TMMOB Afet ve Dönüşüm Çalıştayı başladı

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun düzenlediği ‘Afet ve Dönüşüm’ başlıklı çalıştayın açılışında konuşan TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, İzmir Depremi’nin ardından yıkılan ve hasar alan binaların yapım sürecinin sancılı geçtiğine vurgu yaparak, bina yapım maliyetlerinin 225 bin liradan 700 bin liraya çıktığını ve bu maliyetleri bölge halkının karşılamasının mümkün olmadığını belirtti.  DEMOKRAT GÜNDEM- TMMOB İzmir […]

TMMOB Afet ve Dönüşüm Çalıştayı başladı

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu’nun düzenlediği ‘Afet ve Dönüşüm’ başlıklı çalıştayın açılışında konuşan TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, İzmir Depremi’nin ardından yıkılan ve hasar alan binaların yapım sürecinin sancılı geçtiğine vurgu yaparak, bina yapım maliyetlerinin 225 bin liradan 700 bin liraya çıktığını ve bu maliyetleri bölge halkının karşılamasının mümkün olmadığını belirtti. 

DEMOKRAT GÜNDEM- TMMOB İzmir İl Koordinasyon Sekreteri Aykut Akdemir, kooperatifler eliyle kentsel dönüşüm çalışmalarının önemine dikkat çekti. 

Alsancak’ta TMMOB Mimarlık Merkezi’nde başlayan Çalıştay’a Ankara’da Dikmen ve Batıkent kentsel dönüşüm projesini başarıyla hayata geçiren dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı da olan SHP Genel eski Başkanı ve Dışişleri eski Bakanı Murat Karayalçın konuşmacı olarak yer aldı. 

Afet ve Dönüşüm başlıklı çalıştayın açılışında konuşan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Aykut Akdemir, “Depremde yıkılan binaların yerine yenisinin yapılmasının o zamanki maliyeti 225 bin lira idi. Bu maliyet şu anda 700 bin liraya yükseldi.  Deprem bölgesindeki vatandaşların bu rakamları ödemesi mümkün değil. Bayraklı bölgesinde emekliler yoğun, ortalama gelirleri düşük. Demografik yapı tümüyle boşaltılarak, sizi Bayraklı’nın tepelerine götüreceğiz. Buraya da daha çok parası olanlara ev yapılacak. Popülist politikalarla yürütülüyor. Sözümüz olması gerekiyor diye düşünüp bu çalıştayı yapmaya karar verdik” dedi. 

AKDEMİR: ANKARA’DAKİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ ÇOK DEĞERLİ 

“Elimizde kooperatif kavramı var. İzmir de 40 yıl içinde yapılaşma süreci yaşandı. Ankara’daki dönüşüm süreci oldukça değerli” diyen TMMOB İzmir İKK Sekreteri Aykut Akdemir, Ankara’da Dikmen ve Batıkent’te Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesini gerçekleştiren dönemin büyükşehir belediye başkanı da olan SHP Genel eski Başkanı Murat Karayalçın’ı çalıştaya davet ederek, deneyimlerini kamuoyuyla ve ilgili kurumlarla paylaşmak istediklerini dile getirdi. 

AKDEMİR: BİZ HİÇ YALAN SÖYLEMEDİK, SÖYLEMEYECEĞİZ 

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, İZDEDA Başkanı Haydar Özkan’ın da katıldığı çalıştayda konuşan TMMOB İKK Sekreteri Akdemir, “Ankara’da 100 binin üzerinde bir bina yapıldı, bir kent oluştu ve kooperatif kavramıyla oluştu. Orda temiz, hiçbir yolsuzluğu olmayan, insanların mutlu olduğu bir süreç yaşandı. Bu süreç İzmir’de sancılı geçiyor. TMMOB bu ülkenin vicdanıdır. Biz halkımıza hiç yalan söylemedik. İlk defa protesto edilmiştik. Ama biz hiç yalan söylemedik, söylemeyeceğiz. Akıl, bilim, teknikten ayrılmayacağız” ifadelerini kullandı. 

""

RIZA BEY APARTMANI’NDA SAĞ KURTULAN EMİNE YÜCEL SÜRECE TEPKİ GÖSTERDİ 

Çalıştayın açılışında İzmir Depremi’nde yıkılan Rıza Bey Apartmanı’nda annesini, yeğenlerini ve iki kızını kaybeden Emine Yücel, Bayraklı bölgesindeki binaların imara açılma sürecinden çürük binalara enjeksiyon yapılmasına kadar yaşanan hatalar zincirini tek tek anlattı. 

EMİNE YÜCEL: CANLARIMIZ ENKAZ ALTINDA KALARAK KATLEDİLİYOR 

118 kişinin yaşamını kaybetmesinin hata ve yanlış uygulama sonucu olduğunu dile getiren İzmirli depremzede Emine Yücel,  “Depremde kızlarımı, annemi ve yeğenlerimi kaybettim. Fiziken karşınızda olsam da ruhen hala enkaz başında bekliyorum. Enkazdan sağ çıkarılmayı beklerken yaşadığımız çaresizliği kimsenin yaşamasını istemem. Bir anne düşünün 4 yavrusundan biri enkazdan sağ çıkarılsın diye bekledik. Deprem ülkemizin gerçeği olan doğal bir olgu. Canlarımız enkaz altında kalarak katlediliyor. Her depremden sonra giderilmeyecek manevi zararlar oluşuyor. Canınızın sağ çıkmasını beklerken hiçbir şey düşünemiyorsunuz. Arama kurtarma çalışmalarının bile doğru yapılmadığını gördük. Kurtarılan canlar üzerinden destanlar yazılıyor bir yerlerde. Oysa günümüzde depremde can ve mal kayıplarının önüne geçilebilir. Kalıcı önlemler alınabileceği aşikar. Ancak yakından yaşadığımız Sisam depremi gösteriyor ki gelişmiş teknoloji, bilim ve bilincin gerisindeyiz. 118 can orta ölçekli bir depremde yitip gitti. Sorunu çözmek için önce sorunu bulmamız gerekiyor” diye konuştu. 

YÜCEL: SAKLANAN RAPORLAR CANLARIMIZI YİTİRDİKTEN SONRA ORTAYA ÇIKTI 

Depremzede Emine Yücel, yıkılan Rıza Bey Apartmanı’ndaki süreci de anlatarak, “Tarım arazisi olarak kullanılan Manavkuyu bölgesi imara açılmaması gerekirken 97 yıllarında imara açılmasıyla başlıyor Rıza Bey, Emrah, Doğanlar gibi birçok çürük binanın öyküsü. Bu alanlar imara açıldıktan sonra okuma yazmayı bile zor bilenlerce yanlış uygulamalarla, çürük binalar inşa ettiler. Çürük yapılan bu bina zarar görmeye başladı birkaç yıl içinde. Mülk sahibi kişilerin onayıyla rant uğruna çatlaklara enjeksiyon uygulayarak binalara resmen bombaları döşediler. Belediye tarafından beton kalitesinin düşük olduğu zemin etüdü yaptırılması hususunda tavsiye niteliğinde 3. Derece risk raporu kat maliklerine teslim edildi. Belediye ne yapıyor? Hiçbir şey. Belki de rant uğruna binayı mühürlemiyor, yıkılmasını istemiyor. Kat malikleri ve yöneticiler de hiçbir şey yapmıyor. Aman kiracılarımızdan olmayalım, evimizin değeri düşmesin diye bu raporu saklıyorlar. Saklanan bu raporlar canlarımızı yitirdikten sonra ortaya çıktı. Rant uğruna imara açılan bu bölge, çürük yapılan binalar, binaların mühürlenmemesi ve çürük raporları. Rant uğruna yitip giden hayatlar, yıkılan yuvalar, bir daha geri gelmeyecek olan umutlar. Şu anda binlerce ev katliam yapmak üzere hazırlık yapılıyor” ifadelerini kullandı. 

RIZA BEY APARTMANI ALANI BOŞ BIRAKILSIN VE ANIT PARK OLSUN 

Rıza Bey Apartmanı’nın bulunduğu alanın boş bırakılarak anıt park yapılması için başlatılan kampanyaya İzmirlilerin büyük duyarlılık gösterdiğini kaydeden depremzede Emine Yücel, binlerce imzaya karşın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın söz vermesine karşın duyarsız kalmasına tepki gösterdi. 

BAKANLIK VE CUMHURBAŞKANLIĞINCA VERİLEN SÖZLERİN TUTULMADIĞINI GÖRÜYORUZ 

Yücel, “Bakanlıkça az hasarlı binaların zemin etütleri yapılmadan içerisinde canları barındırmaya devam ediyor. Sonrası yine katliam, felaket olacak. Halk olarak bunun kader olduğuna o kadar inanmışız ki. Yaşamlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Biz hala deprem gününü yaşıyoruz. Hala ne yapılabilir bunu düşünüyorum. Yavrularımı koklayamıyorum, anne diye peşimden koşan iki küçük kızım yok. Katledildiler. Rıza Bey Apartmanı alanının boş bırakılması ve anıt park yapılması için mimarlar odası öncülüğünde başlattığımız kampanya büyük yankı uyandırdı. Binlerce İzmirli katılım sağladı kampanyaya. Bu talep çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca söz verilmesine rağmen, verilen bu sözlerin tutulmadığını görüyoruz. İşte yine rant, giden canlarımızın önüne geçti ve önlem alınmazsa can almaya devam edecek” diye konuştu. 

