Kılıç’tan Balbay’a ihanet yanıtı: “Dalkavukluk yapmadım, diz çökmedim!”

CHP eski İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın, AK Parti heyetiyle bayramlaşmadaki sözleri nedeniyle "demokrasiye ihanet" dediği CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, eleştirilere yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Siyasi yaşamı boyunca hiçbir güç odağının önünde diz çökmediğini vurgulayan Kılıç, "Hiçbir makama ve güç odağına dalkavukluk yapmadım" dedi.

Kılıç’tan Balbay’a ihanet yanıtı: “Dalkavukluk yapmadım, diz çökmedim!”

DEMOKRAT GÜNDEM- HABER MERKEZİ- CHP İzmir eski Milletvekili Mustafa Balbay’ın, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’ı hedef alan yazısı bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Kılıç’ın AK Parti heyetine yönelik “Sorunların çözümü için ortak çalışabiliriz” şeklindeki ifadelerini ana muhalefet rolüyle bağdaştıramayan Balbay, bu yaklaşımı “millete ve demokrasiye ihanet” olarak nitelendirdi. Bu ithama sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren Sevda Erdan Kılıç, sözlerinin çarpıtıldığını savunarak geçmişten bugüne parti içi genel başkanlara yönelik eleştirel duruşunu anımsattı.

BALBAY: “ANA MUHALEFET İKTİDARIN ÇÖZÜM ORTAĞI DEĞİL, SEÇENEĞİDİR”

Mustafa Balbay, köşesinde kaleme aldığı eleştiride, milli güvenlik meseleleri dışında muhalefetin iktidarla ortaklık zemini aramasının yanlış olduğunu öne sürerek şu değerlendirmede bulunmuştu:

“Ülke güvenliğiyle ilgili konularda elbette bütün partiler ortak bildiriler yayımlayabilir, bir araya gelebilir. Ancak demokrasilerde ana muhalefet, iktidarın çözüm ortağı değil, seçeneğidir. Seçenek olmaktan vazgeçtiğiniz an millete ve demokrasiye ihanet etmiş olursunuz.”

KILIÇ: “AK PARTİ İKTİDARINA KARŞI DİK DURDUM, AYAĞA KALKMADIM”

Balbay’ın “ihanet” suçlamasına sert bir dille karşı çıkan Sevda Erdan Kılıç, 19 yaşından bu yana parti örgütünde emek verdiğini belirterek, arkasında hiçbir medya veya televizyon gücü olmadan yükseldiğini ifade etti.

AK Parti iktidarına karşı yürüttüğü mücadeleyi ve parti yönetiminin bazı politikalarına koyduğu şerhleri anlatan Kılıç, “Sayın Özgür Özel’in genel başkanlığı döneminde de itirazlarım olmuştur. AKP iktidarına karşı yıllarca mücadele etmiş bir siyasetçi olarak normalleşme ve yumuşama politikalarına itiraz ettim. AKP Genel Başkanı’nın önünde ayağa kalkmadım. CHP üyelerinin bilgilerinin MİT’in denetimine açılmasına itiraz ettim. Eski Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na ve ailesine yönelik organize trol çetelerinin ve bazı parti yöneticilerinin hakaret kampanyaları karşısında sessiz kalmadım. Bunun bedelini de hakaretlere ve linç girişimlerine maruz kalarak ödedim. Ben hiçbir güç odağının önünde diz çöküp dalkavukluğunu yapmam” ifadelerini kullandı.

“BAYRAM NEZAKETİ İÇİNDE SORUMLULUK HATIRLATTIM”

Bayramlaşma programındaki sözlerine açıklık getiren Kılıç, iktidar temsilcilerine toplumun yaşadığı sorunları bayram nezaketi içinde hatırlattığını belirtti. TBMM’nin millet adına ortak akıl üretmesi gerektiğini söylemenin iktidara teslim olmak anlamına gelmediğini vurguladı.

“SADAKATİM KİŞİLERE DEĞİL, CHP DEĞERLERİNEDİR”

Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel dönemlerinin tamamında doğru bulmadığı her konuda tavrını açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Sevda Erdan Kılıç, kendisine yönelik organize bir linç girişimi yürütüldüğünü iddia etti.

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde verilen bayramlaşma görevini de aynı sorumlulukla yerine getirdim. Dün ne yaptıysam bugün de onu yapıyorum. Çünkü benim sadakatim kişilere ya da kirli sermayenin güç odaklarına değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerlerine, demokrasiye, ülkemize ve halkımıza karşıdır” dedi.

