DEMOKRAT GÜNDEM- Ege’nin bereketli topraklarına hayat veren Gediz Nehri, artık tarımı, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden bir “zehir hattına” dönüştü.
İZSU tarafından Emiralem Regülatörü’nden alınan numuneler üzerinde yapılan analizler, nehrin tuz, bor ve ağır metal yükü altında can çekiştiğini bilimsel verilerle kanıtladı. Rapordaki en çarpıcı detay ise bazı parametrelerin “aşırı tuzluluk” nedeniyle ölçülememesi oldu.
Gediz Nehri Havzası’ndaki kirlilik tartışmaları sürerken, İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın hazırladığı deney raporu, durumun vahametini ortaya koydu.
18 Aralık 2025 tarihinde, tarımsal sulamanın kilit noktası olan Gediz Emiralem Regülatörü’nden alınan su numuneleri, laboratuvar ortamında incelendi. Ortaya çıkan tablo, nehrin su vasfını yitirdiğini ve tehlikeli atık seviyesine ulaştığını gösterdi.
“TUZLULUKTAN ÖLÇÜM YAPILAMADI”
Raporun en dikkat çekici ve ürkütücü notlarından biri, dipnotlarda yer aldı. Laboratuvar uzmanları; Sülfat, Nitrat Azotu ve Florür gibi kritik parametrelerin analizini gerçekleştiremedi.
Rapora düşülen notta, “Numunenin içerdiği tuzluluk oranının çok yüksek olması nedeni ile bakılamadı kaydı konulmuştur” ifadesi yer aldı. Bir tatlı su kaynağı olması gereken nehrin, deniz suyunu andıran tuzluluk seviyesine ulaşması, toprağın çoraklaşması riskini de beraberinde getiriyor.
İLETKENLİK VE KLORÜR DEĞERLERİ PATLADI
Analiz sonuçlarına göre, suyun kirlilik yükünü gösteren en önemli parametrelerden biri olan İletkenlik değeri, 37.800 µS/cm olarak ölçüldü. Mevzuat limitlerine göre “3. Sınıf” yani çok kirli su kategorisine giren bu değer, normal sınırların (1000 ve üzeri riskli kabul edilirken) katbekat üzerinde çıktı.
Benzer şekilde Klorür miktarı 13.900 mg/L, Sodyum miktarı ise 9.695 mg/L olarak tespit edildi. Bu değerler, suyun tarımsal sulamada kullanılmasının bitkileri yakabileceği ve toprağı geri dönülemez şekilde tuzlandırabileceği anlamına geliyor.
AĞIR METAL YÜKÜ VE TOKSİK TEHDİT ALARM VERİYOR
Raporun en can alıcı kısımlarından birini de ağır metaller ve kimyasal kirlilik verileri oluşturdu. Analizlerde ağır metal kirliliğinin göstergesi olan Demir oranı 5.787 µg/L ile ürkütücü boyutlara ulaşırken, tarım ürünleri için doğrudan toksik etki yaratabilen Bor elementi de 3.661 mg/L seviyesinde ölçüldü.
Nehrin yaydığı kötü kokunun ve ekosistemdeki çürümenin bilimsel kanıtı ise Sülfür değerlerinde ortaya çıktı. Normalde 5 µg/L olması gereken limitin yüzlerce kat üzerine çıkılarak 940 µg/L’lik bir değer tespit edildi.
Suyun oksijen seviyesinin tükenme noktasına geldiğini gösteren Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) parametresi ise 50 mg/L olan limiti ikiye katlayarak 108 mg/L’yi gördü. Bu tablo, suda canlı yaşamının neredeyse imkansız hale geldiğini bilimsel olarak kanıtladı.
SU ARTIK “3. SINIF”
Analiz tablosunun “Yorum” kısmında birçok parametre için “3. SINIF” ibaresi kullanıldı. Krom, Mangan, Fosfor ve Amonyum Azotu gibi değerlerin de limitlerin üzerinde veya sınırda olduğu görüldü.
Hazırlanan bu rapor, Gediz Nehri’nin evsel ve sanayi atıklarıyla nasıl kirletildiğini, arıtma tesislerinin yetersizliğini ve denetim eksikliğini bir kez daha belgeledi.
Uzmanlar, Emiralem Regülatörü’nden Menemen Ovası’na ve oradan da İzmir Körfezi’ne dökülen bu suyun, acil önlem alınmadığı takdirde bölgedeki tarımsal üretimi bitirme noktasına getireceği konusunda uyarıyor.
