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, ardından somut bir rakamla tabloyu pekiştirdi.

“18 MİLYON LİRA HİÇBİR CİDDİ PROJEYE YETMEZ”
Çevre Bakanlığı’nın 2025 yılında İzmir Körfezi için ayırdığı bütçenin yalnızca 18 milyon lira olduğuna dikkat çeken İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Güler, bu rakamla yapılabileceklerin sınırlılığını, “Bu yıl Çevre Bakanı’nın körfeze ayırdığı bütçe 18 milyon lira. Bu parayla yapacakları tek şey körfezin dijital ikizini oluşturmak. Üstelik orada bile gerçek anlamda ölçümler yapılmayacak.
Şunu açıkça söyleyeyim: 18 milyon lira, hiçbir ciddi projeye yetmez. Akademik bir çalışmaya yetmez, sahaya dayalı bir ölçüm çalışmasına yetmez. Körfez gibi bu kadar dinamik ve büyük bir havza için 18 milyon lira sembolik bile sayılmaz” şeklinde anlattı.

KÖRFEZİ KİM KİRLETİYOR? GEDİZ’DEN TERSANEYE UZANAN KİRLİLİK HARİTASI
İzmir Körfezi’ndeki kirlilik sorununun başta Gediz olmak üzere sanayi katkılı olduğunu da dile getiren Işıkhan Güler, konuyu iki ana başlık altında ele aldı: Karasal kirleticiler ve denizsel kirleticiler.
Güler, her ikisinin de Körfez üzerindeki baskısını ayrıntılı biçimde anlattı.
Karasal kirleticilerin en kritik kaynağı olarak dereleri ve Gediz Nehri’nin eski yatağını gösteren İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, bu konudaki tespitini şöyle dile getirdi: “İzmir Körfezi aslında bir havza yönetimi meselesi. Bu havza içinde hem körfezin kendisi var hem Gediz Havzası var hem de Menemen Ovası dahil. Karasal kirleticilerin en önemli kaynakları dereler ve Gediz’in eski yatağından gelen kirleticiler. Menemen Ovası’ndan taşınan kirleticiler, Mavişehir’e yakın konumdaki Ağal Deresi aracılığıyla körfeze ulaşıyor. Ciddi bir baskı bu.”
Denizsel kirleticiler noktasında ise liman ve tersane başlıklarını ayrı ayrı ele alınması gerektiğine işaret eden İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, limanın kontrollü çalıştırılması halinde büyük bir kirletici olmayabileceğini, uluslararası standartların ve güçlü bir liman otoritesinin bu riski minimize edebileceğini belirtti.
Prof. Dr. Işıkhan Güler, asıl tehlikeyi farklı bir noktada gördüğünü açıkladı. Güler’e göre Alaybey Tersanesi deniz kaynaklı kirleticiler arasında öne çıkıyor.
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Güler, bu durumu, “Alaybey Tersanesi, denizsel kirleticiler arasında gerçekten öne çıkan bir unsur. Neden? Çünkü kapalı, akıntısız bir havzadan söz ediyoruz. Dışarıya çıkış yolu çok sınırlı. Bu koşullarda bakım-onarım ve çeşitli tersane faaliyetleri sürdürülüyor. Bu durum ciddi bir kirlilik baskısı yaratıyor ve körfezi doğrudan etkiliyor” şeklinde açıkladı.

“LİMAN VE TERSANE KAYNAKLI KİRLİLİĞİ DURDURMAK ASLINDA MÜMKÜN ANCAK…”
Limanlar ve tersaneler kaynaklı kirliliğin çözümünün mümkün olmasına karşın uygulanmadığını da anlatan İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, şöyle konuştu: “Bütün bunlarla ilgili hem ulusal hem de uluslararası yönetmelikler mevcut. Onların hepsinin eksiksiz uygulanması gerekiyor. Liman başkanlığı dahil olmak üzere çeşitli otoriteler, hem ulusal hem de uluslararası yönetmeliklere uymak zorunda. Yönetmelikler zaten var; asıl sorun uygulamada.”
Kirleticileri tespit etmek ve izlemek amacıyla İZDENİZ’in somut bir adım attığını paylaşan Prof. Dr. Işıkhan Güler, yakında ihaleye çıkacak bir projeyi de gazetemiz aracılığıyla tekrar duyurdu.

“KÖRFEZE GÖZLEM İSTASYONLARI KURUYORUZ; GERİSİ ONLARIN SORUMLULUĞU”
Güler, “Kim, nereden ne atıyor? Bunu artık tespit edeceğiz. Körfeze gözlem istasyonları kurulacak. Yaklaşık 5-6 ay içinde bu projenin ihalesi gerçekleşecek. Kirleticileri izlemek ve yetkili mercilere bildirmek bize düşen görev. Gerisi onların sorumluluğu” açıklamasını yaptı.
ÇED ONAYI VAR, HÜKÜMET YOK: NAVİGASYON KANALI YILLARDIR BEKLİYOR
İzmir Ticaret Odası’nın da kamuoyunun gündemine taşıdığı Alsancak Limanı navigasyon kanalı meselesi, söyleşimizin teknik açıdan en detaylı bölümünü oluşturdu.
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, projenin hem ne anlama geldiğini hem de neden hâlâ hayata geçirilemediğini adım adım anlattı.
Güler’in verdiği bilgiye göre önceki dönemde ÇED onayı alınan proje kapsamında aslında iki ayrı kanal çalışması öngörülüyor.

