Britanya Kralı 3. Charles, Jeffrey Epstein ile olan ilişkisi ve kamu görevinde usulsüzlük iddialarıyla gündemden düşmeyen kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor’un gözaltına alınması üzerine resmi bir açıklama yayımladı.
Derin kaygı duyduğunu belirten Kral, sürecin adil ve düzgün işletilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Net bir şekilde söyleyeyim: Hukuk işlemeli” dedi.
Buckingham Sarayı, 19 Şubat 2026 itibarıyla son yılların en zorlu krizlerinden biriyle karşı karşıya. Daha önce tüm askeri unvanları ve “Prens” unvanı elinden alınan Andrew Mountbatten-Windsor’un gözaltına alınması, Kraliyet ailesindeki “ayrıcalık” tartışmalarına son noktayı koydu.
Kraliyetten “Tam İşbirliği” Sözü
Kral 3. Charles, yayımlanan mesajında sürecin şeffaf bir şekilde yürütüleceğine dair güvence verdi:
İngiltere Kralı Charles haberleri büyük bir üzüntü ve kaygıyla öğrendiğini belirtti. “Uygun makamlarca, uygun bir tavırla incelenecek tam, adil ve düzgün bir süreç takip edecek” diyen Charles, kurumların soruşturmaya tam destek vereceğini yineledi.
Kral Charles, açıklamasını, “Ailem ve ben tümünüze karşı görevlerimize ve hizmetlerimize devam edeceğiz” diyerek noktalayan Kral, skandalın devlet işleyişini etkilemeyeceği mesajını verdi.
Skandalın Arka Planı: Epstein ve Usulsüzlük İddiaları
Andrew Mountbatten-Windsor’un gözaltına alınmasına giden süreç, sadece Jeffrey Epstein ile olan arkadaşlığıyla sınırlı kalmadı: Giuffre, 17 yaşındayken Andrew ile cinsel ilişkiye girmeye zorlandığını iddia etmiş, Andrew bu iddiaları reddetmesine rağmen kamuoyu baskısıyla unvanlarını kaybetmişti.
Andrew’un Windsor Kalesi’ndeki 75 yıllık kullanım hakkını sadece 1 milyon sterline alması ve ödediği cüzi kira, vergi mükelleflerinin tepkisini çekmişti. Başbakan Keir Starmer, parlamentoda gelen sorular üzerine Kraliyet mülklerinin ve Andrew’un harcamalarının kapsamlı bir şekilde incelenmesini desteklediğini açıklamıştı.
Sarah Ferguson ve “Epstein Adası” Bağlantısı
Skandal, Andrew’un eski eşi Sarah Ferguson’a da sıçramış durumda. Ferguson’un kendi kız çocuklarını Epstein’in adasına götürdüğüne dair iddialar ve Epstein ile olan yakın arkadaşlığı, onursal başkanı olduğu vakıfların kendisiyle bağlarını koparmasına ve Sarah Vakfı’nın kapanmasına yol açmıştı.