Kötülüğün kristalize olduğu odaklar bellidir. Yetkin bir akıl bunu görür. Cesareti olan kavga verir, cüreti eksik olan mesafelenir. Erdemsiz akıl ise menfaat uğruna cürümdaş olur.
Benim öfkem kötülüğün kendisine değil yalnızca; daha çok “—mış gibi”lere yönelik.
İyiymiş gibi yapanlara, alternatifmiş gibi görünenlere… Kötülüğün değirmenine su taşıyıp ellerini temiz tutmaya çalışanlara.
Yüreksizleri, hak vermesem de, anlayabiliyorum. Herkesin cesur olması beklenmez. Kimi korkar, kimi susar, kimi kenara çekilir. Bunun adı korkaklıktır ama en azından dürüst bir korkaklıktır.
Anlayamadığım ise kötülüğün etrafında cilveleşenler.
Açıkça taraf olmadıkları için kötülüğün kendisi kadar tehlikelidirler. İtiraz eder gibi yapar, muhalefet eder gibi görünür, alternatifmiş gibi konuşurlar. Ama bütün yollar dönüp dolaşıp aynı değirmene çıkar.
Alternatif popülizmin eyyamcılarıdır bunlar: seçimi boykot ederek sisteme karşı durduğunu sanan, iktidarla muhalefeti “aynı madalyonun iki yüzü” ilan edip kendini bilgece bir tarafsızlığa yerleştiren, kavga büyüdükçe daha çok “ikisi de kötü” diyerek geri çekilen tipler.
Kötülükten rahatsız görünmekle ona karşı çıkmak arasındaki fark burada açığa çıkar: biri yalnızca bir tavır görüntüsüdür, öteki bedel ödemeyi gerektirir. Hakikat insanı çoğu zaman rahatından eder, gerçek bir itiraz alkıştan önce yalnızlık getirir.
Kötülük yalnızca kötülerle büyümez; ona karşıymış gibi yapanların sağladığı konforla da güçlenir, çünkü bu insanlar itirazın dilini kullanırken itirazın sorumluluğundan kaçar, kötülüğün karşısında duruyormuş gibi görünürken onun hüküm sürmesine yarayan sessizliği üretirler.
Kötülüğün en kullanışlı müttefiki, onu savunan değil; ona karşı çıkıyormuş gibi yaparak herkesin vicdanını rahatlatandır.
ÖNCEKİ YAZISI: Çangal: Er Meydanından Masaya Hile-i Şer’iyye