Yeşil Pasaport yine gündemde

Urla’da ilk uyarı Beşiktaş ve Efsane Göztepe’nin milli golcüsü Nihat Yayöz aradı, ‘Bugün ne yaptın?’ diye sordu. Merak ettim, neden sormuştu? ‘Urla’da sokaklar delik deşik… Bugün çarşıda 5- 6 kadın düştü, hastanelik oldu. Aman dikkat sokağa çıkarsan kesinlikle ellerin soğuk nedeniyle ceplerinde olmasın… Diğer türlü belki kendini korumaya çalışırsın…’ dedi. Belki de 20 yıldır ilk […]

Urla’da ilk uyarı Beşiktaş ve Efsane Göztepe’nin milli golcüsü Nihat Yayöz aradı, ‘Bugün ne yaptın?’ diye sordu.

Merak ettim, neden sormuştu?

‘Urla’da sokaklar delik deşik… Bugün çarşıda 5- 6 kadın düştü, hastanelik oldu. Aman dikkat sokağa çıkarsan kesinlikle ellerin soğuk nedeniyle ceplerinde olmasın… Diğer türlü belki kendini korumaya çalışırsın…’ dedi.

Belki de 20 yıldır ilk kez Urla’dan İzmir’e ESHOT’a ait toplu ulaşım aracıyla gittim.

Gitmeden önce ‘tarifeyi’ inceledim 84 durak var.

Sanki vatandaşlar ‘Beni bekliyormuş!’ her durakta yolcu var.

Ama günün yoğunluğuna göre 15 dakika ile 25 dakika arasında değişiyor sefer sıklıkları…

Bir de Urla’dan sonra ara duraklara uğramayan otoyoldan ekspres olarak İzmir’de Fahrettin Altay Meydanı’na, yani İzmir’den Yarımadaya çıkış noktasına ulaşılıyor.

Dikkatimi çeken nokta şu:

Sağlıklı oldukları şüphesiz bazı ensesi kalın kişiler, ESHOT’un ‘Bu koltuklar engelli insanlarımız için ayrılmıştır!’ uyarısını hiçe sayıyorlar.

Bana yerini verenler olduğu için, ‘Senin engelli kartın var mı?’ diyerek ortalığı karıştırmadım.

Murat Eştürk yanımda olsaydı, bastonu olanlar, denge kaybı yaşayanlar için ‘Yer verin bakalım!’ diye kesinlikle bu tipleri kaldırırdık.

Tam şoförün arka koltuğunda oturan orta son sınıf öğrencisi iki kız ile tekerleklerin üzerinde oturan iki öğrenci arkadaşları da Balçova’daki bir avm’ye gidiyorlardı.

Ne onlar, ne de diğer ön sıradakilerin ‘ne kadınlarla, ne yaşlılar, ne re engellilerle’ hiç ama hiç ilgileri olmadığı belliydi.

Aklıma Paris’te kadın toplu ulaşım şoförünün, elindeki elmayı kemiren genç bir kadına, ‘Mösyöye yer verin!’ anonslu uyarısı geldi.

Özür dileyerek kalkmıştı.

Elinde ‘Paris Belediyesi’nin verdiği bir kimlik kartı olan’ ileri yaşlı bir kadının da bir gün, şoför arkasında oturduğum yerden, ‘Burası benim için!’ diyerek kaldırdığını, daha arka sıraların bana ait olduğunu da söylemek istiyorum.

Bence Parisli kadın şoför gibi İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da ne kadar belediyelerin toplu taşıma araçlarını kullananlara bu önemli konuda görev ve destek verilmeli…

Çünkü başka türlü ‘sahta uyuyanlar’, ‘kafalarını çevirenler’ şunlar bunlar başka türlü işin doğrusuyla ‘ne insan’ ne de ‘adam’ olamazlar..

*-  HALİDE SAYESİNDE

Halide Demir Polatlı yıllarını mesleğine veren, hatta bu nedenle büyük bir maddi risk altına girip, tüm birikimini ‘Bir iki meslektaşıma ekmek kapısı açtıysam ne mutlu bana!’ diyen genç meslektaşım.

Hiç unutmuyorum, evladı olduğu günlerde, eline para geçmiş ve ‘Gerçek Gazetecilik nasıl yapılırmış, yeni ve genç ekibimizle göstereceğiz!’ demişti.

‘Sakın ha!’ demiştim Halide Demir Polatlı’ya…

O günlerde çok ulusal gazete ile birlikte yerel gazeteler kapanmış, çok meslektaşımız işsiz kalmıştı.

Halide o günden bu güne büyük badireler atlattı.

Şimdi İzmir Gazeteler Cemiyeti’nin de yönetim kurulu üyesi…

‘Habercilik’ deyince ilk akla gelen sevgili Halide…

İşte örneği;

2 yıldır Meclis raflarında bekleyen “basına yeşil pasaport” talebi için Ankara-İzmir hattında sıcak gelişme!

