İzmir İktisat Kongresi’nde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyduğumuz dönemde, buna neden olan sistemi tartışmamız gerekiyor” dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-EMİN ŞANLI-İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenlediği İzmir İktsat Kongresi’nin sonuç bildirgesi bugün açıklanacak.
Çiftçi, esnaf, sanayici, tüccar, esnaf gibi paydaş grupların ve uzmanların buluşması kapsamında İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Birleşik Kamu İş Genel Başkanı Mehmet Balık, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, İktisatçı Ian Goldin sunumlar gerçekleştiriyor.
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi programında yaptığı konuşmada, iktidarın son 20 yılda uyguladığı yanlış ekonomik kararlara değindi.
MEHMET BOZGEYİK: TOPLUMSAL DAYANIŞMANIN ARTMASI LAZIM
Depremden dolayı yönetememe krizinin daha çok ortaya çıktığını ve Cumhurbaşkanlığı sisteminin eksiklikleri hakkında eleştirilerde bulunan Mehmet Bozgeyik, “Yeni dönemde bunların olmaması için toplumsal dayanışmamızın artması gerekiyor” dedi.
DEPREM YÖNETEMEME KRİZİNİ TEKRARDAN ORTAYA ÇIKARDI
Depremin yönetememe krizini tekrardan ortaya çıkardığını kaydeden KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Ne yazık ki resmi rakamlara göre 50 bin deseler de bunun çok üstünde insanımızın yaşamın yitirilmesine neden olan 6 Şubat depremi hepimizi derinden etkilemiştir. Çoklu kriz, ekonomik kriz derken ülkemiz açısından bir kez daha yöneteme krizini ortaya çıkmış oldu. Yönetememe krizi nedeni ile depremde yaşamış olduğumuz ve hala üzerinden çok gün geçmesine rağmen yine bölgede bulunan depremzedelerin yağmurla, su krizi gibi başka sorunlarla boğuşuyor olması, sorunların giderilmemesi bu yaşamış olduğumuz yönetilmemek krizini daha fazla açığa çıkardı” diye konuştu.
.jpeg%22)
HALA BİR YIL DAHA SÜRE İSTİYORLAR
İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, açıklamalarını, “Deprem bölgesinde yoksullaşmanın hüküm sürdüğünü, 45 gündür bizler de yaptığımız çalışmalarda gözlemledik. Raporlarımızda paylaşıyoruz. Bugün milyonlar bu yönetmeme krizi nedeniyle, bu iktidarın yöneteme krizi nedeniyle terk edip büyükşehirlere göç etmişlerdir. Altını çizerek ifade edelim 20 yıldır akıl dışı rant ile ekolojik yıkım politikaları, imar bağışları doğal felaketler yaratmıştır.
İNSANLARIMIZ BAŞINI SOKACAK ÇADIR VE SU BULAMIYOR
Can ve mal kaybını kat ve kat arttıran bu yönetim felaketler karşısında yetersiz kaldığını ifade etmek istiyorum. İflas eden Cumhurbaşkanlığı sisteminin hala sorunlara hesap verme yerine deprem bölgesindeki halkı borçlandırarak satacakları konutlar için bir yıl daha halkımızdan süre istemeye devam etmeye devam ettiklerini görüyoruz. Oysa biz bugün ve 45 yıl sonra insanlarımızın başını sokacak çadır ve su olmadığını gördük” şeklinde sürdürdü.

TOPLUMSAL DAYANIŞMA YÜREĞİMİZİ ISITIYOR
Toplumda dayanışmanın arttığını söyleyen Bozgeyik, “Depremdeki karamsar tabloya rağmen yıllardır halkın Kızılay’a bağışladığı paraları şirketleştirip satıldıklarını gördük. Bu süreçte her türlü baskıya rağmen filizlenen hepimizi sevindiren toplumsal dayanışmanın da bu süreçte yüreğimizi ısıttığını ifade etmek istiyorum. Biz ve toplumsal örgütler, CHP’nin, HDP’nin belediyelerin halkla yapmış olduğu dayanışma çok önemli katkılar sunmuştur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bölgede yürütmüş olduğu koordinasyona tekrar daha teşekkür ediyorum. Binlerce arkadaşımız hala depremde çöken kamusal hizmetlerin, sağlık hizmetlerin sürdürülmesi için çalışmalarına devam ediyor” ifadelerini kullandı.
BU İKTİDARIN YALAN YÜZÜ TEKRAR TEŞHİR OLMUŞTUR
İktisat kongresinde alınan kararlara değinen Bozgeyik, şunları söyledi: “Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyduğumuz dönemde, buna neden olan sistemi tartışmamız gerekiyor. Tüm bu krizleri, sorunları çözebileceğimiz birçok kararı burada aldık. Yaşamış olduğumuz neo-liberal dönemde oransal olarak en çok sermaye birikim sağlamıştır. Ülkemizde de hem kamu ve işçi sınıfın hakları önemli ölçüde gasp ediliyor. Son 20-30 yıllık dönemi çerisinde birebir ortadan kaldırıldığını gördük. Hak gaspları ile de yetinmiyorlar. Bu dönem açısından devletin piyasa üzerinde etkisi en aza indirgenerek özelleştirmeler ve kamu kaynakları, doğal alanlar özelleştirdiler. Su havzalarının inşaat şirketlerine çekildiğine tanık olduk.”
