Üç Deniz Girişimi Zirvesi’nde Türkiye imzası: bağlantısallık bir güven koridoru olmalı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Hırvatistan'da katıldığı Üç Deniz Girişimi Zirvesi'nde dünyadaki jeopolitik fay hatlarını analiz etti. 1945 sonrası kurulan uluslararası düzenin "çözüldüğünü" vurgulayan Numan Kurtulmuş, Orta Doğu'daki savaştan Ukrayna'ya kadar geniş bir yelpazede "hukuksuzluğun olağanlaşmasına" dikkat çekti.

Üç Deniz Girişimi Zirvesi'nde Türkiye imzası: bağlantısallık bir güven koridoru olmalı

Türkiye’nin ilk kez “stratejik ortak” sıfatıyla yer aldığı Üç Deniz Girişimi Zirvesi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un çarpıcı mesajlarına sahne oldu.

TBMM Başaknı Numan Kurtulmuş, bağlantısallığın sadece boru hatları ve yollar değil, bir “güven ve değerler koridoru” olması gerektiğini savundu.

‘1945 DÜZENİ İFLAS ETTİ’

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, küresel düzenin sarsıldığı bir dönemde Türkiye’nin jeopolitik konumunu ve uluslararası kurumların işlevsizliğini hedef alan kapsamlı bir analiz paylaştı.

1945 yılında inşa edilen dünya düzeninin artık iflas ettiğini savunan Numan Kurtulmuş; Gazze, Ukrayna ve Sudan’da yaşanan krizlerin tesadüf olmadığını, aksine mevcut sistemin yapısal çöküşünün birer yansıması olduğunu belirtti. Birleşmiş Milletler gibi mekanizmaların bugün sadece şeklen varlığını sürdürdüğünü ancak sahadaki etkilerinin son derece sınırlı kaldığını vurgulayan Kurtulmuş, küresel adaleti sağlayacak yeni bir mimarinin zorunluluğuna dikkat çekti.

Orta Doğu’daki tırmanışın bölgesel sınırları aşan etkilerine değinen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail ve ABD’nin İran ile Lübnan’a yönelik saldırılarının sadece bölgeyi değil, Avrupa’nın ahlaki değerlerini ve ekonomik dengelerini de derinden sarstığını ifade etti. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen deniz trafiğinin ve sivil halkın bu çatışma ortamından gördüğü zararın altını çizerek, küresel ticaret yollarının güvenliğinin tehlikeye atıldığı uyarısında bulundu.

Bu kaotik ortamda Türkiye’nin “stratejik köprü” rolünün her zamankinden daha kritik hale geldiğini belirten Kurtulmuş; Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projelerle Türkiye’nin Karadeniz’den Körfez’e uzanan ulaşım, enerji ve dijital altyapı ağlarında vazgeçilmez bir küresel bağlantı aktörü olduğunu vurguladı.

ADİL VE KALICI BİR BARIŞ İÇİN DİPLOMASİ

Türkiye’nin dış politika vizyonunda bölgesel barışın tesisi, hem stratejik güvenliğin korunması hem de ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir kılınması adına iki kritik eksende yoğunlaşıyor.

Beşinci yılına giren Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini sürdürürken, tarafları masada buluşturabilecek yegâne aktör olarak diplomatik çözüm liderliğini üstlenmeye devam ediyor.

Ankara, savaşın küresel gıda ve enerji arzına olan olumsuz etkilerini minimize etmek adına arabuluculuk rolünü korurken, adil ve kalıcı bir barışın ancak diplomasi kanallarının açık tutulmasıyla mümkün olacağını her platformda vurguluyor.

Güney Kafkasya hattında ise Azerbaycan ve Ermenistan arasında yürütülen barış süreci, bölgenin makus talihini değiştirecek bir kalkınma ivmesinin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Türkiye, bu süreçte kalıcı bir anlaşmanın imzalanmasını sadece iki ülke arasındaki bir uzlaşı değil, aynı zamanda Hazar havzasından Avrupa’ya uzanan ticaret koridorlarının güvenliği ve bölgesel refahın artışı için hayati bir eşik olarak görüyor.

Sınırların açılması ve ulaşım hatlarının işlerlik kazanmasıyla birlikte, Kafkasya’nın çatışma dinamiklerinden arınarak küresel lojistik ağının merkez üslerinden biri haline gelmesi hedefleniyor.

İlginizi çekebilir: İran’dan Tel Aviv’e çifte füze dalgası: İsrail Tahran’ı vuruyor

Üç Deniz Girişimi Zirvesi'nde Türkiye imzası: bağlantısallık bir güven koridoru olmalı
Demokrat Gündem

Exit mobile version