Değerli okurlarım, bugün olmazsa yarın Amerika İran’a saldıracak; çünkü sosyal diyalektik böyle işliyor.
Neden mi? Ben bilmiyorum. Sürüyle sosyolog da bilmiyor herhalde ki toplumlara hiçbir hazırlık yaptırmamışlar.
Kurulu düzenin değişmesi gerektiğini ya da değişeceğini fark edip hazırlık yapmamışlar. Hiçbir topluluk ya da devlet bunu yapmamış.
Değerli okurlarım, günümüzden asırlar önce İngiltere’de uygarlık romantizminin başat havuzunu dolduran Shakespeare, bir şiirinde hayata yılgınlığını, toplumun çürümüşlüğünü, insanlığın yok oluşunu, yaşamanın acımasız savaşını Can Yücel’in çevirisinde şöyle anlatıyor.
Shakespeare sanki zaman yolculuğu yapmış, geri dönmüş de bugünü yazmış gibi:
“Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersizDeğil mi ki ayaklar altında insanlık onuru
O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuşDeğil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
Değil mi ki çılgınlar sahip olmuş düzene
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’eVazgeçtim bu dünyadan, insanlık vazgeçtim senden ama
Seni yalnız koymak var, o koyuyor adama.”
Değerli okurlarım, ABD Başkanı Grönland’ı da alacak, İran’a da saldıracak. Güney Amerika devletçiklerini de hizaya sokacak. Yapay zeka geldi, mertlik bozuldu.
Dijital çağ, ulus devleti ve uluslararası hukuku tanımaz bir biçimde gelişiyor; üstünlerin hukuku yürürlüğe koymakta gecikmedi. Daha da insanlık tanımaz bir şekilde sürecek gibi görünüyor. Yırtınmaya gerek yok.
Sonraları sosyal evrim nasıl işler, bilmem. Çare ne? Bilmem. Eskiye dönmeli mi, onu da bilmem, vesselam.
YAZARIN SON YAZISI: Çözüm ancak CHP ile olur