SEVDA ERDAN KILIÇ’IN AÇIKLAMASININ TAMAMI:

Sayın Mustafa Balbay,

Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne siyasette tutunmak için gelmedim. Kendi özel sorunlarına çözüm arayanların yaptığı gibi partiyi bir sığınak, bir koruma kalkanı ya da bir kariyer basamağı olarak da görmedim. 19 yaşında bir üniversite öğrencisiyken, CHP’nin baraj altında kalmasının yarattığı sorumluluk duygusuyla partimin ve ülkemin geleceği için mücadele etmeye geldim.

Evet, çalıştım. Emek verdim. Ama arkamda beni özel olarak destekleyen bir medya gücü, beni parlatan bir televizyon ya da benim için seferber olmuş bir gazete hiç olmadı. İzmir’de ilçe gençlik kolu yöneticiliği, il gençlik kolu başkanlığı, il disiplin kurulu üyeliği, il başkan yardımcılığı, il sekreterliği, il hukuk komisyonu başkanlığı yaptım, 2015’te milletvekilliği ön seçimine girdim ve 35’inci ve 36’ncı kurultaylarda PM üyeliğine seçildim. Sonunda da CHP milletvekilliği görevini üstlenme onuruna eriştim. Bu, hiçbir zaman planlanmış bir kariyer yolculuğu değildi. Emeğin, mücadelenin ve örgüt iradesinin sonucuydu. Elimdeki gücü de hiçbir zaman örgüte karşı, örgütü dizayn etmek için kullanmadım.

Siyasi hayatım boyunca doğru bulmadığım her konuda tavrımı açıkça ortaya koydum. Merhum Genel Başkanımız Deniz Baykal döneminde il gençlik kolu başkanıyken de disiplin kurulu üyesiyken de itirazlarım oldu, herkesin onayladığı dönemde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanken de itirazlarım oldu ve eyleme de dönüştü. Ancak bunu yaparken hiçbir zaman içeriden ve dışarıdan böyle organize bir linç girişimiyle karşılaşmadım. Görevlerim süresince sorumluluğumu unutmadım. Hiçbir makama ve güç odağına dalkavukluk yapmadım. Sayın Özgür Özel’in genel başkanlığı döneminde de itirazlarım olmuştur. AKP iktidarına karşı yıllarca mücadele etmiş bir siyasetçi olarak normalleşme ve yumuşama politikalarına itiraz ettim. AKP Genel Başkanı’nın önünde ayağa kalkmadım. CHP üyelerinin bilgilerinin MİT’in denetimine açılmasına itiraz ettim. 13 yıl partimize genel başkanlık yapmış ve yapmaya devam eden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve ailesine yönelik organize trol çetelerinin ve bazı parti yöneticilerinin hakaret kampanyaları karşısında sessiz kalmadım, “dilsiz şeytan” olmayı tercih etmedim. Bunun bedelini de hakaretlere ve linç girişimlerine maruz kalarak ödedim. En başta da söylediğim gibi, ben hiçbir güç odağının önünde diz çöküp dalkavukluğunu yapmam.

Bayramlaşma programında söylediklerim ise son derece açıktır. İktidar partisinin temsilcilerine, toplumun yaşadığı sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik sorumluluklarını bayram nezaketi içinde hatırlattım. Halkın sorunlarının çözümünün takipçisi olacağımızı ifade ettim. TBMM’nin millet adına ortak akıl üretmesi gerektiğini söylemek, iktidarın politikalarına ortak olmak anlamına gelmez. Muhalefetin görevi iktidara teslim olmak değil; millet adına denetlemek, eleştirmek ve çözüm üretmektir.

Sayın Özgür Özel’in Genel Başkanlığı döneminde verilen Meclis’teki görevlerimin yanı sıra Van, Ağrı, Eskişehir, Aydın ve son olarak da yaklaşık bir ay önceki Erzincan saha görevini nasıl tereddütsüz yerine getirdiysem, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde verilen bayramlaşma görevini de aynı sorumlulukla yerine getirdim. Dün ne yaptıysam bugün de onu yapıyorum.

Çünkü benim sadakatim kişilere ya da kirli sermayenin güç odaklarına değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nin değerlerine, demokrasiye, ülkemize ve halkımıza karşıdır. Bu çizgi değişmedi, değişmeyecek.

Kılıç’tan Balbay’a ihanet yanıtı: “Dalkavukluk yapmadım, diz çökmedim!”
Demokrat Gündem

Exit mobile version