Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez grup toplantısında: ‘Yolsuzun, hırsızın yanında durulmaz’

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türk siyasi tarihine geçecek olağanüstü bir grup haftasına sahne oluyor. Yargının “mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez CHP grup toplantısında konuştu

Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez grup toplantısında: 'Yolsuzun, hırsızın yanında durulmaz'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partinin temel ilkelerini ve siyaset anlayışını vurguladığı konuşmasında sert ve kararlı mesajlar verdi.

Hiçbir gücün önünde eğilmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, sadece hakkın, adaleti arayanların ve halkın önünde saygıyla eğileceklerini ifade etti. Türkiye’nin barış ve huzur özlemine dikkat çeken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin unutturulan toplumsal sorunları yeniden gündeme taşımak ve halkla birlikte mücadele etmek için sahada olacağını dile getirdi.

CUMHURİYET HALK PARTİSİ BİLHASSA KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR

CHP’nin saraylarda veya villalarda değil, halkın arasında yaşayan bir parti olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünü hatırlattı.

Mevsimlik tarım işçilerinden çöpten kağıt toplayanlara kadar toplumun göz ardı edilen kesimlerini ziyaret ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu; Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak bu kesimlerin eğitim ve sağlık sorunlarına derhal çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi. Partisinin “Aile Destekleri Sigortası” projesiyle her evin ve kadının geleceğini güvence altına alacaklarını vurguladı.

CHP İKTİDARINDA HİÇBİR DÜŞÜNCE SUÇLUSU HAPİSTE KALMAYACAK

Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldıracaklarını açıklayan Kılıçdaroğlu, yargı bağımsızlığı ve adalet vurgusu yaptı. Hukuksuzluklara son vereceklerini belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala ve Selçuk Mızraklı gibi isimlerin yanı sıra haksız yere tutuklu bulunan avukatların CHP iktidarında serbest kalacağını ifade ederek, “Devlet birileri için değil, halk için çalışır” dedi.

BEYTÜLMAL’E EL UZATANIN O ELİNİ KESECEĞİZ

Siyasette ahlak ve dürüstlüğün vazgeçilmez olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’ye Siyasi Ahlak Kanunu teklifini veren ilk partinin CHP olduğunu hatırlattı. Halka hesap vermeyi onurlu bir görev olarak gördüklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, yolsuzlukla, çetelerle ve devlet hazinesini soyanlarla amansız bir mücadele yürüteceklerini ifade etti. Geçmişte yaşanan kentsel rant ve “parsel parsel satış” iddialarının hesabını iktidara geldiklerinde tek tek soracaklarının altını çizdi.

UYUŞTURUCU BARONLARIYLA MÜCADELE ETMEZSEM BENİM ADIM KEMAL DEĞİL!

Türkiye’nin geleceğini ve gençliğini tehdit eden uyuşturucu belasına da değinen Kılıçdaroğlu, sınırlardan elini kolunu sallayarak geçen uyuşturucu baronlarına karşı tavizsiz bir savaş açacağını beyan etti. Uyuşturucu çetelerinin ve baronların kökünü kazıyacağını vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkeye uyuşturucu belasını getiren o baronlarla mücadele etmezsem benim adım Kemal olmasın” diyerek konuşmasını kararlılık mesajıyla tamamladı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:

GÜCÜN ÖNÜNDE EĞİLMEYİZ

Hiçbir gücün önünde eğilmeyiz. Sadece ve sadece hakkın önünde eğiliriz. Hakkın önünde, hakkı arayanların önünde, halkın önünde eğiliriz. Onlara saygı duyarız. Ama gücün önünde eğilmeyiz. Güç ayrı bir şey, onun önünde eğilmeyiz.

Efendim, sevginin, barışın, güzelliğin, dertlerin yaşandığı bir Türkiye’deyiz. Bizim yeniden ama yeniden güçlü bir iradeyle alana çıkmamız lazım. Yeniden bu ülkenin sorunlarını, unutturulan sorunlarını ama herkesin yaşadığı sorunları yeniden hatırlatmak zorundayız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Çünkü biz halkın partisiyiz.