AK Partili Şebnem Bursalı, İGC ziyaretinde gazetecileri heyecanlandıran o sözü verdi.

AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ekrem Selimler, AK Parti İzmir İl Tanıtım Medya Başkan Yardımcısı Hasan Çömlekçi, Meclis Üyesi Aydın Koç da ziyarette yer aldı.

Belli kıdemdeki gazetecilere yönelik yeşil pasaport taleplerinin yaklaşık 2 yıldır Meclis’te beklediğini ve o süreçte İletişim Başkanlığı’ndaki toplantıda konunun ele alındığını Halide’nin yazı ve haberlerinden öğrenmiş olduk.

Yani “basına yeşil pasaport” talebi 2 yıldır Meclis raflarında sırasını bekliyor.

Gazeteci kökenli, AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı, son zamanlarda gazetecilerin önemli taleplerinden biri olan yeşil pasaport konusu ağırlıklı olarak değerlendirildi.

Şebnem Bursalı, gazeteciliğin çok önemli bir meslek olduğunu ve nitelikli gazeteciliğin mutlaka desteklenmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı.

Bursalı ayrıca, yeniden gündeme gelen gazetecilere yeşil pasaport konusunu Meclis’te yakından takip edeceğini de söyledi.

*- MÜHENDİS VE MİMARLARA YEŞİL PASAPORT

15 yıllık kıdemi olan TMMOB üyesi mühendis ve mimarlar için vizesiz seyahat dönemi başlıyor.

Meclis İçişleri Komisyonu’na gelen teklif, kamu görevi yapan gazetecilere Yeşil Pasaport hakkının neden bekletildiği sorusunu gündeme getirdi. Peki meslek örgütü temsilcileri konuya dair neler söyledi?

Pasaport Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi Meclis komisyonuna sunulurken, mesleğinde 15 yılını dolduran mühendis ve mimarlara yeşil pasaport verilmesi yeniden gündeme geldi.

Daha önce gazeteciler için verilen benzer teklifin akıbeti ise belirsizliğini koruyor.

Pasaport Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören ve mühendis ile mimarlara yeşil pasaport yolunu açan kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine alındı.

2/3312 esas numarasıyla kayda geçen teklif, halen TBMM İçişleri Komisyonu’nda inceleniyor.

Teklifin yasalaşması halinde, mesleğinde en az 15 yılını dolduran TMMOB üyesi mühendis ve mimarlar, birçok ülkeye vizesiz seyahat imkânı sağlayan hususi (yeşil) pasaport alabilecek.

Teklifin gerekçesinde, mühendis ve mimarların uluslararası projeler, teknik incelemeler, fuarlar ve mesleki toplantılarda vize sorunlarıyla karşılaştığına dikkat çekildi.

Bu durumun hem mesleki faaliyetleri hem de Türkiye’nin uluslararası temsili açısından sorun yarattığı ifade edildi.

Teklifte, yeşil pasaporttan yararlanabilmek için üç temel kriter öngörülüyor:

Oda kaydı: Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı bir odaya üye olmak

Fiili çalışma: Mesleğini aktif olarak icra ediyor olmak

Kıdem şartı: Meslekte en az 15 yıllık kıdeme sahip olmak

*- GAZETECİLER İÇİN

Öte yandan mühendis ve mimarlara yönelik bu düzenleme, daha önce basın mensupları için verilen benzer bir kanun teklifini yeniden gündeme taşıdı.

2024 yılında MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, 15 yıl mesleki kıdeme sahip basın mensuplarına yeşil pasaport verilmesini öngören bir kanun teklifini TBMM’ye sunmuştu.

Teklifin gerekçesinde; dezenformasyonla mücadele, doğru bilginin yayılması ve medya diplomasisinin güçlendirilmesi vurgulanmıştı.

MHP Milletvekili İsmail Özdemir, gerekçede şu ifadelere yer vermişti: “Basın mensuplarımızın yurt dışında görevlerini daha rahat icra edebilmeleri için gerekli kolaylığın sağlanması, ihtiyaç duyulan yüksek yetkinliğe sahip medya diplomasisinin geliştirilebilmesi açısından önem arz etmektedir.

Bu kapsamda, mesleklerinde 15 yılı doldurmuş, basın kartına sahip ve terör suçlarına bulaşmamış basın mensuplarına hususi pasaport verilmesi gerekmektedir.”

2024 yılında meclise sunulan bu teklif yasalaşmadı ve komisyonda beklemeye alındı.