“NAVİGASYON VE SİRKÜLASYON KANALI ŞART”
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler bu iki projeyi şöyle tanımladı: “İzmir Körfezi’nde daha önce ÇED onayını aldığımız proje içerisinde iki kanal yer alıyor. Birincisi navigasyon kanalı. Bu kanal, Alsancak Limanı’na daha büyük tonajlı konteyner gemilerinin girebilmesi için zorunlu.
Mevcut derinlik bu gemilere yetmiyor; kanalın derinleştirilmesi gerekiyor. İkincisi ise sirkülasyon kanalı. Bu da körfezdeki su hareketini hızlandıracak; kuzeyde biriken suyun daha hızlı dışarı çıkmasını sağlayacak. Her iki proje de aslında hem liman kapasitesi hem de körfezin ekolojik sağlığı açısından kritik önem taşıyor.”
Peki bu projeler neden hayata geçirilemiyor?
Güler’in yanıtı açık: “ÇED onayları var, bu doğru. Ama merkezi hükümetin ne zaman harekete geçeceği konusunda elimizde hiçbir bilgi yok. Bizim bu süreçte yapabileceğimiz bir şey de yok. Proje şu an bekleme modunda. Sonraki süreçlerde liman için ne yapacaklarını umarız kamuoyuyla paylaşırlar, ama şu an bilmiyoruz.”

VAPUR İSKELELERİ YETERSİZ AMA MÜLKİYET YETKİ DIŞINDA
İzmir’in deniz ulaşımının simgesi olan vapur iskelelerinin mevcut durumu da söyleşimizde yeraldı.
Güler, hem fiziki kapasite hem de sayı açısından mevcut iskelelerin yetersiz kaldığını kabul etti; ancak durumun çözümünü güçleştiren yapısal bir engelin varlığını da açıkça ortaya koydu.
“İSKELELERİN TAMAMININ MÜLKİYETİ ÖZELLEŞTİRME İDARESİ’NE AİT, BİZDE SALT KULLANIM HAKKI VAR”
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, “Vapur iskelelerinin tamamının mülkiyeti TDİ’ye, yani Özelleştirme İdaresi’ne ait. Bizde yalnızca kullanım hakkı var. Dolayısıyla iskelelerin iyileştirilmesi, yenilenmesi ya da genişletilmesi bizim sorumluluk alanımızın dışında. Bu kararlar TDİ ve özelleştirme idaresine ait. İmar planlarını hazırlayan da onlar, o doğrultuda hareket edilecek.”
Yeni iskele lokasyonlarına ilişkin sorumuza da yanıt veren Prof. Dr. Işıkhan Güler temkinli bir yanıt verdi.
Çalışmaların sürdüğünü, ancak netleşmeden kamuoyuyla paylaşmayı doğru bulmadığını belirten Işıkhan Güler, “Bu konu şu an planlama aşamasında. Doğrudan söylemeyeyim, netleşsin, ondan sonra paylaşalım. Sürpriz olsun dediniz ama sürpriz değil, sadece olgunlaşmasını bekliyoruz.”