Çünkü biz halka inananların partisiyiz, halkla birlikte yaşayanların partisiyiz. Biz saraylarda oturmuyoruz, biz köşklerde oturmuyoruz, biz villalarda oturmuyoruz. Kendi evlerimizde ailecek huzur içinde yaşayıp herkesin de huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye özlemiyle mücadele ediyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz.

Ve herkesin şu gerçeği bilmesi lazım: Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi devlet kuran partidir, devlete yön veren bir partidir. Devlete yön veren, çağdaşlığı arayan, çağdaşlığı her alanda Türkiye’ye getirmek isteyen bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin sorunlarıyla ilgili en sağlıklı çözümleri üreten ve halka sunan bir partidir.

Herkesin bunu bilmesi lazım. Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güzel bir cümlesi var; der ki: “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” Cumhuriyet Halk Partililer o kimsesizlerin kimsesi olmak zorundadırlar. Hep beraber kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, gençliğiyle beraber olmak zorundayız, birlikte olmak zorundayız.

SİYASETİN VE MEDYANIN UNUTTUĞU İNSANLARIN PARTİSİYİZ

Biz toplumun unuttuğu, medyanın unuttuğu, evlerinde viski kadehleriyle siyaset yapanların unuttuğu kişilerle beraber oluyoruz. O kişilerin Türkiye’yle ilgili sorunları var mı? Var. Kendileriyle ilgili sorunları var mı? Var. Ama o sorunların çözümü için onların yanındayız. Hiç kimseyi yalnız bırakmayacağız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Çünkü biz siyasetin unuttuğu insanların partisiyiz.

Daha geçenlerde Ankara’da mevsimlik tarım işçilerine gittim. Bir buçuk milyon tarım işçisi var. Onlar çoluk çocuk, yaşlı genç geliyorlar. Tarımın ana aktörleri bunlar. Ürünleri toplamasalar piyasaya ürün sunamazlar. Onların dertlerini dinledim, onlarla beraber oldum, çocuklarıyla beraber oldum. Okullarını terk etmişler.

Buradan Milli Eğitim Bakanı’na çağrı yapıyorum: Okulları eğer siz gerçekten herkesin okulu yapmak istiyorsanız o çocuklara geçici de olsa öğretmen görevlendirin, gitsinler o çocukların eğitimiyle ilgilensinler. Sağlık Bakanı’na sesleniyorum: Oradakilerin sağlık sorunlarıyla ilgilensinler.

Bakınız, CHP dışında kimse bunu yapamaz, kimse gitmez. Onlardan haberleri bile yoktur. Ama biz toplumun her kesimiyle iletişim halindeyiz. Bir dertleri olduğu zaman mutlaka CHP’yi ararlar. Biri der ki: “Buradan bizim sesimizi yükseltecek insanlar var.” Parti halkın partisidir; halkın partisi ise “O halde bizim de partimizdir” diyorlar.

HİÇBİR ÇOCUĞUN YATAĞA AÇ GİRMEDİĞİ BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ

Biz CHP’yiz, köklü bir partiyiz. Biz yine toplumun unuttuğu, dikkate almadığı ama her an gördüğümüz, her an karşılaştığımız çöpten kağıt toplayanların, demir toplayanların, naylon toplayanların da sorunlarına eğildik. Onları ilk kez gidip ziyaret eden, onlarla beraber olan, onların sorunlarını dile getiren yine halkın partisi Cumhuriyet Halk Partisi oldu.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Biz hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye istiyoruz. Her evde huzurun olmasını istiyoruz, her sofrada bereketin olmasını istiyoruz. Bizim hedefimiz o. Çünkü biz çalıp çırpmayı bilmeyiz, bizim o işlerle ilgimiz yoktur. Bizim tek derdimiz halktır, halk!

Her aileye, bu ülkede yaşayan her bireye güvenlik getirmek, onların geleceğini güvence altına almak için mücadele eden ve özel bir sigorta dalını sürekli dile getiren parti yine biziz. Aile Destekleri Sigortasını hiç kimse unutmasın. Özellikle kadın kardeşlerim hiç unutmasınlar. Gittiğiniz her yerde bunu anlatın, her yerde. Kadın bu ülkede sahipsiz değildir, onun da geleceğini güvence altına almak zorundayız.