*- OLAĞAN DERECEDE YÜKSEK

Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Mustafa Elitaş, geçtiğimiz yıl 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaretinde gazetecilere yeşil pasaport verilmesi noktasında çalışıldığını, meclis başkanlığının ve AK Parti Grubunun da konuya olumlu baktığını belirtmiş, “Onunla ilgili genel bir çalışma yapmak lazım. Şu anda yeşil pasaport sayısı olağan derecede yüksek. Belli bir noktaya doğru geliyor sonrasında aşmak için çalışılıyor. Meclis Başkanımız da olumlu görüyor. AK Parti Grubu da olumlu görüyor.

Biz de olumlu görüyoruz ama yeşil pasaportun sayısını önlenmez bir noktaya getiremezsek. Yeşil pasaportun özelliği Avrupa Birliği’ne vizesiz girmek. Yeşil pasaport vizeli hale gelir mi endişesini taşıyoruz. Onun için zaman içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Yeşil pasaportun önüne engel çıkmasın diye en ince ayrıntılarla inceleniyor. Grup Başkanımız da konuyu çok iyi biliyor. İnşallah bir makul noktaya doğru gelmiş olacağız” ifadelerini kullanmıştı.

*- HUKUKA AYKIRI

Çeşme Çevre Derneği Alaçatı’da kurulmak istenen (RES Rüzgar Enerji Santrali) ile ilgili açıklama yaptı.

ÇED raporu almadan faaliyete başlanmasının hukuka aykırı olduğu belirtildi. 

Çeşme Çevre Derneği, Alaçatı’da yerleşim alanlarına yalnızca 300–500 metre mesafede yeniden inşa edilen rüzgâr enerjisi santraline karşı çıkarak kapsamlı bir basın bildirisi yayımladı.

Dernek, söz konusu projenin hiçbir yeni Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci işletilmeden hayata geçirildiğini vurguladı.

Dernek açıklamasında, projenin 1990’lı yıllarda küçük ölçekli türbinler için verilen eski izinlere dayanılarak uygulandığı belirtildi.

Oysa bugün kurulmak istenen türbinlerin teknik kapasite, boyut ve çevresel etki açısından tamamen farklı olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada, modern rüzgâr türbinlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin bilimsel çalışmalarla ortaya konulduğu vurgulandı.

Bu etkiler arasında düşük frekanslı gürültü (LFN), gölge/flicker etkisi, mikro titreşim ve rezonans, uyku bozuklukları, stres ve odaklanma sorunları ile özellikle çocuklar, yaşlılar ve hassas gruplar açısından sağlık riskleri bulunduğu ifade edildi.

*- HERKESİN HOŞUNA GİDEMEZSİNİZ

Herkesin Hoşuna Gitmeye Çalışıyorsanız, Lider Değilsiniz.

Ben senin yöneticinim!”

Bu cümleyi bir tartışmada söylediğiniz an, o tartışmayı zaten kaybetmişsinizdir.

Bu satırlar Bertay Fişekçi’den…

Bu cümle ya da benzerlerini filmlerde değil, iş yerlerinde, hatta dernek ve odalarda resmi yerlerde, belediyelerde hep duyarız.

Peki ya tam tersi?

Hiçbir zaman “Ben senin yöneticinim” demeyenler, her kararı uzlaşmayla alanlar, kimseyi kırmamak için kendi fikirlerinden vazgeçenler…

Onlar ne kadar etkili liderler?

Araştırmalar şaşırtıcı bir şey söylüyor:

Etkili liderler zamanlarının yaklaşık yüzde onunda “uyumsuz” davranıyor. Ne her zaman sert, ne her zaman yumuşak.

Ama o kritik yüzde onu biliyorlar.

Bu durum size tanıdık geliyor mu?

Ekibinizde bir performans sorunu var.

Herkes biliyor, siz de biliyorsunuz.

Ama o kişiyle “zor konuşmayı” yapmak yerine, durumun kendiliğinden düzelmesini bekliyorsunuz.

Haftalar geçiyor, sorun büyüyor, diğer ekip üyeleri mırıldanmaya başlıyor:

“Yöneticimiz neden bir şey yapmıyor?”

Ya da şu senaryo: Toplantıda bir karar alınması gerekiyor. İki farklı görüş var.

Siz hangi yolun doğru olduğunu biliyorsunuz ama “herkesin mutlu olması” için orta yol arıyorsunuz.

Sonuçta ne bir taraf ne diğer taraf memnun, üstelik alınan karar da optimal olmuyor.

*- BİR KERESİNDE…

Bertay Fişekçi anlatıyor:

Bir keresinde bir karmaşık projede “her paydaş” mutlu olacak diye aylarca uğraştığımı ve sonunda projeyi kaybettiğimizi hatırlıyorum. Sonuç?

Hem kimse memnun olmadı, hem de ben o “memnun etme delisi” karakterimi doyuramadım.

O zaman şunu öğrenmiştim:

Bazen en “anlayışlı” davranış, doğruyu söylemek olabilir.