RIZA BEY APARTMANI DAVASINA SAHİP ÇIKILMALI 

İzmirlileri ve duyarlı tüm yurttaşları Rıza Bey Apartmanı davasına sahip çıkmaya çağıran İzmirli Depremzede Yücel, çağrısını, “Emsal karar olabilecek Rıza Bey Davasının sahiplenilmesi çok önemli. Bu dava faillerin cezalandırıldığı bir olguya dönüştürülüp toplumsal bilinç oluşturulabilir. Bu davaya toplum olarak sahip çıkmalı. Rıza Bey’i hukuki emsal olarak gelecek nesillere bırakmalıyız. Depreme karşı kesin önlemler almamız gerekiyor artık. Yerel yönetimler, mimar ve mühendisler ve bizlerin depreme karşı alınacak önlemleri planlamamız gerekiyor. Altında kalan canları nasıl kurtaracağımızı değil, enkaz oluşmaması için neler yapılması gerektiğine bakılmalı. Benim bir anne olarak hayattan tek isteğim başka bir annenin beton yığınlarının arasında yavrusunu aramamasıdır” sözleriyle dile getirdi. 

ZAFER MUTLUER: YIKIM YAŞANAN BÖLGELERDEKİ PLAN KARARLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ 

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Zafer Mutluer, deprem sonrası yaşanan emsal artışı, bunun getireceği olumsuz sonuçlar üzerine bir değerlendirme yaptı. 

MUTLUER: EMSAL ARTIŞI KARARLARINDAN SONRA ‘İZMİR KOKUYOR’ DİYE YAKINAMAZSINIZ

Mutluer, “AFET çalışma grubu olarak afet anı ve sonrasında çalışmalar yürüttük. İzmir’in yetersiz alanları çok. Binalar tekil tekil yenilenecek ve revizyon yapılması imkansız hale gelecektir. İlçe belediyeleri uygulamaları bir devrim olarak sunuyorlardı. Bunun yanlış olduğunu savunan odalar hedef noktasında idi. Emsalin yüzde on arttırılmasının düşük olduğunu ve sebebinin biz olduğunu belirtti. Emsal artışı gündeme geldi ardından K planlaması gündeme geldi. Bayraklı Belediyesi’nin emsal artışı talebi onaylanmış oldu. Bu plan kararı üzerinden yapılan bir hesap. Ruhsat alanına ek yüzde 30 emsal artışı gelecek. Bu artış otopark, nüfus yoğunluğu ve kanalizasyon gibi alt yapı yetersizliği sorununu getirecek. Bu artıştan sonra İzmir kokuyor diye yakınamayız, hakkımız yok. Yaşanan afetler yıkım yaşanan bölgelerdeki plan kararlarını gözden geçirmemizi gerektiriyor. Çözümsüz hale gelmeyecek mi? Yalnız deprem değil her türlü afet riskine karşı dirençli kentler oluşturmak gerekmez mi?” diye sordu. 

MUTLUER: ŞEHİR HASTANELERİ, OTOYOL-KÖPRÜLER İÇİN VERİLEN MÜŞTERİ GARANTİSİ ÜCRETİYLE DEPREMZEDELERİN SORUNLARI RAHATÇA ÇÖZÜLEBİLİR 

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nden Zafer Mutluer, “Vatandaşlar ruhsatlandırılan binalarda devlet mekanizmalarına güvenerek barınırken, afet nedeniyle zarar gördü. Vatandaşlar yaşadıkları mağduriyet nedeniyle borçlandırılmaları hakkaniyete aykırı. Maaşları kadar krediyi nasıl ödeyecekler? Bu nedenle vatandaşları müteahhitle baş başa bırakmak yerine mağdurların tazminatlarının sorumlular tarafından karşılanması için mücadele edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Şehir hastaneleri, otoyol ve köprüler için verilen yıllık ödenen müşteri garantisi ücretiyle İzmirli depremzedelerin sorunlarının çözülmesi rahat rahat sağlanabilir” şeklinde sonlandırdı. 

