DEMOKRAT GÜNDEM- HABER MERKEZİ- İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü arasında tahliye ve mülkiyet krizi yaratan Meslek Fabrikası meselesi İzmir siyasetini ısıtmaya devam ediyor.
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın konuya dair Büyükşehir Belediyesi’ni hedef almasının ardından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen’den sert bir karşı hamle geldi.
Ösen, iktidar kanadını süreç yönetiminde tutarsızlıkla ve kentin öz kaynaklarına el koymakla suçladı.
“İŞİNİZE GELİNCE UN FABRİKASI, GELMEYİNCE DGM BİNASI DİYORSUNUZ!”
AK Parti cephesinin Meslek Fabrikası krizini yönetirken kullandığı dili ve isimlendirmeleri hedef tahtasına koyan CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, ortada bilinçli bir hafıza silme operasyonu olduğunu savundu.
İktidar temsilcilerinin söylemlerine dikkat çeken Ösen, yaptığı detaylı değerlendirmede, “Karşımızda öylesine tutarsız bir yaklaşım var ki; aynı bina, iktidarın işine geldiğinde ‘Un Fabrikası’ olarak anılıyor, işine gelmediğinde ve kamuoyunu yönlendirmek istediklerinde bir anda ‘DGM binası’ oluveriyor. Bu sadece basit bir isimlendirme farkı değildir; bu, binanın İzmir kent belleğindeki derin yerini, tarihsel ve kültürel dokusunu zedelemeye yönelik bilinçli bir tutumdur. İzmirlinin hafızasıyla dalga geçemezsiniz” ifadelerini kullandı
HUKUK FAKÜLTESİ BEKLENİRKEN “BAĞIMLILIK MERKEZİ” ŞOKU
Binanın mülkiyetinin el değiştirmesinin ardından ortaya atılan “kullanım amacı” senaryolarına da değinen Ösen, tarihi yapının başlangıçta bir hukuk fakültesi projesi için kullanılacağının konuşulduğunu, ancak gelinen noktada binanın Yeşilay’a tahsis edileceği yönündeki iddiaların ayyuka çıktığını belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen , bu duruma, “Devletin elinde, atıl durumda bekleyen, kullanıma açılabilecek onlarca, yüzlerce bina varken neden özellikle İzmir’in simgesi olan tarihi bir taş yapı tercih ediliyor? Yüzyıllık, estetik ve tarihi bir taş binayı alıp bir ‘bağımlılık merkezi’ne dönüştürmek ne kadar doğrudur, ne kadar akla ve mantığa sığar? Bunu vicdanlı İzmir kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu kentin simgeleri, plansız ve dayatmacı kararlara kurban edilemez” sözleriyle tepki gösterdi.
“KURUMLARIN İSMİ ARKASINA SAKLANIP İZMİRLİNİN VERGİSİNİ GASP EDEMEZSİNİZ”
Sürecin arka planındaki en can alıcı noktanın mülkiyet tartışmasından ziyade bir “emek ve vergi” gaspı olduğunun altını çizen Milletvekili Seda Kaya Ösen, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yapı için harcadığı milyonlara dikkat çekti.
Harabeye dönmüş bir binanın, tamamen İzmirlilerin ödediği vergilerle ayağa kaldırıldığını hatırlatan Ösen, “Buradaki temel sorun, sadece bir mülkiyetin kağıt üzerinde el değiştirmesi değildir. Buradaki asıl sorun; İzmirlilerin alın teriyle, vergileriyle, Büyükşehir Belediyesi’nin devasa bütçeleriyle restore edilmiş, kente kazandırılmış kamusal bir alanın bir gecede elden alınmasıdır. Vakıflar veya Yeşilay gibi saygın kurumların ismini öne sürerek, bu haksız el koyma durumunu meşrulaştıramazsınız. Kentin öz kaynaklarını yok sayan bu zihniyete karşı İzmir’in hakkını savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.