ALSANCAK LİMANI: ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI, ROTTERDAM MODELİNE AÇIK
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın geçtiğimiz dönemde dile getirdiği “Alsancak Limanı’nı alabiliriz” açıklaması, söyleşimizin en tartışmalı başlıklarından birini oluşturdu.
İZDENİZ YK Başkanı Işıkhan Güler, önce belediye başkanının bu açıklamayı hangi arka plan bilgisiyle yaptığını tam olarak bilmediğini belirtti; ardından dünya örneklerine başvurarak konuyu geniş bir perspektiften değerlendirdi.
“ROTTERDAM LİMANI DÜNYADAN EN İYİ ÖRNEKLERDEN BİRİ”
Dünyada Rotterdam Limanı gibi önemli ve başarılı örneklerin bulunduğuna dikkat çeken İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, “Başkanın bu konuyu nasıl değerlendirdiğini, hangi bilgilere dayanarak böyle bir şey söylediğini tam olarak bilmiyorum. Bunu aslında doğrudan başkanla konuşmak daha sağlıklı olur. Ama dünyada bu konuda çok başarılı örnekler var.
Rotterdam Limanı bunların en iyi örneklerinden biri. Orada altyapıyı belediye üstleniyor. Altyapıyı tamamladıktan sonra terminalleri profesyonel işletmecilere veriyor; tıpkı İzmir’deki mevcut terminal yapısında olduğu gibi. Buradan elde edilen gelirler ise yerel yönetime aktarılıyor ve şehrin hizmetine sunuluyor. Bu model gerçekten incelenmeye değer. Dünyada yerel yönetimlerin liman işleten pek çok başarılı örneği mevcut ve Rotterdam bunların zirvesinde” ifadelerini kullandı.
Öteyandan İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, özelleştirme meselesine ilişkin kendi tutumunu da çok net biçimde ortaya koydu.
“ÖZELLEŞTİRMEYE ÇOK OLUMLU BAKMIYORUM”
Güler, buna dair fikirlerini şu şekilde dillendirdi: “Ben özelleştirmeye çok olumlu bakmıyorum. Alsancak’tan söz ediyoruz; rıhtım uzunluğu açısından Türkiye’nin ikinci büyük limanı bu. Üstelik köklü bir kamu kurumu. Merkezi hükümetlerin buradaki çalışmaları uzun yıllar boyunca ilerletmemesi, gerekli yatırımları yapmaması nedeniyle Alsancak Limanı bugünkü duruma geldi. Bu tablonun arkasında kasıt var mı? Her şey mümkün. Ama kesin olan şu: Önemli bir liman bu hale bırakıldı.”
İZDENİZ YK Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler, limanın potansiyeline de değindi.
Alsancak’ın İzmir şehir kültürüyle ve denizcilik tarihiyle derin bir bağı olduğunu belirterek, doğru işletilmesi halinde şehir ekonomisine ciddi katkı sağlayabileceğini söyledi; ama bunun koşullarını da net biçimde sıraladı.

“ALSANCAK LİMANI DOĞRU YÖNETİLİRSE İZMİR EKONOMİSİNE ÖNEMLİ KATKI SUNABİLİR”
Güler’in açıklamaları şu şekilde oldu: “Alsancak Limanı, doğru yönetilirse İzmir ekonomisine gerçekten önemli katkılar sunabilir. İzmir zaten köklü bir liman şehri. Ama bunun için ciddi koşullar var. Çevresel etkilerinin minimize edilmesi şart.
Kamyon trafiği raylı sistemlerle beslenmelidir; çünkü bu kadar yoğun bir kentsel alanda kamyon trafiğini azaltmak hem lojistik hem de yaşam kalitesi açısından zorunlu. Çevre dostu bir liman işletmeciliği bugün dünyada mümkün; çeşitli örnekleri de var. Eğer bunlar sağlanırsa, Alsancak’ın şehre değer katan bir liman olarak varlığını sürdürmesi mümkün.”
“EKİBİMİZ DENİZCİ” — KURUMSAL KİMLİK VE SİYASİ MESAFE
İZDENİZ Yönetim Kurulu (YK) Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler ile söyleşimizin son bölümünde İZDENİZ’in kurumsal yapısı ve siyasi tartışmalar karşısındaki tutumu da gündeme geldi. G
Prof. Dr. Güler, kurulun ve şirketin üst yönetiminin denizcilik kökenli isimlerden oluştuğunu vurgulayarak bu yapının teknik güvenilirlik açısından önemine dikkat çekti ve “Bizim ekibimiz denizci. Genel müdür yardımcımız hem gemi mühendisi hem de aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı’nda ve Liman Başkanlığı’nda fiilen çalışmış biri. Kıyı mühendisliği de biliyor. İşin özünü bilen, saha deneyimi olan bir ekiple çalışıyoruz. Bu, teknik açıdan doğru kararlar almak için büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Zaman zaman kamuoyunda tartışma yaratan açıklamalar ve siyasi eleştiriler karşısında İZDENİZ’in neden yanıt vermediği sorusuna da yanıt veren İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, kurumsal çizgide ve kararlı bir yanıt verdi: “Ben bu tür açıklamalara yanıt vermiyorum. Belediye yanıt verir. Tek elden, net bir şekilde. Farklı farklı kanallardan farklı açıklamalar yapmak kuruma da konuya da hizmet etmez. Kamuoyuyla iletişim tek elden yürütülmeli.”
IŞIKHAN GÜLER KİMDİR?
İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren İZDENİZ, şehrin deniz ulaşımı ile körfez projelerinden sorumlu kuruluşu.
İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Işıkhan Güler aynı zamanda ulusal düzeyde denizcilik danışma ve değerlendirme kurullarında da görev almakta.
Işıkhan Güler, İZDENİZ AŞ (İzmir Deniz İşletmeleri) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmekte.
Denizcilik, kıyı mühendisliği ve liman yönetimi alanlarında uzmanlığa sahip olan Prof. Dr. Işıkhan Güler; İzmir Körfezi’nin yönetimi, kirlilik izleme projeleri ve kentsel deniz ulaşımı konularındaki çalışmalarıyla öne çıkmakta.
İlginizi çekebilir: