CHP İzmir Milletvekili Aşkın Türeli yaptığı açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği sorununun sadece teknik bir mesele olmadığını, her yıl binlerce işçinin yaşamını yitirdiği toplumsal bir trajediye dönüştüğünü vurguladı.
Mevcut yasal düzenlemelerin sahadaki karşılığının olmadığını belirten Türeli, kamuoyunda bu ölümlerin artık haklı olarak “iş cinayeti” şeklinde adlandırıldığına dikkat çekti.
ÜRKÜTEN RAKAMLAR
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine dayanarak hazırlanan rapor, 2013 yılından bugüne uzanan karanlık tabloyu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Yasaya rağmen ölümlerin azalmak yerine artış eğilimi gösterdiğini belirten Aşkın Türeli, 2013 ile 2019 yılları arasında 12 bin 189 işçinin hayatını kaybettiğini, 2020 ile 2025 arasındaki altı yıllık süreçte ise bu sayının 12 bin 677’ye yükseldiğini ifade etti.
2026 yılının sadece ilk dört ayında 189 can kaybının yaşandığına dikkat çeken Türeli, 2013’ten Nisan 2026’ya kadar olan toplam bilançonun 25 bin 49 işçi ölümüyle sonuçlandığını açıkladı.
Aşkın Türeli, bu verilerin 6331 Sayılı Yasa’nın iş cinayetlerini azaltmada etkisiz kaldığının ve kağıt üzerinde bir düzenleme olmaktan öteye gidemediğinin en somut kanıtı olduğunu vurguladı.
‘PİYASA YÖNELİMLİ DENETİM İFLAS ETMİŞTİR’
Sistemin kilitlenmesindeki ana nedenin “piyasacı yaklaşım” olduğunu savunan CHP İzmir Milletvekili Türeli, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin maaşlarını doğrudan işverenden almasını eleştirdi.
Aşkın Türeli, “Kendi maaşını ödeyen işvereni denetlemek zorunda bırakılan profesyoneller, sistemin koruyucusu değil, cezasızlık zırhının bir parçası haline getirilmiştir. OSGB eliyle yürütülen bu model felç olmuştur,” dedi.
KAMU KATILIMI SÜREKLİ ERTELENİYOR
Bütüncül bir sistem kurulması gerekirken kamu kurumlarının sisteme dahil edilmesinin yasal değişikliklerle sürekli ertelenmesini eleştiren Türeli, siyasi iradenin kararsızlığının maliyetini işçilerin canıyla ödediğini vurguladı.
RADİKAL DEĞİŞİM İÇİN 3 TEMEL ÖNERİ
Aşkın Türeli, mevcut sistemin temelinden revize edilmesi gerektiğini vurgulayarak hayati çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. İş sağlığı ve güvenliği süreçlerinde “bağımsız denetim” mekanizmasının önemine değinen Türeli, uzmanların ücretlerinin doğrudan işveren yerine kamu tarafından finanse edilen bağımsız bir havuzdan ödenmesi gerektiğini belirtti.
Sektörel dinamiklerin farklılık gösterdiğine dikkat çeken Türeli; inşaat, tarım ve madencilik gibi yüksek riskli alanlara yönelik özel düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Ayrıca, sistemin uluslararası bir vizyona kavuşması için ILO normlarına uygun, yaşam hakkını merkeze alan ve siyasi müdahalelerden uzak özerk bir otoritenin kurulmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
İlginizi çekebilir: Menemen’de güvenli gelecek adımı: Asarlık trafik eğitim parkuru açıldı!