Tam da Mekke Anlaşması T.B.M.M.’de 277 kabul, 118 ret oyu almış; 197 vekil tenezzül edip oylamaya katılmamışken kedi başlıklı makale yazmak da nereden çıktı?
Şu ballı maaşlarına rağmen ülke için çok önemli bu konuda bile Meclis’e gelip tavır koyamayan vekillerin isimlerini yaz hele.” dediğinizi duyar gibiyim.
Siz de haklısınız. Katılmayan 197 vekil sayısını ret oyu veren 118’a eklerseniz 315 ediyor. Yani oylamaya katılsalardı Mekke Anlaşması 277’ye karşı 315 oyla ret edilecekti. O Mecliste oy kullanmayanların listesini ararsanız internette bulabilirsiniz dostlar. Bence bulun ve not edin.
Gelelim kedi meselesine. İzmir’de her yıl Uluslararası Kısa Film Festivali yapılıyor.
Bu yıl 2-8 Kasım tarihlerinde 27.’si yapıldı. Logosu kedi, ödülü altın kedi. İzmir’e yurdun dört bir yanından ve dünyadan gençleri getiriyor. Deneyimlerini, projelerini anlatıyorlar birbirlerine.
Biz izleyiciler de böylece hem dünyanın dört yanından kısa filmleri izleme fırsatı buluyoruz, hem de yönetmen, yapımcı, oyunculardan katılanlarla sohbet ediyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da elimden geldiğince izledim filmleri. Öncelikle 27 yıl önce bu hayalle yola çıkan, 27 yıl boyunca onca zorluğa karşın festivali ayakta tutan sevgili Gülen Gözkara ve Yusuf Saygı’yı gönülden kutlarım.
Uluslararası Kurmaca filmlerden Hindistan yapımı Buradaydık, kasabadaki emeklilerin teknoloji ve makinelerle mücadelesini yüzümüze koca bir gülücük bırakarak izletiyor. Aynı insan sıcağını Asmalı’da Bir Gece filminde de duyumsadık. Esad’ın düşmesinden birkaç hafta sonra Suriye’de geçen filmin ismini maalesef not edemedim. Özgür Eliza da tatil köyü çalışanı üstünden anlatılan güçlü bir film.
Sahte Mücevherler Fransız-Lübnan ortak yapımı. Lübnanlı kadın ekonomik yoksunluktan kaçış olarak taşıyıcı anneliği kabul eder. Taşıyıcı anne arayan aile bir yıl önce Ukrayna’da arayıştaymış. Savaşın, yoksulluğun kadınlara neler yapabileceğini gösteren, kalbe dokunan bir film.
Kutsal Ruh filminde bizdeki mahalle baskısının epey hafifini Polonya’da da görüyoruz. Papanın şehri ziyareti nedeniyle alkol satışı bir günlüğüne yasaklanır. Eşinin doğum gününde içki almak isteyen adamın çırpınışını gülümseyerek izliyoruz.
Kadına şiddet ve toplumun üç maymunu oynaması Gürcistan yapımı, Miras Kalan Sessizlik filminde anlatılıyor. Bu yıl festivale katılan filmlerin bazılarında nedensiz şiddet konu edilmiş. Toplumda da yaşandığı için sanırım. Kimse Bir Şey Söylemedi buna örnek. Çocukların birbirine, kediye uyguladıkları şiddet, annelerin birbirine uyguladığı şiddete dönüşüyor. Sanki Berbat Geçen Bir Hayatın Özeti Gibi filminde de aynı nedensiz şiddeti izliyoruz.
Bir de bende bir konuda konuşmadan önce başkalarının ayakkabısını giymem gerektiği duygusunu uyandıran iki kısa film vardı. Alman yapımı Bir Oğulun Annesi. Bir kasabada yaşanan okul katliamı, ölen onlarca öğrenci. Olayın üstünden geçen bir yılın ardından anma gününe doğru katilin annesini ve yaşamını görüyoruz. Film annenin oğlunun mezarına yaptığı ziyaretle başlıyor.
Yine empati duygusu, farklı bir konu: Rule, Britannia. Göçmen karşıtı iki arkadaş ve birinin oğlu; tam da botla sahile gelen göçmenlere şiddeti planlarken kendi tekneleri alabora oluyor. Biraz önce haklarında planlar yaptıklar göçmenler onları kurtarıp bota alıyorlar. Bu Birleşik Krallık filmi Rule, Britannia’yı, Almanya yapımı Unter Hausen ile peş peşe izliyoruz. Unter Hausen’de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkenin yeniden inşası için gelen göçmenlerin kabulü anlatılıyor. Ardından Rule, Britannia ile günümüzde, göçmenlerin Avrupa’da nasıl duygu uyandırdığını izliyoruz.
Zamanın Ustaları ve Ru Ni Suo Yuan filmlerinde ikinci başrol, filmlerin çekildiği şehirler. Wingclipper, ah bu film sizler için beyler… Geleceğin kusursuz dünyasında; genç, hatasız ve sürekli gülümseyen ‘mükemmel kadın’ tasarlanmış. Stardust ile eşi ve iki çocuğunu görüyoruz. Ardından kendi arzularına göre tasarlanmış bu rüya kadından bile sıkılan ve onu aldatan adamın başına gelenler… Bu özel tasarım kadını bile erkekler bu kadar zıvanadan çıkarıyorsa biz sıradan kadınlara ne duygular yaşattığını varın siz düşünün.
Ulusal Kurmaca finalistlerinde çok güçlü oyunculuklar var. Bende dört film öne çıktı. Yakın; iki kadın… Konusunu anlatmayayım, bir yerde rastlarsanız izleyin. Bir Gece Kadar Uzak günümüz Antakya’sı, depremin üstünden yıllar geçmiş. Ama bir gün geçmiş gibi. İstiğfar Ya Da Kar filmini izlerken aklıma Narin cinayeti geldi, nedendir bilinmez. Bir de Portakal var. Uçurtmayı Vurmasınlar filmi gibi kalbe dokunuyor. Beni bu filmle ilgili düşündüren çocuğun, annesinin hapiste olma nedenini duyduktan sonra annesine götüreceğini düşündüğü kayığın ipini çözüp bırakması oldu. Keşke yönetmene bunun nedenini sorabilsem.
Festival yazılarında gelenektir, bir de ödül tahmini yapayım: Uluslararası Kurmacada Sahte Mücevherler, Ulusal Kurmacada Yakın.
Kısa Film Festivalinde gençlerin senaryolarını, film hayallerini anlattığı bölüm için de birkaç öneride bulunayım. Önümüzdeki yıl Ulusal Belgesel konusu olarak Fonzi Skandalını önermek isterim. O skandal kısa film olarak anlatılamaz derseniz, uzun metraj belgesel de olur. Fatma Betül Sayan Kaya için ayrıca belgesel çekmek gerekir ya da Netflix için dizi. Bir bölümde özellikle aynı anda birkaç okulda okuması anlatılmalı.
Bu arada gençleri uyarmak da isterim; bu fon konusu biraz sıkıntılı. Konuyu haber yapanlar hemen gözaltına alınırken suç örgütü üyesi olduğu söylenenlerin tutuklanması iki ayı buluyor. Haber yapmadığı için tutuklananlar da var.
Neyse ne diyelim; kedidir, kedi…