CHP İKTİDARINDA HİÇ KİMSE DÜŞÜNCESİNDEN ÖTÜRÜ HAPİSTE KALMAYACAK

Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz, biz halkın partisiyiz. Hiç kimsenin kimliğini siyaset konusu yapmayız, hiç kimsenin inancını siyaset konusu yapmayız, hiç kimsenin yaşam tarzını siyaset konusu yapmayız. Her vatandaşın benim başımın üstünde yeri var, her CHP’linin başının üstünde de yeri var.

Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız dedik. Dün bununla ilgili yine bir basın toplantısı yaptım. Türkiye’nin temel sorunu nasıl çözülür, nasıl çözülmeli; bununla ilgili de düşüncelerimizi açıkladık. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Üniversitelerin özerkliğini getireceğiz, hiç kimse endişe etmesin.

CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş hapiste kalacak, ne Can Atalay kalacak, ne Tayfun Kahraman kalacak, ne Osman Kavala kalacak, ne Selçuk Mızraklı kalacak ne de avukatlar hapislerde kalacak. Bunu iyi dinleyin, getireceğiz!

Mısır’daki sağır sultana da anlatacağız. Ya bu ülkede hak olmazsa, hukuk olmazsa, adalet olmazsa ülke nereye gidecek? Birilerine çalışan bir devlet olmaz. Devlet halk için çalışır, millet için çalışır.

DEVLETİN KÖR KURUŞUNA TENEZZÜL ETMEYİZ, HESAP VERMEYİ ONUR SAYARIZ

Biz ahlaki zeminde siyaset yaparız. Ahlak bizim için vazgeçilmezdir. Ahlaki zeminde siyaset yapmazsanız cebinizi doldurmakla meşgul olursunuz, halkı unutursunuz. Biz halkı unutan değil; halkla beraber olan, halkı kucaklayan ve halkın sorunlarını çözmek için yemin etmiş bir kültürden geliyoruz. Bunun mücadelesini vereceğiz.

Biz devletin kör kuruşuna tenezzül eden bir siyasi gelenekten gelmiyoruz. Biz Mustafa Kemal’in, İsmet İnönü’nün, rahmetli Ecevit’in ve Baykal’ın geleneğinden geliyoruz. Ayrıca hesap sormaktan çekinmeyiz, hesap vermekten de çekinmeyiz. Benim siyaset anlayışımda, bütün CHP’lilerin siyaset anlayışında hesap vermek bir siyasetçi için onurlu bir görevdir. Evet, hesabını veririz ve şunu söyleriz: Hesabını veririz ama hesap sormazsanız namertsiniz deriz!

Bizim parayla pula, villalarla, arsalarla işimiz yok. Bizim işimiz bir çocuğun sorunu varsa o soruna kilitlenmektir. Bir aile geçinemiyorsa o aileyle hemhal olmaktır, onun geçimini sağlamaktır. O nedenle alnımız açık ve iktidar sahiplerine, saray şürekasına açıkça her yerde meydan okuruz, meydan!

Bakınız biz CHP’liyiz. Halka hesap sormayız ama halka hesap veririz. Halka hesap vermeyi onurlu bir görev kabul ederiz. Hiç kimse unutmasın; bu parlamentoya ilk kez Siyasi Ahlak Kanunu teklifini veren partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Siyasette ahlak olmazsa sorunlar çözülmez. Siyasette dürüstlük olmazsa sorunlar çözülmez.

Siyasette ahlakı bir tarafa atıp cebinizi doldurursanız halktan uzaklaşırsınız, halk siyasete güven duymaz. Bizim güven vermemizin temel noktası her CHP’linin “Biz düzgün insanlarız, biz temiz insanlarız, biz harama el uzatmayız, biz yalan yanlış söylemeyiz, biz herkesin hakkını hukukunu savunuruz” duruşudur. Sadece insanların mı? Hayır! Doğada yaşayan her canlının hakkını hukukunu savunmak bizim boynumuzun borcudur.

