Yeni bir haftaya merhaba derken, geçtiğimiz haftanın gündemine bir göz gezdirdim.
Siyaseti pek de izlemeyenler için gündem iki konuya yoğunlaşmıştı: Altı aylık enflasyon oranları (ilginin asıl nedeni olarak ücret, maaş ve aylıklara yapılacak yarıyıl zamları) ile Deniz Göktaş’ın tutuklanması.
Siyaseti yakından izleyen benim gibiler için de bu iki gündem konusu aynen geçerliydi.
Ek iki gündem konusu, bir önceki haftanın konuları olan CHP’deki gelişmeler ve NATO Zirvesi olarak kalırken, Kürt sorununun çözümüne ilişkin adı belirsiz yasa aradan sıyrılmaya çalıştıysa da, bence, siyaseti yakından izleyenlerin gündeminde bile ilk üçe girmeyi başaramadı.
Gergin Bekleyiş
Siyaseti hiç izlemeyenlerden yakından izleyenlere kadar herkes, hepimiz, işçi ve memurlarla, bilumum emekliler, çoluk çocuk, torun torba, Temmuz’da yapılacak ara zammı gerginlik içinde bekliyorduk.
Gergindik, çünkü Şimşek Programı sayesinde, asgari ücretlilerin 2025’te olduğu gibi 2026’da da ara yıl zammı almayacağı kesinleşmişti.
Gergindik, çünkü AK Parti’nin teşkilat zirvesinde ilçe teşkilatlarından gelen halkın en önemli iki şikayeti bile (1) geçinme, (2) barınmaydı.
Gergindik, çünkü her türlü müdahaleye rağmen yıllık enflasyonun resmi olarak yüzde 30’un altına düşürülemediği, aylık kiraların büyük kentlerde 20.000 liradan başladığı memleketimizde en düşük işçi emeklisi aylığı 20.000, memur emeklisi aylığının 27.772 liraydı.
Gergindik, ama hayal kırıklığını kuşanmış, hazır bekliyorduk.
Şaşırtmayan Son
Beklenen oldu, Haziran ayında yüzde 1’i bile bulmayan tüketici fiyat artışlarıyla birlikte, Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı yüzde 17,76 çıktı.
Ama maaş zamlarının oranı yüzde 13,52 olarak hesaplandı ve bu ara yıl zammıyla işçi emeklisinin en düşük aylığı 23.552 liraya yükselirken, memur emeklisinin en düşük aylığı 3.755 lira artışla 31.527 liraya çıkmış oldu.
Yıllık kira artış oranı ise, yüzde 32,03’tü. Yani 20.000 liralık kira 6.406 liralık artışla 26.406 liraya yükseliyor, ne işçi ne de memur emeklisinin yeni aylığı bu yeni kirayı karşılayabiliyordu.
Şapkadan Tavşan Çıkar mı? Çıkarsa Kimin için Çıkar?
Bazı medya kuruluşları memur ve işçi emeklilerine ayda 4 bin lirayı bile bulmayan ara zammın 10 katını, 11 katını aylık zam olarak alanları haber yaptı: Mesela Cumhurbaşkanının aylık maaşı 41.779 lira artışla 354.497 liraya, milletvekillerininki 37.136 lira artışla 310.332 liraya çıkmıştı.
Aklımın almadığı uygulamalardan biri görevdeki Cumhurbaşkanı, bakan ve milletvekillerinin görev aylıklarıyla birlikte emekli aylıklarını da alması.
Evet, hem görevde hem de emekli olan Cumhurbaşkanımız, Temmuz’dan itibaren 354.497 liralık Cumhurbaşkanı görev aylığına ilaveten 201.677 lira da milletvekili emekli aylığı alacak, yani sıfır masraflı yaşamına 556.155 liralık aylık gelirle devam edecek.
502 milletvekilinin 499’u, yani yüzde 84,3’ü de hem görevde hem emekli. Bu vekillerin aylık geliri 512.000 lira ile en düşük memur emeklisinin 15 kat, işçi emeklisinin ise 21 kat fazlası.
Siyasetle ilgilenmeyenler biraz söylendikten sonra zam farklarını ne zaman alacakları öğrenmenin peşine düşerken, siyasetle ilgilenenlerin aklına takılan sorular şunlardı: Gerginlikten beklenen hayal kırıklığına sakin bir geçiş yapıldı ama derin yoksulluğun da derinine iniş sürdükçe, insanlar hangi duyguya yelken açacak?
Bu duyguyu kim, nasıl, ne zaman siyaseten örgütleyecek? Mesela il ilçe dolaşmaya, bulduğu sıranın, kamyon kasasının, sebze sandığının üstüne çıkıp cami hocası ses yükseltme cihazıyla konuşmaya devam eden Özgür Özel’in şansı var mı? İktidarın Özgür Özel’in bu işi de başarması ihtimalini sevme şansı olmadığına göre, şapkadan O’nun için yeni bir tavşan çıkarma olasılığı var mı? Hatta bu tavşan ne olabilir?
Sıra Kimde Duygusuyla Yaşamak…
Üç tişört ve üç şort koyduğu sırt çantasıyla yurt dışına, arkadaşının yanına, kısa bir tatile gitmiş olan hiciv ustası Deniz Göktaş’ın yurda döner dönmez göz altına alınması ve tutuklanması siyasetle ilgilenenlerin de gündemindeydi.
NATO Zirvesi öncesi TEMA’nın kuş gözlemi gezisine katılmış, dönüş yolunda Doğuş’tan maaşlarını alamadıkları için Ankara’ya yürüyen madencilerle karşılaşıp selam verme gafletinde bulunmuşlardan biri olan 78 yaşındaki emekli öğretmenin bile tutuklandığı bu günlerde, Deniz Göktaş tutuklanmasa sürpriz olurdu.
Ana muhalefet lideri Özgür Özel ve CHP milletvekillerine yalan yanlış çattığında dokunulmaz olan ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarına sokulmaya kalkışan Tamar Tanrıyar’ın serbest bırakılması nasıl sürpriz değil ise, Deniz Göktaş’ın tutuklanması da öyle beklenendi.
Tutuklanma Deniz’e yaradı: Hem ‘’Ölü Deniz’’ini tıklamayan, izlemeyen kalmadı hem de içeride bambaşka dünyalarla tanışmak, pek çok yeni hiciv malzemesi biriktirmek imkanı doğdu. Biliyoruz ki, CHP’nin atanmış Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gençlerin talebi olarak mahkeme koridorunda ilettiği ‘’Salın CHP’yi’’ daha başlangıç!
Yine de bu tutuklamanın memleketimiz insanına ‘’Sıra kimde?’’ diye fısıldadığını da unutmamak lazım. Her zaman ‘’sıradan kötülük’’le el ele yürüyen ‘’sıradan korku’’ birkaç halka birden genişledi desek, yanlış olmaz.
Hal bu olsa da, Deniz’den borç alarak bitirelim yazıyı: Neşemizi (ç)alamayacaklar!
YAZARIN ÖNCEKİ YAZISI: Geçtiğimiz Haftanın Üçlüsü: CHP, NATO Zirvesi ve 12.Yargı Paketi