TMMOB'a bağlı Mimarlar Odası İzmir Şubesi yönetim, Konak'ta bulunan tarihi Necatibey Ortaokulu için alınan yıkım kararı ve uygulamasının ardından konuya dair bir basın toplantısı düzenledi. 'Kriz Zamanlarında Herkes İçin Eğitim' başlıklı AB projesinden alınan fonla, hakkında korunması gerektiği yönünde bilirkişi raporu olan tarihi okul binasının mahkeme süreci beklenmeden yıkılmasına tepki gösteren Avukat Olgun Soydan, "Zannediyorum bu projeden yararlanmak amacıyla başvuran ekip AB makamlarını yanıltmış olmalılar. Eksik ve yanlış bilgi verilerek, iyi bir amaç görüntüsü altında gizlenerek bu fon alınmış. Kaç okulun bu fon kapsamında yenilendiği de mutlaka araştırılmalı. Zaten şu anda yaptıkları binayı da bitirmemişler. 23 Nisan’da ihale şartnamesine göre bitmiş olmalı ve eğitime başlamalıydı. Onu da yapamamışlar. 121 milyon lira sadece bu okul için ihale bedeli. Kriz zamanlarında okulların yenilenmesi amacıyla yürütülen bir proje. Fonun kullanımında yanlış bilgilendirme ve yanıltma olabilir diye oraya da bir müracaatımız olacak. Bu okul örneğinde biz koskoca bir uygarlığı bir gecede yıkarız mesajına karşı, bundan sonra o kadar kolay yıkamazsınız karşılığını almalılar" dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-2021 yılında yıkılan ancak yıkımın başlatılmasının ardından ‘korunması gereken taşınmaz kültür varlığı’ kararı çıkan okul hakkındaki süreçle ilgili düzenlenen toplantıda yıkıma tepki gösterildi.
Öte yandan oda yetkilileri İzmir Depremi’nin ardından hasar gördüğü için yıkımına karar verilen ancak yargı süreci sürmesine karşın 7 Nisan’da yıkım ihalesine çıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’na gönderme yaparak, “İzmir Büyükşehir Belediyesi 7 Nisan’da yıkım ihalesine çıkacak. Kent belleğinde yeri olan bir bina içindeki hurda bedeli üzerinden pazarlanacak. Bu konuda da mücadelemizi sürdürüp farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Umarız Necatibey alınan her kararın doğru olmadığını gösteren bir karar olur” denildi.
AVUKAT OLGUN SOYDAN SÜRECE DAİR BİLGİLENDİRMEDE BULUNDU
Cumhuriyet döneminin ilk mimari yapılarından biri olan Necatibey Ortaokulunun yıkım sürecinin mahkemenin atadığı bilirkişi raporu kararı beklenmeden başlatıldığını belirten Avukat Olgun Soydan, önce süreç hakkındaki bilgileri paylaştı.
SOYDAN: KORUNMASI GEREKTİĞİNE BİLİRKİŞİ RAPORUYLA KARAR VERİLDİ
Avukat Soydan’ın sürece dair verdiği bilgiler şu şekilde: “Necati Beye ilişkin yıkım ve dava sürecini incelediğimizde bir medeniyetin nasıl hızlıca ve keyfi bir şekilde yıkılabildiğinin hikayesini de okumuş oluyoruz. 2021 yılında mimarlar odası olarak incelemelerin sonunda 1927 yılında temeli atılan ve kesintisiz eğitime devam edilen okulun KTVK Kanunu kapsamında korunması gerekil taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmesi için bakanlığa başvuru yaptık. 2021 yılında bakanlık bu başvurumuzu reddetti. Bunun üzerine bir iptal davası açtık. Keşif sonunda 13 sayfalık gerekçeli bir rapor hazırlandı. Yapıldığı dönemin niteliğini yansıtan mimari bir örnek olduğunu, özgünlük karakterinin bulunduğunu, bir anı değerinin olduğunu bu rapor tespit etti. İzmir mimarlık tarihi, İzmir’in Cumhuriyet dönemi mimarlık tarihi açısından korunması gerektiği tarihi ve bilimsel gerekçeleriyle tespit ederek açıkladı.