ANKARA’YI PARSEL PARSEL SATANLARDAN HESAP SORACAĞIM

Siyasi ahlak kanun tasarısını bu parlamentoya getiren parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Çünkü siyaset ahlaklı zeminde yürümek zorundadır, olmazsa olmaz. Yolsuzun yanında durulmaz, hırsızın yanında durulmaz, malı götürenlerin yanında durulmaz. Ahlakın yanında durulur, erdemin yanında durulur.

Devleti soyanlarla da mücadele edeceğiz, meclisteki çetelerle de mücadele edeceğiz, devletin hazinesini soyanlarla ve boşaltanlarla da mücadele edeceğiz. Soyguncularla iktidar sahipleri arasındaki bağı gayet iyi biliyoruz. “Çalan bendense kalsın, çalan ondansa benden habersiz nasıl çaldın, ben şimdi senin burnundan getireceğim” diyorlar. Biz bunu da gayet iyi biliyoruz. Ama biz kim olursa olsun Beytülmal’e el uzattıysa o eli kesip bir tarafa bırakmak zorundayız.

Bakınız, bir dönem ne diyorlardı? AK Partili kişi söylüyordu: “Ankara’yı parsel parsel sattılar” diyordu, değil mi? E peki bu parsel parsel satan adam nerede? Elini kolunu sallayarak rahatlıkla geziyor. Kim olursa olsun, Ankara’yı parsel parsel sattıysan CHP iktidarında o parsellerin hepsinin hesabını soracağım sizden, hepsinin!

UYUŞTURUCU BARONLARIYLA MÜCADELE ETMETSEM BENİM ADIM KEMAL OLMASIN!

Kahramanlığı halka verip beraber mücadele edeceğiz, birlikte mücadele edeceğiz. Biz haksızlık ve yolsuzlukla mücadele ederken hiç kimse unutmasın: Bu ülkeye uyuşturucu belasını getirip yerleştiren o uyuşturucu baronlarıyla da mücadele etmezsem benim adım Kemal olmasın! Onlarla da mücadele edeceğiz.

Uyuşturucu baronları elini kolunu sallayarak geliyor. Nereden getiriyor? Afganistan’dan, İran sınırını geçerek geliyor; öbür taraftan güney sınırından geliyor. Bu uyuşturucu çetelerinin de baronlarının da kökünü kazıyacağız!

DEVLETİN KURUMLARINI ÇÜRÜTTÜLER, MECLİSTE SAHTE OY KULLANIYORLAR

İzin verecek miyiz? Elbette izin vermeyeceğiz. Neden? Çünkü biz halkımızı seviyoruz. Çünkü biz halkımızın her sorununu dillendireceğiz.

Tek adam rejimi devletin bütün kurumlarını çürüttü ya! Devletin bütün kurumlarını… Bakın şu anda Meclis’teyiz. Yeri geldiğinde de “Efendim bu Meclis Gazi Meclis’tir” diyorlar. Bu Meclis Gazi Meclis değil; bu Meclis’in büyük bir kısmı malı götürenler Meclis’i!

Bir daha söylüyorum, diyecekler ki “Efendim Meclis’e hakaret ediyorsun.” Hayır efendim, hakaret etmiyorum; gerçekleri söylüyorum, gerçekleri! Bu Meclis’te bir kanun görüşülürken AK Parti milletvekillerinin büyük bir kısmı yok. Sahte oy pusulaları gönderiyorlar “Biz buradayız” diye. Kaç kişi? 76 AK Parti milletvekili sahte oy pusulası kullanıyor!

Bir milletvekili, yani milletin vekili sahte oy pusulası kullanırsa bu milletvekilinin bu memlekete ne faydası olur ya? Hadi sahte oy pusulası kullandın, adın sanın bütün isimler de belli. Peki kardeşim, bu Meclis’in bir başkanı yok mu ya? Nerede bu başkan? Bu başkan demiyor mu “Bir daha bunu yaparsanız ben şunu şunu yaparım” diye? Diyemiyor, diyemez! Çünkü o da saraydan aldığı talimatın gereğini yapıyor.

