DEMOKRAT GÜNDEM- HABER MERKEZİ- Kültür ve sanat, uzun yıllar boyunca “kalkınma” denilince akla gelen ekonomik ve yapısal hedeflerin gölgesinde, kentsel yaşamın estetik bir detayı olarak görüldü. Ancak İzmir’den yükselen yeni vizyon, bu hiyerarşiyi temelinden sarsmayı hedefliyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde başlayan Uluslararası İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı; yerel yönetimleri, akademisyenleri ve uluslararası kurum temsilcilerini bir araya getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Aras’ın da katılımcıları arasında yer aldığı zirve, kültürün kent yaşamındaki rolünü sıfırdan tanımlamayı amaçlıyor.
“EŞİTSİZLİK HARİTASININ TA KENDİSİ”
Çalıştayın açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın mesajları incelendiğinde sıradan bir protokol konuşmasının çok ötesinde, derinlikli bir sosyal politika eleştirisi barındırıyor.
Tugay, mekanın ruhuna atıfta bulunarak başladığı konuşmasında, 1862’de kurulan Havagazı Fabrikası’nın İzmir’i Osmanlı’da sokak aydınlatması yapılan ilk kent haline getirdiğini hatırlattı. “Bir kentte neyin korunmaya, neyin dönüştürülmeye değer olduğuna nasıl karar vereceğiz? Bu çalıştayı bu sorulara cevap üretmek için düzenliyoruz” diyen Tugay, asıl vurucu tespiti hemen ardından yaptı:
“Kültüre erişimin nasıl dağıldığına bakarsanız o kentin eşitsizlik haritasını da görmüş olursunuz. Öncelikle kültüre erişimi, lüks değil bir hak olarak kavramak gerekir; bu, kalkınma politikası niteliğini de doğrudan yansıtır.”
KALKINMANIN DIŞLANAN UNSURU MERKEZE ALINIYOR
Tugay’ın işaret ettiği bir diğer önemli nokta ise küresel kalkınma politikalarının kronik bir eksikliğiydi. Bugüne dek üçlü eksenin sistematik olarak dışarıda bıraktığı boyutun kültür olduğunu vurgulayan Tugay, UNESCO’nun da altını çizdiği üzere kültürün bir “başlangıç noktası” olduğunu belirtti. Kültür, sadece sanatsal üretimin veya miras alanlarının korunması değil; bireylerin dünyayı algılama ve üretme biçimini belirleyen, kalkınma süreçlerinin yönünü çizen en güçlü kurucu unsur.
Artık yerel yönetimlerin bu dönüşümü kavradığını belirten Tugay, kültürün bir “yan alan” olmaktan çıkıp demokratik kapasiteyi belirleyen kilit bir faktör haline geldiğini ifade etti. Modern kent yönetimleri artık kültürü, eşitsizliklerle mücadelenin en güçlü silahı olarak inşa ediyor.

“EN KALABALIK ROMAN NÜFUSUNA EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ”
Çalıştayın İzmir’de düzenlenmesinin bir tesadüf olmadığını belirten Tugay, kentin demografik zenginliğine dair çarpıcı bir veri paylaştı. İzmir’in binlerce yıl boyunca farklı uygarlıkların çatışmadan ziyade uyum ve işbirliği içinde yaşadığı bir liman kenti olduğunu hatırlatan Tugay, “Türkiye’nin en kalabalık Roman nüfuslarından birine ev sahipliği yapıyoruz” diyerek, politikaların ne kadar kapsayıcı ve çok sesli olması gerektiğinin altını çizdi.
İZMİR’İN TARİHSEL BELLEĞİ: LAİKLİK, ÖZGÜR DÜŞÜNCE VE ÇOĞULCULUK
Konunun belkemiğini oluşturan vizyon, kültürel kimliğin korunmasından ziyade onun beslenip geleceğe taşınmasına odaklanıyor. Tugay’a göre; çağdaşlık, laiklik, özgür düşünce ve çoğulculuk İzmir için yalnızca anlık bir “siyasi tercih” değil, kentin sökülüp atılamaz “tarihsel belleği”. Bu bellek sayesinde kentte sanat üretimi daha cesur, sivil toplum kuruluşları daha güçlü ve kamusal alanlar çok daha özgür bir nitelik taşıyor.
İzmir’in tarihsel birikimiyle ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir aktör olmayı hak ettiğini belirten Tugay, çalıştaydan beklentilerini şu somut hedeflerle özetledi:
- Hangi sanatsal ve kültürel üretimlerin destekleneceğine karar vermek.
- Kültürel mekanların kimler için açık ve erişilebilir olacağını belirlemek.
- Kentin tüm aktörlerinin karar alma süreçlerinde söz sahibi olmasını sağlamak.
- Geniş bir alanda somut politika çıktıları üreterek İzmir’i daha güçlü bir kültür aktörü olarak konumlandırmak.