BİNA YIKILDIĞI İÇİN KARARIN BİR DEĞERİ KALMAYACAK ANCAK…
Biz başvuru yaptıktan sonra KTKV 1 No‘lu kurula inceleme için yazı yazdı. 5 Ağustos 2021 yılında. 16 ağustosta kurul iki uzman görevlendiriyor. Sanat tarihçisi ve mimar. Bu iki uzman tek cümleden ibaret bir gerekçeyle istemin reddi gerekliliği yönünde rapor hazırlıyor. 24 Ağustos 2021 yılında verilen bu karardan bir gün sonra kurul toplanıyor. Ertesi gün bizim başvurumuzu bir gün sonra reddediyor. 19 Ağustos’ta yani bir hafta önce Kültür Bakanlığı burada her türlü inşaii faaliyetin durdurulması kararı alınmasına rağmen bu bina yıkılıyor.
Bilirkişi raporundan sonra mahkeme tescil edilmesi gerekir diye karar verecek. Anı değeri ve özgünlük değeri olan, Cumhuriyet dönemi İzmir mimarisini simgeleyen bir yapı yok edilmiş olacak. Hukuken davanın sonucunu bekliyoruz. Bina yıkıldığı için bu kararın bir değeri kalmamış olacak artık.”

SOYDAN: BU, GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMADIR
Koruma kurulundaki heyetin görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle şikayet etme seçeneğini de değerlendirdiklerini kaydeden Avukat Olgun Soydan, “KTKV kurulları konusunda uzman ve bu varlıkları korumak üzere teşekkül eden kurullar. İstihdam edilen kişilerin de mutlaka bu eserlere ilişkin olarak uzmanlıklarının olması gerekiyor. Sadece bir cümleyle, yasanın 6. Maddesindeki koşulları taşımadığı tespit edilmiştir deniliyor. Kurul da itiraz ve sorgulama olmaksızın kabul ediyor. Bu, kötüye kullanmadır görevi. Mahkemeye rapor sunan 3 kişilik heyet, konunun uzmanı olduklarını, 13 rapordaki atıflardan, buranın tarihi geçmişine yönelik kelimelerinden anlayabiliyoruz. Fakat raporun altındaki imzalardan bu kişilerin nasıl bir uzmanlık ve yetkinlikleri olduğunu bilmiyoruz. Bilerek bilgilerini kötüye kullandıkları bir konuda yıkıma, zarar uğrattıkları gerçek olduğuna göre, görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle ve KTVK Kanunu’na aykırı davrandıkları için şikayet etme seçeneği var. Bunu şimdi mi mahkeme karar verdikten sonra mı yapacağımıza karar vereceğiz ve bu konuda harekete geçeceğiz” diye konuştu.

SOYDAN: FONUN KULLANIMINDA YANLIŞ VE EKSİK BİLGİ VERİLMİŞ OLABİLİR
Avukat Olgun Soydan, yıkılarak yerine yapılan yeni binanın AB’den fon alan bir proje olduğunu ancak muhtemelen AB kurumlarına eksik ya da yanlış bilgi verildiğini düşündüklerini de dile getirerek, “AB projesiyle yapılmış. Kriz zamanlarında eğitim projesi diye öngörülen bir proje. Göç ve salgın döneminde eğitimin yeniden yapılandırılması amaçlı. Zannediyorum bu projeden yararlanmak amacıyla başvuran ekip AB makamlarını yanıltmış olmalılar. Eksik ve yanlış bilgi verilerek, iyi bir amaç görüntüsü altında gizlenerek bu fon alınmış. Kaç okulun bu fon kapsamında yenilendiği mutlaka araştırılmalı. Zaten şu anda yaptıkları binayı da bitirmemişler. 23 Nisan’da ihale şartnamesine göre bitmiş olmalı ve eğitime başlamalıydı. Onu da yapamamışlar. 121 milyon lira sadece bu okul için ihale bedeli. Kriz zamanlarında okulların yenilenmesi amacıyla yürütülen bir proje. Fonun kullanımında yanlış bilgilendirme ve yanıltma olabilir diye oraya da bir müracaatımız olacak. Bu okul örneğinde biz koskoca bir uygarlığı bir gecede yıkarız mesajına karşı, bundan sonra o kadar kolay yıkamazsınız karşılığını almalılar” dedi.
