TMMOB'dan sert açıklama: 'Tümüyle rant mantığı'

TMMOB İKK Sekreteri Akdemir ve Baro Başkanı Yücel, yaptıkları açıklamada; İzmir depreminde yıkılan, ağır hasarlı olup yıkılan ve depremzedeler için belirlenen konut alanlarına ilişkin hükümet tarafından yürütülen süreç ve işlemleri eleştirdi. Hükümete soruların yöneltildiği açıklamada Akdemir, “Devlet ihaleye çıkmadan önce ortalama bina maliyetleri 180 ve 220 bin lira arasındaydı, kamunun yaptığı ihalelerde ortalama 320 ile […]

TMMOB'dan sert açıklama: 'Tümüyle rant mantığı'

TMMOB İKK Sekreteri Akdemir ve Baro Başkanı Yücel, yaptıkları açıklamada; İzmir depreminde yıkılan, ağır hasarlı olup yıkılan ve depremzedeler için belirlenen konut alanlarına ilişkin hükümet tarafından yürütülen süreç ve işlemleri eleştirdi. Hükümete soruların yöneltildiği açıklamada Akdemir, “Devlet ihaleye çıkmadan önce ortalama bina maliyetleri 180 ve 220 bin lira arasındaydı, kamunun yaptığı ihalelerde ortalama 320 ile 360 bin lira arasında değişiyor” derken Yücel ise, “Sorularımıza yanıt alamadık. Kamu kurumları 3 maymunu oynamaya devam ediyor” dedi.

Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Deprem Çalışma Grubu ile İzmir Barosu Deprem Komisyonu’nun, kentte 30 Ekim 2020 tarihinde yaşanan deprem sonrasındaki süreçte hükümet tarafından yapılan iş ve işlemler üzerine yaptığı ortak çalışma kamuoyuna sunuldu. TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir ve İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel tarafından yapılan basın açıklamasında; depremde yıkılan, ağır hasarlı olup yıkılan ve depremzedeler için belirlenen konut alanlarına ilişkin hükümetin yürüttüğü süreç eleştirildi. Yapılan açıklamada hükümetin yürüttüğü çalışmalarla ilgili sorular yöneltilerek bunların kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiği belirtildi. 

‘YANITLARI ALAMADIK’
Geçtiğimiz hafta TMMOB İKK ve İzmir Barosu olarak yaklaşık 40 kamu kurumunun temsilcileri ile bir araya gelerek deprem sonrası süreçte yürütülen çalışmalarla ilgili sorularını yönelttiklerini ancak yanıt alamadıklarını belirten TMMOBB İKK Sekreteri Akdemir, “Deprem sonrasında yaşanan süreçte kamunun sorumluluğu ve yaptığı işler üzerinden yaptığımız tespitlerdeki çelişkilerle ilgili sorularımızın yanıtlarını alamadık” dedi.

""

‘ÜÇ MAYMUNU OYNUYORLAR’
Kamu kurumu temsilcileri ile yaptıkları toplantının amacına ilişkin açıklama yapan İzmir Barosu Başkanı Yücel, “İzmir’de yaşanan deprem sonrasında yurttaşların yaşadıkları kayıpların nasıl giderileceğine ilişkin şeffaf bir süreç yürütülsün, yurttaşlar nelerle karşı karşıya olacaklarını bilsinler istedik. Ama şu ana kadar bize gelen bir yanıt yok. Kamu kurumları bu konuda 3 maymunu oynamaya devam ediyorlar. Açıklanması gereken çok şey var, sorulması gereken çok şey var. Deprem sebebiyle çok fazla mağduriyet yaşandı, uygulamalar nedeniyle de bu mağduriyetler artarak devam ediyor. Bunların ortadan kaldırılması için devletin, sosyal devlet sorumluluğuna uygun olarak önlemler alması ve yurttaşların mağduriyetlerini en az indirecek tedbirleri hayata geçirmesi gerekiyor. Ama maalesef şu ana kadarki uygulamalar bunu göstermiyor” diye konuştu.

