KENDİ DE OT, ADI DA OT!

Semiz otu… Tam bir şifa kaynağı! Salatasından tutun da yemeğine kadar 16 şekilde sofraya konabiliyor. Biz Egeliler ‘Semiz otu’ nun yemeğini de salatasını biliyoruz. Ama şimdi yine sofralarımızın vazgeçilmezi ‘soğan’ ile yarış ettiğini bilmiyordum. Kültür mantarı gibi, dikilerek yetiştirilmeye başlanan ‘semizotu’ yakın zamana kadar, tabiatta özellikle, bahçelerde karık denilen sulama alanlarında kendiliğinden yetişir ve çiftçinin […]

Semiz otu…

Tam bir şifa kaynağı!

Salatasından tutun da yemeğine kadar 16 şekilde sofraya konabiliyor.

Biz Egeliler ‘Semiz otu’ nun yemeğini de salatasını biliyoruz.

Ama şimdi yine sofralarımızın vazgeçilmezi ‘soğan’ ile yarış ettiğini bilmiyordum.

Kültür mantarı gibi, dikilerek yetiştirilmeye başlanan ‘semizotu’ yakın zamana kadar, tabiatta özellikle, bahçelerde karık denilen sulama alanlarında kendiliğinden yetişir ve çiftçinin ailesine de, komşularına da, leziz yemek olurdu.

Adı üstünde ‘ot!’

Bugün bir alışveriş merkezinin manav reyonunda kilosu kaç liraydı bu otun, söyleyeyim de, siz de benim gibi şaşın;

25 Lira…

Olacak iş mi?

Kıvırcık marul 8.91 tl.yani 9 lira,

Fındık turp; 11.90 lira,

Bunlar da indirimli fiatlar..

Ne olacak bizim halimiz?

Çarşı pazarı gezen politikacı görüyor musunuz?

Acaba neden?

Önceki yılları anımsayın;

Esnaf ziyaretleri ve öncelikle semt pazarları ilk uğrak yerleri olurdu siyasilerin, bir yere aday olanların…

Şimdi ne konuşuluyor?

‘vermem veremem’ şarkısı okunuyor!

Geçin bunları geçin…

Artık maymunun değil herkesin gözü açıldı…

Ana okulunu bilmiyorum ama ilkokulların ilk sınıflarında bile seçim konuşuluyor.

Gençleri bilmem ama henüz oy atamayacak çocuklar da ‘Kılıçdaroğlu Dedelerini’ çok sevmişe benziyorlar.

Peki bu sevgi nereden geliyor;

Tabii ki evde anne ve babanın, yani ebeveynlerinin sohbetlerinden…

Dikkat dinleniyorsunuz?

Çocuklarınızın kendi hallerinde oyun oynadıklarını sakın sanmayın, düşünmeyin, kulakları sizde!

İsterseniz öğretmenlere sorun, yazdıklarımda bir hata var mı?

Ya da çocuklu ailelere; ‘Beni doğrulayacaklardır…’

Çevreyi biraz dikkatli bakarsak, biraz ilgi gösterirsek, İzmir mitinginden sonra muhalefetin ‘Kır at gibi şaha kalktığını’ göreceksiniz…

Yazdıklarım deneyimlere ve gözlemlere bağlı…

 

*- BİR İKİ AYETTEN SÖZ EDEYİM

Hani ‘kadınla’ ilgili bazı sözler edenler var…

Bir de bunların bazıları kendilerini ‘ulema’ sanıyorlar.

Gayet basit bir iki noktaya değineyim…

Kutsal kitabımızı ellerine alsınlar, sonra da hemen başlarda, ‘Nisa suresini’ okusunlar…

Başka surelerde başka önemli ayetler var, kadınların ne kadar kutsal varlık olduklarına dair ama ben ‘Nisa’ yani Türkçesiyle ‘kadınlardan’ söz eden bu sureyi ısrarla okuyup manasını anlamalarını diliyorum.

Yeri gelmişken söyleyeyim:

Kur’an neden Arapça?

Yaratan bunun yanıtını Zühruf Suresi’nin (43/63) 3.ayetinde şöyle veriyor:

‘Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık!’

Araplara şöyle sesleniyor, Allah’ımız;

‘Onun bunun hakkından savurganlık yapan, azmışlardan oluşmuş bir toplumsunuz, diye, o zikri/Kur’an’ı sizden uzak mı tutalım?’

Bu konuyu daha önceleri çok daha geniş şekilde işlemiştim.

Gelelim tekrar ‘Nisa Suresi’ne;

Yüce yaratan erkekler kadar aynı haklara sahip kadınları anlatıyor.

Yani transit geçmiyor.

Yetim hakkından söz ediyor.

Yetimlerin mallarını kandi mallarınıza katarar yemeyin, bunu yapmak ‘gerçekten’ büyük bir vebaldir, diyor.

Yetim kimdir?

Babasız kalan yavrulardır.

Onlara hem analık hem babalık yapan da anneleridir.

İşte Allah bir ayetinin içinde de, ‘Bir kadınla yetinin!’ nasihatını veriyor.

Bunun tefsirini gerçek aydın ilahıyatçılardan öğrenmenizi diliyorum.

Çünkü bir kadınla, bizim aile hukukunda olduğundaki gibi, evlenildiğinde büyük aile yükü altına girmemiş olunuyor, bu da aile reisi durumundaki erkeklerin, içtimai görevlerini yerine getirmelerini sağlıyor.

Ve 3. Ayetin içinde durumu anlattıktan sonra bir kadınla evlenmenin ‘En uygun yol’ olduğunu söylüyor.

Ve şöyle devam ediyor:

‘Haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur…’

Anlamak istemeyenler bu satırları okumalılar.

Nisa Suresi’nin 4. Ayetinin başında söylenen şudur:

‘Kadınlara, onlara dürüst davrandığınızın göstergesi olan haklarını/mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin.’

Bundan açık kadın haklarının korunması olabilir mi?

İşin aslı şu;

Allah bize ‘oku’ diyor…

İlimden, bilimden, sulhtan söz ediyor.

Herkesi dileği yoldan ayırmıyor…

Ama Şeytan’a uyanlara da verilecek azap ve cezaları hatırlatarak, uyarısın da yapıyor.

Herkesin aklı da iyiliği de kötülüğü de kendine…

İster doğru yolda gidersiniz isterseniz başkasının yolunda…

Sonucuna katlanacak olan sizlersiniz, bizleriz!

Seçim sizlerin…

KENDİ DE OT, ADI DA OT!
Yaşar Eyice

Exit mobile version