Sahte oy kullanmak yüzsüzlüktür, ahlaksızlıktır, erdemsizliktir, milleti kandırmaktır. O nedenle bizim görevimiz Meclis’te sahte oy kullanan bu kişilerin kimliklerini bulundukları bölgelerde açıklamaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı eğer bu olayın üzerine gitmezse, gereğini yapmazsa bunu her yerde, her ortamda söyleyeceğiz. Olayın üzerine gitmiyorsan sen de en az onlar kadar suçlusun kardeşim!

BİZ ALIN TERİ DÖKENİN VE ÜRETENİN YANINDAYIZ

Yolsuzluk mu yaptın? Kızıyoruz. Hırsızlık mı yaptın? Kızıyoruz. E kardeşim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sahte oy kullandın ve bu belgelendi. 76 milletvekili! Kimseden tık yok neredeyse. Ama Bay Kemal bunları unutmaz, hiç meraklanmayın. Bunları dillendireceğiz, bunları söyleyeceğiz. Bu geçmişte olan bir olay değil, yeni olan bir olay.

Biz CHP’liyiz, Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Biz üretenin yanındayız, üretenin! Biz alın teri dökenlerin yanındayız. Biz sanayicinin, esnafın, çiftçinin yanındayız. Biz zor koşullarda ihracat yapıp ülkesine döviz getiren ihracatçının yanındayız. Biz Karadeniz’de fındık üreticisinin, Rize’de çay üreticisinin yanındayız. Tarlasında karpuz üretenin, şeker pancarı üretenin yanındayız. Biz kim üretiyorsa, alın teri döküyorsa tamamının yanındayız; hepsinin benim başımın üstünde yeri vardır. Hepsine şükranlarımı sunuyorum. Siz üretin; dertlerinizi, sıkıntılarınızı biliyorum. Sizin dertlerinizi Bay Kemal her yerde, her ortamda dillendirecektir, bundan hiç endişe etmeyin.

MEMLEKETİ TEFECİLERE VE YÜKSEK FAİZE TESLİM ETTİLER

Bunlar ne diyorlardı? “Faiz haramdır” değil mi? E nasıl oluyor da dünyanın en yüksek faizini veriyorsun? Senin verdiğin faiz helal oluyor da başkasının verdiği faiz mi haram oluyor? Faiz faizdir ya! Haramsa haramdır, helalse helaldir. E haram diyen sensin! Arjantin’den sonra dünyanın en yüksek faizini veren Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir, yani saray iktidarıdır.

Bir ülkeyi faize teslim ederseniz, tefecilere teslim etmiş olursunuz. Dünyanın en yüksek faizini veriyorsanız bu memleketi tefecilere teslim etmiş sayılırsınız. Biz tefeciye karşıyız! Yüksek faize karşıyız! Biz üretenin, alın teri dökenin, risk üstlenenin, sanayicinin yanındayız. Üniversitelerde bilim öğreten insanların yanındayız. Gençlerimizin Avrupa’ya gitmesinin değil, kendi ülkelerinde çalışıp üretim yapmalarının yanındayız. Ama memleketi bu hale getirdiler. Arjantin’den sonra dünyanın en yüksek faizini ödeyen bir ülke olduk. E hadi ne diyelim, Erdoğan’ın gözü aydın olsun!

UCUZLAYAN TEK ŞEY VAR: ÇALIŞANIN ALIN TERİ

Aziz milletime de seslenmek isterim. Saray başka bir Türkiye’de yaşıyor, bizim Türkiye’mizde ise durum çok farklı. Onlar rakam anlatıyorlar ama millet pazara çıkamıyor. Onlar pembe tablolar çiziyorlar ama millet evine et götüremiyor. Onlar “Ekonomi büyüyor” diyorlar, vatandaşın sofrası her geçen gün biraz daha küçülüyor.

Soruyorum, hep beraber soralım: Ya bu ülkede ne ucuzladı Allah aşkına bana söyleyin? Ekmek mi ucuzladı? Et ucuzladı mı? Süt ucuzladı mı? Elektrik ucuzladı mı? Doğalgaz ucuzladı mı? Kira ucuzladı mı? Hayır! Ucuzlayan tek şey var: Çalışanın alın teri!