İnsanları rahatsız etmekten kaçınmak, onlara iyilik yapmak olmayabilir.

Orta kademe yöneticiler özellikle bu tuzağa düşüyor.

Bir tarafta üst yönetimin beklentileri, diğer tarafta ekibin ihtiyaçları…

İki tarafı da memnun etmeye çalışırken, hiçbir tarafı gerçekten memnun edemiyorsunuz.

Pozitif Zeka’da buna “Pleaser” (memnun etme delisi) sabotajcısı diyoruz. Herkesin onayını almaya çalışmak, aslında hiç kimsenin gerçek saygısını kazanamamak demek.

*- AŞIRI UYUMLULUK

Sébastien Page, “The Psychology of Leadership” kitabında Big Five kişilik modelinden “agreeableness” (uyumluluk) özelliğini incelerken ilginç bir paradoksa dikkat çekiyor:

Uyumluluk genellikle olumlu bir özellik olarak görülür.

Ama liderlikte aşırı uyumluluk, etkisizliğin reçetesi de olabilir aynı zamanda….

Page’in önerisi net: Etkili liderler zamanlarının yaklaşık yüzde onunda bilinçli olarak “uyumsuz” davranır.

Bu yüzde on, rastgele değil. Stratejik.

Peki bu yüzde onu nasıl kullanacaksınız?

1. SAVAŞLARINIZI SEÇİN

Her konuda uyumsuz olmak, hiçbir konuda uyumsuz olmamak kadar etkisiz olabilir. Sürekli kükreyen aslan, bir süre sonra ciddiye alınmaz.

Page, Game of Thrones dizisinden Joffrey Baratheon’u örnek veriyor. Sürekli “Ben kralım!” diye bağıran Joffrey, aslında en etkisiz yöneticiydi. Bilge dedesi Tywin Lannister’ın sözü çarpıcı:

“Kim ‘Ben kralım’ demek zorunda kalıyorsa, o gerçek kral değildir.”

Pratik adım: Bu hafta, sadece gerçekten önemli olan BİR konuda net duruş sergileyin.

Geri kalanında esnek olun. Farkı görün.

2. ÇATIŞMAYI BİRİKTİRMEYİN

Uyumlu liderlerin en büyük hatası, küçük sorunları görmezden gelerek büyümelerini beklemek olabilir. Kitapta buna “çatışmanın irinleşmesi” deniyor.

Küçük ve sık düzeltmeler (bir fikir ayrılığını konuşmak), büyük ve nadir düzeltmelerden (kavga) daha az acı vericidir. Ancak hiç düzeltme yapılmazsa da o sorun kanser gibi büyür.

Bunu ilişkilerde de düşünün: Eşinize her küçük şeyi söylerseniz, “çok titiz” olursunuz. Ama hiçbir şey söylemezseniz, birikir ve patlar. Dengeyi tutturmak önemli bir liderlik kasıdır.

Pratik adım: Ertelediğiniz “zor konuşma” var mı? Bu hafta içinde yapın. Küçükken çözün.

3. FİKİR SEN DEĞİLSİN

Page’in meslektaşı Jim Tzitzouris’in güzel bir sözü var: “Fikrin sen değilsin.”

Uyumlu liderler, fikirlerine yapılan eleştirileri kişisel saldırı olarak algılıyor. Bu yüzden ya kendi fikirlerini savunamıyorlar, ya da başkalarının fikirlerini eleştirmekten kaçınıyorlar.

Stephen Covey’in dediği gibi:

“Önce anlamaya çalış, sonra anlaşılmaya.” Ama Covey’in kitabında yazmayan bir şey var: Bazen anlaşılmak için ısrar etmek gerekir. Dinlemek yetmez, konuşmak da lazım.

Bir sonraki toplantıda, katılmadığınız bir fikre saygılı ama net bir şekilde itiraz edin. “Farklı düşünüyorum, çünkü…” diye başlayın.

Kendinize dürüstçe sorun: Son bir ayda kaç kez gerçekten inandığınız bir şeyi, “ortamı bozmamak” için söylemediniz?

*- DOĞRU ZAMANDA

Etkili liderlik, herkesin sizi sevmesi değil, etkili liderlik, doğru zamanda doğru şeyi söyleyebilmekten geçiyor. Bu bazen insanları rahatsız edebilir, ama paradoks şu ki, insanlar size bu yüzden daha çok saygı duyar.

Bir düşünün: Hayatınızda size en çok şey öğreten kişiler, her söylediğinize “evet” diyenler miydi? Yoksa sizi zorlayan, bazen rahatsız eden, ama her zaman dürüst olanlar mı?

Cevabı biliyorsunuz.

“İş Hayatında Ezilmeden Yükselmenin 4 Formülü” vardır.

Bunları zaman zaman sizlerle paylaşıyorum.

Yaşar Eyice

Exit mobile version