Mistik Merak Turizmi

Bermuda Üçgeni üzerine anlatılan hikâyeler, modern çağın en dayanıklı masallarından biridir. Oysa meseleye biraz dikkatle bakıldığında görülen tablo şudur: “Gizem” diye nitelendirilen olayların büyük kısmı, aslında oldukça sıradan fiziksel süreçlerin dramatik biçimde yeniden paketlenmesidir. Bilimsel gerçekler ortaya konulduğunda, masalın büyüsü hızla dağılır. Örneğin sıkça anlatılan bir iddia vardır: “Gemiler iz bırakmadan kaybolur.” Bu anlatı, sanki […]

Mistik Merak Turizmi

Bermuda Üçgeni üzerine anlatılan hikâyeler, modern çağın en dayanıklı masallarından biridir. Oysa meseleye biraz dikkatle bakıldığında görülen tablo şudur: “Gizem” diye nitelendirilen olayların büyük kısmı, aslında oldukça sıradan fiziksel süreçlerin dramatik biçimde yeniden paketlenmesidir. Bilimsel gerçekler ortaya konulduğunda, masalın büyüsü hızla dağılır.

Örneğin sıkça anlatılan bir iddia vardır: “Gemiler iz bırakmadan kaybolur.” Bu anlatı, sanki doğaüstü bir müdahale varmışçasına sunulur. Oysa okyanus bilimcilerin cevabı oldukça nettir: Atlantik’teki güçlü akıntılar, özellikle de Gulf Stream, suyun üzerindeki her şeyi çok kısa sürede kilometrelerce uzağa taşıyabilir. Bir gemi battığında enkazın bulunamaması çoğu zaman bir esrar değil, akıntının hızıdır. Denizin hafızası yoktur; olanı hızla dağıtır.

Bir başka örnek ise dev dalgalardır. Okyanus araştırmaları; “rogue wave” (katil dalga) denilen 20-30 metrelik dev dalgaların, eskiden sanıldığından çok daha sık ortaya çıktığını kanıtlıyor. Böylesine muazzam bir kütle, orta büyüklükte bir gemiyi birkaç saniye içinde yutabilir. Olay açık denizde gerçekleştiğinde, geriye çoğu zaman trajik bir sahne bile kalmaz. Ancak insan hayal gücü bu boşluğu hemen doldurur; çünkü doğa yasaları masal anlatmakta pek becerikli değildir.

Benzer bir efsane uçaklar için de kurgulanır: “Pilotlar pusulalarının bir anda çıldırdığını söyler.” Bu söylem hemen manyetik anomaliler, gizli enerji alanları veya zaman kapılarıyla süslenir. Oysa navigasyon biliminin cevabı çok daha basittir: Dünya üzerinde manyetik kuzey ile gerçek kuzeyin çakıştığı bazı bölgeler bulunur. Bu durum hesaplamalarda dikkate alınmazsa rota hataları kaçınılmaz olur. Yani pusula delirmez; bazen insan yönünü şaşırır.

Havacılık kazalarının kayıtlarına bakıldığında tablo daha da sıradanlaşır: ani tropikal fırtınalar, pilotaj hataları, yakıt planlama yanlışları ve mekanik arızalar… Tropikal Atlantik, romantik hikâyelerin değil, sert meteorolojik olayların bölgesidir. Kasırga kuşağında uçan bir uçağın kaybolması, doğaüstü güçlerden ziyade atmosfer fiziğiyle ilgilidir.

Bir diğer önemli nokta ise istatistiktir. Bermuda Üçgeni olarak anılan bölge, dünyanın en yoğun deniz ve hava trafiğine sahip rotalarından biridir. Trafik arttıkça kaza sayısı da doğal olarak artar. Ancak popüler anlatılar bu basit istatistiksel gerçeği görmezden gelir. Çünkü istatistik heyecan üretmez; oysa “gizemli üçgenler” kitap sattırır.

Böylece mekanizma tamamlanır: Birkaç olay seçilir, bağlamından koparılır, üzerine “açıklanamayan gizem” etiketi yapıştırılır ve sahneye Atlantis, uzaylılar veya enerji vorteksleri davet edilir. Bilim ise genellikle bu davete geç gelir ve bütün masalı bozar.

Aslında Bermuda Üçgeni miti, doğaüstü güçlerden çok daha ilginç bir şeyi simgeler: İnsan zihninin açıklama boşluğunu hızla mitolojiyle doldurma refleksini. Bilgi yoksa efsane, veri yoksa hikâye devreye girer. Bilim bu hikâyeleri çoğu zaman tek bir cümleyle özetler: Güçlü akıntı, ani fırtına, navigasyon hatası veya mekanik arıza. Masalın yerini fizik, gizemin yerini meteoroloji alır.

Ancak kabul etmek gerekir ki; meteoroloji, kayıp kıta Atlantis kadar romantik değildir. Bu yüzden bazı insanlar gerçekleri değil, masalları tercih eder. Çünkü akıl açıklama üretir, masal ise heyecan; ve insanlık tarihinin büyük bir kısmında heyecan, akıldan daha cazip bulunmuştur.

Sahi

Sen 

Hangimsin

Benim!..  

Mistik Merak Turizmi
Müjdat Çalış

Exit mobile version