Şimdi diyorlar ki: “Efendim biraz daha sabredin, düzelecektir. Biraz daha dişinizi sıkın.” Ya kardeşim, hadi biz dişimizi sıktık, hadi biz sabrettik; iktidar neyi sıkıyor? İsraftan vazgeçiyor mu? Şatafattan vazgeçiyor mu? Lüksten vazgeçiyor mu? Hiçbirisinden vazgeçmiyor ama fedakarlığı vatandaştan bekliyor!

ÜLKEDE ÇOK CİDDİ BİR GÜVEN KRİZİ VAR

Türkiye’de sadece ekonomik kriz yok, çok ciddi bir güven krizi var. Devlet yönetiminde ciddi bir güven krizi var. Hukuka güven azalmış, adalete güven azalmış, ekonomiye güven azalmış. İnsanlar yarınlarını göremiyorlar. Yatırımcı önünü göremiyor, çiftçi üretmekten neredeyse vazgeçiyor. Gençler bavullarını alıp “Acaba yurt dışına gidersem daha mı iyi yaşarım?” diyor.

Bakın, Denizli’de bir lojistik firmasında işçiler sendika kurma hakkını istediler. Anayasal bir hak; “Ben sendika kuracağım” diyor. Tamamını kapının önüne koydular. Bu sorunu kim seslendirdi? Cumhuriyet Halk Partisi! Çünkü sendika kurma hakkı varsa o hakkı teslim edeceksin. İşçinin, esnafının hakkını teslim edeceksin. O işçiler “Sendika kuralım” derken hepsi bir gece kapının önüne kondu. Bu vicdanlı bir iş midir? Ahlaklı bir iş midir? Hukuka uygun bir iş midir? Alın terine ihanet edenlerin yaptığı iştir bu!

Doruk Madencilik işçilerine söz verdiler; “Sizin sorununuzu çözeceğiz, eylem yapmayın” dediler. Düşünün, koskoca hükümet, koskoca saray bir işverene talimat veriyor; adam “Yapmam, vermem işçinin hakkını” diyor. E siz söz verdiniz! Neden çözemiyorlar? Çünkü karşılıklı ilişkileri varsa, malı götürmüşlerse “Beni sıkıştırırsan ben de seni sıkıştırırım” diyorlar. O zaman seslerini çıkaramıyorlar. İşçinin hakkını, hukukunu kim gözetecek? Cumhuriyet Halk Partisi gözetecek!

HİÇBİR PROPAGANDA MUTFAKTAKİ YANGINI KAPATAMAZ

Değerli arkadaşlarım, sorun Türkiye değil; sorun Türkiye’nin yönetilmesidir. Yanlış yönetiliyorsunuz. Hesap vermeyen bir yönetim var. Bir yönetim hesap vermiyorsa malı götürüyor demektir! Hesap verecek. Hesap vermeyi siyasetçiler ve yöneticiler onurlu bir görev kabul edecek. “Ben hesap veriyorum” diyecek, halkın önüne çıkacak. Dolayısıyla bu ülkedeki en büyük eksiklik doğru ve ahlaklı bir yönetimin olmamasıdır.

Milletin iradesinden daha güçlü bir irade yoktur. Hiçbir propaganda mutfaktaki yangını kapatamaz, gizleyemez. Bu yangın devam ediyor. Herkes bunu gayet iyi biliyor ve Türkiye bu zulmü kabul etmiyor.

Biz hepimiz, hep birlikte Cumhuriyet Halk Partililer olarak; birer nefer olarak, halkın neferi olarak, engellinin, köylünün, işçinin, sanayicinin, üretenlerin, ahlaklı insanların ve gençlerin neferi olarak yola çıkacağız. Yola çıkacağız ve Türkiye’yi yeniden aydınlık, huzur içinde yaşanan bir Türkiye yapacağız. Bunun sözünü ben veriyorum!

Demokrat Gündem

Exit mobile version