Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü köşe yazısında Ankara kulislerini hareketlendiren iddiayı gündeme taşıdı.
Selvi, Türkiye’nin envanterindeki S-400 sistemlerinin Körfez’deki bir ülkeye satıldığını ve bu işlemin bugün kamuoyuna resmen duyurulacağını yazdı. Satışın gerçekleştirildiği adres olarak Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) veya Katar işaret edilirken, netleşme için gün içinde yapılacak resmi açıklamaların beklenmesi gerektiği ifade edildi.
Yaptırımlardan Kurtulma ve Gelir Elde Etme Stratejisi
Hava savunma sistemlerinin elden çıkarılmasıyla Türkiye’nin iki yönlü bir kazanım elde edeceğini belirten Selvi, bu hamleyle hem ABD’nin CAATSA (Amerika’nın Düşmanlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) yaptırımlarından kurtulunacağını hem de satış üzerinden gelir sağlanacağını aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’ye sunacağı bir mektupla yaptırımları kaldırabileceğini belirten Selvi, bu mektupta “sistemlerin çalışmaz durumda olması”, “S-400’lere sahip olunmaması gerektiği” ve “Rusya ile benzer ilişkiler geliştirilmeyeceğinin taahhüt edilmesi” yönündeki üç temel sorunun yanıtlanmasının yeterli olacağını kaydetti.
“S-400 Tercih Değil Zorunluluktur”
Süreçte gelinen nokta gözleri geçmiş açıklamalara çevirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400 tedarik sürecinin yoğun tartışmalara yol açtığı 2019 yılında yaptığı bir değerlendirmede, sistemlerin alınmasının keyfi bir karar olmadığını vurgulamıştı. Erdoğan, parlamentodaki eleştirilere tepki göstererek, “Bu keyfi değildir, az önce de söylediğim gibi bir zorunluluktur ve bu zorunluluğun bir gereği olarak devam ediyor” ifadelerini kullanmıştı.
2,5 Milyar Dolarlık İmzadan F-35 Krizine: Süreç Nasıl İşledi?
Türkiye, 2017 yılının sonunda Rusya Federasyonu ile toplam maliyeti 2,5 milyar dolar olan iki adet S-400 sisteminin satın alınması konusunda sözleşme imzalamıştı.
Sistem parçalarının 12 Temmuz 2019’da Türkiye’ye teslim edilmeye başlanmasının ardından Washington yönetimi, 5 gün sonra Türkiye’yi proje ortağı olduğu F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkardığını ilan etmişti. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte Aralık 2020’de onaylanan CAATSA yaptırımları, Nisan 2021 itibarıyla Türkiye’ye karşı resmen devreye sokulmuştu.