UĞUR YILDIRIM: KENTLER BELLEĞİYLE VAROLAN ORGANİK MEKANİZMALARDIR
Mimarlar Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Yıldırım, “Kentler belleğiyle, kültürüyle, dokusuyla var olan organik mekanizmalardır. Müdahalelerin tamamı kentin ölümüne sebep olacak durumlardır. Yerinde olmayan kararlarla süreç bu noktaya gelmiştir. Bu noktadan sonra mahkeme yapı tescillenmelidir diyebilir. Yapı yerinde olmasa ancak tescilli olsa da kurul orada yapı ve inşaata izin vermez. Rekonstrüksiyon yapılması gündeme gelebilir mi? Doğru mu? Bunların tartışılması gerekiyor. Umuyorum bu hata başka binalarda kent belleğinin olduğu yerlerde yaşanmaz.
YILDIRIM: BÜYÜKŞEHİR BİNASINDA 7 NİSAN’DA YIKIM İHALESİNE ÇIKILACAK
Oda Yönetim Kurulu Üyesi Yıldırım, büyükşehir belediyesi ana hizmet binasının 7 Nisan’da yıkım ihalesine çıkmasını da örnek göstererek, “Kentimizde aynı tehlikeyle karşı karşıya olan ve tartışmalara konu olan bir diğer yapı da Büyükşehir Hizmet binası. 7 Nisan’da yıkım ihalesine çıkılacak. Maalesef kent bellediğinde yeri olan bir bina içindeki demirlerin hurda değeri üzerinden pazarlanacak. Umarım Necatibey, alınan her kararın doğru olmadığını gösteren bir karar olur” dedi.
İLKER KAHRAMAN: EN TEMEL NOKTA CUMHURİYET VE CUMHURİYET DEĞERLERİ
Toplantıda ortak açıklamayı okuduktan sonra da değerlendirme yapan Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı İlker Kahraman ise, Oxford kentini örnekleyerek, “Oxford şehrinin eski fotoğraflarına baktığınızda eski mi yeni olduğunu ağaçların boyundan anlayabiliyoruz. Koruma alınmış yapı aslında. Kapı kalmış, hatıra değeri olarak saklamışlar sanırım. Bizim ülke olarak en temel barındırdığımız nokta Cumhuriyet. Cumhuriyet değerlerinin o yoklukta ortaya koyduğu eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi ortaya koyulmalı. Siz yıkmaya karar verdikten sonra her türlü bahanesini bulursunuz. Minareyi çalan kılıfını hazırlar mevzusu var burada. Önemli olan tarihe sahip çıkıp bunun üzerine bir kurgu yapılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Erhan Uzunoğlu da katıldı.
TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi'nin ortak basın açıklaması metni ise şu şekilde:
"20. Yüzyıl başlarında Cumhuriyetin genç kadroları tarafından yapılan pek çok eser modern mimarlık mirası olarak korunmalı iken bizdeki yeni dönem anlayışı ile ne yazık ki korumamak, taklit inşa etmek veya Selçuklu-Osmanlı cephe kaplamalarına özenme anlayışı benimsenmektedir..
Tüm dünyada kültürün devamı olarak ele alınan yaklaşımlar ülkemizde özellikle son yıllarda eski ve değersiz olarak görülmekte, hızlı, özensiz ve kullanışsız yaklaşımlar övülüp değerli kılınmaktadır.