""

MURAT KARAYALÇIN: KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI TÜMÜYLE RANT MANTIĞIYLA YÜRÜTÜLÜYOR 

SHP Genel eski Başkanı ve Dışişleri eski Bakanı Murat Karayalçın, 1999 depreminde yaşananları anlatarak başladığı konuşmasında, o süreçte hazırlanan raporların tespitlerin ötesine gitmediğini ve gerekli hiçbir çalışmanın yapılmadığını söyledi. 

KARAYALÇIN: RAPORLAR BÜYÜK FACİALARI ÖNGÖRÜYOR ANCAK HİÇBİR ÇALIŞMA YAPILMADI 

Karayalçın, “İstanbul için verilen deprem raporlarını okudum. Rapor ardına rapor, tespitler başka bir şey yok. Kentsel dönüşüm çalışmaları tümüyle rant mantığıyla yürütülüyor. Olmadı, yapamadık. Bu raporların her birisi çok büyük faciaların yaşanacağını ortaya koymuştu. Bunların hiçbirisinin uygulanması için gerekli çalışmalar yapılmadı. Yapılanlar son derece sınırlı. Yüzde olarak bile anlam ifade etmeyen sonuçlar. Daha vahimi bu çalışmalar 1999 depreminde kendiliğinden yurttaşlarımızın toplandıkları boş alanların kamu alanı olarak ilan edilmesini öngörüyordu. Bunların tümüyle imar planı değişiklikleriyle başka alanlar tahsis edildi. Tam bir çöküş. Bu konu belki TBMM’de de açılmalı. Sadece devlet suçlu değil burada. Emine hanımın anlattıkları suçlu sayısının çok olduğunu gösteriyor. Devlet de belediye de apartman yöneticisi de suçlu. Depremsellik gerçeği var Türkiye’de. Özeleştiri yaparak eksiklerimizi sıralayarak bunun giderilmesi için çaba harcamalıyız” diye konuştu. 

KARAYALÇIN: DEPREMSELLİK KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN YALNIZCA BİR ÖĞESİ 

Kentsel dönüşüm meselesinde tanım birliğinin de parasal büyüklüğün de ortaya konamadığını, çelişkili ve farklı açıklamalar yapıldığına dikkat çeken Murat Karayalçın, “Kentsel dönüşüm meselesinde bir tanım birliği yok. Nedir Türkiye’de kentsel dönüşümün sorun alanı, büyüklüğü? Parasal olarak sayısal olarak. 3 tahmin var. Birinci ve ikinci tahmin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın değişik dönemlerdeki yöneticilerinin tahmini. İlk tahmini Erdoğan Bayraktar yaptı. Van Depremi’nin ardından kentsel dönüşümün büyüklüğünün 6.5 milyon konut olduğunu söyledi. 6.5 milyon konutun 20 yılda dönüştürülmesi zorunluluğundan bahsetti. Bunun için de 400 milyar dolar para harcanacak dedi. Bu tahmin AKP yönetiminin inşaata, betona dayalı büyüme modeliyle de uyum içindeydi. Ona çanak tutan, onunla güçlü bağlantısı olan büyüklük. Ancak bunu yapamadılar, yetersiz kaldılar. Türkiye tek adam yönetimine geçtiğinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğinde, yeni bakan sayın Murat Kurum daha değişik bir büyüklüğü ifade etti. Acil olan kentsel dönüşüm büyüklüğü 1.5 milyon ifadesini kullanıyor. Yani 6.5 milyon konut 1.5 milyona indi. Orada acil denilerek siyasi bir ifade kullanıldı. Yılda yine 300 bin konut dönüştürülecek. 3. Tahmin de kaybettiğimiz inşaat mühendisi Prof. Semih Tezcan’ın tahmini oldu. Tezcan, 680 bin konutun dönüştürülmesi yoluyla çözülebileceğini ifade etti. Kentsel dönüşüm ve depremsellik tamamen bütünleşik sunuluyor. Oysa depremsellik kuşkusuz çok önemli ama kentsel dönüşümün yalnızca bir öğesi. Bana göre projelerin yasası olmalı. Yasası planlardır. Bir imar planı olmalı kentsel dönüşüm projeleri için. Plansız kentsel dönüşüm olmamalı. Ama o da yetmez bir de yapılabilirlik çalışması olmalı. Sadece iktisadi yapılabilirlik değil toplumsal yapılabilirlilik de önemli. Yani projenin muhatabı olan kitlenin rızası olmalı. Yalnızca kamunun, belediye başkanının değil toplumun rızası da alınmalı” ifadelerini kullandı.

TMMOB Afet ve Dönüşüm Çalıştayı başladı
Demokrat Gündem

Exit mobile version