Rol modellerimizi güçlendirmeden dezavantaj döngüsü kırılmaz!

Dezavantajlı toplumlarda kalkınmanın en güçlü araçlarından biri, yalnızca ekonomik destekler ya da sosyal yardımlar değildir. Asıl dönüşüm, o toplumun kendi içinden çıkan başarı hikâyelerinin görünür hâle gelmesiyle başlar. Çünkü insanlar en çok kendilerine benzeyen insanların başarabildiğine inanır. Roman toplumu açısından bugün üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan biri de budur. Yıllarca “okusan da bir şey […]

Rol modellerimizi güçlendirmeden dezavantaj döngüsü kırılmaz!

Dezavantajlı toplumlarda kalkınmanın en güçlü araçlarından biri, yalnızca ekonomik destekler ya da sosyal yardımlar değildir. Asıl dönüşüm, o toplumun kendi içinden çıkan başarı hikâyelerinin görünür hâle gelmesiyle başlar.

Çünkü insanlar en çok kendilerine benzeyen insanların başarabildiğine inanır.

Roman toplumu açısından bugün üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan biri de budur.

Yıllarca “okusan da bir şey değişmez” duygusuyla büyüyen bir topluluğun içinden artık üniversite mezunları, yetişmiş gençler çıkmaya başladı.

Bu, yalnızca bireysel bir başarı değildir. Bu, toplumsal dönüşümün en önemli sosyal sermayesidir.

Fakat burada kritik bir soru karşımıza çıkıyor:
Bu eğitimli insan kaynağını görünür kılabiliyor muyuz?

Ne yazık ki çoğu zaman hayır.

Roman Strateji Belgeleri hazırlanıyor, Roman Eylem Planları açıklanıyor, toplantılar yapılıyor, çalıştaylar düzenleniyor. Ancak bu belgelerin en önemli ayağı olan “rol model oluşturma” konusunda aynı kararlılığı göremiyoruz.

Oysa bir üniversite mezunu Roman gencinin kamu kurumunda görev alması yalnızca bir kişinin işe girmesi değildir.

Bir mahallenin çocuklarına verilen sessiz ama güçlü bir mesajdır:

“Demek ki okuyunca oluyormuş.”

Bu cümle bazen yüzlerce sayfalık strateji belgesinden daha etkili olabilir.
Rol modeller, dezavantajlı toplumların görünmeyen öğretmenleridir.

Bir çocuk kendi mahallesinden çıkan bir doktoru, bir öğretmeni, bir mühendisi, bir belediye yöneticisini gördüğünde artık hayalini televizyon ekranlarında değil, kendi sokağında kurmaya başlar.

İşte sosyal devlet tam da burada devreye girmelidir.

Pozitif ayrımcılık yalnızca ekonomik destek vermek değildir.

Pozitif ayrımcılık; dezavantajlı grupların içinden yetişen nitelikli insan kaynağını görünür kılmak, onları desteklemek ve toplumun önüne rol model olarak çıkarabilmektir.

Bu nedenle buradan açık bir çağrı yapmak istiyoruz.

Başta valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız ve iş dünyamız olmak üzere sosyal devlet anlayışını benimseyen bütün kurumlara sesleniyoruz:

Roman toplumuna yönelik stratejik eylem planları hazırlıyorsanız, istihdam politikalarınızı da aynı vizyonla yeniden değerlendirin.

Bugün elimizde sayıları belki henüz çok fazla olmayan ama her biri büyük emeklerle yetişmiş eğitimli bir sosyal sermaye bulunmaktadır.

Bu insanları yalnız bırakmayın.
Onları görünür kılın.
Onları değerlendirin.
Onları destekleyin.

Çünkü onların başarısı yalnızca kendi kariyerleri değildir; binlerce Roman çocuğunun geleceğe bakışını değiştirecek toplumsal bir yatırımdır.

Rol modeller güçlendikçe eğitim güçlenir.

Eğitim güçlendikçe özgüven artar.

Özgüven arttıkça toplumsal katılım büyür.

Toplumsal katılım büyüdükçe yoksulluk döngüsü kırılmaya başlar.

İşte gerçek sosyal politika tam da budur.

Bugün kurumlarımızın önemli bir kısmı hâlâ Roman toplumuna yönelik politikaları ağırlıklı olarak sosyal yardım ekseninde değerlendirmektedir.

Oysa artık yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Roman toplumu yalnızca desteklenecek bir topluluk değildir.
Aynı zamanda yatırım yapılacak bir insan kaynağıdır.

Bu nedenle her kurum kendi bünyesinde şu soruyu cesaretle sormalıdır:

“Roman toplumundan yetişmiş eğitimli bireylerin rol model olabilmesi için biz ne yaptık?”

Eğer bu soruya güçlü bir cevap veremiyorsak, hazırlanan eylem planlarının en önemli halkalarından biri eksik kalmış demektir.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hedefimiz yalnızca Roman çocuklarının okula gitmesi olmamalıdır.

Asıl hedef; o çocukların mezun olduktan sonra liyakat temelinde fırsat bulabilmeleri, görünür olabilmeleri ve kendilerinden sonra gelecek kuşaklara umut olabilmeleridir.

Çünkü bir toplum, kendi rol modellerini çoğaltabildiği ölçüde geleceğini değiştirir.

ROMAN TOPLUMUNUN BUNA İHTİYACI VARDIR
TÜRKİYENİN DE BUNA İHTİYACI VARDIR

Rol modellerimizi güçlendirmeden dezavantaj döngüsü kırılmaz!
Abdullah Cıstır

Exit mobile version