İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 ve 238. maddeleri uyarınca kamu davasına katılma talebinde bulunulduğu hatırlatıldı.
Yürütülen yargısal takip faaliyetlerinin temel amacının belediye tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini korumak olduğu belirtilen açıklamada, “Bu kapsamda yapılan katılma başvurusu, kamu zararının gerçekleştiğinin kabulü veya herhangi bir sanığın suçluluğuna ilişkin bir irade açıklaması olmayıp, belediyemizin hukuki menfaatlerinin korunmasına yönelik olağan bir usul işlemidir” ifadelerine yer verildi.
“BAŞVURU YENİ DEĞİL; UYAP ÜZERİNDEN 38 GÜN ÖNCE YAPILDI”
İddiaların aksine hamlenin yeni bir karara dayanmadığını belirten belediye yönetimi, başvurunun 8 Eylül 2026 tarihinde dosyaya sunulduğunu kaydetti.
Kurumsal sürekliliğe dikkat çekilen açıklamada, “Önceki belediye başkanlarının görev dönemlerinde de benzer nitelikteki birçok ceza yargılamasında belediyemiz adına katılma talebinde bulunulmuş olup halen devam eden farklı ceza yargılamalarında da aynı hukuki yaklaşım doğrultusunda katılma talepleri rutin olarak gerçekleştirilmektedir. Söz konusu başvuru, 38 gün önce yapılmış olup aynı tarihten itibaren UYAP sistemi üzerinden dosyayı takip eden taraf avukatlarının inceleyebileceği durumdadır” denilerek, talebin ilk duruşmada mahkemece değerlendirilmesinin ceza yargılaması usulünün doğal bir parçası olduğu ifade edildi.
“SİYASİ HESAPLAŞMA YORUMLARI GERÇEĞİ YANSITMIYOR”
Açıklamanın son bölümünde, söz konusu hukuki adımın ekseninden saptırılarak siyasi bir zemine çekilmeye çalışılmasına tepki gösterildi. Hukuki niteliği ve geçmiş uygulamalarla sürekliliği açık olan bu işlemin, önceki değerlendirmelerden dönüldüğü veya siyasi bir hesaplaşma yürütüldüğü şeklinde yorumlanmasının başvurunun amacı ve hukuki mahiyetiyle bağdaşmadığı vurgulanarak, belediyenin tüm yargısal süreçlerde hukukun üstünlüğü ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceği bildirildi.
AÇIKLAMANIN TAMAMI ŞU ŞEKİLDE
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN KATILMA TALEBİ AÇIKLAMASI
“Kamuoyuna yansıyan bazı iddialar üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada, devam eden bir davayla ilgili belediyenin müdahil olma başvurusunun rutin bir işlem olduğu vurgulanarak, söz konusu başvurunun güncel tartışmalar öncesi 8 Eylül tarihinde yapıldığı belirtildi. Uygulamanın belediyenin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik hukuki işlemler kapsamında olduğu ve siyasi bir amaç taşımadığının altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 08.09.2026 tarihinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 ve 238. maddeleri uyarınca görülmekte olan kamu davasına katılma talebinde bulunulmuştur. Belediyemiz tarafından yürütülen yargısal takip faaliyetlerinin temel amacı, belediye tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerinin korunması ve hukuki süreçlerde herhangi bir usuli hak kaybına neden olunmamasıdır.
Bu kapsamda yapılan katılma başvurusu, kamu zararının gerçekleştiğinin kabulü veya herhangi bir sanığın suçluluğuna ilişkin bir irade açıklaması olmayıp, belediyemizin hukuki menfaatlerinin korunmasına yönelik olağan bir usul işlemidir.”
BAŞVURU YENİ DEĞİL
“Ayrıca, iddiaların aksine, söz konusu katılma talebi güncel gelişmeler üzerine yapılmış yeni bir başvuru olmayıp, 08.09.2026 tarihinde dosyaya sunulmuştur. Bu başvuru, belediyemizin geçmişten bu yana sürdürdüğü kurumsal hukuki takip uygulamaları ve hukuki sorumluluk anlayışı çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Nitekim bu uygulama yeni veya söz konusu davaya özgü değildir. Önceki belediye başkanlarının görev dönemlerinde de benzer nitelikteki birçok ceza yargılamasında belediyemiz adına katılma talebinde bulunulmuş olup halen devam eden farklı ceza yargılamalarında da aynı hukuki yaklaşım doğrultusunda katılma talepleri rutin olarak gerçekleştirilmektedir.
Söz konusu başvuru, 38 gün önce yapılmış olup aynı tarihten itibaren UYAP sistemi üzerinden dosyayı takip eden taraf avukatlarının inceleyebileceği durumdadır. Katılma talebinin, başvurudan sonraki ilk duruşmada mahkemece ele alınacağı da ceza yargılamasının bilinen usulüdür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkmış yeni bir karar veya sonradan değişmiş bir kurumsal irade söz konusu değildir.
Katılma talebi hakkında karar verme yetkisi mahkemeye ait olup, yargılamaya konu suçlamaların ve varsa kamu zararının değerlendirilmesi de yargı mercilerinin görev ve yetkisindedir.
SİYASİ DEĞİL HUKUKİ BİR SÜREÇ
Hukuki niteliği ve geçmiş uygulamalarla sürekliliği açık olan bu işlemin, önceki değerlendirmelerden dönüldüğü veya siyasi bir hesaplaşma yürütüldüğü şeklinde yorumlanması, başvurunun amacı ve hukuki mahiyetiyle bağdaşmamaktadır.
Belediyemiz, tüm yargısal süreçlerde olduğu gibi bu dosyada da kurumsal hak ve menfaatlerin korunması amacıyla, hukukun üstünlüğü ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda hareket etmektedir.”