MAYIS’TA

1 Mayıs günü alandaydık. Katılım işçinin, emekçinin, emeklinin geçim şartları, yokluğu, yoksunluğu düşünüldüğünde yetersizdi.  ‘Neden böyleydi?’ derseniz; Doruk Madencilik işçilerinin kararlı, yılmaz duruşuyla haklarını aldığına hepimiz tanık olduk. Diğer yanda 1 Mayıs’ta Taksim yasaklanınca “uslu çocuk” olanlar…  Sendikaların kendilerini gözden geçirmelerinin zamanı geldi de geçiyor.  1 Mayıs İşçi ve Emekçinin Bayramının ardından 2 Mayıs’ta; bu […]

MAYIS’TA

1 Mayıs günü alandaydık. Katılım işçinin, emekçinin, emeklinin geçim şartları, yokluğu, yoksunluğu düşünüldüğünde yetersizdi. 

‘Neden böyleydi?’ derseniz; Doruk Madencilik işçilerinin kararlı, yılmaz duruşuyla haklarını aldığına hepimiz tanık olduk. Diğer yanda 1 Mayıs’ta Taksim yasaklanınca “uslu çocuk” olanlar…  Sendikaların kendilerini gözden geçirmelerinin zamanı geldi de geçiyor. 

1 Mayıs İşçi ve Emekçinin Bayramının ardından 2 Mayıs’ta; bu yıl da İşçi Filmleri Festivali başladı. İlk gün gidemedim festivale. 3 Mayıs İzmir için epey serin ve yağmurlu bir gündü. “Vakittir” deyip Türkan Saylan Kültür Merkezindeki gösterimlere gittim. 

Saat 15:00’de Kasiyerler Ayağı filmi vardı. Konusu ne olabilir sizce? Film, Kuzey Kıbrıs’ta geçiyor. Kiler Market patronunun bir gün karar verip marketlerdeki kasiyerlerin oturdukları sandalyeleri kaldırmasıyla başlıyor. Bağımsızlık Yolu partisinden bir kadın müşteri bunu fark ediyor. Meraktan diğer Kiler mağazalarına da gidiyor. Hepsinde kasiyerler ayakta. Film, Bağımsızlık Yolu Partisinin Kiler mağazaları önünde, kaldırımda durumu anlatan broşür dağıtması ve müşterilerle konuşarak dikkatleri konuya çekmesiyle sürüyor. Belgesel 29 dakikalık.

İkinci film Gece Mesaisi, 20 dakika. Üniversite öğrencisi genç bir otelin gece vardiyasında resepsiyon görevlisi olarak çalışmaktadır. Ama ne kısa kahve molalarında, ne de tuvalette patronun kendini gözetleyen gözünden; ‘Ne oluyor, neden yerinde değilsin?’ sorusundan kurtulamaz. Müşteri gelse ‘Ne konuştun?’ sorgulaması. Kendine ait, nefes alabileceği tek bir anı yoktur. Keyfi şekilde sandalyeleri kaldıran patrondan gözü sürekli üzerinizde olan patrona. Değişen bir şey yok. Yapıyorlar, çünkü yapabiliyorlar. Filmler böyle bitmiyor, tahmin edersiniz. 

Ardından “Merhaba Ankara” Büyük Öğretmen Yürüyüşü, 69 dakikalık belgesel. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının Haziran 2025’deki İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüşünü anlatıyor. Film Fakir Baykurt’un; 

“ Ayakların olsun da yürüme

Gözlerin olsun da görme

Dilin olsun da söyleme

Düşün, ne farkı var senden dağın taşın?” sözlerinin yazıldığı pankartla başlıyor. Belgeseli bu yürüyüşe katılan sendikalı öğretmenlerle izliyoruz. 

Yazının burasına gelip ‘Ülke yangın yeri Özgün, sen oturmuş film anlatıyorsun’ diye düşünenler olabilir. Ayşe’ye, Fatma’ya, Bilal’e anlatır gibi anlatayım. Canım kardeşim yaşadığın sorunları görüyorsan, farkındaysan; ayağa kalkıp ses yükseltecek olan sensin. Yoksa; düşün, ne farkı var senden dağın, taşın?

MAYIS’TA
Özgün Utku

Exit mobile version