Toplumsal bellekte yer etmiş, bizlerin kentle, mekânla ilişki kurduğu yapılar; köklerimiz tek tek elimizden alınarak korumamız gereken tarihimiz ne yazık ki yok edilmektedir.
Bunun son örneğini konuşmak için bir aradayız.
1927 yılında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik’in çabalarıyla temeli atılan Necatibey Ortaokulu’nun inşaatı 1928 yılında tamamlanmış, 1929 yılında da eğitime başlamıştır. Necatibey Ortaokulu’nun inşaat yılları, İzmir’de Kazım Dirik ve halkın çabalarıyla büyük bir okullaşma hareketinin başladığı ve birçok okul binasının inşa edildiği bir döneme karşılık gelmektedir. Bu okul binaları, inşa edileceği yerleşimin nüfusuna göre büyüklükleri değişen 20 farklı tip projeye göre inşa edilmiştir. Dönemin Milli Eğitim Bakanının ismini alan Necatibey Ortaokulu, bu tipler içerisinde ölçek olarak en büyük olan tipe göre inşa edilmiştir.
İzmirde Cumhuriyet’in kuruluşu ile benimsenen eğitim seferberliği başarıyla uygulanmış, ve kalabalık nüfuslu yerleşimlerde inşa edilen çok sınıflı şehir ve kasaba okullarından az nüfuslu yerleşimlerde inşa edilen tek sınıflı köy okullarına kadar geniş bir yelpazede farklılaşan birçok farklı ölçek ve nitelikte okul binası inşa edilmiştir. Ancak, cumhuriyetin ideolojisini topluma anlatmak ve benimsemek ideali çerçevesinde inşa edilen bu okulların korunmasında aynı başarının gösterilebildiğini söylemek zordur. Toplam 20 tip projeye göre inşa edilen yaklaşık 500 okul binasından tescillenen yapı sayısı oldukça azdır
Necatibey Ortaokulu, dönemin yapı üretim tarihine ışık tutması, tip proje anlayışını yansıtması ve çoğu Türkiye’nin önemli mimarları arasında yer alan bir ekip tarafından üretilmiş olması sebebi ile mimari değere sahiptir.
Eğitime başladığı 1929 yılından günümüze geçen 92 yıl boyunca Necatibey Okulu’nda pek çok öğrenci yetişmiş ve yapı İzmir’in ve bulunduğu çevrenin kent belleğinde yer etmiştir. Bu özelliğiyle yapı anı değerine sahiptir.
Bu sebepler ile Mimarlar Odası İzmir Şubesi Necatibey Ortaokulu sahip olduğu tarihi belge, mimari, özgünlük ve anı değeri ile korunması gerekli bir kültür varlığı olduğunu göstermek için koruma kuruluna başvurmuştur. Ancak, ne yazık ki koruma kurulu, şubemiz ile benzer bir şekilde düşünmemiştir. Bunun üzerine şubemiz kurul kararını dava etmiştir ve geldiğimiz noktada mahkemenin atadığı bilirkişilerinde bizler gibi düşünerek Necatibey ortaokulunu “Korunması gereken taşınmaz kültür varlığı” olarak tanımlamışlardır.
Süreç bu şekilde işlerken, karar verici hepimizin kültürüne ait bu yapıyı mahkeme süreçlerini beklemeden yıkmıştır. Geldiğimiz noktada yapının değeri anlaşılmış ancak yapı yıkılıp yok edilmiştir.
Mimarlar odası sürecin takipçisi olacak, korunması gereken kültür varlıklarımızın gelecek nesillere aktarılması ve kültün devamlılığının sağlanması için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Yapılan yanlışların tekrarlanmaması ve korunması, övünülmesi gereken kültürümüzün iyi örneklerinin devamlılığının sağlanması yönünde her türlü adımın atılacağının bilinmesini isteriz.
Mimarlar Odası İzmir Şubesi 46. Dönem Yönetim Kurulu…."