KESK EŞ GENEL BAŞKANI MEHMET BOZGEYİK’İN KONUŞMASININ SATIR BAŞLIKLARI:
Emeğin adeta 19. Yüzyıl kölelik politikasına doğru itildiğini görüyoruz. Bu noktaya nasıl gelindi? 50 yılı aşkın süredir genel iktisat politikası emeğin karşıtlığı üzerine.
Ne yazık ki aradan geçen 20 yıllık AKP dönemi açısından da baktığımızda Türkiye son dönemde sermaye kuruluşları açısından cazip bir ülke, yatırım normu dışına çıkmıştır. Çünkü var olan anti-demokratik hamleler, Avrupa sözleşmeleri dışındaki uygulamalar güven endeksinde Türkiye’yi daha geri götürmüştür. Tüm kurumlar; sosyal politikalar, hukuk sistemi sürekli iktidar lehine kullanılmıştır.
SİSTEM DEMOKRASİ, EKONOMİ VE BARIŞTAN YANA ÇÖZÜM ÜRETEMEMEKTE
Devletin yapısına baktığımızda gayri meşru mafyanın devlet tarafından yapılandırıldığını görüyoruz. Kapitalizmin yaşama ve yaşam alanlarına tahakkümü daha fazla kolaylaştırıldığını görüyoruz. Gelinen noktada sistemin ekonomi, barış, demokrasiden yana çözümler üretmemektedir. Bunu hem iktisadi hem demokratik sorunlara çözüm üretmediğini açıkça ifade etmemiz gerekiyor.
EŞİTSİZLİK GİDEREK DERİNLEŞİYOR
10-15 yıl içerisinde özelleştirilmeyen nerdeyse kamu kuruluşu olmadığını görüyoruz. Eşitsizliğin her geçen gün daha da derinleştirmiştir. Alım gücümüzün düştüğünü, kesilen gelir vergisi başta olmak üzere vergi yüklerinin daha fazla emek gücüne zarar verdiğini görüyoruz. Sermayeye uygulanmış olan ise vergi muafiyetlerini görüyoruz.
İşte daha dün Cumhurbaşkanı öğretmen atayacaklarını söyledi. Deprem bölgelerinde çalışacak öğretmenler dedi. Barınma ve benzeri sorunlar daha çözülememiş iken öğretmenlerin değil ilk olarak sağlık emekçilerinin ataması yapılması lazım. Şu anda orada bundan daha değerli bir şey yok. Bunlar çözüldükten sonra öğretmen atamasını bunun en az üç katı yaparsın.

Azalan emek gücü ve artan çalışan verimliliği… Bununla birlikte en uzun çalışma süreleri ve çalışanların bir yıl içerisinde almış oldukları asgari izinlerine baktığımızda emekçilerin Türkiye’de daha fazla çalışma verimliliğini ifade eden cazip hale getirildiğini görüyoruz.
TAŞERON ÇALIŞMA METODU KABUL EDİLEMEZ
Taşeron çalışma gibi birçok çalışma metodu görüyoruz. Refah düzeyimizi azaltacak. Önümüzdeki dönem açısından bunların tümüyle ortadan kaldırılması yönünde kararlarımız var. Bu dönem açısından kamu kurumları adeta ticarethaneye dönüşmüş durumda. Bu yolda iktidar çok ileri bir yol almıştır.
İŞ GÜVENCESİ ŞART
Seçimden sonra yeni oluşacak parlamento ve yeni sisteme geçmiş üretiminde hızlıca denetlenmesi de uygulanması için de hep birlikte görev ve sorumluluk almamız gerektiğini burada ifade etmemiz gerekiyor. Çünkü sıralamış olduğumuz bu hakların sağlanması, iş güvencesi açısından gerekiyor.
DAHA FAZLA DEMOKRASİ, HUKUK, ADALET
Benzer iktisat tartışmaları, ekonomi tartışmalar, ekolojik tartışmalar da Ağustos ayında bu yana yürüyor. Özellikle demokrasinin olmadığı yerde hem emeğin hem doğru toplumsal yaşamın inşa edilmesi noktasında yeni ekonomik, demokratik bir ekipman bir programın oluşturulması mümkün olmadığını da gördü. Önümüzdeki dönem daha fazla demokrasi, daha fazla hukuk, daha fazla adaletle ancak bu iktisat programında ortaya çıkan kararların uygulanacağını buradan ifade etmek istiyorum.
Demokrasi eşitlik kardeşlik emekçiler açısından vazgeçilmezdir. Emeğin tanınmadığı yerde ne demokrasiden ne barıştan bahsetmemiz mümkün değil.