""

‘TÜMÜYLE RANT MANTIĞI VAR’
Deprem sonrasında hükümetin yürüttüğü bina yapımı projeleri çalışmalarında hak kaybı oluştuğunu vurgulayan TMMOB İKK Sekreteri Akdemir, sürecin şeffaf yürütülmediğine de dikkat çekti. Akdemir, “Deprem sonrasında 6’dan fazla proje alanı belirlenmiş. 2020 Aralık ayının ortasından itibaren ihaleler yapılmaya başlanmış. Depremde biz daha canlarımızı enkazdan çıkarmaya çalışırken, daha 24 saat geçmeden ‘8’leri yıkacağız, 5 katlı yapacağız’ diye bir cümle sarf edildi. Hiçbir bilimsel veri olmadan böyle bir açıklama yapıldı. Tümüyle bir rant mantığı var. Daha depremin ilk haftasında Bayraklı’da ki sit alanı olan, orman alanı olan bölgeyi rezerv alanı ilan ettiler. Depremde 2 tanesinde kısmi hasarlı olan 6 tane binayla karşılaşmıştık, onun dışındaki tüm binalar da ağır hasarlıydı. Binaların yıkıldığı yerler de rezerv alan ilan edildi. Tümüyle sıkıntılı bir süreç yaşadık ve bunun arkasında gördüğümüz şey şu; bu yıkılan alanların depremden önceki fiyatlarının birkaç kat üzerindeki rakamlar oluşacak şekilde bir yapılanma sürecinin olacağı ve bu yapılan binaların sahiplerinin eski sahipleri olamayacağı gibi bir gerçekle karşı karşıyayız. Devlet ihaleye çıkmadan önce ortalama bina maliyetleri 180 ve 220 bin lira arasındaydı, kamunun yaptığı ihalelerde ortalama 320 ile 360 bin lira arasında değişiyor. Ranttan kastettiğimiz budur. Devlet ihaleye açıyor, bine yakın binayı firma yapacak, fiyatların düşmesi gerekirken fiyat ortalaması yükseltecek şekilde işler yapılıyor. Şikayetlerimiz bunlar. Bir soylulaştırma süreci var. Çok fazla hak kaybı var. Binaların yapım süresi tamamlandığında orada yaşanacak rant politikası bunun sonucu olacak” açıklamalarında bulundu.

‘NEDEN SORUSUNUN CEVABI KİMSEDE YOK’
Devlet deprem alanında 2 farklı kanunu uyguladığını belirten Baro Başkanı Yücel “Hükümet, neden bir kanunu tercih ettiğini, ötekini tercih etmediğini kimseye açıklamıyor. ‘Ben bunu istedim ve uyguladım’ diyor. ‘Neden’ sorusunun cevabı kimsede yok.  Neden sorusunun yanıtı yani 6A’nın uygulandığı, devletin çöktüğü alanlar dediğim kısım tümüyle rant alanına dönüştürülmek için çaba harcanıyor. Oradaki kat yüksekliğinin, güvenli inşaat alanının bilimsel verilerle şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması şart!” dedi.

‘KAMU KENDİ İMZASINI TAŞIYAN BELGE SUNMADI’
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a eleştirilerde bulunan Aykut Akdemir, ‘Bakan, şu ana kadar bir tane bile kendi imzasını taşıyan bir belge sunmadı. Hep vatandaşın imzası alındı, kamu daha hiçbir belgenin altına imza atmadı. Peşkeş çekmek, rant demek bu. Derdimiz bunu vurgulamak” ifadelerini kullandı.

HÜKÜMETE YÖNELTİLEN SORULAR
“Depremin üzerinden geçen 4 ayda iki rezerv alan ilan edilmiş ve 7 proje bölgesinde ihaleler yapılmaya başlanmıştır. Ancak uygulamalar halen belirsizdir. Depremde zarar gören yapılar sadece Bayraklı’da değildir. Kentin farklı yerlerinde ağır hasar almış yapılar için süreç devam etmektedir.  Depremin üzerinden dört ay geçip temel atma törenleri yapılırken aklımızda yanıtlanmamış pek çok soru vardır. En basitinden kaç konut ağır hasarlı, kaç konut yerinde dönüşmektedir, kaç konuta rezerv alanda yer verilecektir? Bayraklı Şehir Hastanesi yanına 5000 konut yapılacağı söylenmiştir, 5000 konuta ihtiyaç olduğu nereden bilinmektedir? Zaten yapıların büyük çoğunluğu yerinde dönüştüğüne göre 5000 konuta neden ihtiyaç duyulmuştur? Bayraklı’nın üst tarafında, şehir hastanesi yanında ilan edilen rezerv alanı Laka Deresi sel felaketinden sonra oluşturulmuş orman alanıdır. Neden bu alan orman alanı kalıp başka bir alanda rezerv alan ilan edilmemiştir? İzmir’de rezerv alan, yeni konut yapılabilecek başka alan yok mudur?  Rezerv alandaki binaların ihaleleri yapılmıştır. O halde daire başına kaç lira harcanacağı bilinmektedir, neden hak sahibi olmak için imzalattırılan belgede kaç lira borçlanıldığını gösteren kısım boş bırakılmaktadır? Sorularımıza en kısa sürede yanıt verilmesini umuyoruz.”

 

TMMOB'dan sert açıklama: 'Tümüyle rant mantığı'
Demokrat Gündem

Exit mobile version